İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2024/1873 K.2024/1665

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1873 📋 K. 2024/1665 📅 18.12.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1873
KARAR NO: 2024/1665
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/332
KARAR NO: 2022/370
KARAR TARİHİ: 06/04/2022
BİRLEŞEN DOSYA
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/940
ASIL DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 18/12/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma ile davalı firma arasında 09/04/2017 tarihli İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme gereğince müvekkili şirkete 6.000.000.00 TL ödeneceği konusunda anlaşıldığını, sözleşme gereği davalı yana İstanbul İli, Esenyurt İlçesi, ... Mah. ... Ada, ... Parsel’de kayıtlı taşınmaza ilişkin olarak Esenyurt Belediye Başkanlığı nezdinde yapılacak imar işlemleri ve inşaatın ruhsata bağlanması, gerek halinde emsal transfer işlemleri için arsa alımı ve diğer tüm işlemlere ilişkin olarak muhtelif işlerin yerine getirileceğinin taahhüt edildiğini, bu taahhüt karşılığında da davalı firmanın yetkilisi tarafından müvekkili şirket yetkilisine ve dava dışı kardeşine bir takım tapu devirleri, araç devri ve çek teslimleri gerçekleştirildiğini, müvekkilinin sözleşme edimlerini yerine getirdiğini, işin sonunda sözleşmeye konu yapı ruhsatının ilgili belediyeden çıkartıldığını,
Sözleşmeye konu ... ada ... parselde söz konusu inşaat projesinin 100 milyon TL civarlarında bir otel inşaat yapım projesi olduğunu, müvekkilinin aldığı rakam yüksek bir meblağ gibi gözükse de, otel projesinin değeri göz önüne alındığında yüksek olmadığını, sözleşmede anlaşılan bedellerin davalı firma yetkilisi tarafından hukuki bir baskı aracına çevrilerek ve bezdirme politikası izlenerek, tüm sözleşme şartlarını ve edimlerini yerine getirmiş olan müvekkilinden hak ettiği ve davalı yanca verilen bir takım sözleşme bedellerinin (taşınır, taşınmaz, çek vs.) geri alındığını, davalı tarafça müvekkilinden aşırı ve haksız bir şekilde yararlanıldığını, müvekkiline karşı Büyükçekmece 5.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde de tapu iptal ve tescili davası açıldığını (sözleşmeye istinaden devredilen taşınmazların iptali için), 2018/434 Esas , 2020/54 Karar numaralı dosyada davanın reddine karar verildiğini, Müvekkilinin üzerine düşen tüm edimleri sözleşme şartlarına uygun olarak tamamen yerine getirdiğini ve işin sonunda yapı ruhsatının çıkartıldığını, müvekkili tarafından sözleşmeye istinaden devri gerçekleşen mal varlıklarının büyük bir çoğunluğunun müvekkili aleyhine girişilen ve piyasadaki itibarını zedeleyecek girişimler sonucu oluşan baskılar nedeniyle o tarihlerde geri iade edildiğini, bunun nedeninin müvekkilinin edimini yerine getirtmiş olmasına rağmen, karşı tarafla uğraşmak istememesinden kaynaklandığını, Davalı firma yetkilisinin kötü niyetle, en zorlu aşamalar ve prosedürler atlatıldıktan sonra, yapı ruhsatının çıkmasına yakın bir zaman kala haksız davalar ve şikayetler ikame ederek müvekkilinin emeğinden haksız yarar sağladığını, davalı tarafça açılan davalar müvekkilinin haklı görüldüğünü, müvekkilinin üzerinden yasal baskılar kalkınca hakkı olan alacağının tahsilini için iş bu davayı ikame ettiğini, Taraflar arasındaki ana sözleşmenin 09/004/2017 tarihli olup, bu sözleşme tarihinden çok sonra, 09/11/2017 – 26/01/2018 – 24/04/2018 tarihlerinde ana sözleşmeye ek olarak yeni sözleşmeler imzalandığını, müvekkiline gayrimenkul ve araç devirleri gerçekleştirildiğini, bu durumun açıkça ana sözleşmenin üzerinden 1 sene geçmesinden itibaren bile aradaki danışmanlık sözleşmesinin devam ettiğinin kanıtı olduğunu, hizmetten memnun kalındığını gösterdiğini, davalı vekilince Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin son duruşmasında sözleşmeyi sona erdirmek için herhangi bir ihtar çekilmediğinin ikrar edildiğini, bunlara rağmen davalının müvekkilin sözleşme şartlarına uymadığını iddia ederek müvekkile karşı hukuki yollara başvurarak, gerçek dışı iddialarla müvekkiline karşı edimlerini yerine getirmediklerini, müvekkiline devredilen mal varlıklarını geri talep ettiklerini, Taraflarına devredilen mal varlıklarının biri haricinde (İstanbul İli, Beylikdüzü İlçesi, ... Mah. ... Ada, ... Parsel'de kayıtlı ... Blok, ...Kat ... No'lu bağımsız bölüm) diğer mal varlıklarının tümünün davalı yana geri devredildiğini, iş karşılığında başkaca herhangi bir ücret alınmadığını, sözleşme alacağı olarak 5.000.000,00 TL civarı daha alacağı kaldığını ancak harçları karşılayacak maddi durumu olmadığından işbu davanın kısmi dava olarak ikame edildiğini, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/868 esas sayılı dosyası celp edilip getirildiği taktirde de görüleceği üzere daha müvekkili ile anlaşma öncesi söz konusu parsele ilişkin bir takım hukuki sorunların mevcut olduğunu, bu sorunların giderilmesi ve mahkeme kararının çıkmasına kadar bir takım izinlerin alınmasının mümkün olamadığını, dava dilekçesinde belirtmiş olduğu belgelerin ve bu dosyanın celbi ile sözleşme konusu edimlerin yerine getirildiği yönündeki iddiaların ispatlanacağını, Müvekkili firmaya sözleşme şartlarını yerine getirmediği, eksik iş yapıldığı vs. konularında bugüne kadar hiç bir ihtar çekilmediği gibi bugüne kadar söz konusu sözleşmenin feshedildiğine dair bir ihtar, bildirim vs. yapılmadığını, halihazırda iptal edilen bir sözleşme olmadığını, taraflar arasında imza altına alınan sözleşme hükümlerinde sözleşmenin "Süre Uzatımı, Mücbir Sebep, Gecikme Cezası" başlığı altında 8.maddesinde; "1- Tarafların kontrolü dışında gelişen ve tarafları bu sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmelerini engelleyici ve/veya geciktirici hallerin meydana çıkması mücbir sebep hali olarak değerlendirilecektir. 2-… resmi makamlarca yapılan kısıtlama veya fiiller, imtinalar veya müdahaleler mücbir sebeptir. 3- taraflar mücbir sebep nedeniyle yükümlülüklerini tam olarak ve zamanında yerine getirememekten dolayı sorumlu tutulmayacaktır. 4- …bu durumda taraflar işin tamamlanmamış kısmıyla ilgili herhangi bir hak ve/veya talepte bulunamazlar. 