İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2025/880 K.2025/1010
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/880
KARAR NO: 2025/1010
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/11/2020
NUMARASI: 2016/1254 Esas - 2020/631 Karar
DAVA: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın Karaköy Şubesi müşterisi ... Tic. A.Ş. lehine diğer davalıların müteselsil kefaleti ile krediler kullandırıldığını, borcun ödenmemesi üzerine ödenmesi içerikli Kadıköy ... Noterliğinin 14.11.2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarı gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında İstanbul .. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile haciz yoluyla takibe geçildiğini, ancak davalıların itirazı ile takip durduğundan bu davanın açılma gereğinin doğduğunu, yetki itirazının sözleşme gereğince yerinde olmadığını, borca ve tüm ferilerine itirazın yasal dayanağı bulunmadığını, zira hesapların kat edilmesi ile alacağın muaccel hale geldiğini, talep edilen faiz oranlarının sözleşme ve yasa hükümlerine uygun olduğunu, DEK krediler için % 36,36, kredili mevduat ve kredi kartları için ise % 30,24 temerrüt faizinin mevzuata uygun faizler olduklarını, sözleşme gereğince ihtilaflarda müvekkili banka kayıtlarının delil olacağının kararlaştırılmış olduğunu, davanın açılışından önce 366,04 TL. tahsilât yapıldığından bunun faiz ve masraflara mahsubu ile dava açılmış olmasının yasaya uygun olduğunu, davalılar kötü niyetli olduklarından % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek ...'tan takipten sonra ve davadan önce yapılan 366,- TL. takip çıkışından mahsup edilerek 2.955.147,96 TL nakit alacak üzerinden itirazın iptali ile 2.890,404,92 TL asıl alacağa takipten itibaren % 36,36 temerrüt faizi işletilmesi, Ticari Kredili Mevduat ve kredi kartı için ise 49.906,85 TL nakit alacaktan 0,04 TL tahsilâtın düşülerek 49.906,81 TL. nakit alacak üzerinden itirazın iptali ile 48.955,31 TL asıl alacağa % 30,24 temerrüt faizi işletilmesine, kredi borçlusu ... Tic. A.Ş. için 2.955.513,96 TL toplam alacağın 1.860.000 TL lık kısmı ipotek teminatı altında olduğundan kalan 1.095.513,96 TL nakit kısmından tahsil edilen 366 TL mahsup edilerek 1.095.147,96 TL lık nakit alacak üzerinden itirazın iptaline ve 2.890.404,92 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 36,36 temerrüt faizi işletilmesine, kredili mevduat ve kredi kartı için ise 49.906,85 TL nakit alacaktan 0,04 TL tahsilatın düşülerek 49.906,81 TL nakit alacak üzerinden itirazın iptali ile 48.955,31 TL asıl alacağa % 30,24 temerrüt faizi işletilmesine, diğer davalı kefil ... için ise; takipten sonra ve davadan önce yapılan 366,- TL. takip çıkışından mahsup edilerek 2.943.054,82 TL nakit alacak üzerinden itirazın iptali ile 2.890,404,92 TL asıl alacağa takipten itibaren % 36,36 temerrüt faizi işletilmesi, Ticari Kredili Mevduat ve kredi kartı için ise 49.736,51 TL nakit alacaktan 0,04 TL tahsilatın düşülerek 49.736,47 TL nakit alacak üzerinden itirazın iptali ile 48.955,31 TL asıl alacağa % 30,24 temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Şirket merkezi Ankara'da bulunduğundan yetkili mahkemelerin Ankara Mahkemeleri olduğunu, her dönem borcun tahakkuk tarihlerine göre zamanaşımına uğradıklarını, ibraz edilen sözleşme sayfalarında imza bulunmadığını, alacak rehinle temin edildiğinden öce rehne başvurma ihtiyacı bulunduğunu, sözleşmenin genel işlem koşulları içermesi nedeniyle geçersiz olduğunu, gayrınakdi kredilerin depo talebinin yersiz olduğunu, faiz türü ve oranlarının yasaya aykırı olduğunu, ihtarda muacceliyet ve temerrüt kaydı bulunmadığını, rehnin paraya çevrileceğinin belirtildiğini, davacının düzenlediği ihtar ekinde hesap özeti bulunmadığından kat işleminin mümkün olmadığını, ihtarın makul mehil tanımadığını, yani verilen 24 saatlik sürenin 3 gün olması gerektiğini, ihtarnamenin kefillere tebliğ edilmemesi nedeniyle kefillerin borun tamamından ve işlemiş faizlerinden sorumlu tutulmasının yasaya aykırı olduğunu, ayrıca kefil eşleri muvafakati alınmadığından kefaletin geçersiz olduğunu, icra inkar tazminatı talebinin reddinin gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..Davacı banka ile davalı asıl borçlu ... şirketi arasında 29/04/2011 tarihli 500.000,00-TL limitli, 05/10/2012 tarihli 1.465.950,00-TL limitli, 30/11/2015 tarihli 10.000.