İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2022/2559 K.2025/1835

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/2559 📋 K. 2025/1835 📅 11.12.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2022/2559
KARAR NO : 2025/1835
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 19/07/2022
NUMARASI : 2015/828 Esas - 2022/780 Karar
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ: 11/12/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı işleten ...'e ait davalı ... Sigorta Şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı sürücüsü davalı ...'in yönetimindeki ... plakalı dolmuştan inerek yolun karşısına geçmek isteyen müvekkili davacı ...'a, adı geçen davalı sürücünün yönetimindeki dolmuşun çarparak, yaralanmasına neden olduğun belirterek, davalı sigorta şirketinin maddi tazminat talebinden poliçe limitiyle sınırlı sorumlu olması koşuluyla, iyileştirme giderleri ile tedavi aşamasında yapılan zorunlu giderler ve maddi zararlara ilişkin 2.000 TL maddi tazminat ile 50.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek ...'a verilmesine; davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 10.000 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçedeki limitle ve maddi tazminatla sınırlı olması koşuluyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 11/02/2022 günü sunduğu dilekçeyle davacı ... için talep ettikleri maddi tazminat talebini 3.789,79 TL'ye yükselttiklerini bildirmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, davacı yanın taleplerinin SGK tarafından karşılanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince; maddi tazminat talebi bakımından davacıların maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.689,79 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketi bakımından dava tarihi olan 10/06/2015, diğer davalılar ...ve ... bakımından olayın meydana geldiği 26/09/2014 gününden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; davacı ...'ın manevi tazminat talebine ilişkin davanın kısmen kabulü ile 1.500 TL manevi tazminatın olayın meydana geldiği 26/09/2014 gününden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ...ve ...'den alınarak bu davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; davacı ...'ın manevi tazminat talebine ilişkin davanın kısmen kabulü ile 1.500 TL manevi tazminatın olayın meydana geldiği 26/09/2014 gününden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ...ve ...'den alınarak bu davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; ölen davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 5.000 TL manevi tazminatın olayın meydana geldiği 26/09/2014 günüden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ...ve ...'den alınarak, ölen davacı ... mirasçıları ... ve ...'a verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili dilekçesinde özetle, müvekkillerden müteveffa ...'ın, kazaya neden olan sürücü ile eşit kusurlu bulunmuş olmasının hakkaniyete uygun olmadığını, yaşanan olumsuzlukların ve duyulan üzüntünün giderilip, kişinin geçirmiş olduğu bu zorlu süreçte bünyesinde meydana gelen fiziki ve özellikle psikolojik hasarın bir nebze de olsa onarılabilmesi adına, tatmin edici bir rakama hükmedilmesi gerektiğini, müvekkiller lehine kısmen kabul edilerek hükmedilen manevi tazminat miktarları, yaşanılan manevi yıpranma ve acıların karşılığı olmasa bile çok düşük olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalılar ... ve ...vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde yasal faiz talep edilmesine rağmen kararda avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacıların murisinin dava konusu kaza sebebiyle vefat etmediğini, doğal şekilde vefat etmiş olmasına karşın sanki kazadan dolayı ölmüş gibi manevi tazminat belirlendiğini, dava konusu olayın olduğu tarihte mütevveffa ... ev hanımı olup çalışmadığını ve hiçbir geliri ve mal varlığı da olmadığını, olayın oluşundaki maktulün kusurunun ağırlığı, oranı olayın oluş şekli ve olayın niteliği nazara alındığında maktul ve gerekse mirasçıları yönünden, hakkaniyete uygun olmayan biçimde pek aşırı manevi tazminata hükmedildiğini, manevi tazminat miktarının maddi tazminatın 3 katına yakın olduğunu, davadan sonra kazaya sebebiyet veren ...'ın vefatından sonra geçici iş göremezlik süresinin soyut varsayımları göre hesaplandığını, geçici iş göremezlik süresinin hatalı belirlendiğini, kararda her bir davacı için ayrı ayrı maddi ve manevi tazminat alacağı yönünden ayrı ayrı avukatlık ücreti belirlenmesinin hatalı olduğunu, kusur oranlarına itiraz edilmesine rağmen itirazları yönünden yeni rapor alınmadığını, yargılama giderlerinin kabul ve ret ile orantılı olarak davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken hesaplama hatası yapıldığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesinin 16/04/2018 gün ve 9170 sayılı raporunda, yönetimindeki ... plakalı minibüsle seyir halinde iken, yolcu indirmek için duraklamasının ardından hareket etmeden önce görüş alanını kontrol altında bulundurması, yönetimindeki minibüsten inmiş olan ve aracın önünden karşıya geçmek isteyen yayayı dikkate alıp etkili tedbir alması gerekirken, bu hususlara riayet etmeyen yönetimindeki minibüsle hareket eden davalı sürücü ...'in %50; minibüsten inmesinin ardından karşıya geçmeden önce aracın hareket edebileceğini dikkate alarak araca emniyetli mesafede bulunması, hareket eden araç nedeniyle etkili korunma tedbiri alması gerekirken, bu hususlara uymadan, aracın önünden karşıya geçmek isteyen davacı yaya ...'