İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi E.2025/675 K.2025/2077
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/675
KARAR NO : 2025/2077
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/06/2023
NUMARASI : 2023/208 Esas, 2023/492 Karar
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 16.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2013/714 ESAS- 2013/275 KARAR SAYILI DOSYASINDA;
DAVANIN KONUSU: Alacak
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 16/12/202
Taraflar arasındaki alacak davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı davalı ... ... vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... ATEŞ tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, heyetçe yapılan müzakerede incelemenin istinaf sebepleri kapsamına göre HMK m.356 uyarınca duruşmalı olarak yapılmasına karar verildiğinden, Dairemizce yapılan açık yargılama sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalılardan ... ... ile kardeş olduklarını, diğer davalıların davalı ...'in oğlu ve gelini olup. davalı kardeşi adına tapuda kayıtlı taşınmaz üzerine davalıların işyeri kurmak için inşaat yapmaya karar vermeleri üzerine kendisinden borç para istediklerini. 27/05/2002 tarihli geri ödemeye ilişkin protokol ile davalılara 66.312 Euro ve 5.804.dolar borç verdiğini ayrıca davalıların bankadan kredi almaları için nakdi kefalet verdiğini. davalılardan ... adına çekilen kredi borcunun geri ödenmemesi nedeniyle bankanın alacağını 109.891.000.00 TL olarak hesaplarından tahsil ettiğini, davalıların borçlarına karşılık verdikleri çekleri ödemediklerini iddia ederek 66.512 Euro 5.804 dolar, ödenmeyen çekler ile 109.891.000,00 TL'nın 07/11/2002 tarihinden faizleri ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılar davacı ile aralarında düzenlenen protokol ile alacağın nasıl ödeneceğinin düzenlendiğini. protokolde yazılı olmamasına rağmen davacının çekler ile takipler başlattığını, hem protokol düzenlenip hem de protokoldeki ödeme tarihleri ile aynı tarihli çekler verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu diğer alacak kaleminin dayanağı bulunmadığından davanın reddini talep etmiştir.Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi olanİsmet ...'in sağlığında abisi olan davalılardan ... ... ve yeğeni ... ... ile onun eşi ... ...'e duymuş olduğu güvenle kendilerine borç para verdiğini kredilerinde kendilerine garantör olduğunu, ancak borçların geri ödenmediğini. müvekkillerinin murisinin davalılara 27.05.2002 tarihli protokolde belirtilen 66.312 Euro ve 5.804 Amerikan doları borç verdiğini faiz miktarını belirleyip borcu taksitlendirdiklerini, bu borçların da ödenmediğini murisin davalıların bankadan kredi almalarını sağlamak amacıyla bankada mevcut toplamda 74.500 USD döviz hesaplarına rehin konmasına muvafakat ettiğini, fakat borçluların murisin bütün ikazlarına rağmen bankadan alınan ve murisin garantör ve rehin veren olduğu bu kredi borçlarını ödemediklerini, sonuçta murisin bankada davalıların kredisine karşılık rehin tutturduğu dövizler 31.10.2002 tarihinde Türk parasına çevrilerek muristen 109.891.00 TL davalıların kredi borçlarına mahsuben tahsil edildiğini, tüm bu borçların bugüne kadar ödenmediğini, İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesine 2013/91 sayılı dosyası ile dava açıldığını davanın halen derdest olduğunu, ancak dava dilekçesinin sonuç kısmında " tüm davalılardan 109.891.00 TL nin ticari avans faiz oranı üzerinden müştereken ve müteselsilen tahsil" talep edilmiş fakat hangi tarihten itibaren faiz istendiği hususun sehven yazılmadığını, esasen dilekçe içeriğinden garanti edilen paraların TL ye çevrilme tarihinden itibaren faiz talebinde bulunduğunun anlaşılmakta ise de daha sonra bir ihtilafa mahal vermemek için işbu ek davayı açmak durumunda kaldıklarını iddia ederek işbu ek davanın İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/91 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, mal kaçırma şüpheleri ve daha önce benzer girişimleri de dikkate alınarak tüm davalıların menkul ve gayrimenkul malları üzerinde dava miktarını karşılayacak şekilde ihtiyati tedbir/haciz konulmasını, müteveffaİsmet ...'in davalılardan alacağı olan 109.891.00 TL nin, paranın muristen tahsil edildiği 31.10.2002 