5- …Danışman dışında kaynaklanan sebeplerden dolayı süre uzatımlarından danışman sorumlu değildir…" "Sözleşmenin feshi" başlıklı 11.maddesinde; "2- …İşveren 15 gün öncesinden yazılı olarak Danışman’a bildirmek koşulu ile hiçbir şekilde haklı neden olmasına gerek olmaksızın sözleşmeyi her zaman feshedebilir." hükümleri olduğunu, yapılan işin niteliği gereği resmi kurumlardan pek çok sorun çıkma ihtimalinin mevcut olduğunun tüm tarafların imzaladığı sözleşmeye de derç edildiğini beyan ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik taraflar arasında imza altına alınan 09/04/2017 tarihli "imar yapı ruhsatı danışmanlığı hizmet sözleşmesi" bedelinden müvekkilinin alacağı olan 6.000.000,00 TL'nin 110.000.00 TL'lik kısmı için arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yetkilisi ...’e ait ... San. ve Tic. Ltd. Şti’nin arsa sahibi ve müteahhidi olduğu İstanbul İli, Esenyurt İlçesi, ... Mah, ... Ada, ... Parsel’de kayıtlı gayrimenkule ilişkin olarak 09/04/2017 tarihli "İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi" imzalandığını, davacı şirket ve yetkilisi ...'nin hiçbir edimini ifa etmediğini, Davacı şirket ile müvekkili arasında 09/04/2017 tarihli ana sözleşmenin devamı niteliğinde 09/11/2017 tarihli ve 24/04/2018 tarihli iki adet inançlı temlik sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmeler kapsamında ... San. ve Tic. Ltd. Şti’ne ait bir kısım gayrimenkullerin davacı şirket yetkilisi ...'ye ve kardeşi ...'ye devir edildiğini, sözleşmeler gereğince işin yapılmaması halinde gayrimenkullerin derhal ... San. ve Tic. Ltd. Şti’ne iade edileceği kararlaştırılmasına ve davacı şirketin sözleşmeye ilişkin olarak hiçbir edimini ifa etmemesine rağmen taşınmaza kötü niyetli ipotek tesis ettirdiğini, Dava dilekçesinde "sözleşmeye konu yapı ruhsatı ilgili belediyeden çıkarılmıştır" şeklinde beyanda bulunarak, iddia edilen yapı ruhsatının Esenyurt Belediye Başkanlığı'nın 08/05/2018 tarihli ... no.lu ve 21/02/2019 tarihli ... no.lu yapı ruhsatı olduğu belirtilmekte ise de söz konusu yapı ruhsatının incelenmesi halinde bunun hiçbir şekilde bir tadilat ruhsatı olmadığı, müvekkil şirkete ait 18/06/2015 tarih ... sayılı ruhsatın yenilenmesinden ibaret bir ruhsat olduğunun tespit edileceğini, müvekkili şirkete ait 18/06/2015 tarih ... sayılı Yapı Ruhsatının inşaatta fazla imalat olduğu gerekçesiyle tutulan 18/05/2015 tarih ... numaralı Yapı Tatil Tutanağı nedeniyle verilen para cezası ve yıkım kararı çerçevesinde iptal edildiğini, yapı ruhsatının iptaline karar verildiğini, bu karara ilişkin olarak İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nin 2015/2022 Esas 2018/264 Karar sayılı ilamı ile dava açıldığını, 11/10/2017 tarihli karar ile Esenyurt Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenmiş olan Yapı Tatil Tutanağı ile buna ilişkin yıkım kararı ve para cezasının iptaline karar verildiğini, akabinde Esenyurt Belediye Başkanlığı tarafından 07/03/2018 tarih ... Sayılı Encümen Kararı verildiğini, yapı hakkındaki yıkım kararının kaldırılmasına ilişkin yeni karar tesis edildiğini, bu karar sonrasında düzenlenmiş olan 08/05/2018 tarihli ve ... no.lu ve 21/02/2019 tarihli ... no.lu ruhsatların verildiğini, bu ruhsatların düzenlenmesi iptal edilen idari işlem ve sonrasında verilen encümen kararı itibari ile yapılan mutat bir işlemin, alınan bu ruhsata ilişkin başvurunun da yine müvekkil şirket tarafından yapıldığını, Müvekkili şirketin buna ilişkin olarak Esenyurt Belediye Başkanlığı’na 18/01/2018 tarih ... sayılı ve 10/12/2018 tarih ... sayılı müracaatlarda bulunduğunu ve buna istinaden bu ruhsatların düzenlendiğini, 2015 yılında var olan ruhsatın aynısının yenilenmesi ile davacının sözleşme konusu edimi arasında tek bir bağ bulunmadığını, aynı ruhsatın yenilenmesinden ibaret bir işleme ilişkin olarak davacı yana 6.000.000 TL ödenmesi şeklinde bir durumun asla söz konusu olamayacağını, davacı yanın sözleşmedeki edimini ifa ettiğine dair tek bir kayıt dahi sunamayacağını, Sözleşme gereğince davacı yanın yapıya ilişkin olarak yeni tadilat projeleri çizdirmiş olması, bu projelerin tamamına müvekkil şirketin onayını almış olması, bu projeleri Esenyurt Belediye Başkanlığı’na sunmak suretiyle Belediye onayını aldırmış olması ve Belediyece onaylanmış tadilat projelerine istinaden verilmiş bir tadilat ruhsatı alarak müvekkiline teslim etmiş olması gerektiğini, davacı tarafça henüz hazırlanmış ve müvekkili şirketin onayına sunulmuş bir proje dahi bulunmadığını, davacının yaptığını iddia ettiği işin sözleşme ile uzaktan yakından ilgisi olmayan ve davacı ile hiçbir ilgisi olmayan bir işlem olduğunu, bu tarihe kadar Esenyurt Belediye Başkanlığı tarafından onaylanmış herhangi bir tadilat projesi bulunmadığı gibi alınmış herhangi bir tadilat ruhsatı da bulunmadığını, davacı yanın yapmış ve tamamlamış olduğunu iddia ettiği işin ne olduğu dahi belirsiz olup, sözleşmenin konusu olan işe ilişkin olarak halen daha alınmış bir ruhsat bulunmadığı hususunun tüm kayıtlar ile sabit olduğunu, davacı yanın beyanlarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile bu tarihte bile bir tadilat ruhsatı alınacaksa müvekkili şirketin sözleşmedeki rakamı ödemeye hazır olduğunu, Müvekkili şirketin 2015 yılında almış olduğu 18/06/2015 tarih ... sayılı Yapı Ruhsatının toplam inşaat m2’si 59.654 m2 olup, davacı şirketin tadilat projeleri ile onaylatmayı ve tadilat ruhsatı almayı vaat ettiği inşaat m2'sinin ise 73.662,37 m2 olduğunu, buna ilişkin olarak davacı taraf, müvekkil şirket tarafından hazırlanan taslak projeleri de imzalamak suretiyle ana sözleşmeye konu tadilat ruhsatını da bu taslak projelere uygun olarak alacağını ve bu tadilat ruhsatın taslak projelerde belirtilen 73.662,37 m2'den az olmayacağını taahhüt ettiğini, belirtilen bu yöndeki edimlerini eksiksiz olarak yerine getirmesi karşılığında kendisine sözleşmeye konu ödemenin yapılacağının belirlendiğini, bu kapsamda davacı şirket yetkilisi ve sahibi olan ...de hem ana sözleşmeye hem de müvekkili şirket tarafından hazırlanan taslak projelere imza atarak belirtilen hususu kabul ettiğini, müvekkili şirket tarafından her bir kata ilişkin olarak hazırlanmış taslak projelerde de yine davacı şirket yetkilisinin 06/04/2017 tarihinde imzasının alındığını, dilekçeleri ekinde sunulan katlara ilişkin taslak projeler itibariyle davacı şirket yetkilisi ...’nin imzası ile kat planlarının imzalanan taslaklara göre ruhsata bağlanacağını taahhüt edildiğini, kısacası davacı şirketin sözleşme ile yükümlendiği hususun müvekkili şirkete 73.662,37 m2 inşaat alanı tanıyan tadilat projesini onaylatmak ve buna ilişkin tadilat ruhsatı almak olduğunu, ortada henüz çizilmiş bir tadilat projesi dahi bulunmadığını, müvekkili şirketin 2015 yılında almış olduğu ruhsatın yenilenmesi ile eski ruhsattaki inşaat m2 sinin aynısının yeniden ruhsata bağlanması için davacı yana 6.000.000 TL gibi bir bedeli ödemesi için akli dengesini kaybetmiş olması gerektiğini, Davacı yanın sözleşmedeki edimi açık olup, davacı şirkete yenileme ruhsatı alması şeklinde