İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2021/431 K.2024/467
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/431
KARAR NO: 2024/467
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 27/01/2021
NUMARASI: 2020/795 E. - 2021/84 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile dava dışı ... arasında kurulan kıymetli evrak ilişkisinde lehdarı davalı, düzenleyeni dava dışı ... olmak üzere 21/05/2018 tanzim tarihli 25/06/2018 vade tarihli 30.000 USD bedelli, 25/07/2018 vade tarihli 30.000 USD bedelli, 25/08/2018 vade tarihli 30.000 USD bedelli 3 adet bono düzenlendiğini, bonoların her birine müvekkillerinin murisi ...’ün kabul anlamına gelmemek üzere aval sıfatıyla ve parmak izi kullanılmak suretiyle iştirak ettiğinin iddia edildiğini, davalı tarafından borcun vadesinde ödenmemesi üzerine 25/06/2018 vade tarihli 30.000 USD bedelli ve 25/07/2018 vade tarihli 30.000 USD bedelli bonolar için Bakırköy ....İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile asıl borçlu ve avalist görünen ... hakkında icra takibi başlatıldığını, takip kesinleşmiş olup ... ’in hissedarı olduğu ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... parsel sayılı arsanın kayden haczedildiğini, yine ... ’ün hissedarı olduğu ... İlçesi ... ... Ada ... parsel, ... parsel, ... Ada ... parsel ile ... Nakkaş ... Ada ... parsel sayılı taşınmazlara hissesi oranında haciz konduğunu, kayıtlı adresinde taşınır haczi ile banka hesaplarına haciz konduğunu, ... vefat etmiş olup takibin mirasçılarına yöneltildiğini, 25/08/2018 vade tarihli bono için ise Bakırköy ...İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosya ile asıl borçlu ... ’e yönelik kambiyo senetlerine mahsus takip başlatıldığını, mirasçılarının ölüm nedeniyle dahil edildiğini, takibin kesinleşmesi üzerine müvekkillerinin kayıtlı adreslerinde taşınır haczi için haciz emri tanzim edildiğini, her bir müvekkilinin banka hesaplarına haciz konduğunu, takiplere konu kambiyo senetlerine el ile atılan imza dışında borç altına girilmesinin mümkün olmaması nedeniyle senetlerden sorumlu tutulamayacaklarını, TBK’nun 16.maddesinde imza atamayanların imza yerine usulüne göre onaylanmış olması koşuluyla parmak izi, el ile yapılmış işaret ya da mühür kullanabilecekleri, kambiyo senetlerine ilişkin hükümlerin saklı olduğunun düzenlendiğini, 6102 Sayılı TTK’nun 756.maddesinde el ile atılan imza yerine mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şehadetname kullanılamayacağının düzenlendiğini, müvekkillerinin murisinin parmak bastığı iddia edilen bonolar nedeniyle borç altına sokulamayacağını, bu kuralların eski ve yeni TTK hükümlerinde yer alması nedeniyle davalı tarafın haklılığından veya iyiniyetinden bahsedilemeyeceğini, belirterek takiplerin iptaline, davalı tarafın her bir icra takibinin yürütülmesinde haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle müvekkilleri hakkında % 20’den aşağı olmayacak şekilde tazminata hükmedilmesine, teminatsız olarak icra takiplerinin durdurulmasına, aksi mümkün değilse teminatsız ya da teminat mukabilinde icra veznesine giren paranın alacaklılara ödenmemesine şeklinde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Tamamen davacı taraf savunmasıyla sınırlı bir belirleme olduğunu, öncelikle davacıların dava hakkı bulunup bulunmadığı hususunun aydınlatılması, davanın temel konusunu oluşturduğunu, mirası reddetmemiş mirasçıların, murisin sağlığında iradesini ayan beyan ortaya koyan belgeler karşısında dava hakkının bulunmadığını, haksız ve mesnetten yoksun olarak açılan ilgili menfi tespit davası zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğunu, davalı ... ve davada taraf olmayan .. arasında 21.5.2018 tanzim tarihli alacaklısının ... borçlusunun ... olduğu 3 adet bono düzenlendiğini, mezkur bonolar ... ile ... arasında tespih satışından kaynaklanan 90.000 $ (amerikan doları) ilave alacağa mahsuben düzenlediğini, ... bonolarla taahhüt altına girdiği bu borca ... de senetlerde avalist, 20.05.2018 tarihinde düzenlenen yazılı akitle de mevcut borca müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, muris Seyyare, sadece bonolar ile değil; aynı zamanda TBK 201'e de uyan borca katılma niteliğinde yazılı sözleşme ile de borca müteselsil kefil olduğunu, borca katılma sözleşmesinin geçerliliği, kanununda herhangi bir şekil şartına bağlanmadğını, mezkur