tarihinden. İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava tarihi olan 14.07.2010 tarihine kadar olan dönemde işlemiş ticari avans faiz miktarı olarak ... ...'den 201.649.906 TLnin ... ve ... ...'den 252.939.19 TL'nin müştereken ve müteselsilen tahsilini. bunun kabul görmediği takdirde ihtarname tarihi olan 30.12.2002 tarihinden İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava tarihi olan 14.07.2010 tarihine kadar olan dönemde işlemiş ticari avans faiz miktarı olarak ... ...'den 196.062.08 TL'nin ... ve ... ...'den 247.351.31 TLnin müştereken ve müteselsilen tahsilini, bunun da kabul görmediği takdirde ilk davanın açılış tarihi olan 29.01.2003 tarihinden, İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava tarihi olan 14.07.2010 tarihine kadar olan dönemde işlemiş ticari avans faizç miktarı olarak ... ...'den 190.281.51 TL'nin ... ve ... ...'den 241.570.74 TL'nin müştereken ve müteselsilen tahsilini. yargılama gideri, vekalet ücreti ve diğer giderlerin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davalılar vekili cevap dilekçesi vermemiştir. İlk derece mahkemesince 2013/91 Esas, 2020/61 Karar sayılı ve 29/01/2020 tarihli ilk kararı ile; " ..1-Ana dava yönünden; -Davalı ... Otomotiv yönünden davanın, taraf ehliyetine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, -Davalı ... yönünden davanın kesin hükme ilişkin dava şartı nedeniyle usulden reddine, -Ana davaya konu 109.891 TL'ye ilişkin talebin davalılar ... ... ve ... ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine -Ana davaya konu; Koçfinans tarafından kullandırılan krediden davacılar murisinin ödediği meblağın tahsiline ilişkin talep yönünden sübut bulmadığından reddine, -Ana davaya konu 66.312 Euro ve 5.804 USD alacak yönünden; davalı ... ...'in pasif husumetinin bulunmadığı değerlendirilerek ... ... yönünden talebin usulden reddine, - Ana davaya konu döviz alacağı yönünden davanın kısmen kabulü ile; 96.699,15 Euro ve 10.449,39 USD'nin fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalı ... ... terekesinden tahsili ile miras payları oranında davacılara verilmesine, aşan istemin reddine, 2-Birleşen dava yönünden; -Davalı ... yönünden davanın kesin hükme ilişkin dava şartı nedeniyle usulden reddine, -Birleşen davanın davalılar ... ... ve ... ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, sair hususların gerekçeli kararda gösterilmesine,.. "karar verildiği, bu karar davalı tarafından karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine;Dairemizin 2020/2126 Esas ve 2023/347 Karar sayılı kararı ile; " Taraflar arasındaki 27/05/2002 tarihli protokol ile belirtilen borç ve ödeme planınca göre ödenmeyen borçlar nedeniyle 23.212,00 TL ödeme de bulunulduğu, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/939 Esas sayılı dosyasında davacıİsmet ...'in beyanları ile sabittir. İpotek hakkının kurulmasına ilişkin sözleşmenin resmi şekilde yapılması gerekmektedir. Söz konusu protokolün 5. maddesinde "söz konusu borca karşılık ... ... yukarıdaki meblağ değerindeki bir gayrimenkulüİsmet ...'e ipotek edecektir" ibaresinin ver aldığı görülmektedir. Sözleşmenin kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında başkasının edimini taahhüt niteliğinde bulunup, ... ..., borcun ödenmemesi durumunda zarardan sorumlu olup, bu davalı yönünden ... ...'in pasif husumetinin bulunmadığı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Garanti Bankası'nın 18/11/2002 tarihli yazısı ile, ... ...'in kullanmış olduğu nakit kredi tarafından ödenmemiş olması nedeniyle borcu 109.891.000.000.00 TL olarak 05/12/2001,02/01/2002, 08/04/2002 ve 25/04/2002 tarihli blokaj taahhütnamelerine istinadenİsmet ... tarafında ödendiği belirtilmiştir.6100 sayılı HMK'nun 303/1. maddesinde "Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün. diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için: her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir." şeklinde açıklanmıştır. Madde metninden: bir. kararın maddi anlamda kesinleşmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşmesi gerektiği anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesince Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/939 Esas sayılı dosyasında ilk verilen kararın Yargıtayca bozulması üzerine bozma kararındaki ilama uyulması halinde, taraf için usulü kazanılmış hak teşkil etse de. işbu dava için kesin hüküm ve usulü kazanılmış hak oluşturmayacağından, kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden, davalı ... yönünden davanın kesin hükme ilişkin dava şartı nedeniyle usulden reddine ilişkin kararı usul ve yasaya aykırıdır. Belirtilen gerekçelerle ilk derece mahkeme kararının 6100 s.HMK.nun 353/1-a-6.m.si gereğince kaldırılmasına " karar verilmiş,dosya kaldırma kararı gerekçesi kapsamına göre yargılama yapılarak tüm taraf delilleri toplandıktan sonra hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.