bir görev verilmediği gibi, buna ilişkin müvekkil şirketin yaptığı açık olan işlemden davacı yanın bir menfaat temin etmesinin de söz konusu olmayacağını, Dava dilekçesinin 7.maddesinin 1.paragrafında davacı yan kendisine vekaletname verildiğini beyan etmekte ise de sözleşme tarihinden hemen sonra sözleşme konusu işlerin takibine yönelik vekalet verilmesi normal bir durum olup, vekaletname verilmesinin davacı şirketin sözleşmeye ilişkin işleri ifa ettiği anlamı taşımayacağını, ayrıca söz konusu vekaletnamenin Büyükçekmece ... Noterliği’nin 02/10/2018 tarih ... yevmiye numaralı azilnamesi ile iptal edildiğini ve vekaletten azil hususunun 02/10/2018 tarih ... sayılı yazı ile Esenyurt Belediye Başkanlığı’na bildirildiğini, Dava dilekçesinin 7.maddesinin 2.paragrafında 06/06/2017 tarihli ... sayılı dilekçe ile Belediyeye başvurulduğu ve buna ilişkin olarak Belediye tarafından ... sayılı cevap verildiğine ilişkin beyan mevcut ise de söz konusu yazı içeriği ve Belediye tarafından verilen cevap incelendiğinde emsal transferi için bir taşınmazın uygunluğu sorulmakla söz konusu taşınmazın müvekkili şirket veya müvekkil şirketle ilgili herhangi bir kişiye ait olmadığını, sözleşmede emsal transferi yapılacak taşınmazın davacı şirket tarafından satın alınacağı ve Belediyeye hibe edileceğinin yazılı olduğu, davacı tarafça sadece işlem yapmış görünmek için bir uygunluk başvurusu yapıldığını, ortada sözleşme gereğince yapılmış tek bir somut işlemin söz konusu olmadığını, Dava dilekçesinin 7. Maddesinin 3.paragrafında belirtilen Belediye’ye müracaat ve buna ilişkin cevabi yazınında sözleşme konusu ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı, yine sadece işlem yapmış görünmek adına bu şekilde bir başvuru yapıldığı hususu sabit olduğunu, dava dilekçesinin 7.maddesinin 4 ve 5.paragrafında davacının aldığını iddia ettiği encümen kararının müvekkili tarafından ikame edilen ve idari işlemin iptali ile sonuçlanan İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nin 2015/2022 Esas, 2018/264 Karar sayılı 11/10/2017 ilamı itibari ile verilmiş bir encümen kararı olduğunu, davacı şirket yetkilisinin imzasını havi belgeler itibariyle sabit olduğu üzere İmar Barışı Yasası’ndan yararlanılacağı ve durumun çözüleceği taahhüdü ile müvekkil şirketten toplamda 3.694.000 TL'lik 11 adet çek alan davacı şirket yetkilisinin hiçbir işlem yapmadığını ve söz konusu çekleri alarak müvekkili şirketi bir kez daha dolandırdığını, söz konusu yapıya ilişkin olarak İmar Barışı Yasasından yararlanılmadığı ve herhangi bir şekilde Yapı Kayıt Belgesi alınmamış olduğunu, Dava dilekçesinin 7.maddesinin 7.paragrafında belirtilen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/868 Esas sayılı dava dosyasının huzurdaki dava ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, sözleşme tarihinin 09/04/2017 tarihi olduğunu, sözleşme tarihinde derdest olan iş bu davanın davacı şirket veya dava konusu sözleşmeyle ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, davacı yanın sözleşmeyi ifa etmesine engel olduğunu beyan ettiği davanın sözleşme tarihinden sonra karara çıktığını, lehlerine sonuçlanan söz konusu dava ile davacı şirketin ilgisi bulunmadığını,Mevcut durum itibariyle Esenyurt Belediye Başkanlığı’nın 15/01/2020 tarih ... numaralı Encümen Kararı ile müvekkili şirkete 473.712,18 TL para cezası uygulandığını, yapı hakkında yeniden yıkım kararı verildiğini ve yapının tekrardan mühürlendiğini, davacının yaptığını ve teslim ettiğini iddia ettiği ruhsatın olması halinde yapıya ilişkin bu şekilde bir yapı tatil tutanağı düzenlenmesinin mümkün olamayacağını, davacı şirket yetkilisi ... tarafından Esenyurt Polis Merkezi’ne verilmiş olan 17/05/2019 tarihli ifadede "müvekkil şirketin talebi olan ruhsatı çıkarttığını, ancak ...’ün istediğimiz ruhsatı çıkartmadınız diyerek verdiği çekleri, gayrimenkulleri ve aracı geri istediğini, kendisinin bunun üzerine kendisine verilen aracı, çekleri ve 3 adet tapuyu ...’e iade ettiğini, geri kalan bir taşınmazı ruhsat alma aşamasında Belediye’ye yatırdığı harç, tapu kadastro için yatırdığı harçlar ve proje çizdirmesi karşılığında yapmış olduğu masraflar nedeni ile vermediğini" beyan ettiğini, davacı şirket yetkilisi ...’nin iş bu ifadesinde sabit olduğu üzere sözleşmenin sona erdiğini, yapmış olduğunu iddia ettiği masraflara ilişkin olarak 1 adet taşınmazı uhdesinde tuttuğunu, iş bu ifade uyarınca davacının söz konusu masrafları yapıp yapmadığı ve sözleşme gereğince bu masrafları talep edip edemeyeceği hususlarının araştırılması gerektiğini, Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/434 Esas, 2020/54 Karar sayılı ilamının gerekçesinde tamamı ile hatalı bir şekilde taraflar arasındaki 09/04/2017 tarihli sözleşmenin feshedilmediği şeklinde bir karar verildiğini, davacının ise bu hatalı mahkeme kararından hareketle aynı beyanları tekrar ederek bir taraftan sözleşmenin feshedilmediği ve devam ettiği iddiasında bulunmakta iken, diğer taraftan ise sözleşmenin ifa edildiği, işin teslim edildiği yani sözleşmenin ifa ile sona erdiğini iddia ettiğini, davacı şirket ve yetkilisi hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan suç duyurusunda bulunulmuş olması, tapu iptali ve tescil davası ikame edilmiş olması, vekaletnameden azledilmiş olması ve belirtilen tüm hususlar itibari ile devam eden bir sözleşmenin olduğunun iddia edilemeyeceğini, Davacı taraf dilekçesinin 5. maddesinde kendilerine bir ihtarname çekilmediğini, bu nedenle müvekkili şirketin davacı taraftan memnun kaldığını iddia etmiş ise de davacı yanın vekaletnameden azledilmiş olması ve nitelikli dolandırıcılık suçlaması ile savcılığa şikayet edilmiş olması karşısında davacı şirketten memnun olunmadığının ortada olduğunu, davacı şirkete sözleşme kapsamında verilen taşınmazların kaçırılmamasının sağlanması amacıyla ihtar çekilmeksizin direkt olarak dava ikame edildiğini, müvekkili şirketin davacı şirket ve yetkilisi hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan suç duyurusunda bulunmuş olması, vekaletnameden azletmiş olması, söz konusu azil işlemini Esenyurt Belediye Başkanlığı ve Esenyurt Tapu Sicil Müdürlüğü’ne bildirilmiş olmasının ortada bir memnuniyetin olmadığını açıkça gösterdiğini, Dava dilekçesinde bir adet bağımsız bölüm haricindeki tüm mal varlıklarının iade edildiği ve müvekkili şirketten herhangi bir ücret almadığı iddia edilmiş ise de davacı şirketin müvekkili şirket yetkilisi ... adına kayıtlı ... plakalı aracın sözleşmeler kapsamında 500.000 TL bedelle davacı yana verildiğini ve davacı şirket yetkilisinin iş bu aracı satarak parasını uhdesine