senetlerin ödenmemesi üzerine 21.06.2018 tarihinde takip başlatılmış olup borçlu taraf ve özellikle kefil ..., sağlığında imzaya ve borca itiraz etmemiş, takibin kesinleştiğini, ... vefatı üzerine İİK 53. md. çerçevesinde mirasçılarına karşı takibe devam edilmiş olup mirasçılar da mirası reddetmediği için terekedeki bu borçtan sorumlu olduğunu, ... ilgili bonolara aval vermesi ve protokol düzenlemesi önünde hukuki bir engel olmadığını, kişi sağlığında iradesiyle her türlü alacak ve borca taraf olabileceğini, Ki senetler ve mezkur protokol ... bu iradesini şüpheye mahal vermeyecek şekilde ortaya koymadığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi salt parmak izinin geçersizliğinden bahisle borç doğmadığının savunulması, kurucu unsur olan iradenin yok sayılması olacağını, davacı taraf bonolarda parmak izi kullanıldığından bahisle borç olmadığını iddia ettiğini, her ne kadar parmak iziyle bono düzenleneme konusundaki yasal düzenlemeler, muhtevasında alacaklıyı koruma saiki barındırdığını, takip konusu belgeler bono vasfında ise de borçlu imzasını ve bonoda bulunması gerekli tüm unsurları ihtiva ettiğini, davacıların murisiısı yaptığı, akitle borca, geçerli bonoya müşterek müteselsil kefil olmaktan ibaret olduğunu, kendisinin yeni bir bono düzenlemediğini, iradesiyle borca kefil olmuş, bonoda da aval verdiğini, beyanla öncelikle davanın zorunlu arabuluculuk koşulu yerine getirilmediğinden usulden reddini, şayet usulden reddedilmezse, tarafların serbest iradeleriyle aktedilen protokole ve 20.5.2018 tanzim tarihli bonolara dayalı borç geçerli olduğundan; mevcut borçtan hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak kurtulmaya çalışan mirasçıların, suiniyetli teşebbüslerinin önlenmesine, haksız davanın reddine, muhakeme masraflarıyla ücreti vekaletin de karşı tarafa tahmiline, davacı karşı tarafın işbu haksız davası sebebiyle dava değerinin %20sinden az olmamak üzere, inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "1-Davacıların murisleri ... aval sıfatıyla parmak izi bulunduğu belirtilen 25/06/2018 vadeli , 30.000 USD bedelli, 25/07/2018 vadeli, 30.000 USD bedelli, 25/08/2018 vadeli, 30.000 USD bedelli senetler ve bu senetlere istinaden başlatılan Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... E- ve Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyaları nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine," karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanları tekrarla taraflar arasında 22.05.2018'de borca katılma sözleşmesinin akledildiğini, taraflarınca alacağına binaen alacakla ilgili icra takipleri başlatıldığını ve bunların murisin sağlığında (eylül 2018'de) kesinleştiğini, mezkur akit'in, banka kayıtlarıyla ispatlı taraflarının karşı taraf lehine yaptığı ödeme mukabilinde gerçekleştiğini, akitte borçlunun borcu ödememesi halinde cezai şartın da kararlaştırıldığını, akdin kendi oğlu ile birlikte iki tanık huzurunda gerçekleştiğini, hiç borcun bulunmadığının ispat yükünün de; davacı taraf olduğunu, şüpheye yer bırakmayacak kesinlik ve kapsamda, murisin borcunun bulunmadığının ispat edilmiş olmadığını beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap:Davacı vekili tarafından istinafa cevap dilekçesi sunulmamıştır. Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, İİK 72. Maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacılar vekili, davacıların murisi ...’ün davalı ile dava dışı ... arasında düzenlenen 3 adet bonoda aval sıfatıyla ve parmak izi kullanılmak suretiyle iştirak ettiğinin iddia edildiğini, iki adet bono için Bakırköy ...İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile asıl borçlu ve avalist görünen ... hakkında icra takibi başlatıldığını, bir adet 25/08/2018 vade tarihli bono için ise Bakırköy ....İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosya ile asıl borçlu ...’e yönelik takip başlatıldığını, takiplere konu kambiyo senetlerine el ile atılan imza dışında borç altına girilmesinin mümkün olmaması nedeniyle senetlerden sorumlu tutulamayacaklarını beyanla eldeki davayı açmıştır. Davalı yan ise, mirası reddetmemiş mirasçıların, murisin sağlığında iradesini ortaya koyan belgeler karşısında dava hakkının bulunmadığını, düzenlenen bonoların tespih satışından kaynaklanan 90.000 $ alacağa mahsuben düzenlediğini, ...'