İlk derece mahkemesince; Dairemizin 2020/2126 Esas Ve 2023/347 Karar sayılı kaldırma kararı sonrasında verilen karar ile "..Ana dava yönünden; -Davalı ... Otomotiv yönünden davanın, taraf ehliyetine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, -Davaya konu; Koçfinans tarafından kullandırılan krediden davacılar murisinin ödediği meblağın tahsiline ilişkin talep yönünden sübut bulmadığından reddine, -Davaya konu 109.891 TL'ye ilişkin talebin davalılar ... ... ve ... ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, -Davaya konu 109.891 TL'ye ilişkin talebin davalı ... ... yönünden kabulü ile, 14/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ...'den tahsili ile miras payları oranında davacılara verilmesine, -Davaya konu döviz alacağı istemi yönünden davanın kısmen kabulü ile; 96.699,15 Euro'nun (davalı ... ... terekesi yalnızca 82.884,98 Euro'sundan sorumlu olmak üzere) ve 10.449,39 USD'nin (davalı ... ... terekesi yalnızca 8.956,62 USD'sinden sorumlu olmak üzere) fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalı ... ... terekesinden ve davalı ... ... terekesinden müştereken müteselsilen tahsili ile miras payları oranında davacılara verilmesine, aşan istemin reddine, 2-Birleşen dava yönünden; -Davalılar ... ... ve ... ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, -Davalı ... ... yönünden istemin kısmen kabulü ile 168.687,20 TL'nin davalı ... ...'den tahsili ile miras payları oranında davacılara verilmesine, aşan istemin reddine,.. " karar verilmiş, bu karar davalı ... ... ve davacılar vekillerince istinaf edilmiştir. Davalı ... ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki iddialarını tekrarla, "...Hemen belirtmek isteriz ki ilk derece Mahkemesinin önceki kararının İstanbul BAM 18. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararı gerekçesi tamamen hatalı olup huzurdaki dava ile örtüşmemektedir... davalı müvekkilemiz açısından kesinleşmiş olan önceki mahkeme ilamının kesin hüküm oluşturduğu şeklindeki gerekçe ile hem ana dava hem de birleşen dava açısından davalı müvekkilemiz ... ... aleyhinde kurulan hüküm açıkça dosya kapsamına, hukuka ve adalete aykırıdır.... Kabule göre miras bırakanİsmet ... tarafından açılan önceki Mahkeme ilamının kesin hüküm teşkil etmeyeceği varsayılsa bile ilk derece Mahkemesinin birleşen dava yönünden (ki sadece faiz istemiyle ilgilidir) davayı kabul etmesi de açıkça hukuka aykırıdır. Zira zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazı dikkate alınmadan hüküm tesis edilmesi de esasen dosya kapsamı ve yüksek yargı kararlarıyla bağdaşmamaktadır. Yine kabule göre miras bırakanİsmet ... tarafından açılan önceki Mahkeme ilamının kesin hüküm teşkil etmeyeceği ve cevap dilekçesinin süresinde verilmediği yönündeki ilk derece Mahkemesi kararı isabetli görülse dahi davanın inkar kapsamında ve maddi vakıaların mahkeme tarafından re'sen değerlendirilmesi gerektiği gerçeği karşısında: Açılmış olan davanın, dava dilekçesinden de anlaşıldığı gibi tarafların ortak miras bırakanıİsmet ...’in davalılardan olan bir takım alacaklarının mirasçı sıfatıyla davacılara ödenmesi talebiyle açılmış olan bir alacak davasıdır. Diğer bir deyişle davacılar MİRAS sebebiyle bir dava açtıklarını ve mirasçı sıfatlarına dayandıklarını iddia etmekte ancak Ticaret Mahkemesi’nde dava açmaktadırlar. Bu nedenle öncelikle dava dilekçesinin görev ve işbölümü nedeniyle usulden reddi ve talep halinde dava dosyasının asliye hukuk mahkemesi'ne gönderilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek karar verilmesi açıkça hukuka aykırı olmuştur. ... Öte yandan; miras bırakan İsmet ... terekesinde el birliği mülkiyeti (iştirak halinde mülkiyet) söz konusu olup mirasçılar arasında mecburi dava