geçirdiğini, müvekkili şirketin keşide ederek davacı yana teslim ettiği ve davacı yanın icra takibine konu ettiği 110.000,00 TL ve 144.000,00 TL bedelli iki çek haricindeki diğer tüm çeklerin davacı tarafça tahsil edildiği, davacı şirket yetkilisine çok baskı yapıldığı, bu nedenle çeklerin bedelsiz olarak iade edildiği belirtilmekte ise de müvekkili şirket tarafından bedeli ödenemeyen çekleri karşılıksız olarak yazdırmak suretiyle icra takibine konu eden davacı şirket yetkilisinin, diğer taraftan çekleri bedelsiz olarak iade ettiğini söylediğini ancak bu çelişkiye dair açıklama yapmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 09/04/2017 tarihli İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi bu sözleşmeye ek olarak 24/04/2018 tarihli İnançlı Temlik ve Teminat Sözleşmesi imzalandığını ve sözleşemer uyarınca davalı şirkete toplam bedeli 4.504.000,00 TL bedelli 14 adet çek verildiği, bu çeklerden 12 adet toplam 4.250.000,00 TL bedelli olan çeklerin davalı tarafça tahsil edildiği, diğer 2 adet çekin ise icra takibine konu edildiğini ve müvekkili tarafından menfi tespit davasına konu edildiğini, işbu davanın konusunu bedeli ödenen keşide tarihleri 15/06/2018 ila 30/12/2018 olan 12 adet çekin oluşturduğunu, davalı tarafça sözleşme konusu edimler yerine getirilmediği için bedelsiz kaldığını, davalı şirket yetkilisi ...'nin tüm işlemlerden asli sorumlu olduğunu, yine davalılar ... ile ...'in ise 09/04/2017, 09/11/2027 ve 24/04/2018 tarihli sözleşmeler nedeniyle sorumlu olduğunu, davalı ... çeklerin banka kanalı ile ödenmesi halinde ayrıca KDV ve gelir vergisi miktarını da müvekkilinden talep edeceğini, ödenmemesi halinde sözleşme konusu hiçbir işlemi yapmayacağını söyleyerek müvekkilini tehdit etmesi sebebiyle çeklerin elden ödenerek iade alındığını beyan ederek, sözleşme kapsamında müvekkilinden alınan ve sözleşmeye ilişkin olarak hiçbir işlem yapılmaması itibariyle bedelsiz kalmış çeklere ilişkin olarak, haksız tahsil edilen tutarın tespiti ile şimdilik 50.000,00 TL tutarın davalılardan ödeme tarihindeki alım gücünün ortalama olarak hesaplanması sonucu ulaşılacak tutarın işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalılar ... San. Ve Tic. Ltd. Şti., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kısmi olarak açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, dava konusu sözleşme davacı ve davalı şirketler arasında imzalanmış olup müvekkilleri ... ve ...'nin sözleşme nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, sözleşmenin iki tüzel kişilik adına şirket yetkililerince imzalanmış olmakla beraber davaya konu çeklerin gerçek kişi olan ...'ye verildiğini, üstelik bu çeklerin sözleşmeye istinaden verilmiş olduğuna dair herhangi bir protokol bulunmadığını, kambiyo senetlerinin ödeme aracı olup sebepten yoksun olması sebebiyle çeklerin sözleşmeye istinaden verildiğinin ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin sözleşme edimlerini yerine getirdiğini, işin sonunda sözleşmeye konu yenileme ve sözleşme edimini de aşarak, karşı yanın lehine olacak şekilde yapı ruhsatının ilgili belediyeden çıkartıldığını, Belediyeye yapılan başvurular, bunların neticesinde alınan kararlar ve yapı ruhsatları karşı yanında kabulünde olduğunu, ayrıca sözleşme konusu edimlerin yerine getirilmediğini iddia etmesine rağmen süreç içerisinde sözleşmenin feshedilmediği gibi müvekkiline ihtar da gönderilmediğini, Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk 2018/434 Esas, 2020/54 Karar numaralı kararı ile müvekkillerin edimini yerine getirdiği, karşı yanın TTK fesih şekil şartlarına uymayarak edimleri yerine getirdiklerini kabul ettiği, sözleşme süresinin uzatılmasının, sözleşme devam ettiği sürece bir takım devirlerin müvekkillerine yapılmasının bu duruma karine teşkil ettiği, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünde olan davacının sözleşme süresi içerisinde her hangi bir "eksik iş" ihtarı çekmemesinin müvekkillerinin bir kusurunun olmadığını gösterdiği vs. gerekçelerle müvekkillerin haklılığının sabit hale geldiğini, müvekkili tarafından tüm edimler yerine getirilmesine rağmen davacı tarafça asılsız iddialarla müvekkilin ve dönemin ... Esenyurt Belediyesi ve Belediye Başkanı ...'yle birlikte ortak hareket edip kendilerini dolandırdığı iftiralarında bulunarak savcılığa müvekkilleri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, seçimlere kısa bir süre kalması nedeniyle müvekkilinin karşı yanın tehditlerine boyun eğerek tüm devir aldığı mal varlıklarını geri iade etmek durumunda kaldığını, belediye seçimlerinin sonlanmasının ardından Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını ve yukarıda yer verildiği üzere haklılıklarının ispatlandığını, davacını 4 milyon TL ödeme yaptığını iddia etmesine rağmen 2 sene boyunca neden herhangi bir ihtar çekmediği ve dava açmadığı hususunun izaha muhtaç olduğunu, denkleştirici adalet ilkesinin ancak sebepsiz zenginleşme halinde uygulanabileceğini, somut olayda müvekkillerinin herhangi bir haksız kazancı olmadığı gibi aksine alacaklı olduklarını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''Dava ve birleşen dava hukuki niteliği itibariyle alacak davasıdır. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. İspat yükü ve kuralları TMK'nun 6. ve 7. maddelerinde düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nın 190. Maddesinde ise ispat yükü düzenlenmiştir. Maddeye göre;"1- İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.2- Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnaların dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında İstanbul İli Esenyurt İlçesi ... Mah. ... Ada ... nolu parsel arazinin imar kirliliğine neden olan ve projeye aykırı olarak yapılan yerlerin tadilat projesi çizilmesi sureti ile imara uygun hale getirilmesi (Bodrum kattaki fazlalıkları ile binanın içindeki ve çatı katındaki fazlalıklarının projelendirilmesi)” hizmeti verilmesi için 09.04.2017 Tarihli “İmar Yapı Ruhsat Danışmanlığı Sözleşmesi” akdedildiği hususunda anlaşmazlık bulunmamaktadır. Davacı taraf sözleşme konusu edimlerin yerine getirildiği, bu edimler karşılığında davalıdan 1 adet daire haricinde herhangi bir ödeme alınmadığı iddiası ile hizmet karşılığındaki alacağın tahsili amacı ile iş bu kısmi davayı açmıştır. Davacının sözleşmede kararlaştırılan edimini ifa edip etmediği dolayısıyla alacağa hak kazanıp kazanamadığının tespiti bakımından bilirkişi incelemesi yapılmış olup dosyada mevcut bilirkişilerin keşfen inceleme ile tanzim ettikleri raporda davacının üzerine düşen edimleri yerine getirmediği tespit