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı, davalılar ... ve ...'ın bu sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, toplam kefalet limitlerinin 11.965.950,00-TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı asıl borçlu şirket tarafından sözleşmelerin her sayfasında imza bulunmadığından bahisle sözleşmlerin geçersiz olduğu savunulmuş ise de, genel kredi sözleşmelerinin müşteri bölümünde davalının imzasının bulunduğu, ayrıca davalı tarafından bu sözleşmeler kapsamında kredi kullanıldığı anlaşılmakla geçersizlik savunmasına itibar edilmemiştir. Davalı asıl borçlu şirketle ayrıca 01/06/2012 tarihli 250.000,00-USD limitli ve 24/06/2013 tarihli 5.000.000,00-USD limitli iki ayrı genel kredi sözleşmesi imzalandığı ve davalılar ... ve ... tarafından sözleşmelin kefil sıfatıyla imzalandıkları anlaşılmakla birlikte, davalı şirkete USD cinsinden kredi kullandırılmamıştır. Başka ifade ile davalı şirkete TL cinsinden kullandırılan dava ve takip konusu kredilerin 29/04/2011, 05/10/2012, 31/11/2015 tarihli genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırıldıkları anlaşılmıştır. 29/04/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi nedeniyle yapılan kefalet sözleşmesi 818 Sayılı BK'nun 484 maddesine, 20/11/2012 ve 30/11/2015 tarihli genel kredi sözleşmeleri nedeniyle yapılan kefalet sözleşmelerinin 6098 Sayılı TBK'nun 583 ve devamı maddelerine göre geçerli oldukları anlaşılmıştır. Anılan genel kredi sözleşmeleri kapsamında kredi lehdarı ... şirketine ticari kredi kullandırıldığı(DEK), kredili mevduat hesabı açılarak kullandırıldığı ve ticari kredi kartı kullandırıldığı, kullandırılan kredilerin zamanında geri ödemesinin yapılmaması nedeniyle kredi hesabının 10/11/2016 tarihinde kat edildiği, 24 saatlik mehil içeren kat ihtarının davalı şirkete 16/11/2016 tarihinde tebliğ edildiği, kefiller adına çıkartılan tebligatın ise bila tebliğ döndüğü, buna göre davalı asıl borçlunun 18/11/2016 tarihinde davalı kefillerin ise takip tarihi olan 05/12/2016 tarihinde temerrüde düştükleri tespit edilmiştir.Getirtilerek incelenen ipotek resmi senedinden, davalı asıl borçlu şirketin maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde, davacı banka lehine 04/07/2013 tarihli ve 1.860.000,00-TL limitli ipotek tesis ettiği anlaşılmış, ipoteğin sadece asıl borçlunun borcunu teminat altına aldığı, kefillerin kefaletten doğan borçlarını teminat altına almadığı, buna göre kefiller yönünden İİK'nun 45 maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı banka alınan ipoteğe dayalı olarak davalı asıl borçlu aleyhine ayrıca İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibi ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattığı, dava konusu takipte ise bu ipotek bedelini, takip talebinde A) bendi ile belirtilen Dek Krediler grubu yönünden talep edilen 2.955.513,96-TL den düştüğü, tahsilde tekerrür olmamak üzere takip başlattığını bildirdiği, ancak takip tarihinden itibaren 2.890.392,64-TL asıl alacağa temerrüt faizi işletilmesini talep ettiği görülmüştür. Mahkememizce alınan bilimsel yöntemlerle hazırlanmış, denetime açık, teknik açıdan yeterli bilirkişi rapor ile; davalı ... şirketinin takip tarihi itibariyle davacıya, ... Krediler grubu yönünden; 2.890.392,64-TL asıl alacak, 12.653,61-TL işlemiş akdi faiz, 48.948,40-TL işlemiş temerrüt faizi, 2.447,42-TL BSMV ile 1.059,51-TL ihtarname masrafı toplamı 2.955.513,96-TL; Esnek Kredili Mevduat(ETH) ve Ticari kredi kartları(... Kart)yönünden; 48.955,31-TL asıl alacak, 227,58-TL işlemiş akdi faiz, 689,49-TL işlemiş temerrüt faizi, 34,47-TL BSMV toplamı 49.906,85-TL borçlu olduğu; davalı kefil ...'