İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2024/1414 K.2024/1949
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1414
KARAR NO: 2024/1949
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/06/2024
NUMARASI: 2024/280 Esas - 2024/565 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/12/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde: Davalı şirket Yönetim Kurulu tarafından 28.11.2022 tarihinde muris ...’in şirketteki payı, mirasçılarının miras hisseleri oranında pay defterine işlendiğini, davalı şirket, Beyoğlu ... Noterliğinin 21.03.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarıyla şirket ortağı olan muris ...’in mirasçıları arasında miras taksim sözleşmesi olmadan Şirket Yönetim Kurulu tarafından 28.11.2022 tarihinde mirasçıların miras hisseleri oranında paylarının sehven pay defterine işlendiği, bu nedenle miras taksim sözleşmesinin bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 gün içinde Şirkete sunulması ihtar edildiğini, davalı şirketin bu ihtarına karşı, müvekkili davacılar tarafından Üsküdar ... Noterliğinin 18.04.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle verilen cevapta: 6102 sayılı TTK’nın 494/2. maddesinde yer alan hüküm gereğince ortağın ölümü halinde payların mülkiyetinin kendiliğinden mirasçılara geçmekte olduğu, kaldı ki, 4721 sayılı TMK’nın 676/1. maddesi uyarınca mirasçıların fiili (elden) taksim yoluyla da paylaşım yapmalarının mümkün olduğu, muris ...’in tüm mirasçılarının da kendi aralarında şirketteki paylarının fiilen taksimine karar verdikleri ve bu amaçla şirkete yaptıkları başvurunun şirket yönetim kurulu tarafından kabul edilerek mirasçıların paylarının pay defterine işlendiği, mirasçılar tarafından herhangi bir itiraz olmadığı halde Yönetim Kurulunun tek taraflı olarak harekete geçmesinin tamamen taraflar arasında görülmekte olan davalardan kaynaklanan husumete dayalı kötü niyet ve keyfi bir tutumdan başka bir şey olmadığı, 13.12.2023 tarihinde şirket pay defterindeki pay oranları esas alınarak tüm hissedarların katılımıyla yapılan Olağanüstü Genel Kurulda da ne Şirket Yönetim Kurulu üyelerince ne de mirasçılar tarafından mirasçılar arasında taksim bulunmadığı yönünde herhangi bir itiraz da bulunulmayarak taraflar arasındaki taksimin varlığının söz konusu Genel Kurul sırasında da teyit edildiği, bu nedenlerle Yönetim Kurulu tarafından mirasçıların pay defterindeki paylarının taksim sözleşmesi olmadığı gerekçesiyle silinmesinin yönetim kurulu üyelerinin hukuki ve cezai sorumluluğunu gerektireceği ifade edileceği, bu ihtarnameye karşın, davalı şirket Yönetim Kurulunun 03.04.2024 tarih ve 2024/4 sayılı kararıyla muris ...’in mirasçıları arasında miras taksim sözleşmesi olmadan Şirket Yönetim Kurulu tarafından 28.11.2022 tarihinde mirasçıların miras hisseleri oranında paylarının sehven pay defterine işlendiği ve yapılan ihtara rağmen miras taksim sözleşmesinin ibraz edilmediği gerekçesiyle pay defterinde muris ...'in mirasçıları adına olan önceki kaydın iptal edilerek murisin toplam 98.000 adet payının ... terekesi olarak kayıt edilmesine karar verildiğini, söz konusu Yönetim Kurulu kararı, butlanla malul olduğundan dolayı aşağıda belirtilen gerekçelerle işbu kararın butlanla sakat olduğunun tespiti, dava konusu Yönetim Kurulu TTK'nın 391. maddesi uyarınca batıl olduğunu, Yönetim Kurulunun payların mirasçılara geçişinde taksim sözleşmesi bulunmasını öngören kararı, TTK'nın 494/2. maddesinde düzenlenen pay sahiplerin haklarını ihlal eden veya kısıtlayan nitelikte olduğunu, daha önce vefat etmiş şirket hissedarlarının hisseleri de taksim sözleşmesi aranmadan pay defterine işlendiği halde davacıların murisleri açısından yapılan miras taksim sözleşmesinin varlığının aranması, TTK'nın 391/1-a maddesinde