edilmiştir. Davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olması karşısında davacıya yemin deliline dayanıp dayanmayacağı sorulmuş yemin deliline dayanmayacağı yönündeki beyanı da dikkate alındığında davacının davasını ispatlayamadığı anlaşılmakla açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen dava bakımından ise; taraflar arasında İstanbul İli Esenyurt İlçesi ... Mah. ... Ada ... nolu parsel arazinin imar kirliliğine neden olan ve projeye aykırı olarak yapılan yerlerin tadilat projesi çizilmesi sureti ile imara uygun hale getirilmesi (Bodrum kattaki fazlalıkları ile binanın içindeki ve çatı katındaki fazlalıklarının projelendirilmesi)” hizmeti verilmesi için 09.04.2017 Tarihli “İmar Yapı Ruhsat Danışmanlığı Sözleşmesi” kapsamında 12 adet 4.250.000,00 TL'lik çeklerin verildiği, davalıların sözleşme konusu edimleri yerine getirmediği halde çeklerin bedellerinin ödenerek iade alındığı iddia edilerek, çeklerin ödeme tarihlerinden itibaren denkleştirici adale ilkesi ile kısmı dava açtığı anlaşılmaktadır. Çeklerin davacı elinde olması Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 03.11.2004 Tarih, 2004/4553 Esas, 2004/10886 Karar sayılı ilamında da bahsedildiği gibi davacının çek bedellerini ödediğine karine teşkil ettiği, ödediği çek bedellerinin iadesini talep edebileceğinden dosyada mevcut rapor ve ek raporda dikkate alındığında birleşen dava bakımından davacının davasını ispat ettiği anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak ... ile ... San. Ve Tic. Ltd. Şti bakımından kabulüne taleple bağlı kalınarak 50.000,00-TL nin davalılardan ... ile ... San. Ve Tic. Ltd. Şti'den tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir. Birleşen Davanın davalıları ... ve ...ye karşı açılan davanın ise sözleşmenin tarafları ve çekler dikkate alındığında husumetlerinin bulunmadığı anlaşılmakla bu davalılar bakımından davada husum husumet yokluğunden reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl dosya davacısı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti., birleşen dosya davalıları ... San. Ve Tic. Ltd. Şti., ... ve ... vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarının hükme elverişli olmadığını, dosyaya gelen son bilirkişi raporunun (16.01.2022 tarihli) önceki raporlara istinaden hukuka daha uygun olduğu, son raporda karşı dava yönünden davanın reddi gerekliliğinin tamamen Yargıtay İçtihatlarına ve ilgili mevzuata uygun olarak tespit edildiğini, asıl dava yönünden ise bilirkişinin herhangi bir kusuru olmaksızın Esenyurt Belediyesinin ilgili evrakları bir türlü göndermemesi, B.Çekmece ... Noterliği'ne yazılan müzekkerenin de ikmal edilememesinden kaynaklı dosyada mübrez evraklarla inceleme yapabildiğinden asıl dava yönünden raporun eksik ve sağlıksız tanzim edildiğini, Mahkemece deliller toplanmadan karar verildiğini, Esenyurt Belediyesine yazılan müzekkerelerin gerekli açıklıkta olmadığını, taraflarınca Belediyenin arşiv kayıtlarında yapılan incelemelerde, müvekkilleri tarafından yapılan işlemlerin tespit edildiğini, ancak bu hususun mahkemece dikkate alınmadığını, yine banka ve noterliğe yazılan müzekkerelerin ikmal edilmediği, Çeklerin iade edildiği hususunun ihtilaf konusu olmadığını ancak müvekkili ...'nin sözleşmenin tarafı olmayıp çeklerin bizzat kendisine verilmesi ve sözleşme gereği verildiğine dair herhangi bir protokol ve sözleşmede yapılan bir atfın da bulunmaması karşısında, çeklerin teminat amacıyla mı verildiği yoksa sebepten yoksun mu olduğunun tespit edilmesi gerektiğini ve bu hususun ispat yükünün davalı karşı davacıda olup ispatın gerçekleştirilemediğini, Son bilirkişi raporu, Yargıtay içtihatları ve yasal mevzuata göre; "çeklerin iade edilmiş olması çek bedellerinin ödendiğine karine teşkil eder" karinesinin aksinin ispat edildiğini, açıkça bilirkişi raporuna da yansıdığı üzere kayıtsız, şartsız borç ikrarını içeren kambiyo senetlerinin (davaya konu 12 adet çekin) bedelleri ödenmeden, müvekkilinin iradesi belediye seçimleri öncesi savcılığa yapılan asılsız suç duyurularıyla baskı altına alınıp fesata uğratılarak iade alındığı için, aslında karşı davadaki iddialar vesilesiyle, asıl davadaki alacağın kanıtlanmış olduğunu, sözleşmenin yürürlükte kaldığı süreç ve tarih silsilesine dikkate alındığında ... İnşaatın ...'ye kayıtsız şartsız borçlu olduğunu kabul ettiğinin görüldüğünü, Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin bir danışmanlık hizmet sözleşmesi olduğunu, sözleşme içeriğinde işin bizzat müvekkili tarafından takip edilmesi, resmi kurumlara bizzat müvekkilinin başvuruda bulunması zorunluluğu olmadığını, tarafların bu süreç içerisindeki sözleşmeyi ayakta tutma iradeleri, karşı yanın müvekkiline bir takım kazanımlar sağlayarak, devirler yaparak ona güven vermesi, müvekkilinin yapmış olduğu hizmeti onaylaması, muvafakat etmesi, memnun kaldığını göstermesinin önemli olduğu, fakat işin sonunda müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirerek doğmuş olan hakkının sözleşme bedelinin müvekkiline ödememek için türlü iftiralarla, suç duyurularıyla, müvekkilin siyasi kimliğini de aleyhine kullanılarak baskı yapılıp iradesinin fesata uğratıldığını, Sözleşme yürürlükteyken müvekkil, firma ve yetkilisi tarafından netice olarak yıllardır süre gelen inşaat yasağının kalktığını ve yapı ruhsatı alındığını, sözleşme ediminin yerine getirildiğini, Mahkeme aksi kanaatteyse sözleşme edimlerini farklı bir şekilde yorumlayacaksa dahi o zaman da edimlerin yerine getirilmeme sebebinin yine davalı ... İnşaat tarafından kaynaklandığının değerlendirmesi gerektiğini, edimi imkansız hale getirenin bizzat ... İnşaat olduğunu bu nedenle müvekkilinin ücrete hak kazanacağını, sözleşmede ... İnşaatın "haklı neden olmasına gerek olmaksızın" fesih yetkisi olmasına rağmen yıllardır süre gelen danışmanlık hizmeti kapsamında tek bir tane dahi eksik iş ihtarı veya sözleşmenin feshine dair ihtar çekmediğini, hayatın olağan akışına, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne, iyiniyete, çelişkili davranma yasağına, güven ilkesine, ahde vefa ilkesine ve daha pek çok ilke ve etik kurala aykırı bir şekilde ilgili ruhsatlar çıkartıldıktan sonra alel acele müvekkili ve belediye başkanını savcılığa şikayet ederek tamamen kötüniyetli hareket ettiğini,