ın da %50 oranında kusurlu olduğunun belirtilmesi; böylece, davalı sürücünün yönetimindeki minibüs ile davacı ...'ın kaza sırasındaki konumları ve davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, ATK Trafik İhtisas Dairesinin hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiş; aktüerya hesap bilirkişinin rapornuda, davacı ...'ın bedensel yaralanmasından kaynaklanan geçici iş göremezlik tazminatının, geçici iş göremezlik döneminde maluliyetinin %100 oranında, gelirinin ise asgari ücret düzeyinde olduğu kabul edilerek, Kanuna ve Yargıtay'ın süreklilik gösterilen kararlarına uygun biçimde belirlendiğinin anlaşılması karşısında, HMK'nin 279. maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan aktüerya uzmanı bilirkişinin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiş; davacı ...'ın maddi ve manevi tazminat talebinde, ... ve ...'ın ise ayrı ayrı manevi tazminat talebinde bulunmaları karşısında, kabulüne karar verilen maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından, vekille temsil edilen her bir davacı lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmolunmasının da doğru olduğu sonucuna varılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56. maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi zararı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal doygunluk aracı olmaktan ibarettir.Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adıyla hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen doygunluk duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/06/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları gözönünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.ATK İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 31/05/2021 gün ve 9489 sayılı raporunda, Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 27/09/2014 yatış, 16/10/2014 çıkış tarihli raporunda, sağ omuz ve sol bacakta ağrı yakınması olan kişinin, sağ omuzunda kırıklı çıkık ve sol femur şaft fraktürü tanısıyla servise interne edildiği belirtilerek, davacı ...'ın 27/09/2014 günü geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının araz bırakmadan iyileşmesi nedeniyle sürekli maluliyet tayinine yer olmadığı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacı ile davalılar ...ve ...'in dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporundan anlaşılan kusur oranlarına, davaya konu trafik kazasında humerus ve femur kemikleri kırılan davacının ATK İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 31/05/2021 gün ve 9489 sayılı raporundan anlaşılan yaralanmasının ağırlığı ile iyileşme süresinin uzunluğu ve olayın meydana geldiği tarihe göre, davacı ... ile diğer davacılar lehine hakkaniyete uygun olmayacak biçimde, yetersiz miktarda manevi tazminata hükmolunduğu sonucuna varılmıştır.Öte yandan, davacılar vekilinin gerek dava dilekçesinde, gerekse 11/02/2022 günü sunduğu dava değeri belirleme dilekçesinde, istenilen maddi ve manevi tazminatlara yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini talep etmesine karşın, taleple bağlılık ilkesine ilişkin HMK'nin 26. maddesine aykırı olarak hükmolunan maddi ve manevi tazminatlara avans faizi uygulanmasında isabet görülmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-Davacılar vekili ile davalılar ... ve ...vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre:1-Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 3.689,79 TL geçici iş göremezlik tazminatının, davalı sigorta şirketi bakımından davanın açıldığı 10/06/2015 tarihinden, diğer davalılar ...ve ... bakımından ise olayın meydana geldiği 26/09/2014 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak, davacı ... mirasçılarına verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; usuli kazanılmış hak dikkate alınarak, hükmolunan maddi tazminat yönünden, davalı ... Sigorta Şirketinin avans faizinden sorumlu tutulmasına,2-Davacı ...'ın manevi tazminat davasının kabulüne, 50.000 TL manevi tazminatın, olayın meydana geldiği 26/09/2014 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ...ve ...'den alınarak, davacı ... mirasçıları ... ve ...'a verilmesine, 3-Davacı ...'ın manevi tazminat davasının kabulüne, 10.000 TL manevi tazminatın, olayın meydana geldiği 26/09/2014 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ...ve ...'den alınarak, davacı ...'a verilmesine, 4-Davacı ...'