arkadaşlığı durumunun, zaman aşımı, hak düşürücü süre itirazlarının dikkate alınmamış olması da açıkça hukuka aykırı olmuştur.... mirasçılar'ın ancak miras bırakanın sağlığında açtığı ve vefat tarihinde derdest olan davalara mirasçı sıfatıyla devam edebilecekleri, bunun dışında miras bırakanın sağlığında açmadığı bir davayı mirasçıların sırf mirasçı sıfatlarına dayanarak açmalarının mümkün olmadığı, miras bırakanın sağlığında anlaştığı ve ilk derece Mahkemesi'nin karar gerekçesinde de tartıştığı nedenlerle sulh olmak suretiyle takip etmediği bir hakkı takip etmeleri, diğer bir anlatımla miras bırakanın iradesine bağlı bir tasarrufu miras bırakanın iradesinin de üstüne çıkarak talep etmelerinin söz konusu olamayacağı, bu hususun en azından miras bırakanın iradesine saygısızlık olduğu yönündeki savunmaların hiç dikkate alınmaması, Mirasçıların ancak, miras bırakanın sağlar arası işlemlerinin varsa saklı paylarına tecavüz ettiği miktarda tenkisi ya da miras sebebiyle istihkak gibi taleplerde bulunabilecekleri yönündeki savunmaların hiç kaale alınmaması, ... Dava dilekçesinde de ikrar edildiği üzere davanın tamamen miras bırakanİsmet ...’in sağlığında Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin önce 2003/105 Esasına ve daha sonra Yargıtay Bozması üzerine 2007/939 Esasına kaydolan dava dosyasına dayandırıldığı görülmesine ve miras bırakanİsmet ...'in davanın yargılaması devam ederken davayı takip etmeyerek müracaata bırakmasına ve davanın açılmamış sayılmasını sağlamasına, ... ... aleyhinde çıkmış olan karşılıksız çekle ilgili mahkumiyet kararlarından feragat ederek ceza davalarını ortadan kaldırmasına, 2008 yılından vefat edene kadar gözlemlenen tutum ve davranışları ile bu iradesini net bir biçimde göstermiş olmasına göre miras bırakanın gerçek iradesinin davalılardan ve yasal mirasçılardan biri olan ... ... ve davalı müvekkilemiz ... ...'e yapılmış bir hibe olarak düşünülebilir ki bu durumda da davacıların mirasçı sıfatıyla ve ancak şartları mevcutsa saklı paya el atma ve tenkis davası açabileceklerinin ancak saklı paylı mirasçı olmadıkları için bu davanın da redde mahkum olduğunun gözetilmemesi dosya kapsamına ve hukuka açıkça hukuka aykırı olmuş ve ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın davalı müvekkilemiz açısından reddine karar verilmesini talep etmek gerekmiştir..." şeklindeki beyanlarıyla İDM kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacılar vekili istinaf ve istinafa cevap dilekçelerinde özetle; ilk derece mahkemesindeki savunmalarını tekrarla, "...Davalı taraf cevap dilekçesini süresinde vermemiş olup, bu nedenle işbölümü itirazı ve zaman aşımı definin incelenmesi mümkün değildir. Nitekim dava tarihinde Ticaret-Asliye Hukuk Mahkemeleri arasında görev değil işbölümü ilişkisi olup, itiraza tabidir. Keza 6102 sayılı TTK geçici 9/1 mad. göre “Bu Kanunun göreve ilişkin hükümleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalarda uygulanmaz. Bu davalar, açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan Kanun hükümlerine tâbidir." Yani mahkemenin bunu resen ele alabileceği iddiası doğru değildir. Yargıtay HGK kararı (12.10.1994 14/305-601) uyarınca mirasçıların birbirine açtığı davalar bir istisna kabul edilmiş olup, mirasçılar birbirlerine karşı dava açabilirler; bu halde, mirasçıların hep birlikte dava açmalarına imkan ve lüzum yoktur. (“mirasçıların birbirleri aleyhine dava açmasını engelleyen hüküm yoktur. Onun için bir mirasçının diğeri hakkında dava açması için miras şirketine mümessil tayini lazım gelmez” “terekeye ait bir hakkın borçlusu mirasçılardan biri olduğu takdirde, diğer mirasçıların borçlu mirasçıya karşı dava açmaları mümkündür”(2.HD 20.04.1972 2521/2548) Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 5. Bası, s.659) Buna rağmen, İst. Anadolu 3. SHM 13/23 Ter. (Kartal SHM 2010/ 41) dosyasından verilen yetkiyle, davada İsmet ... terekesini temsilen Recep Semih Soylu yer almış ve duruşmalara icabet etmiş ise de, 28.01.2015 tarihli dilekçesi, 01.03.2016 duruşma ve aşamalardaki beyanlarıyla izah ettiği üzere, davalılardan ... ...’in vefat ve mirasçılarının mirasını reddi neticesinde davadaki taraf sıfatı da ortadan kalkmıştır...." şeklindeki beyanlarıyla İDM kararının kaldırılmasını ve karşı tarafların istinaf istemlerinin reddini dilemiştir.
