İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2022/1268 K.2025/191

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/1268 📋 K. 2025/191 📅 30.01.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1268
KARAR NO: 2025/191
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 07/06/2022
NUMARASI: 2019/408 E. -2022/98 K.
DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/01/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıların üstlendiği “...” isimli filme hayatı konu edilmiş bulunan ... (...) ...'nın kızları ve mirasçılarının bahsi geçen filme ilişkin olarak, haklarının ihlalinden doğan 55.000 TL manevi, ...'nın eseri olan “...” (Türkçe'ye ... olarak çevrilmiştir) romanının, umuma iletim (Fsek m.14) ve eserin bütünlüğünü koruma (fsek m.16) haklarının “...” isimli filmde eserin işlenmesi suretiyle ihlal edilmesinden kaynaklanan tecavüzlerin tespiti ile Fsek m.70 uyarınca müvekkillerinin uğradığı manevi zararın karşılığı olarak 40.000 TL değerinde tazminata hükmedilmesini, 18 Ocak 2019 tarihinde vizyona giren “...” isimli sinema filminin konusunun .. Savaşı yıllarında İngiliz Büyükelçiliği'nde çalışan ... (...) ...'nın hayatının önemli bir dönemine ait bir hikaye olduğunu, davalıların filmin çekim aşamasında mirasçıların sahip olduğu ... (...) ...'nın kendi eseri olan “...” nun (...) eserden doğan mali ve manevi haklarını göz ardı ederek, mirasçılarının muvafakati olmadan ...'nın ismini ve hayatının aynen kullanıldığı filmi umuma arz ederek mirasçıların kişilik haklarına tecavüz ettiğini, ... filminde ...'ya ilişkin gerçeklerin çarpıtılmış olduğunu, gerçekte var olmayan duygusal ilişkilerin ön plana çıkartılmaya çalışıldığını. Müvekkillerinin babaları ...'nın hayat hikayesinin tüm detaylarıyla kendilerinin hiçbir. şekilde bilgi ve rızasına başvurulmaksızın filme konu edilmek suretiyle başkalarına aktarılması ve hatırası üzerine ticari bir kazanç elde edilmeye çalışılmasından dolayı üzüntü ve rahatsızlık duyduklarını, “...” isimli eserin işlenmek suretiyle “...” adıyla film haline getirilmiş olduğunu, ... filminin başından itibaren süregelen ... ve ... (İngiliz Büyükelçisi) arasındaki diyaloglar, İngiliz Büyükelçisinin ...'dan memnun olması, karşılıklı yaptıkları sohbetler, ... arasındaki ilişkiye dair küçük ayrıntıların söz konusu kitaptan aynen alındığını, ...'nın toz silme hareketi, arabayla takip sahnesi, ... ile ...'in arabada buluşmaları, ...'nın bu buluşmada arka koltukta saklanması, ...'nın ... banyo yaparken anahtarının bir kopyasını çıkarıp arkadaşlarına kopyasını yaptırtması, ...'nın ...'in banyosunu hazırladığı sahneler gibi bir çok sahnenin söz konusu kitaptan başka bir kaynaktan alıntılanamayacağının sabit olduğunu, film ve kitap arasındaki benzerliklerin bunlarla sınırlı olmadığını, her iki eser karşılaştırıldığında ve olayların gelişimi, kurgusu, anlatımı, geçtiği sosyal fiziki ve coğrafi çevrenin tamamen aynı olduğu ve romanın esaslı unsurlarının işlenmiş olmasının büyük oranda intihal olduğunu. Dolayısıyla filmin söz konusu kitaptan istifade edilerek meydana getirildiğini, bir eserden, onu işlemek suretiyle faydalanma hakkının da münhasır eser sahibine ait olduğunu, eser sahibinin mali hakları dolayısıyla, üçüncü kişiler eser sahibinin izni olmadan eserden ekonomik gelir elde edemeyeceklerini, filmin davalılar tarafından çoğaltılmış, yayılmış ve umuma iletilmiş, olduğunu, bundan dolayı da müvekkil mirasçıların mali haklarının ağır şekilde ihlal edilmiş olduğunu, aynı zamanda “...” (...) eserinin bütünlüğünün bozularak kitaptaki karekterler ve olaylar çoğunlukla aynı olmasına rağmen adeta kitaptan alıntı yapılmadığı edası yaratılmak istenilerek olay örgüsünden yoksun, gerçeklerden sapmış bir eserin meydana getirildiğini, eser sahiplerinin manevi haklarından “eserin bütünlüğünü koruma hakkı"nın ihlal edildiğini, FSEK 69.madde kapsamında