ın takip tarihi itibariyle davacıya ... Krediler grubu yönünden; 2.890.392,64-TL asıl alacak, 48.654,94-TL işlemiş akdi faiz, 2.432,75-TL akdi faizin %5 BSMV'si, 1.059,51-TL ihtarname masrafı toplamı 2.942.539,84-TL, Esnek Kredili Mevduat(ETH) ve Ticari kredi kartları(... Kart)yönünden; 48.955,31-TL asıl alacak, 824,08-TL işlemiş akdi faiz, 41,20-TL akdi faizin %5 BSMV'si, toplamı 49.820,60-TL borçlu olduğu, davalı kefil ...'ın takip tarihi itibariyle davacıya, ... Krediler grubu yönünden; 2.890.392,64-TL asıl alacak, 48.654,94-TL işlemiş akdi faiz, 2.432,75-TL akdi faizin %5 BSMV'si, 1.059,51-TL ihtarname masrafı toplamı 2.942.539,84-TL, Esnek Kredili Mevduat(ETH) ve Ticari kredi kartları(... Kart)yönünden; 48.955,31-TL asıl alacak, 754,84-TL işlemiş akdi faiz, 26,36-TL akdi faizin %5 BSMV'si, toplamı 49.736,51-TL borçlu olduğu, tespit edilen borç tutarlarının kefalet limitinin altında olduğu, davalı kefillerin TBK 589 maddesi uyarınca borçtan kefalet limitleri dahilinde sorumlu bulundukları tespit edilmiştir. Mahkememizce rapor yerinde görülerek hükme esas alınmış, davalı ... yönünden açılan davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden açılan davaların ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı bankanın toplam alacak tutarından İpotek bedelini düşerek takip başlattığı; ancak asıl alacak tutarı olan 2.890.392,64-TL yönünden takip tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte elde edilebilecek toplam tutar ipotek limiti olan 1.860.000,00-TL ile sınırlı olduğundan, başka ifade ile ipotek takibinde ipotek limiti üzerinde faiz talep edilemeyeceğinden, davacının asıl alacak yönünden dava konusu takipte takip tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesine yönelik talebi yerinde görülmüştür. Davacı alacağı likit nitelikte olup, davalıların itirazlarında haksız bulundukları anlaşıldığından, İ.İ.K.nun 67/2. maddesi hükmü gereğince takdiren tespit edilen miktarın % 20'si oranında icra inkar tazminatına" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın tarafı olmayan mirası hükmen reddetmiş sayılan müvekkilleri açısından hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, sözleşmenin kefili olarak gösterilerek dava açılan müteveffa ...'ın 08/09/2018 tarihinde vefat ettiğini, ... Bankası A.Ş tarafından açılan itirazın iptali yargılamasında hükmen red defi hatalı hukuki gerekçe ile reddedildiğini, İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1254 Esas sayılı dosyası üzerinden verilen kararda, resmi defter tutulması davası açılmadığı ve bu nedenle davaların durdurulamayacağının belirtildiğini, halbuki resmi defterin tutulması talebi mirasçılara tanınan bir hak olup, müvekkillerinin mirasçılık sıfatını hiç bir aşamada fiilen ve hukuken kabul etmediğini, taraflarınca Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/982 esas sayılı dosya ile murisin terekesinin borca batıklığının ve müvekkillerinin mirasçı olmadıklarının tespiti için ikame edilen davada Ankara BAM 17. HD 2021/228 E.-2021/327 K. Sayılı dosyası ile işbu itirazın iptaline konu, İstanbul ... İcra Dairesi ... takibi, ...'tan geriye kalan ... ve ... yönünden tedbiren durdurulduğunu, müvekkillerin, ilk derece mahkemesinin hatalı kararı nedeni ile asıl alacak ve işlemiş faiz hesabı ile birlikte takip çıkışı toplamı yaklaşık 7 Milyon TL lik ilamlı takibin borçlusu konumuna düştüğünü, henüz çocuk yaştaki ...'ın bütün hayatı, hatalı hukuki değerlendirme nedeni ile adeta elinden alındığını, hükmen red definin süresinin bulunmadığını, bu nedenle mirasçılık sıfatı bulunmayan ... ve ... yönünden, istinaf mahkemesi tarafından işin esasına girilerek, husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, Mahkemece, 1.860.000-TL'nin mahsubuna karar verildiğinden, 2.890.392,64-TL üzerinden takibin devamı kararının çelişki arz ettiğini, hüküm içeriği anlamı ile örtüşmediğinden icra edilme imkanı bulunmadığını, mahsup edilen 1.860.000-TL üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, İlk derece mahkemesi hükmünün yasaya uygun kabul edilmesi halinde dahi