ın manevi tazminat davasının kabulüne, 10.000 TL manevi tazminatın, olayın meydana geldiği 26/09/2014 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ...ve ...'den alınarak, davacı ...'a verilmesine, 5-Maddi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken, ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte olan Harçlar Tarifesine göre belirlenen 179,90 TL karar ve ilam harcından, peşin ödenen karar ve ilam harcından maddi tazminat davasına isabet eden 6,83 TL, tamamlama harcı olarak ödenen 30,42 TL olmak üzere toplam 37,25 TL karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 142,65 TL karar ve ilam harcının, davalılar ... Sigorta Şirketi, ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek Hazine'ye gelir kaydına, 6-Manevi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.781,70 TL karar ve ilam harcından peşin ödenen karar ve ilam harcından manevi tazminat davasına isabet eden 239,19 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.542,51 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek Hazine'ye gelir kaydına, 7-Maddi tazminat davası bakımından, ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 13/1-2. maddesi uyarınca,a-Kabulüne karar verilen maddi tazminat miktarına göre belirlenen 3.689,79 TL vekâlet ücretinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek vekille temsil davacı ... mirasçılarına verilmesine,b-Reddine karar verilen maddi tazminat talebi bakımından, 100 TL vekâlet ücretinin, davacı ... mirasçılarından müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, vekille temsil edilen davalılara verilmesine,8-Manevi tazminat davası bakımından, Dairemizin hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 10/1 ve 13/2. maddeleri uyarınca kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarına göre belirlenen,a-45.000 TL vekâlet ücretinin davalılar ... ve ... 'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, vekille temsil edilen davacı ... mirasçılarına verilmesine,b-10.000 TL vekâlet ücretinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, vekille temsil edilen davacı ...'a verilmesine,c-10.000 TL vekâlet ücretinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, vekille temsil edilen davacı ...'a verilmesine,9-Davacılar tarafından sarfedilen 1.550 TL bilirkişi ücreti, 1.849 ATK rapor gideri, 621 TL posta masrafı, 27,70 TL başvurma harcı, 8,20 TL vekâletname harcı olmak üzere toplam 4.055,90 TL yargılama giderinin, davalı ... Sigorta Şirketinin 203,08 TL yargılama giderinden sorumlu olması koşuluyla, davalılar ..., ... ve ... Sigorta Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara verilmesine, 10-Davacılar tarafından peşin ödenen ve maddi tazminat davası nedeniyle hükmolunan karar ve ilam harcından mahsubuna karar verilen toplam 37,25 TL karar ve ilam harcının davalılar ... Sigorta Şirketi, ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacılara verilmesine, 11-Davacılar tarafından peşin ödenen ve manevi tazminat davası nedeniyle hükmolunan karar ve ilam harcından mahsubuna karar verilen toplam 239,19 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacılara verilmesine,12-Davalılar ...ve ... tarafından sarfedilen 410 TL posta giderinden ibaret yargılama giderinden, davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 0,55 TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, adları geçen davalılara verilmesine, 13-Harcanmayan gider avansının HMK'nin 333/1. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, II-İstinaf İncelemesi Bakımından;1-İstinafa başvuran davacılar ile davalılar ...ve ... tarafından peşin ödenen istinaf karar ve ilam harçlarının, istemde bulunulması durumunda, ilk derece mahkemesi tarafından yatıran taraflara ayrı ayrı geri verilmesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından sarf edilen toplam 441,40 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı 72 TL posta gideri olmak üzere toplam 513,40 TL yargılama giderinin, davalılar ...ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacılara verilmesine, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar ...ve ...'den tarafından sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yolu başvuru harcından ibaret yargılama giderinin, davacılardan tahsil edilerek, adı geçen davalılara verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,5-İstinaf incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince, kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, davacılar ... ve ... tarafından açılan manevi tazminat davaları yönünden HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere; davacı ... tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davası yönünden ise, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere; davacılar Mustafa ve Birol lehine asaleten hükmedilen manevi tazminat davası ile merhum davacının maddi tazminat davası yönünden kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi oy birliği ile karar verildi. 11/12/2025