İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2025/936 K.2025/3047
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/936
KARAR NO : 2025/3047
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/12/2024
NUMARASI : 2020/496 E - 2024/938 K
şiktaş/ İSTANBUL
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 27/11/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketten alacaklarının tahsili bakımından İstanbul Sağlık İl Müdürlüğündeki adına tahakkuk etmiş ve edecek olan 560.000,00TL alacağını 05/03/2004 tarihinde Kadıköy 2.Noterliğinin ... yevmiye nolu temliknamesi ile müvekkiline temlik ettiğini, ancak temlik bedelinin, temliknamenin sahte olduğu ileri sürülerek ödenmediğini, temliknamenin sahteliği iddiasıyla davalılar aleyhine açılan ve Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/126 E. sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda davalı şirket yetkilisi olan Zeki ... ... ile Hasan ...'un sahte temlikname tanzim edip kullandıklarından dolayı cezalandırılmalarına, diğer davalı noter Ahmet ... ... hakkında davanın zamanaşımı yönünden ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, temliknameyi sahte olarak düzenleyip kullanarak birlikte hareket eden davalı şirket, şirket yetkilisi Zeki ... ... ile Hasan ...'un bu temlikname sebebiyle müvekkiline borçlu olduklarını, temliknamenin tasdik edildiği noter ... Nuri ... ve temliknamede imzası bulunan çalışanı Ahmet ... ...'nın da sorumlu olduklarını belirterek 560.000,00 TL tazminat alacağının temlik tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... Dış Ticaret A.Ş. ve Zeki ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; aynı konuda dersdest dava olduğunu, dava konusu temliknamenin zamanaşımına uğradığını, temliknamenin şirket çalışanı Hasan ... tarafından yetkisi olmadığı halde sahte kaşe ve imza ile düzenlendiğinden müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek usuli itirazlarda bulunmuş, esasa ilişkin olarak da; davacı ile müvekkilleri arasında hiç bir ticari ilişki bulunmadığını, dava konusu temliknamenin eski çalışan Hasan ... tarafından sahte olarak düzenlendiğini, hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, temliknamenin sahte olduğunun mahkemelerce tespit edildiğinden davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağı olmasının mümkün olmadığını belirterek davanın usulden, olmadığı taktirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... Nuri ... ve Ahmet ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; temlik sözleşmelerinin onaylama şeklindeki noterlik işlemi mesnet gösterilerek iddia edilen zararın doğumuna sebebiyet verildiği gerekçesiyle, husumetin notere ve başkatibine karşı yöneltilmesinin tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının her durumda, iddia ettiği 560,000,00 TL miktarındaki alacağını, muteber delillerle ispatlamak zorunda olduğunu, noterlik onay işlemi ile iddia edilen zarar arasında uygun illiyet bağının hiç doğmadığını, temlik sözleşmesinin hukuki nitelikçe borç doğuran bir sözleşme olmadığı ve temlik sözleşmesinin illi bir işlem olduğu bu nedenle temel işlemin geçersizliğinin temlik sözleşmesini de geçersiz kılacağı nazara alındığında, somut olaydaki iddia edilen zarara hiçbir şekilde temlik sözleşmesinin onaylama şeklindeki noterlik işleminin sebebiyet veremeyeceğinin aşikar olduğunu belirterek öncelikle zamanaşımına uğrayan tazminat taleplerinin reddine, mümkün olmaması halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Hasan ...'a tebligat yapıldığı ancak davaya cevap vermediği anlaşılmıştır. Feri müdahil vekili dilekçesinde özetle; Türkiye Noterler Birliğinin noterlerin mesleki sorumluluk sigortasını müvekkili ... Sigorta Şirketine yaptırdığını, davalı noter ... Nuri ...'nın mesleki sorumluluk sigorta poliçesinin müvekkili şirket nezdinde olduğunu, görülmekte olan işbu davanın davalı noter aleyhine bitmesi durumunda poliçe teminatı kapsamında müvekkilinin de zarar göreceğinden, davanın noter lehine sonuçlanmasında müvekkilimin hukuki yararı bulunduğunu, bu nedenle davalı ... Nuri ... yanında feri müdahil olarak davada yer almasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; davacının davalı şirketten gerçekten temliknamede belirtilen bir alacağı olduğu hususunu ve zarar iddiası ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonunda 03/09/2020 tarih ve 2017/1589 E-2020/730 K sayılı kararımızla ; " İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/126 esas sayılı dosyasıyla görülen ceza davasında davacı şirket yetkilisi...ile Hasan ...’un işbirliği halinde sahte resmi evrak düzenlemek ve resmi belgede sahtecilik suçlamasıyla yargılandıkları ve söz konusu ceza kararının da henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. TBK'nun 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesince verilen kararın maddi olguya ilişkin kısmı hukuk hakimini bağlayacağından söz konusu ceza davasında davacı şirket yetkilisinin yargılanması nedeniyle ağır ceza mahkemesinde görülen davanın sonucu beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığı" gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonunda;" Davaya konu temliknameleri imzalayan Hasan ... davalı şirketin sigortalı çalışanı