vekalet ücretinin hatalı tespit edildiğini, takibin dayanağı belge belirli ve açık şekilde icra emrinde yer almadığını, davacı bankanın takibin dayanağı ile talep miktarının örtüşmediğini, ... kredilerinin hesaplama miktarının açıklanmadığını, banka tarafından müvekkiline birden çok döviz endeksli kredi kullandırıldığı bu nedenlerle kredilerden alacağı bulunduğu iddia edildiğini, döviz endeksli kredi kullandırılırken hangi tarihte hangi kur değerinin esas alındığı açıklanmaksızın, takip talebindeki miktarlar ile birebir hüküm kurulmasının kabul edilemeyeceğini, 2011 yılından bu yana bankanın hiçbir karşılık almaksızın kredi kullandırdığının kabul edilemeyeceğini, bankanın öncelikle kredi kullandırmak için teminat olarak bloke ettiği hesaplardaki nakit paranın mahsubu ile sorumlu olduğunu, bankada kredi kullanım tarihinden bu yana mevduat hesapları ve bankada bulunan diğer vadeli hesapların dökümü varsa bankanın blokaj miktarları celbedilmeden, kesin delilden yoksun hesaplamalar esas alınarak kurulan hükmün yasaya uygun olmadığını, takibe miktarı asıl alacak olarak gösterilen 2.890.392,64-TL'nin ne şekilde hesap edildiği açıkça tespit edilemediğinden ilk derece mahkemesine ait kararın kaldırılmasını, kefalet şartının geçersiz olduğunu, doğmuş veya doğacak olan süresiz bir şahsi teminat kurulması mümkün olmadığından, kişinin sonsuz borca bağlanmasının hukuka aykırı olması nedeni ile kefalet sözleşmesi / şartının geçerli olmadığını, açıklanan nedenlerle ... ve ... yönünden; hükmen reddedilen miras istinaf edenlere intikal etmeyeceğinden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, yüksek mahkemenin hükmen red defini kabul etmemesi halinde, diğer istinaf sebeplerinin tüm müvekkiller için geçerli kabul edilmesini, eksik incelemeye dayalı blokaj bedelleri ve döviz endeksli kurlar tespit edilmeden davanın kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine, hüküm sonucu açıkça anlaşılamadığından ilk derece mahkemesine ait kararın kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde:davalılardan ... ve ...’ın huzurdaki itirazın iptali davasının yargılaması sırasında mirası reddettiklerine dair ya da mirasın hükmen reddine dair verilmiş herhangi bir karar bulunmadığı gibi bu hususta davalılar tarafından açılmış herhangi bir dava da mevcut olmadığından müteveffa ... mirasçıları olarak haklarında itirazın iptali kararı verilmesi usul, yasa ve hukuka uygun olduğunu, Ankara Batı 3. Sulh Mahkemesinin 2019/3 sayılı davasının bekletici mesele yapılmasının şartlarının bulunmadığı anlaşıldığından davalıların bekletici mesele yapılması istemlerinin Yerel Mahkeme tarafından red edilmesi usul, yasa ve hukuka uygun olup, huzurdaki davanın yargılaması sırasında reddi miras davası açıldığını ya da mirasın reddedildiğine dair bir karar getirmeyen, hükmen red davası da açmamış olan davalıların mirasın hükmen red edilmiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi talepleri haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, davalıların istinaf dilekçesi ekinde sunmuş oldukları mirasın hükmen reddi davası kapsamında verilen istinaf kararında açıkça görüldüğü üzere mirasın hükmen reddi davasının açılış tarihi 08/12/2020 tarihi olduğunu, itirazın iptali davasının yargılaması kapsamında ise 03.11.2020 tarihinde nihai karar verilmiş olup, davanın kabulüne ve davalıların itirazlarının iptaline karar verildiğini, bu nedenle istinaf taleplerinin reddi gerektiğini, yerel mahkemenin kararında asıl kredi borçlusu ... hakkında davanın kabulüne dair kurulan hüküm yerinde olmakla birlikte; müteselsil kefiller bakımından davanın kısmen kabulüne dair kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup yerinde olmadığını, zira; temerrüt tarihinin müteselsil kefiller için hatalı tespit edilerek hatalı şekilde hüküm tesis edildiğini, Kadıköy ... Noterliği’nin ... yevmiye numaralı 14/11/2016 tarihli hesap kat ihtarnamesinin tebliğ şerhi bölümüne bakıldığında en son tebligatın 18/11/2016 tarihinde yapıldığı ve ...’