Dava, davacıların murisi İsmet ... ile davalılar arasında yapıldığı bildirilen davaya dayanak 27/05/2002 tarihli ödeme protokolü hükümleri gereğince protokolden kaynaklı asıl alacak ve birleşen davada faiz alacağı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında alınan 11/09/2019 tarihli bilirkişi raporu ile; "...Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi, Sayın Mahkemece bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olarak mezkür surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde;
A-: Müteveffa İsmet ... ile davalılar ... ... ve ... ... arasında düzenlenen Ödeme Planı Protokolü 'ne göre davacıların 66.312,00 EUR ve 5.804,00 USD alacağının bulunduğunun kararlaştırıldığı, davalılar tarafından ihtilafsız olan 29.07.2004 tarihinde EUR borçlarına karşılık verilen çeklerin ödemesine mahsuben 23.212,37 TL ödeme yapıldığı, ödeme tarihinde TCMB'nin belirlemiş olduğu d.Satış EUR kuruna çevrildiğinde 13.070,76 EUR eşdeğer hesabı, yapılan işbu ödemenin ödeme planı protokolünde belirtilen 66.312,00 EUR 'dan mahsubu yapıldığında 53.197,67 EUR' nun davacıların Müteveffa İsmet ... ile davalılar ... ... ve ... ... arasında düzenlenen Ödeme Planı Protokolü'ne göre yapılan ödemelerinde mahsup edildikten sonra davacıların 14.07.2010 dava tarihi itibariyle 53.241,24 EUR ve 5.804,00 USD ana para alacaklarının bulunduğu,
B- : Müteveffa İsmet ... ile davalılar ... ... ve ... ... arasında düzenlenen taraflar arasında ihtilafsız olan 27.05.2002 tarihli Ödeme Planı Protokolünün 4.maddesinde; “...Söz konusu ödemelerin hitamında Euro için yıllık %9,25 faiz üzerinden, dolar için yıllık %11 faiz hesaplanarak çıkan rakam en geç 3 ay içerisinde kupatılacaktır...” şeklinde kararlaştırıldığı, ayrıca Sayın Mahkeme'nin 07.03.2019 tarihli ara kararının 2.maddesinde belirtildiği üzere davacı vekilinin 04.03.2019 tarihli beyanı da dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu davacının EUR talebi yönünden, 29.07.2004 tarihinde ödenen 13.070,76 € ve buna karşılık gelen fazi tenzil edildiğinde 14.07.2010 dava tarihi itibariyle 36.250,01 EUR işlemiş faiz alacağının bulunduğu,
USD talebi yönünden ise dava tarihi itibariyle 4.645,39 USD işlemiş faiz alacağının bulunduğu hesaplandığı,
Sonuç itibariyle, davacıların dava tarihi itibarıyla asıl alacak yönünden 53.241,24 EUR ile 5.804,00 USD, işlemiş faiz yönünden ise 36.250,01 EUR ile 4.645,39 USD alacağının bulunduğu,..." olduğunun rapor altına alındığı görülmüştür.Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/939 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı İsmet ... tarafından davalısı ... .... ... ... ve ... ... aleyhine tüm davalılardan 66.312 Euro ve 5.804 amerikan dolarının ödenmeyen çeklerin bankaya ibraz tarihi olan 07/11/2002 tarihinden itibaren devlet bankalarınca dövize uygulanan en yüksek döviz faizi ile birlikte B.K.83 göre fiili ödeme günündeki Türk lirası karşılığının 440 fazlası ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile ayrıca davalılardan ... ... ve ... ...'den 109.891.000.000 TL 'nında gene ayrı tarihten geçerli olarak Merkez Bankasınca kısa vadeli krediler için uygulanan en yüksek TL avans faiz oranı ile birlikte 640 fazlası ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, tüm diğer dava ve hakları saklı tutarak mahkeme masraf ve vekalet ücreti ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili istemiyle dava açıldığı: Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/105 esas sayılı dosyasında verilen 2006/338 karar sayılı kararın temyizen incelenmesi üzerine Yargıtay 13.Hukuk Dairesi'nin 2007/759 esas 2007/6360 karar sayılı bozma ilamı ile kararın bozulmasına karar verildiği, bozma üzeri dosyanın Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/939 esas, sayılı esasını aldığı. ancak dosyanın takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırıldığı ve sonrasında açılmamış sayılmasına dair karar verildiği, görülmüştür.Asıl davada davacılar vekilince, murisleri İsmet ... tarafından ikame edilen ve takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilen Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/939 esas sayılı dosyasında ki talepleri ile ilgili olarak, davalı ... ve ...' den 66.312 Euro ve 5.804 USD' nin faizi ile ile tahsiline, tüm davalılardan 109.891 TL' nin tahsiline, ... Finans tarafından kullandırılan krediden murisin ödediği meblağın tahsilini dava dilekçesi ile talep etmiş, talep sonucunun açıklanmasının istenmesi üzerine, 05/12/2018 tarihli dilekçesiyle davacı vekilince ... Finans Bankası kredisiyle ilgili talebini davalılardan ... ... yönünden şimdilik 1 TL olarak tahsili şeklinde talepte bulunulduğu görülmüştür.