olup, şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı halde şirketin temsilcisinin imzası taklit etmek suretiyle şirketin borcu olmadığı halde 3. şahıslar lehine sahte temlikler düzenleyerek şirket yetkilisi gibi imzaladığından sahte temlikname ile davalı şirketin sorumlu olduğu sonucuna da varılamaz. (İlişkili bir dava dosyasına ilişkin Yargıtay 19 H. Dairesi 2014 /9534 esas -2014/18327 karar sayılı emsal ilamı). Somut olayda noter onaylı olarak tanzim edilen sahte temliknameler nedeniyle davalı şirket ve davalı Zeki ... ... ile Hasan ...'un sorumlu tutulabilmesi için zararın gerçekleştiğinin davacı tarafından kanıtlaması gerekmekte olup, temlik işleminin geçerli olduğuna duyulan güven nedeniyle zarar oluştuğu iddiası davacının davalı şirketten alacaklı olduğu olgusuna dayandırılmakla birlikte dosya kapsamındaki delillere göre davacının alacağının varlığını ispat edememesi karşısında haksız fiil sorumluluğuna ilişkin zarar unsurunun gerçekleştiği söylenemez. Bu durumda davalı Hasan ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir....." Mahkememizce kesinleşmesi beklenenceza mahkemesi kararında, davalı noter ... Nuri ... ve noter katibi Ahmet ... ... hakkında görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin yargılama yapıldığı, bu suça dair suç tarihinde geçerli olan 765 sayılı TCK'nın 240/1 maddesindeki ceza üst sınırına göre TCK'nın 102/4 maddesi uyarınca ceza zamanaşımı süresi 5 yıl olduğu anlaşılmaktadır.Dava konusu sahte temlikname olayına ilişkin davalı noter ve katibi hakkında diğer mahkemelerde görülen benzer davalara ilişkin Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/10247 Esas ve 2016/14606 Karar ve aynı dairenin 2017/10572 Esas ve 2017/13200 Karar sayılı kararında da bu husus vurgulanmış olup, somut olayda davacı anılan ceza davasına katılsa dahi şahsi hak talebinde bulunmamakla dava zamanaşımı süresini kesilmediği ve dava tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek mahkememizce diğer davalılar ... Nuri ..., Ahmet ... ..., Zeki ... ... ve ... Dış Ticaret A.Ş yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir." gerekçeleriyle1-Davalı ... Nuri ..., Ahmet ... ..., Zeki ... ... ve ... Dış Ticaret A.Ş aleyhine açılan davaların zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, 2-Davalı Hasan ... aleyhine açılan davanın kanıtlanamadığından REDDİNE, karar verilmiştir.Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı ... ... vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; ceza davası ile derdest davanın zamanaşımına uğramasının mümkün olmadığını, tarafı aynı olan ve konusu da aynı olan İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı ile 2004/490 E. 2016/534 K. Sayısı ile aleyhimize verilen kararı Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/4550 E. 2018/1582K. Sayılı ilamı ile lehimize bozulduğunu ve TBK 74. hükmüne dayanılıp, lehimize hüküm kurulması şeklinde bozma kararı verildiğini, mahkeme gerekçeli kararında belirtilen gerekçelerin yerinde olmadığını, davanın taraflara hukuk dava zamanaşımı süresi içerisinde açıldığını, davalıların ceza davası ile cezalandırılmış olup Zeki ... ...'ın ceza infazının dahi Gebze infaz savcılığında infaz edildiğini, diğer sanık noterin vefatı ile ceza hükmü düştüğünü, mahkeme tarafından zamanaşımı süresinin hesaplamasının yanlış yapıldığını, 5 Yıllık ceza zamanaşımı süresi dava açılmakla yüzde elli, beş yıllık süreye eklenerek yedi buçuk yıllık süre yasada öngörüldüğünü ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava; sahte temlikname nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacının karar tarihinden sonra 05.07.2025 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakla, adı geçenin kişilik haklarının TMK'nun 28/1. maddesi gereğince sona ereceği ve vekilinin görevinin de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513/1. maddesi gereğince sonlanacağının tabiidir.Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde , ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. ( 4721 sayılı TMK m.28/1) Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için, bir ayrım yapmak gerekir.Ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler.Taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir. ( 6100 sayılı HMK m. 55 ) Öte yandan; yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de kural olarak sona erer. ( TBK m.43/1 , 513/1 ) Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulmalıdır.O halde, mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle istinaf aşamasında vefat eden davacının mirasçılık belgesi getirtilerek, mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanmak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye temsilci tayin ettirmek suretiyle, taraf teşkili sağlandıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, bu sebeplerle dava dosyasının mahkemesine HMK 353/1-a-4. madde kapsamında geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf talebinin kabulü ile HMK 353/1-a-4 maddesi gereğince kaldırılması ile yukarıda belirtildiği şekilde yargılama yapılmasını temin için dosyasının ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf eden taraflara isteği halinde iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/11/2025