06.02.2015 tarihinde ruhsata aykırı inşaat gerekçesiyle ilgili Belediye tarafından inşaatı durdurma tutanağı düzenlendiğini, 18.05.2015 tarihinde ... cilt ve ... sahife numaralı yapı tatil tutanağı düzenlendiğini, 14.10.2015 tarihinde ... sayılı Es. Bel. Encümen kararı ile inşaatın mühürlendiğini, 09.04.2017 tarihinde dava konusu ana sözleşmenin imza altına alındığını, 05.06.2017 tarihinde İşveren sıfatını taşıyan ... İnşaatın tarafından müvekkili ... adına B.çekmece ... Noterliğinden vekaletname düzenlendiğini, 05.06.2017 tarihinde ...nin ... sayılı dilekçe ile Esenyurt Belediyesine başvurarak, başka bir parseldeki imar hakkının, sözleşmeye konu inşaatın parsele transfer hakkının olup olmadığının sorulduğunu, 06.06.2017 tarihinde ...nin 05/06/2017 tarihli başvurusuna istinaden Esenyurt Belediyesinin bizzat "Sn. ..." hitabıyla cevap verdiğini, 09.11.2017 tarihinde 1. Ek protokol düzenlendiğini, aynı tarihte 1. Ek Protokol doğrultusunda ...ye tapu devirleri yapıldığını, 11.10.2017 tarihinde İst. 3. İdare Mah. 15/2022 E. 2018/264 K. ile yıkımın iptaline karar verildiğini, 18.01.2018 tarihinde ...'nin ... İnşaat vekili sıfatıyla Esenyurt Belediyesine ... kurum evrak nolu ruhsat yenileme başvurusunda bulunduğunu, 19.01.2018 tarihinde müvekkilinin danışmanlık hizmeti ve yönlendirmesi ile sözleşmeye konu inşaata ilişkin aplikasyon krokisi hazırlandığını, 26.01.2018 tarihinde taraflar arasında 2. Ek protokolün imza altına alındığını, 16.02.2018 tarihinde ...nin ... İnşaat adına ... sayılı dilekçe ile imar durumu hakkında belediyeye başvuru yaptığını ve aynı tarihte belediyenin cevap verdiğini, 07.03.201 tarihinde ... sayılı Esenyurt Belediyesi encümen kararı ile ruhsata aykırı yapıların yıkım kararının iptal edildiğini, söz konusu kararı belediyeden bizzat ...nin teslim aldığına ve buna dair belediye memuru ve ...nin imzası bulunduğunu, aynı tarihte kararın hemen sonrasında karşı yan tarafından müvekkil ... adına 11 adet taşınmazın satışına dair yetkiyi içeren Büyükçekmece ...Noterliğinin vekaletnamesi düzenlendiğini, 16.03.2018 tarihinde Esenyurt Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğünün ... sayılı yazısı ile Esenyurt Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne yıkım kararının kaldırıldığına dair yazı yazıldığını, 24/04/2018 tarihinde 3. Ek protokolün düzenlendiğini, 08.05.2018 tarihinde Esenyurt Belediyesinin ... nolu yapı ruhsatının çıktığını, ruhsat tarihinin 24/04/2018 tarihinde 3. Ek protokolde belirlenen 11.05.2018 tarihinden 3 gün önce çıkartıldığını, 18.05.2018 tarihinde ise 24.04.2018 tarihli 3. Ek protokole istinaden ve 08.05.2018 tarihli yapı ruhsatının çıkartılması, müvekkilinin üzerine düşen edimlerini yerine getirmesi sebebiyle 3. Ek protokoldeki 3 adet taşınmazın satış yoluyla devrinin gerçekleştiğini, davaya konu 12 adet çekin ...nin şahsına tarihinin ilk çekin düzenleme tarihi olan 15.06.2018 olduğunu, bu tarihsel süreç ve silsile uyarınca karşı yanın tüm eylem ve hareketlerinin müvekkilinin sözleşme ediminden kaynaklanan alacağının garanti altında olduğu, güven duygusu hissettirmeye yönelik olduğunu, müvekkilnin bu kadar mal devri sonrası yaratılan güven ile vermiş olduğu hizmetin bedelini alamayacağını düşünmediğini, 29.09.2018 tarihinde B.Çekmece 5. Asl. Huk. Mah. tapu iptal ve tescil davası açıldığını, 02.10.2018 tarihinde azilname düzenlendiğini, 15.10.2018 tarihinde savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, Mahkemece bu tarihe kadar şayet müvekkilinin edimlerini tam olarak yerine getirmediği kanaati halinde (kabul anlamına gelmemekle birlikte), bu tarihten itibaren zaten (aslında haksız azil tarihinden sonra), müvekkilinin edimlerini yerine getirmesi bizzat ... İnşaat tarafından, müvekkile her hangi bir kusur atfedilmeyecek şekilde imkansız hale getirildiği için karşı tarafın tam kusurlu nedeniyle de müvekkili firmanın bedele hak kazandığını, Karşı davalılardan ...yi vekaletle temsil etmelerine ve ... lehine karar çıkmasına rağmen vekalet ücretine hükmedilmemesinin usule aykırılık oluşturduğunu, bu nedenle ... lehine karşı vekalet ücretine hükmedilmesini talep ettiklerini beyanla, Asıl dava yönünden; deliller toplanmadan ve yetersiz gerekçe ile yargılamanın sonuçlandırılması adil yargılanma hakkını ve kararların gerekçeli olması kuralını ihlal ettiğinden, kararın kaldırılmasını, eksikliklerin ikmal edilmesini ve nihayetinde asıl davanın kabulüne karar verilmesini, karşı davanın ise reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Asıl dava; taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca, edimlerin yerine getirildiği ancak davalı tarafça sözleşme bedelinin ödenmediği iddiasıyla, sözleşme bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Birleşen dava ise; davalı tarafça sözleşme konusu edimlerin yerine getirilmediği ve verilen çeklerin bedelsiz kaldığı iddiasıyla çek bedellerinin, sebepsiz zenginleşme hükümleri ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca tahsili istemine ilişkindir. Sözleşme 1-09/04/2017 tarihli İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi Taraflar arasında İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi başlıklı sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmenin 1.maddesinde; Davacı şirket adına ...'nin "Yüklenici", davalı şirket adına ...'ün "İşveren" olduğu belirtilmiştir. Sözleşmenin Konusu başlıklı 2.maddesinde; "1-İşbu sözleşmenin konusu İstanbul İli Esenyurt İlçesi ... Mah. ... Ada ... nolu parsel arazinin imar kirliliğine neden olan ve projeye aykırı olarak yapılan yerlerin tadilat projesi çizilmesi sureti ile imara uygun hale getirilmesidir. (Bodrum kattaki fazlalıkları ile binanın içindeki ve çatı katındaki fazlalıklarının projelendirilmesi) 2-İnşaata ilişkin fazla imalatın emsal transferi ile imara uygun hale getirilmesi durumunun meydana gelmesi halinde, emsal transferi için Belediye'ye hibe edilecek arsa yüklenici şirket tarafından bulunarak ve yine yüklenici şirket tarafından bedeli ödenerek işlemleri yapılacaktır. Arsa bedeline ilişkin olarak sözleşme bedeli dışında ayrıca bir bedel talep edilmeyecektir. 3-Sözleşme konusu proje işveren ve yüklenici şirketin mutabık kalıp imzalamış oldukları proje olacaktır. İşveren şirketin muvafakat etmediği veya imzasının bulunmadığı bir proje onayı hiçbir şekilde ifa kabul edilmeyecek ve ücret doğmayacaktır." şeklinde açıklanmıştır. İşin süresi 3.maddede; 60 gün olarak belirlenmiştir. İşin Kapsamı 4.maddede; İşbu sözleşme kapsamında yapılacak iş, "bahsi geçen arazinin daha önceden alınmış onaylı ruhsat ve projelerine uygun yapılmaması ve bu fazlalıkların projeye işlenerek, gerek halinde emsal transferi yapılmak suretiyle tadilat projesi ve tadilat ruhsatının alınmasıdır." şeklinde belirtilmiştir. Sözleşmenin Mali Hükümler başlıklı 5.maddesinde; sözleşme bedeli toplam 6.000.