öngörülen eşit işlem ilkesine aykırı bir durum olup bu yönüyle de batıl olduğunu, Miras Hukuku açısından da ortada şirket payları üzerinde kısmi ve fiili bir paylaşım söz konusu olduğundan artık şirket payları tereke kapsamından çıkmış olup dava konusu yönetim kurulu kararı 4721 sayılı TMK'nın 676. maddesine de aykırı olduğunu, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/466 Esas sayılı dava dosyasında görülmekte olan benzer nitelikteki haklı nedenle şirketin feshi davasında yerel mahkemece ve istinaf mahkemesince verilen kararlar da daha önce yapılan pay defterine işlemenin hukuka uygun olduğu tescil edildiğini, diğer taraftan, mirasçılardan hiç biri tarafından buna ilişkin herhangi bir itiraz da bugüne kadar yapılmadığını, 13.12.2023 tarihinde şirket pay defterindeki pay oranları esas alınarak tüm hissedarların katılımıyla yapılan Olağanüstü Genel Kurulda da ne Şirket Yönetim Kurulu üyelerince ne de mirasçılar tarafından mirasçılar arasında taksim bulunmadığı yönünde herhangi bir itiraz da bulunulmadığını, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığınca düzenlenen 21.11.2022 tarih ve ... sayılı yazıda da muris ...'in şirketteki hisselerinin varislerine intikalinde bir sakınca bulunmadığı ifade edildiğini, Yönetim kurulu kararlarının butlanla sakat olduğuna ilişkin davanın her bir paydaş tarafından ve her zaman açılabilmesi mümkün olduğunu, butlanın tespiti davasının açılması belirli bir süreye tabi olmayıp her zaman açılabileceğini, her bir pay sahibinin dava açma hakkı bulunmadığını, davalı şirket Yönetim Kurulunun 03.04.2024 tarih ve 2024/4 sayılı kararının TTK'nın 391. maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: müvekkil şirket ortaklarından ... 14.06.2022 tarihinde vefat ettiğini, ... mirasçıları olarak ...,..., ..., ... ve ... kaldığını, 26.12.2022 tarihinde şirket pay defterinin 9,10,11,12,13. sayfalarına ... mirasçıları olan ..., ..., ..., ... ve ... pay sahibi olarak kayıt edildiğini, şirket yönetim kurulu, pay defterine yapılan kaydın taraflarca sunulmuş bir miras taksim sözleşmesi olmadan yapıldığını fark edince 21.03.2024 tarihinde Beyoğlu ... Noterliği ... yevmiye numarası ile ihtarname keşide ederek davacılardan taraflar arasında yapılmış olan miras taksim sözleşmesini sunması istenildiğini, süresinde davacılar tarafından bir miras taksim sözleşmesi sunulmaması üzerine 03.04.2024 tarihinde yönetim kurulu tarafından alınan karar ile şirket pay defterine kayıtları ... mirasçıları olarak yapıldığını, Türk Ticaret Kanunu 500. maddesi hükmü gereğince yapılan söz konusu işlem davacılara ihtarname yolu ile bildirildiğini, davada, davacılar tarafından müvekkili şirket yönetim kurulu tarafından alınmış olan 03.04.2024 tarihli kararın butlan ile sakat olduğunun tespiti talep edildiğini, davacıların Türk Medeni Kanunu 640. maddesi hükmü gereğince taraf ehliyeti bulunmadığını, davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığı için davanın reddinin gerektiğini, muris ... mirasçısı olarak, ..., ..., ..., ... ve ... mirasçı olarak bulunduğunu, huzurdaki dava tüm mirasçılar tarafından açılmadığını, tüm mirasçılar tarafından açılmayan davanın reddinin gerektiğini, Yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince Anonim Şirketlerde ortağın vefatı sonrasında hisseleri doğrudan mirasçılara intikal etmeyip, miras taksimine kadar tereke adına kayıtlı olduğunu, müvekkili şirket Yönetim Kurulu Kararı Türk Ticaret Kanunu 500.maddesi uygun olarak alındığını, davacıların taraf ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddini, müvekkili şirket Yönetim Kurulunun 03/04/2024 tarih 2024/4 sayılı yasaya ve Yargıtay içtihatlarına uygun olarak alınmış olması nedeni ile davacıların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açtıkları davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; "Bu bilgiler ışığında somut olayın incelenmesinde; muris ...'in ölümü ile mirasçılara intikal eden paylar bakımından, henüz bir taksim yapılmamış olmakla, elbirliği mülkiyeti kurallarının geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Anonim şirketlerde paylar, paydaşın ölümü halinde, kendiliğinden iştirak hâli çözülerek mirasçılara intikal etmez. Bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya TMK’nın 2. maddesine uygun şekilde, yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca bu suretle şirkete başvurulması gerekir. Neticeten, anonim şirketlerde ortağın vefatı ile hisseler doğrudan mirasçılara intikal etmeyip, miras taksimine kadar tereke adına kayıtlı olarak kalacağından, dava konusu olan yönetim kurulu kararının batıl olduğu iddiası ile açılan davanın reddi gerekmekte olup, aşağıdaki şekilde davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin gerekçeli kararında istinaf ve Yargıtay kararlarına da atıfta bulunularak anonim şirketlerde ortağın hissesinin ölüm halinde mirasçılarına doğrudan geçmeyeceği yönünde ileri sürülen kabulün hukuka aykırı olduğunu, 6102 sayılı TTK'da mülga 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak ölüm halinde miras payının geçişinde limited şirketlerle anonim şirketler arasındaki farklılıkların ortadan kalktığını, hal böyle olunca kanun koyucunun anonim şirketteki pay sahibinin vefat etmesi durumunda vefat eden pay sahibine ait payların, miras yolu ile mirasçılar tarafından iktisap edilebileceği, açıklanan yeni düzenleme nedeni ile kabul edilmesi gerektiğini, diğer taraftan, özel norm-genel norm uygulamasında özel normun önceliği ilkesi uyarınca TTK'nın anonim şirketlerde payın ölüm halinde mirasçılara kendiliğinden geçeceğini öngören TTK'nın 494/2. maddesi, TMK'nın iştirak halinde mülkiyet kuralına göre özel norm olarak uygulanması gereken kural olduğunu, kararta atıfta bulunulan BAM kararında ileri sürülen mirasın intikalinin TMK'nın miras hükümlerine tabi olacağı yönündeki görüşün de hiç bir yasal ve haklı bir tarafı da bulunmadığını, kaldı ki, Mahkemenin kabulü doğrultusunda olayda TMK'nın miras hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilse bile, şirket payları üzerinde kısmi ve fiili bir paylaşım söz konusu olduğundan artık şirket payları tereke kapsamından çıkmış olup dava konusu yönetim kurulu kararı 4721 sayılı TMK'nın 676. maddesine de aykırılık teşkil ettiğini, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/466 E. sayılı dava dosyasında görülmekte olan benzer nitelikteki haklı nedenle şirketin feshi davasında yerel mahkemece ve istinaf mahkemesince verilen kararlar da daha önce yapılan pay defterine işlemenin hukuka uygun olduğu tescil edildiği halde bu hususun Mahkemece dikkate alınmadığını, yöneticiler tarafından TTK'nın 394. maddesi uyarınca murisin şirket hissesinin mirasçılara intikal ettirilmesinin yasaya uygun olduğunu, mirasçılardan hiçbiri tarafından pay defterine yapılan kayda yönelik herhangi bir itirazın yapılmamış olması da mirasçılar arasında fiili bir taksimin varlığını gösteren önemli bir bulgu olduğu halde Mahkemece bu hususun göz ardı edildiğini, esasen, 13.12.2023 tarihinde şirket pay defterindeki pay oranları esas alınarak tüm hissedarların katılımıyla yapılan Olağanüstü Genel Kurulda da ne Şirket Yönetim Kurulu üyelerince ne de mirasçılar tarafından mirasçılar arasında taksim bulunmadığı yönünde herhangi bir itiraz da bulunulmadığını, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığınca düzenlenen 21.11.2022 tarih ve ... sayılı yazıda da muris ...'in şirketteki hisselerinin varislerine intikalinde bir sakınca bulunmadığının ifade edildiğini, beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davalı Anonim