ın Ayvalık/BALIKESİR adresi hariç (bu adrese çıkartılan ihtarname 18/11/2016 tarihinde bila iade tebliğ edilmiştir) tüm muhataplara 16/11/2016 tarihinde bila iade tebliğ edildiğinir görüldüğünü, dolayısıyla temerrüt tarihinin kredi borçlusu ... San. ve Tic. A.Ş. ve müteselsil kefil ... için 18/11/2016 , diğer müteselsil kefil ... için -lehe olacak şekilde 18/11/2016 tarihi baz alınarak ve araya hafta sonunun girmesi sebebi ile- temerrüt 22/11/2016 olarak tespit edildiğini ve bu yönde hesaplama yapılarak huzurdaki davada talepte bulunulduğunu, müvekkili banka tarafından yapılan temerrüt tarihi hesaplamasında davalılar lehine hareket edilerek hesaplama yapıldığını, dolayısıyla temerrüt tarihinin takip tarihi olduğu göz önüne alınarak yapılan hesaplama ve bu hesaplamaya dayalı olarak verilen davanın kısmen kabulüne dair karar usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla yerel Mahkemenin 03/11/2020 tarihli 2016/1254 E., 2020/631K. sayılı kararının davalılardan ... ve müteveffa ... mirasçıları ... ve ... bakımından verilen davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline dair verilen hükümlerin istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak, anılan davalılar bakımından davanın kabulüne; davalı/borçluların İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla devamına, davalılar aleyhine % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak davalı borçlu ve müteselsil kefillere yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar ile davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce davalılar ... Ve ... yönünden eksik istinaf harcının tamamlatılması yönünde verilen geri çevirme kararından sonra Mahkemenin 20.05.2025 tarihli ara kararı ile davalılardan ... ve ... Sanayi Ve Ticaret A.Ş .'nin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamından davacı banka ile davalı ... Sanayi Tic. A.Ş. arasında 29.04.2011 tarihli 500.000 TL limitli, 05.10.2012 tarihli 1.465.950 TL limitli, 30.11.2015 tarihli 10.000.000 TL limitli genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı, sözleşmelerin davalı ... ve ... tarafından aynı tarihlerde ve aynı limitlerle müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, sözleşme kapsamında davalı şirkete ... sabit faizli kredi işletme kredisi, esnek kredili mevduat ve ticari kredi kartı kullandırıldığı anlaşılmaktadır.Dava ve icra takibine konu kredi borcuna ilişkin olarak davacı banka, Kadıköy ... Noterliği’nin ... yevmiye numaralı 14.11.2016 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 10.11.2016 tarihinde hesabı kat ettiğini belirterek ödeme için 24 saatlik süre vermiş, davalı şirkete 16.11.2016 tarihinde ihtarname tebliğ edilmiş, diğer davalılara çıkartılan tebligatlar iade dönmüştür. Davacı tarafça davalılar hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında "Genel Kredi Sözleşmeleri, İhtarname ve ekinde hesap özeti , ipotek resmi senet ve takibe dayanak tüm belgeler" sebebine dayalı olarak ... sabit faizli kredi işletme kredisi ve diğer alacaklardan kaynaklanan nakit alacak hakkında 2.890.404,92 TL asıl alacak, 48.948,40TL temerrüt faizi , 2.447,42 TL faizin gider vergisi, 22.653,61 TL Hesap Kat Tarihinden temerrüt tarihine kadar işlemiş akdi faiz, 1.058,61 TL noter masrafı ile ETK kredisinden ve ... Karttan kaynaklanan nakit alacak hakkında 48.955,31 TL asıl alacak, 34,47 TL Faizin gider vergisi, 227,58 TL hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar işlemiş akdi faiz olmak üzere toplam 3.005.420 TL alacağın tahsili için (... sabit faizli kredi işletme kredisi ve diğer alacaklardan kaynaklanan toplamı 2.955.513,96 TL olan alacağın 1.860.000TL'lik kısmı limit ipoteğiyle temin ve takip edilmiş olduğundan 1.095.513,96 TL'lik nakit kısmının davalı ... Tic. A.Ş.'nden) 05.12.2016 tarihinde ilamsız takip başlatılmış olup, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Dosya kapsamından mülkiyeti asıl borçlu davalı ... Tic. A.