Birleşen İst.And. 16.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/714 esas sayılı dosyasının asıl davaya konu 109.891 TL yönünden, paranın muris İsmet ...'den tahsil edildiği 31/10/2002 tarihi ile ana dava tarihi olan 14/07/2010 tarihine kadar işlemiş ticari faizi, tutarlar belirtilmek suretiyle davalılar ..., ... ve ... ...'den tahsili talep edildiği görülmüştür.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"asıl davada taraf gösterilen ... Otomotiv yönünden, ... Otomotivin bir tüzel kişiliği haiz olmadığı, "... ...- ... Otomotiv" şeklinde kullanılan işletme adı olduğu dosyaya ibraz edilen 24/08/2001 tarihli vekaletname içeriğinden anlaşılmış, bu davalının taraf ehliyetini haiz olmadığı değerlendirilmiş, dava şartı yokluğu nedeniyle dava bu davalı yönünden usulden reddedilmiştir. Davacı vekilince bu davalı yönünden davanın atiye bırakıldığı bildirilmiş ise de davanın geri alınması anlamına gelen bu talep yönünden davalı tarafın açıkça rıza göstermesinin gerekeceği, ... Otomotiv'in ise tüzel kişiliğinin bulunmadığı, tarat sıfatının da bulunmadığı değerlendirilerek yukarıda açıklanan suretle davanın onun yönünden reddine karar verilmiştir. Ana davaya konu Koçfinans Bank tarafından kullandırılan krediden davacılar murisinin ödediği meblağın tahsili talebi ile ilgili olarak talep sonucunun açıklanması ve hangi davalılardan ne tutarda alacak talep edildiğinin bildirilmesi davacı vekilinden istenmiş, davacı vekilince talebi davalı ... ...'den temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte şimdilik 1 TL olarak açıklanmış, ne var ki dava açıldıktan 8 sene sonra yapılan bu açıklama ekinde sunulan tüketici kredi sözleşmesi sureti ile ihtarname suretinden söz konusu krediye ketfaletinden kaynaklı olarak davacılar murisince yapılmış bir ödeme olup olmadığına ilişkin kanaat hasıl olmadığından bu talep yönünden, ispat edilemediğinden talebin reddine dair karar vermek gerekmiştir.
Yine davaya konu 109.891 TL'nin davalılardan ... ve ... ...'den ana davada ve faizinin birleşen davada tahsilinin talep edilmesine ilişkin olarak ise, davacılar murisi İsmet ...'in davalılardan ... ...'in kullandığı krediye kefaleti nedeniyle ve kredi borcunun ... ... tarafından ödenmemesi nedeniyle banka tarafından tahsil edildiği gözetilerek davalılardan ... ve ... ...'in bu kredi ilişkisinin tarafı olmadığı bu talep yönünden pasif husumetlerinin bulunmadığı değerlendirilmiş, bu istemin asıl alacak kısmı yönünden asıl davada, faizi yönünden birleşen davada, bu davalılar yönünden usulden reddine karar verilmiştir. Asıl davaya konu edilen 109.891 TL'nin davalı ...'dan tahsili istemi yönünden ise davalı ... ...'in kullanmış olduğu kredinin ödenmemesi nedeniyle, 109.891 TL'nin davacılar murisi İsmet ... kefelati nedeniyle hesabından çekilmiş olduğu, bu tutar kadar davalı ...'nın sebepsiz zenginleşmiş bulunduğu belirlenmekle; ana dava tarihi olan 14/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile miras hisseleri oranında davacılara verilmesine dair karar vermek gerekmiştir.Birleşen davaya konu edilen ve İsmet ...'in hesabından tahsil edilen 109.891 TL'nin esas alacak davasının açıldığı 14/07/2010 tarihine kadar sürece ilişkin faiz istemi yönünden birleşen davada bu tutarın 31/10/2002 tarihinde hesaptan tahsil edildiği bildirilerek ve faiz başlangıç tarihi olarak terditli istemler ileri sürülmüş ise de; Garanti Bankası'nın 18/11/2002 tarihli yazısı ile ... ...'in kullanmış olduğu nakit kredinin ödenmemiş olması nedeniyle kendisine 31/10/2002 tarihli ihtarın keşide edildiğinin bildirildiği, dolayısıyla bu tarihin, 109.891 TL'nin davacılar murisi hesabından tahsil edildiği tarih olarak esas alınamayacağı gözetilmiş. bundan başka davacılar murisince Kartal 11. Noterliğinden gönderilen 30/12/2002 tarihli ve 32025 yevmiye nolu ihtarın davalı ... ...'e 02/01/2003 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarda borcun ödenmesi için davalılara 5 gün süre tanındığı, buna göre davalı ...'nın, sebepsiz zenginleştiği 109.891 TL'ye ilişkin temerrüdünün 07/01/2003 tarihinde başladığı, birleşen davada asıl dava tarihine kadar işleyen faiz talep olunmakla, 07/01/2003-13/07/2010 tarihleri arasında 109.891 TL için faiz hesabı Mahkememizce "hesaplama.net" ve "obiicra.com" web sitelerinden istifade ile re'sen yapılmış bu şekilde belirlenen 168.687,20 TL'ye ilişkin hüküm kurulmuştur. 