tecavüzün men'ine de karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu filmin ... (...) ...'nın otobiyografisi veya biyografisi olmadığını, kurguya dayalı özgün bir hikayeden senaryolaştırıldığını, davacıların babaları ...'nın hayat hikayesinin tüm detaylarıyla kendilerine hiçbir bilgi ve rızasına başvurulmadan filme konu edilmesi suretiyle başkalarına aktarılmasının kişilik haklarına ağır şekilde ihlali niteliğindeki iddialarına, ...'nın kişilik haklarının ölümüyle sona erdiğini ve davacıların iddia ettiği gibi bir kişilik hakkı ihlalinin mümkün olmadığını, yazılı ve görsel bir çok kaynakta ...'nın hayatı, casusluk faaliyetleri, MİT ile ilişkisinin anlatıldığı, bu açıdan kamuya mal olduğu, münferit bazı olaylardan bağımsız, toplum içindeki yeri, gerçekleştirdiği faaliyetleri nedeniyle toplum ilgisini çeken ...'nın kişilik haklarının korunmasının sıradan kişilere göre daha dar kapsamda yorumlanması gerektiğini, ...'nın 1964 yılında “...” isimli otobiyografik kitabı yazarak kendi rızasıyla bu anılarını kamunun bilgisine sunmuş olduğunu ve kamunun önünde olmayı kendi iradesiyle tercih etmiş olduğunu, filmin senaryosunu oluştururken farklı bir çok kaynaktan faydalandıklarını, görsel ve yazılı basında hakkındaki kişiliği ile ilgili yer alan olumsuz bir çok habere rağmen ...'nın söz konusu filmde adeta kahramanlaştırıldığını, ne maddi ne de manevi bir zararının bulunmadığını beyanla davanın reddin karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; " davanın reddine " karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin ... hakkında başkaca kaynakların varlığının gerekçe gösterilerek FSEK çerçevesinde herhangi bir hak ihlalinin söz konusu olmadığı yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, kitap ve film arasında ayniyet ve sıkı benzerlik olan bölümler ve unsurlar bulunduğunu, bu detaylara başkaca hiçbir kaynaktan erişilmesinin mümkün olmadığını, kitabın otobiyografik bir eser olduğunu ve özellikle bu türden detaylar bakımından yegane kaynak olduğunu, "..." filminin başından itibaren süregelen ... ve ... (İngiliz büyükelçisi) arasındaki diyaloglar, aralarındaki ilişkiye dair küçük ayrıntılar (Baznanın ... için aryalar söylemesi), ... nın ... banyo yaparken anahtarın bir kopyasını çıkarıp arkadaşlarına kopyasını yaptırması,... banyosunu hazrladığı sahneler ve benzeri birçok sahnenin kitaptan olduğu gibi alıntılandığını, ... nın bilinir bir kişi olmadığını, "kamuya mal olmuş kişi" kavramı üzerinden ezber bir sonuca gidildiğini, manevi tazminat taleplerinin reddinin de yerinde olmadığını, müvekkillerinin, babaları ... Baznanın hayat hikayesinin tüm detaylarıyla kendilerinin hiçbir şekilde bilgi ve rızasına başvurulmaksızın, filme konu edilmek suretiyle başkalarına aktarılması ve hatırası üzerinden ticari bir kazanç elde edilmeye çalışılmasından dolayı derin bir üzüntü ve rahatsızlık duyduklarını, davalıların ...'nın hayat hikayesini, eserini de intihal etmek suretiyle, filme konu ederek salt ticari kazanç elde etmeyi amaçladığını , üstün nitelikte bir özel veya kamusal yararın varlığı kabul edilemeyeceğinden, kişilik haklarının ihlali söz konusu olduğundan, istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap: Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dosyada alınan 2 adet bilirkişi heyet raporuyla da davanın reddi gerektiğini, davacıların istinaf taleplerinin yersiz ve gerçeğe aykırı olduğunu, davacıların murisinin yazarı olduğu kitaptan bir intihalin olmadığını, davacılar murisinin kişilik haklarına saldırı mahiyetinde o kişiyi küçük düşürücü bir unsurun da filmde bulunmadığını, dava konusu sinema filminin ... (...) ...’nın otobiyografisi ve/veya biyografisi olmadığını, dava konusu sinema filminin kurguya dayalı ve özgün bir hikayeden yola çıkarak senaryolaştırılan bir film olduğunu, davacıların iddialarının aksine müvekkillerinin “...” kitabından herhangi bir uyarlama yapmadıklarını, kamuya bizzat kişinin kendisi tarafından sunulan ve herhangi bir arama motorunda adı yazıldığı zaman herkesin kolaylıkla ulaşabildiği detaylardan ilham alarak senaryo ortaya çıkardıklarını, müvekkillerinin kamuyla paylaşılmış ve hemen hemen her yerde yer alan bilgilerden, daha önce basılmış kitap ve başkaca sinema filmlerinden faydalanarak ve bizzat dava konusu senaryonun geçtiği dönemde yaşamış ve her olaya şahit olmuş bir elçilik görevlisinin kendi anılarını kullanarak bir senaryo kaleme aldıklarını, ... müvekkillerinin filmi ile kahramanlaştırıldığını beyanla davacıların istinaf isteminin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, FSEK kapsamında eserden kaynaklı mali ve manevi hakların ihlali nedeniyle, tecavüzün tespit, meni , maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar vekili, davacıların ... "..." ...'nın çocukları olduğunu, "..." ibareli filmde davacıların babası ... "..." ...'nın hayatının izinsiz olarak filme konu edildiğini , ... (...) ...'nın kendi eseri olan “...” nun (...) eserden doğan mali ve manevi haklarını göz ardı ederek, umuma iletim (Fsek m.14) ve eserin bütünlüğünü koruma (fsek m.16) haklarının “...” isimli filmde eserin işlenmesi suretiyle ihlal edilmesinden kaynaklanan tecavüzlerin tespiti ile, mirasçılarının muvafakati olmadan ... ...'nın ismini ve hayatının aynen kullanıldığı filmi umuma arz ederek mirasçıların kişilik haklarına tecavüz ettiğini, davacıların kişilik haklarının ihlalinden kaynaklı 55.000 TL manevi tazminatın davacılara ödenmesi, FSEK 70.maddesi kapsamında manevi haklardan umuma arz hakkı olan haklardan kaynaklı (FSEK 14 ve FSEK 16.maddelerinin ihlali nedeniyle) 40.000 TL manevi zararın davalılardan tahsili, FSEK 68.madde kapsamında davacılardan izin alınmadığından dolayı (FSEK 21, 22, 23 ve 25.maddelerinin ihlali kapsamında) şimdilik 5.000 TL bedelin bilirkişi marifetiyle tespit edilecek 3 katının davalılardan tahsili, FSEK 69.madde kapsamında tecavüzün men'ine karar verilmesini talep etmiştir. 09/09/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda ; "Davaya konu ... isimli kitap incelendiğinde kitabın ... isimli casususun hayatına ilişkin otobiyografik bir kitap olup yaşanmışlıkların aktarımı örgüsü ile kendine ait üslubu barındıran hususiyet taşıyan bir metin olmakla FSEK 2/1 anlamında dil ve yazı ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseri olduğu, ...'nın davaya konu kitabın FSEK 11'deki karine çerçevesinde eser sahibi olduğu, ... isimli kitap ile ... isimli sinema filmi arasında izinsiz işlenme, intihal durumunun bulunmadığı, ... isimli casus ile ilgili başka eserlerin ve haberlerin söz konusu olması nedeniyle, bu tarihi kişilik hakkında davalılarca kurgusal bir sinema filminin yapıldığı bu çerçevede de FSEK anlamında herhangi bir hak ihlalinin söz konusu olmadığı, ... isimli kişinin kendisi hakkında hayat hikayesini yazması, kitaba dönüştürmesi, bu kişilik hakkında başkaca kitapların yazılması ve hayatının toplumu ilgilendiren yönü ve davaya konu sinema filminde kişilik hakkını zedeleyeci hususların da söz konusu olmadığı dikkate alındığında kişilik hakkı ihlalinin de söz konusu olmadığı" bildirilmiştir. 07/03/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; "Davacılar murisi ... tarafından kaleme alınan ..."nun (...) isimli kitabın FSEK m .2 kapsamında eser mahiyetinde olduğu, davacıların hak sahibi olduğu eserle davalılar tarafından yapımcılığı gerçekleştirilen ... isimli sinema filminde intihal eyleminin söz konusu olmadığı , davacılar murisinin kişilik haklarına saldırı mahiyetinde o kişiyi küçük düşürücü bir unsurun da filmde bulunmadığı" bildirilmiştir. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca, bir eser korumasından yararlanabilmek için ortaya çıkan eserin mutlaka Kanun’da sayılan eser türlerinden birine girmesi gerektiği gibi, ortaya çıkan eserlerde ise korunan unsur, eserin arkasındaki duygu ve düşüncenin ifade ediliş şeklidir. Her hangi bir ifadenin eser kapsamında korunabilmesi için de eserin tümü ya da koruma talep edilen parçasının FSEK m. 1/B-a uyarınca, sahibinin hususiyetini taşıması gerekmektedir. Bu meyanda, bilimsel gerçeklikler , tarihi olgular ( olaylar ), tüm insanlığa ait matematiksel kavramlar, formüller, telif korumasında olmayan yöntemler, kimsenin tekelinde olmadığından telif hakkı koruması kapsamında değildir. Aşağıdaki yargıtay ilamında, ... olarak bilinen tarihi olay hakkında davacıya ait tarih kitabından , davalı tarafından kaleme alınan struma isimli romanda intihal yapıldığı iddiası değerlendirilmiş olup, "Somut olayda, davalı tarafça yayınlanan ... isimle eserin %14’lük kısmında, davacı tarafından daha önce yayınlanan çeşitli eserlerden doğrudan veya mealen izinsiz iktibas yoluyla intihal yapıldığı bilirkişi raporlarında zikredilmiş ise de, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda, alıntı yapıldığı söylenen noktaların, herkesin kullanımına açık olan tarihi ve maddi vakıalara dair bilgiler olup olmadığı, söz konusu bilgilere birçok kaynaktan ulaşılıp ulaşılamayacağı, alıntı yapıldığı söylenen kısımlar yönünden, tarihi ve maddi vakıalar dışında, FSEK 1/B-a kapsamında sahibinin hususiyetini yansıtan ve bir eser türü olarak korunan ifadelerin bulunup bulunmadığı tartışılmaksızın intihal suretiyle davacı tarafın çoğaltma ve yayma haklarının ihlal edildiği düşüncesinden hareketle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir."(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2016/9284 K. 2017/4126 T. 17.7.2017). Dosya kapsamına göre, iki farklı bilirkişi heyetinden alınan ve birbirini teyit eden bilirkişi raporları ile, davacılar murisine ait kitap ve ihlal oluşturduğu ileri sürülen sinema filmi ayrıntılı şekilde incelenip karşılaştırılması sonucu tespit edildiği üzere, ... isimli kitabın davacıların murisi olan ... isimli kişinin hayatına ilişkin, kurgusu olmayan ,yazarın hayatını kronolojik olarak anlattığı otobiyografik bir kitap olduğu, ihlal oluşturduğu ileri sürülen ... isimli filmin ise kurgusal bir eser olduğu, filmin girişinde; “Bu film tarihi karakterler ve olaylardan İlham alınarak kurgulanmıştır' yazdığı, tarihi bir kişilik olan davacılar murisi hakkındaki bilgilere bir çok kaynaktan ulaşılabildiği, hakkında başkaca kitap ve film yapımı da olduğu , film senaryosu özgün bir hikayeden oluşabileceği gibi, yaşanmış tarihi bir olaydan, olgudan veya şahıstan v.b esinlenilerek yazılabileceği, ... filminin , başında belirtildiği gibi tarihi karakter ve olaylardan esinlenerek 2. Dünya savaşı yıllarında Ankara’da İngiltere Büyükelçisinin özel hizmetlisi olan ... ...’nın casusluk hikayesini konu aldığı, film ve kitap arasında birçok benzerlik olduğu kadar önemli farklılıkların da söz konusu olduğu, ... (...) ...’nın hayatının bir kesiti alınarak, tarihi olaylar ve kişiler yeni bir kurguyla anlatıldığından bu benzerliklerin olmasının olağan olduğu, kitap ile filmi arasında izinsiz işlenme, intihal durumunun bulunmadığı, FSEK anlamında herhangi bir hak ihlalinin söz konusu olmadığı, filmin konusu olan kişinin tarihi bir kişilik olması, hakkında çokça haber ve başkaca eserler bulunması ve kendisinin de hayatını kaleme almış olması nazara alındığında aynı konuda film yapılması noktasında mirasçılarından izin alınmasının gerekmediği , filmin içeriğinde kişilik haklarını zedeleyici bir unsuru barındırmadığı kişilik hakkı ihlalinin de söz konusu olmadığı anlaşıldığından davanın reddi kararının dosya kapsamındaki delillere ve hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacılar vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/06/2022 tarih ve 2019/408 E. 2022/98 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/01/2025