Ş.ne ait Ankara ili Çankaya ilçesinde mevcut taşınmaz üzerine 04.07.2013 tarih ve ... yevmiye nolu işlemle birinci dereceden 1.860.000 TL lık ipotek konulmuş olduğu, eldeki davaya konu icra takibinin asıl borçlu yönünden ipotek miktarını aşan kısma ilişkin olduğu anlaşılmıştır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; yargılama sırasında vefat eden ... mirasçıları olan dahili davalılar ... ve ... yönünden cevap dilekçesinde beyan edilen terekenin tespiti davasının dikkate alınması gerekip gerekmediği , müteselsil kefiller yönünden temerrüt tarihinin doğru bir şekilde belirlenip belirlenmediği noktasındadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.04.2008 tarih, 2008/332 Esas ve 2008/336 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605.maddesi “B.Ret; I.Ret beyanı; 1.Ret hakkı” başlığı ile düzenlenmiştir. Birinci fıkrası “Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.” hükmünü içermektedir. İkinci fıkrası “Ölümü halinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” hükmünü amirdir. Bu hüküm bir karinedir. Bir çok yargı kararlarında ve ilmi görüşlerde bu red, hükmi red olarak isimlendirilmektedir. Türk Medeni Kanunu, “hakiki redde” süre ile kayıtlı ve mirasçıların tek taraflı irade açıklamasını öngördüğü halde, söz konusu hükmi reddin sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması ya da dava yolu öngörmemiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 605. maddesinin 2. fıkrasında “ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm çerçevesinde, mirasın hükmen reddi bir süreye tabi olmayıp, mirasçılar alacaklılara karşı açacakları tespit davası ile terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilecekleri gibi mirasçılara karşı açılacak davada defi olarak da her zaman terekenin borca batık olduğu ileri sürülebilecektir. Somut olayda dahili davalılar ... ve ... vekili tarafından davaya cevap dilekçesinde mirasın reddine dair hakkı saklı kalmak suretiyle açılmış olan terekenin tespiti davasından söz edilmiştir. Mahkemece dahili davalıların mirasın hükmen reddi yönünde beyan ya da her hangi bir kayıt ve belge sunmadıkları gerekçesiyle tereke tespiti istemli Ankara Batı 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/3 sayılı dosyasının sonucunun beklenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Ancak dahili davalılar vekilinin 02.03.2020 tarihli dilekçesinde, murisin vefat ettiği tarih itibari ile mirasının reddi ya da kabulü için terekenin tespiti davası açıldığı, bu süreçte müteveffanın mirasının idaresine yönelik doğrudan veya dolaylı hiçbir işlem yapılmadığı, bu nedenle miras hükmen kabul edilmediğinden mirasçılık sıfatına haiz olunmadığı yönünde beyanda bulunmuş olmasına göre bu beyanın mirasın hükmen reddi savunması niteliğinde olduğunun kabulü ile mahkemece muris ...'ın terekesinin borca batık olup olmadığının, ön mesele olarak ele alınarak terekeye ilişkin açılmış olan davanın beklenmesi gerekirdi. Nitekim karar tarihinden sonra dahili davalılar ... ve ... tarafından ikame edilen murisin terekesinin borca batık olduğunun tespiti istemli Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/982 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/228 Esas ve 2021/327 Karar sayılı kararı ile eldeki itirazın iptali davasına konu olan İstanbul ... İcra Dairesi ... esas sayılı icra dosyasının ... mirasçıları yönünden tedbiren durdurulmasına karar verilmiş, 28.11.2024 tarihinde de mahkemece murisin terekesinin borca batık olduğunun ve davacılar ... ve ... tarafından mirasın hükmen reddedildiğinin tespitine karar verilmiştir. Mirasın reddi halinde mirasçılar hakkında takibin sürdürülmesine imkan bulunmadığı gözetilerek mahkemece, Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/982 Esas sayılı dosyasının istinaf incelemesinden dönüşünün beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusu bu aşamada incelenmeksizin, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf başvurusu bu aşamada incelenmediğinden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde kendisine iadesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 10/07/2025