109.891 TL yönünden gerek asıl davada gerekse birleşen davada davacılar vekilince avans faizi talep olunmuş ise de ailevi bağlar nedeniyle kurulan borç ilişkisinde avans faizi hükmedilmesinin dayanağı bulunmadığı değerlendirilmekle yasal faize hükmedilmiş, birleşen davada da hesaplama yasal faiz üzerinden yapılmıştır. Asıl davaya konu döviz borcu yönünden ise dosya içine sureti alınan ve Yargıtay denetiminden geçip kısmen bozulan Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/105 esas sayılı dosyasında da değerlendirilen ödeme planı protokolü başlıklı 22/05/2002 tarihli belgenin tetkikinde protokolün borçlu ... ... ile alacaklı İsmet ... arasında yapıldığı, söz konusu borca karşılık ... ...'in borç tutarı kadar bir gayrimenkulünü İsmet ...'e ipotek edeceğinin kararlaştırıldığı, 66.312 Euro ve 5.804 USD borcun ödeneceği vadelerin ve ilgili tutarların tablo halinde açıklandığı görülmüştür.Davalı ... ... vekilince her ne kadar cevap dilekçesinde ve aşamalardaki diğer dilekçelerinde, davanın zamanaşımına uğradığına yönelik, görev ve işbölümü yönünden itirazda bulunmuş, yanı sıra İsmet ...'in sağlığında davalıdan özür dileyip davalı ile barıştığı önceki davayı takip etmeyeceğini belirttiği 2008-2009 arası, uyuşmazlık konusu paraların elden ödendiği belirtilmiş ise de, verilen cevap dilekçesi cevap süresinden sonra sunulmakla zamanaşımı ve işbölümü itirazlarının süresinde yapılmadığı değerlendirilmiş itibar edilmemiştir. (Mahkememiz 03/08/2010 tarihli karar ile yasal 10 günlük süreye ek olarak 45gün ek cevap süresi talep üzerine verilmiş. bu karar 22/07/2010 tarihinde tebliğ edilmiş, 10 günlük yasal süre ilavesiyle 01/08/2010 tarihinden sonra 02/08/2010 tarihinden itibaren 45 gün ilavesiyle en geç 15/09/2010'da cevap dilekçesi verilmesi gerekirken 27/10/2010 tarihinde süresinden sonra cevap dilekçesi sunulmuştur.) Borcun anlaşma ile son bulduğuna ilişkin iddialar ile ispat yükünü üstüne alan davalı tarafça, borcun sona erdiği usulünce ispat olunmamış ancak davacı tarafa borca karşılık 29/07/2004 tarihinde 23.212.374.000 TL ödeme yapıldığı Yargıtay 2007/738 esas sayılı ilamı ile de tespit edilmiş ve her 2 tarafça da beyan edilmiş olduğu gözetilerek ayrıca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 2020/2126 esas ve 2023/347 karar sayılı kaldırma kararı ile de: "taraflar arasındaki 27/05/2002 tarihli protokol ile belirtilen borç ve ödeme planına göre ödenmeyen borçlar nedeniyle 23.212,00 TL ödeme de bulunulduğu, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/939 Esas sayılı dosyasında davacı İsmet ...'in beyanları ile sabittir" şeklindeki tespiti de dikkate alınarak yapılan bu ödemenin, döviz borcundan mahsubu gerektiği kanaatiyle ve ayrıca anılan kaldırma kararında; protokolün 5. maddesindeki taahhüdü nedeniyle davalı ... ...'in sorumluluğuna işaret edilmekle, döviz borcunun ... ... ve ... ... terekesinden müştereken müteselsilen tahsiline dair karar vermek gerekmiştir.Bu kapsamda Mahkememizce alınan 11/09/2019 tarihli bilirkişi raporundaki faiz hesaplarına iştirak olunmuş, protokole konu tutarın faizinin dava tarihi itibariyle 43.457.91 Euro ve 4.645.59 USD olduğuna Mahkememizce de kanaat getirilmiş, ancak karşılıksız kalan çek nedeniyle ceza yargılaması kapsamında ödenen 23.212,37 TL'nin karşılığı olan 13.070.76 Euro'nun ana paradan bu 13.070.76 Euro'nun faizinin de belirlenmiş faiz tutarından tahsili gerektiği yönündeki bilirkişi kanaatine iştirak olunmamış, zira yapılan ödemenin öncelikle faizden tenzil edilmesi gerektiği ödenen tutarın ayrıca faizinin tenzilinin yerinde olmadığı kanaatiyle Mahkememizce ödenen 23.212.37 TL'nin karşılığı 13.070,76 Euro'nun protokol gereği belirlenmiş oranlara göre hesaplanan 43.457.91 Euro'dan tenzil edileceği ve davacıların protokol gereği euro alacağının dava tarihi itibariyle 66.312 Euro+(43.457.91 -13.070,76:30.387.15)=96.699,15 Euro olduğu, dolar alacağının da 5.804 4 4.645.39 - 10.449,39 USD olduğu kanaatiyle belirlenen bu tutarlar yönünden davanın davalı ... ... ve ... ... terekesi yönünden kabulüne, davacılar vekilinin 04/05/2019 tarihli dilekçesi gözetilerek belirlenen talep tutarının da fazlaya ilişkin kısmının reddine dair karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle ;"Ana dava yönünden; -Davalı ... Otomotiv yönünden davanın, taraf ehliyetine ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, -Davaya konu; Koçfinans tarafından kullandırılan krediden davacılar murisinin ödediği meblağın tahsiline ilişkin talep yönünden sübut bulmadığından reddine, -Davaya konu 109.891 TL'ye ilişkin talebin davalılar ... ... ve ... ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, -Davaya konu 109.891 TL'ye ilişkin talebin davalı ... ... yönünden kabulü ile, 14/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ...'den tahsili ile miras payları oranında davacılara verilmesine, -Davaya konu döviz alacağı istemi yönünden davanın kısmen kabulü ile; 96.699,15 Euro'nun (davalı ... ... terekesi yalnızca 82.884,98 Euro'sundan sorumlu olmak üzere) ve 10.449,39 USD'nin (davalı ... ... terekesi yalnızca 8.956,62 USD'sinden sorumlu olmak üzere) fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalı ... ... terekesinden ve davalı ... ... terekesinden müştereken müteselsilen tahsili ile miras payları oranında davacılara verilmesine, aşan istemin reddine, 2-Birleşen dava yönünden; -Davalılar ... ... ve ... ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, -Davalı ... ... yönünden istemin kısmen kabulü ile 168.687,20 TL'nin davalı ... ...'den tahsili ile miras payları oranında davacılara verilmesine, aşan istemin reddine,.. " dair istinaf konusu kararın verildiği görülmüştür.Dava konusu uyuşmazlığın mahiyetine göre ispat yükü davacı taraf üzerindedir. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. 6100 sayılı Kanun'un 187 nci maddesinin birinci fıkrası;“İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir” şeklinde düzenlenmiştir.Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 Esas, 2017/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Diğer taraftan hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz.Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise 6100 sayılı Kanun'un “İspat yükü” başlıklı 190 ıncı maddesinde yer almakta olup;“İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde hüküm altına alınmıştır.Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir.Bu hüküm, 4721 sayılı Kanun'un “İspat yükü” başlıklı 6 ncı maddesinde yer alan; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir.İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; 6100 sayılı Kanun'da senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise Hâkimi bağlamaz, Hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir. Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nun 199.maddesinde belge kavramı ''Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film,görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.'' şeklinde düzenlenmiştir.6100 s.HMK.nun 200.m.sinde Senetle ispat zorunluluğu;"(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibin beşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.(2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir." şeklinde düzenlenmiştir.6100 s.HMK.nun 202.m.sinde Delil başlangıcı;" (1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir." şeklinde düzenleme getirilerek taraflar arasındaki whatsapp yazışmaları,e-mail ve benzeri mesajlaşmalar gibi bu tür belgeler delil başlangıcı olarak kabul edilmiştir.Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları da ayrıntılı olarak 6100 s.HMK.nun 203.m.sinde sayılmıştır.6100 s.HMK.nun 203.m.si hükmüne göre tanık dinlenebilecek haller;"- (1) Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir: a) Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler. b) İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler...." şeklinde sayılmıştır.6100 s.HMk.nun ispata ilişkin 200-203.m.leri hükümleri uyarınca yazılı delillerle veya yazılı delil başlangıcı bulunması halinde tanık delili ile veya dava ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından ispat edilemez ise davacının delil listesinde yemin delili bulunması halinde davacıya Yemin teklif etme hakkı hatırlatılması gerekir.HMK'nın 205.maddesine göre; yemin delili kesin deliller arasında sayılmıştır.HMK'nın 227.maddesinde;"...(1) Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir. (2) Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez..." hükmüne yer verilmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında alınan 11/09/2019 tarihli bilirkişi raporunun konusunda uzman bilirkişiden alındığı, dosya kapsamına uygun, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bir rapor olduğu, ilk derece mahkemesince hukuki vasıflandırmanın doğru olarak yapıldığı, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın davasını ispat ettiği, davalı tarafın ödeme iddialarını ispat edemediği, tüm taraf delilleri toplanarak verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf kanun yoluna başvuran davacı ve davalı tarafların istinaf istemlerinin yerinde olmadığı görülmüştür.Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda, tüm dosya kapsamında toplanan delillere göre; asıl ve birleşen dava davacıları ve davalı ... ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK m. 353/1-b-1 uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1.Asıl ve birleşen dava davacılarının istinaf isteminin ve davalı ... ...'in istinaf isteminin ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2.İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve duruşma sayısı birden fazla olduğundan yürürlükteki AAÜT'nin ikinci kısım ikinci bölüm 18/c maddesi uyarınca 42.000,00 TL ücreti vekaletin davalı ... ...'den alınarak davacılara verilmesine,
3.İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve duruşma sayısı birden fazla olduğundan yürürlükteki AAÜT'nin ikinci kısım ikinci bölüm 18/c maddesi uyarınca 42.000,00 TL ücreti vekaletin davacılardan alınarak davalı ... ...'e verilmesine,
4.Asıl ve birleşen dava yönünden; davacılardan alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin olarak yatırılan 539,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 75,70 TL'nin davacılardan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
5.Asıl ve birleşen dava yönünden; davalı ... ...'den alınması gereken 33.090,01 TL harçtan peşin olarak yatırılan 4.757,43 TL'nin mahsubu ile bakiye 28.332,58 TL'nin davalı ... ...'dan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
6.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep edenler üzerinde bırakılmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı HMK m. 361 uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 16/12/2025