şirketin 03/04/2024 tarihli 202/4 nolu yönetim kurulu kararının butlanının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş,bu karara karşı davacılar vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Hukuken güncel menfaati bulunan herkes herhangi bir süre ye tabii olmaksızın yokluk ve butlan hallerine ilişkin bu geçersizliği ileri sürebilir. (Yargıtay HGK 2013/11-1048E. 2014/430K.sayılı ilâmı). Davacılar şirket hisselerinin muristen intikal eden payların , miras payları oranında şirket pay defterine yapılan kaydın iptal edilerek murisin terekesi adına kaydedilmesine ilişkin YK kararının butlanını istemesine göre davacıların eldeki davada aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekmiştir. 6102 sayılı TTK 391 maddesi" (1) Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan, b) Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, c) Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, d) Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararlar batıldır.” şeklinde düzenlenmiştir.TTK 494 maddesi" (1) Devir için gerekli olan onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır.(2) Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer.(3) Şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır." şeklinde düzenlenmiştir.4721 Sayılı TMK 'nın 599. Maddesi uyarınca da Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.TTK 494/2 maddesinde şirket paylarının miras sebebiyle intikali halinde TMK 599. Maddesi ile uyumlu olarak mirasçıların şirket paylarının mülkiyetini derhal kazanacağı düzenlemiş ise de TMK'nun miras hükümlerinden farklı olarak açıkça miras halinde şirket paylarının müşterek mülkiyet hükümlerine göre mirasçılara geçeceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. TMK 640. Maddesine göre Mirasın paylaşılmasına kadar murisin terekesinde olan mallar üzerinde mirasçılar elbirliği mülkiyeti hükümleri uyarınca malik olup,TMK hükümleri uyarınca terekeye dahil anonim şirket hisseleri de mirasçılara elbirliği mülkiyet hükümlerine göre geçecektir. Bu hale göre TTK 494/2. Maddesi elbirliği mülkiyet hükümlerine ayrıksı düzenleme getiren özel norm niteliğinde değerlendirilemez.Anonim şirketlerde ise paylar, paydaşın ölümü halinde, limited şirketlerin aksine, kendiliğinden mirasçılara intikal etmez. Bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya MK’nun 2. maddesi ile bağdaşır şekilde, yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca bu suretle şirkete başvurulması gerekir.(Y.11. H.D'nin 28/04/2022 tarih ve E: 2021/6102 -K: 2022/3535 28/04/2022).Somut olayda davalı şirket YK 28/11/2022 tarihli kararı ile murisin şirketteki payını mirasçıların miras hisseleri oranında pay defterine işlenmesine karar verdikten sonra mirasçılar tarafından yazılı taksim sözleşmesi sunulmaması nedeniyle davaya konu 03/04/2024 tarihli YK kararı ile murisin mirasçıları adına yapılan önceki kayıt iptal edilerek murisin şirket hisseleri muris .... terekesi adına tescil edilmesine ilişkin kararın butlanın tespiti talep edilmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince şirket YK 28/11/2022 tarihili murisin payının mirasçıların miras hisseleri oranında pay defterine tesciline ilişkin başvuru evrakları ,YK kararı ve yine bu karar uyarınca oluşturulan pay defteri ve pay oranları uyarınca 13/12/2023 tarihinde yapılan genel kurul hazirun çetveli, toplantı tutanağı ve davaya konu YK kurulu kararı dosyaya kazandırılıp MK’nun 2. maddesi ile bağdaşır şekilde, yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir durumun bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde taraf delilleri toplanmadan karar verilmesi doğru bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacılar tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.27/12/2024