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Ödeme şekli ise; "Tadilat projesinin veya emsal artışının onaylanması ve buna ilişkin harçların kesilip ödeme makbuzlarının işveren tarafından ödenerek dosyasına girmesi halinde 3.000.000,00 TL değerinde gayrimenkul yüklenici tarafa devredilecektir. Ruhsat imzalanıp işverene teslimi ile 2.000.000,00 TL eğerinde gayrimenkul, 1.000.000,00 TL nakit para yüklenici şirkete teslim edilecektir." Yüklenicinin Sorumlulukları başlıklı 6.maddede; "...3-Tüm projeler (statik proje, mimari proje, elektrik projesi, makine projesi) yüklenici tarafından hazırlanacak ve işverenin onayı sonrasında ilgili Belediye onayı ile birlikte ruhsatlandırılmış şekilde işveren şirkete teslim edilecektir." İşverenin Sorumlulukları başlıklı 7.maddede; "...2-İş bu sözleşme işveren şirket ile arsa sahibi arasında görülmekte olan Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/868 Esas sayılı dosyasından alınacak olan yetki veya kayyum tayini karar sonrasında geçerli olacaktır. Mahkeme kararı sonrasında verilecek yetkinin türüne göre İşveren şirket yüklenici şirkete gerekli yetkilendirmeyi yapacaktır." Sözleşmenin Feshi başlıklı 11.maddesinde; "1-İşbu sözleşme, aksi taraflarca yazılı olarak kararlaştınımadığı takdirde sözleşme konusu iş, yukarıdaki 3.madde uyarınca yüklenici tarafından tam ve eksiksiz olarak sözleşme hükümlerine uygun surette tamamlanarak işverene teslim edildikten sonra kendiliğinden sona erecektir. 2. İşveren, 15 gün öncesinden yazılı olarak danışmana bildirmek koşulu ile hiçbir şekilde haklı neden olmasına gerek olmaksızın sözleşmeyi her zaman feshedebilir. 3. Sözleşmenin İşveren tarafından feshi halinde yüklenici şirket sözleşmeye ilişkin ücret talep edemeyecektir." düzenlemelerine yer verilmiştir. Sözleşme "İşveren" sıfatıyla ..., "Yüklenici" sıfatıyla ... tarafından imzalanmış ayrıca ...'nin imzasının altında ... isim ve imzasının, yine bu imzanın altında "Şahit" ... (okunamıyor) ... isim ve imzasının yer aldığı anlaşılmıştır. 2-09/11/2017 tarihli İnançlı Temlik ve Teminat Sözleşmesi "Bir Tarafta ... San. ve Tic. Ltd. Şti (bundan sonra İnanan olarak adlandırılacaktır), diğer tarafta ...TCKNO'lu ... (Bundan sonra inanılan olarak adlandırılacaktır), aralarında aşağıda belirtilen şartlarla inançlı temlik ve teminat sözleşmesi yapmayı kararlaştırmışlardır. 1-İnanan adına kayıtlı İstanbul İli, Beylikdüzü İlçesi, ... Mah., ... Mevkii, ... Ada, ... Parsel'de kayıtlı ... BLOK ... no'lu bağımsız bölümde kayıtlı gayrimenkul, İnanılan'a, taraflar arasında imzalanmış olan tarafları ... San. ve Tic. Ltd. Şti, ... San. ve Tic. Ltd. Şti, ... ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti olan 09.04.2017 tarihli sözleşmedeki işlemlerin yapılmasına ilişkin olarak devredilmiştir." Devamı maddelerinde ise; İnanılan tarafından devre ilişkin olarak inanan tarafa hiçbir bedel ödemediği, 09/04/2017 tarihli sözleşme edimlerinin ifa edilmemesi halinde hiçbir ihtara gerek olmaksızın gayrimenkullerin inanan tarafa aynen iade edileceği, Gayrimenkulün taraflar arasında şifahi belirlenmiş değerinin 1.300.000 TL olduğu, İnançlı temlik sözleşmesinin tüm hükümlerine ... San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin müştereken ve müteselsilen kefil olmayı kabul ve taahhüt ettiği belirtilmiş,... San. ve Tic. Ltd. Şti., ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... tarafından imzalanmıştır. 3-24/04/2018 tarihli İnançlı Temlik ve Teminat Sözleşmesi "Bir Tarafta ... San. ve Tic. Ltd. Şti (bundan sonra İnanan olarak adlandırılacaktır), diğer tarafta ...TCKNO'lu ... (Bundan sonra inanılan olarak adlandırılacaktır), aralarında aşağıda belirtilen şartlarla inançlı temlik ve teminat sözleşmesi yapmayı kararlaştırmışlardır. 1-İnanan adına kayıtlı İstanbul İli, Beylikdüzü İlçesi, ... Mah., ... Mevki, ... Ada, ... Parsel'de kayıtlı ... Blok ...-... ve ... no'lu bağımsız bölümde kayıtlı gayrimenkuller, İnanılan'a, taraflar arasında imzalanmış olan tarafları ... San. ve Tic. Ltd. Şti, ... San. ve Tic. Ltd. Şti, ... ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti. olan 09.04.2017 tarihli sözleşmedeki işlemlerin yapılmasına ilişkin olarak devredilmiştir. İş bu gayrimenkuller sözleşmenin teminatı olarak, sözleşme konusu işin teslimine duyulan inanç çerçevesinde devir edilmiş olup, 09.04.2017 tarihli sözleşme konusu işin teslim edilmemesi halinde gayrimenkuller hiçbir ihtar ve uyarıya gerek kalmaksızın inanan ... San. ve Tic. Ltd. Şti adına tapuda kayıt ve tescil edilecektir." Devamı maddelerinde ise; İş bu gayrimenkullerin teminat olarak verildiği, İnanılan tarafından devre ilişkin olarak inanan tarafa hiçbir bedel ödemediği, 09/04/2017 tarihli sözleşme edimlerinin ifa edilmemesi halinde hiçbir ihtara gerek olmaksızın gayrimenkullerin inanan tarafa aynen iade edileceği, Sözleşmenin ifası halinde ise gayrimenkullerin inanılana ait olacağı, gayrimenkullerin 09/04/2017 tarihli sözleşmenin tam olarak ifasına kadar üçüncü şahıslara devir ve temlik edilmesi, üzerine herhangi bir rehin ve ipotek tesis edilmesinin yasak olduğu, sözleşmenin iş bu maddesine aykırılığın sözleşmenin ağır ihlali olarak kabul edildiği, Sözleşmenin tam olarak ifası söz konusu olmaksızın gayrimenkullerin üçüncü bir şahsa devedilmesi veya herhangi bir rehin veya ipotek tesis edilmesi halinde sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih hakkı ile birlikte gayrimenkullere ilişkin tapu iptali ve tescil davası ikame edileceği, Gayrimenkulün taraflar arasında şifahi belirlenmiş değerinin 1.950.000 TL olduğu, üzerinde 322.000 TL banka ipotek borcu bulunduğu, bu bedelin ... tarafından ödeneceği ve bu durumda toplamdan 1.628.000 TL ödeme yapılmış kabul edileceği, İnanan tarafından ayrıca iş bu sözleşmenin teminatını teşkil etmek üzere keşidecisi ... San. ve Tic. Ltd. Şti olan ... Bankası A.