ün borç altına girdiği senetlerde ... aval verdiğini , 20.05.2018 tarihinde düzenlenen yazılı akitle de mevcut borca müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, borca katılma sözleşmesinin geçerliliği, kanununda herhangi bir şekil şartına bağlanmadğını, mirasçılar mirası reddetmediği için terekedeki borçtan sorumlu olduklarını, bonoların gerekli tüm unsurları ihtiva ettiğini, murisin yeni bir bono düzenlemediğini, iradesiyle borca kefil olduğunu, borç geçerli olduğundan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Bir kambiyo senedi düzenlendiği zaman lehtar ile keşideci arasında kural olarak bir temel ilişki ve kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def'iler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.Hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def'ilere dayanmaktadır. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 'nun 776. maddesi gereğince bononun zorunlu unsurları arasında sayıldığı üzerinde imza bulunması gerektiği, 777. maddesinde ise 776. maddede sayılan unsurları içermeyen bir belgenin bono sayılmayacağı açıklanmış olup yine 6102 sayılı Kanun'un 701/2. maddesinde poliçenin aval veren kişi tarafından imzalanacağının düzenlendiği, bono üzerindeki imzalar hakkında ise , 756 . maddesinde imzaların mutlaka el ile atılması gerektiği, ayrıca el ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmi bir şahadetname kullanılamayacağı düzenlenmiştir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı alacaklıdadır. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa , bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşmektedir. Somut olayda, dava ve takip konusu 21/05/2018 tanzim, 25/06/2018 vade tarihli, 30.000 USD bedelli ve 25/07/2018 vade tarihli 30.000 USD bedelli, 25/08/2018 vade tarihli 30.000 USD bedelli 3 adet senette davacıların murisi ...'ün bonolarda aval veren sıfatıyla parmak izinin yer aldığı, TTK 701/2 uyarınca aval verenin el ile atılmış imzasının bulunmadığı, bu durum bonodaki şekil noksanına ilişkin olduğundan TTK 702/2. maddesi gereğince imza yerine parmak izi bulunan aval veren murisin taahhüdünün geçerli olmadığı , dolayısıyla murisin bonodan dolayı sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmıştır. Diğer yandan her ne kadar davalı aval veren muris ile 22.5.2018 tarihli borca katılma sözleşmesi düzenlendiğini, borcun ve sözleşmenin geçerli olduğunu ileri sürmüş ise de, bononun şekil eksikliği nedeniyle avalist yönünden hükümsüz olduğu, temel ilişki kapsamında doğmuş bir borç ve taahhüt bulunmasının mutlak nedenle hükümsüz olan bonoya geçerlilik kazandırmayacağı, senet hamilinin alacaklı olup olmamasının hukuki sonucu değiştirmeyeceği, hükümsüzlük mutlak def'inin davalı hamile karşı ileri sürülebileceği açıktır. Menfi tespit talebi yukarıda değinildiği üzere kambiyo hukukundan kaynaklanan, kambiyo ilişkisinin ; bononun aval veren yönünden yasal şartları taşımadığına dair hükümsüzlüğü iddiasına dayalı olmakla , taraflar arasındaki temel ilişkiden bağımsız olarak , bono aval veren yönünden hükümsüz olduğundan , temel ilişki kapsamında alacak mevcut olsa bile kambiyo ilişkisi yönünden sonucu değiştirmeyecektir. Tüm bu nedenlerle , alacağın geçerli bir kambiyo ilişkisine dayalı olduğu ispat yükü üzerinde olan davalı tarafından ispat edilemediğinden , mahkemece davacıların menfi tespit talebinin kabulüne, icra takiplerinin kötüniyetli olarak yapıldığı ispatlanamadığından tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay 11. HD,2021/8005-2023/2096 "...imza yerine parmak izi bulunan aval veren murisin bonodan dolayı sorumluluğu bulunmadığı ....davanın, davacılar hakkında kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatılmasından sonra açılmış menfi tespit davası olması nedeniyle, bononun adi senet olarak kabul edilmesi halinde dahi davacıların borçtan sorumlu oldukları yönündeki davalı iddiasının bu aşamasında değerlendirme konusu yapılamayacağı ...ONANMASINA, "Sonuç olarak , dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye göre kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/01/2021 tarih ve 2020/795 E., 2021/84 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 38.153,05 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 9.479,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 28.674,05 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/03/2024