Ş. olan ... seri no'lu 17/06/2018 keşide tarihli 270.000 TL bedelli çeki keşide ederek inanılana teslim ettiği, mezkur çekin teminat olarak verildiği, iş bu sözleşme şartlarının yerine getirilmemesi halinde tahsile verilmeksizin aynen inanan şirkete iade edileceği ayrıca hiçbir şekilde devir ve ciro edilemeyeceği, İnançlı temlik sözleşmesinin tüm hükümlerine ... San. Ve Tic. Ltd. Şti ve ...TCKNO'lu ...'nin 3.200.000 Türk Lirasına kadar müştereken ve müteselsilen kefil olmayı kabul ve taahhüt ettiği, Sözleşme hükümlerinin her hangi birinin yerine getirmemesi veya 11/05/2018 tarihine kadar tadilat projesinin ilgili belediyesinden onaylanıp tadilat ruhsatı 09/04/2017 tarihteki ana porotokoldeki şartlar çerçevesinde bitirilip işverene teslim edilmemesi durumunda ... Ve ...'nin sözleşmeler gereği almış oldukları tüm ödemeleri ve gayrimenkulleri derhal iade edeceklerini taahhüt ettikleri belirtilmiş, ... San. ve Tic. Ltd. Şti., ... San. ve Tic. Ltd. Şti, ... San. ve Tic. Ltd. Şti., ... ve ... tarafından imzalanmıştır. Düzenleme Şeklinde Vekaletname ve Azilname; Büyükçekmece ... Noterliği'nden düzenlenen, 05/06/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu düzenleme şeklinde vekaletname ile davalı birleşen davacı ... İnşaat yetkilisi ... tarafından, birleşen davalı ...'nin, İstanbul İli Esenyurt İlçesi ... Ada ... nolu parsel sayılı taşınmaz üzerine dilediği zaman, dilediği şekil ve koşullarda ev, apartman, işyeri, inşaat yaptırmaya, mevcut binayı yıktırmaya, yıkım ruhsatını, temel altı ve temel üstü ruhsatlarını almaya, plan ve projelerini tasdik ettirmeye, plan ve projelerde tadilat düzeltmeleri yaptırmaya, dilediği şekilde tadilat ve tashihatlar yapmaya, yaptırmaya, tadilat ve tashihat projelerini tasdik ettirmeye...gibi taşınmaza ilişkin birçok hususta ve geniş şekilde işlem yapma konusunda vekil tayin edildiği anlaşılmıştır. Büyükçekmece ... Noterliği'nden düzenlenen, 07/03/2018 tarih ve ... yevmiye no.lu düzenleme şeklinde vekaletname ile dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ... tarafından, birleşen davalı ...'nin, şirkete ait İstanbul İli Beylikdüzü İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde kain, tapunun ... pafta, ... ada, ... parselde kayıtlı kat irtifakı tesis edilmiş, bağımsız bölüm numaraları ve ayrı ayrı bedelleri belirtilen 10 adet bağımsız bölümü satmaya, ahzu kabza, sulh ve ibraya, satış vaadi sözleşmesi yapmaya...gibi konularda işlem yapma konusunda vekil tayin edildiği anlaşılmıştır. Büyükçekmece ... Noterliği'nden düzenlenen 02/10/2018 tarih ve ... yevmiye no.lu azilnamesi ile davalı birleşen davacı ... İnşaat yetkilisi ... tarafından sunulan beyan ile Büyükçekmece ... Noterliği'nin 05/06/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu vekaletnamesi ile vekil tayin edilen ...'nin vekaletnamedeki tüm yetkilerden azledildiği hususunda düzenlenmiştir. Söz konusu azilname Esenyurt Tapu Müdürlüğüne ve Esenyurt Belediye Başkanlığına aynı tarihte ibraz edilmiştir. Dava dosyaları; 1-Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/868 E. sayılı dosyası; asıl davanın ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. ve ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından, ...Ve ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne karşı taraflar arasında 21/03/2012 tarihli taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşaatın yapılmasının engellendiği, paylaşma işleminin yapılmadığı iddiası ile sözleşmenin ifası ve imara aykırılıkların giderilebilmesi yönünden plan tadilatı, ruhsat işlemleri, kat irtifakının kurulması hususlarında kendilerine tek taraflı yetki verilmesi, bu husustaki taleplerinin kabul edilmemesi halinde 21/03/2012 tarihli taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan iki tarafın yetkilerinin kayyıma devredilmesi istemiyle dava açılmıştır. Birleşen dava ise; ... Ve ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından, ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. ve ... Gıda Ve Turz. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne karşı 21/03/2012 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ve ek sözleşmelerin yapının yasal hale getirilmesinin mümkün olmaması nedeniyle geriye etkili olarak feshi, davalı tarafa devredilen Esenyurt İlçesi, ... ada ... nolu parseldeki tapu kaydının iptali ile ... adına tescili, binanın kal'i ve menfi zararların tazmini istemiyle dava açılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde 17/01/2018 tarih ve 2018/42 K. sayılı kararı ile; -Asıl davanın kısmen kabulü ile taraflar arasındaki Büyükçekmece ... Noterliğinin 21/03/2012 gün ve ... yevmiye sayılı düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince mevcut inşaatın onaylı projesine uygun hale getirilmesi, varsa aykırılıkların giderilmesi için gerekli proje tadilatı yapılması, buna göre yapılması gereken ruhsat işlemlerinin ve inşaatın onaylı projesine uygun olarak tamamlanması, kat irtifakının kurulması ve sözleşmenin ifası için davalının vermesi gereken izinler yönünden davalının muvafakat vermiş sayılmasına ve bu konularda davacıya davalı adına işlem yapma yetkisi verilmesine, emsal transferine, kayyım atanmasına ve diğer taleplerine ilişkin isteğinin reddine, -Birleşen davanın reddine karar verilmiştir. UYAP sisteminde yapılan araştırmada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 09/11/2020 tarihli 2018/1101 E. 2020/1206 K. sayılı kararı ile eksik inceleme neticesinde karar verildiği gerekçesiyle kaldırılmasına karar verildiği tespit edilmiştir. Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/868 E. sayılı dosyasına konu taşınmaz ile işbu dava konusu 09/04/2017 tarihli İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesinde belirtilen taşınmazın, aynı taşınmaz olduğu tespit edilmiştir. 2-Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/434 E. Sayılı dosyası; davacı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, davalılar ise ... ve ...'dir. Davacı ... şirketi tarafından 09/11/2017 tarihli ve 24/04/2018 tarihli iki adet inançlı temlik sözleşmesine istinaden Beylikdüzü ilçesi, ... Mah., ... Mevkii, ... ada, ... parselde kayıtlı ... blok, ... Normal kat, ... nolu dairenin davalı ...ye, ... blok ... Normal kat ... nolu dairenin, ... normal kat ... nolu daire ve ... blok ... Normal kat ... nolu dairenin davalı ... adına devir edildiğini, davalılar tarafından asıl sözleşme konusu edimler yerine getirilmediği için iadesi gerektiği iddiası ile tapu iptal ve tescil istemiyle 29/09/2018 tarihinde dava açılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 29/01/2020 tarihli 2020/54 K. sayılı kararı ile; "Somut olayın incelenmesinde; davacı her ne kadar tapu iptali ve tescil talep etmiş ise de, davalılar ..., ... ve davacı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasına 24/04/2018 ve 09/11/2017 tarihli inançlı temlik ve teminat sözleşmesinin imzalandığı, söz konusu sözleşme gereğince devredilen taşınmazların, bu sözleşmeden ayrı olarak yapılan 09/04/2017 tarihli sözleşmeye göre devredildiği, söz konusu sözleşmenin ifa edilmemesi halinde dava konusu edilen taşınmazların iade olacağının belirtildiği ve bu sözleşmenin davacı dışında dava dışı ... ile eldeki davanın davalılarından olan ... arasında yapıldığı, inançlı işleme dayanak yapılan 09/04/2017 tarihli sözleşmenin iki tarafa borç yükleyen niteliği itibari ile tek taraflı olarak feshinin mümkün olmadığı, dolayısıyla söz konusu sözleşmenin iptal ve feshi için yenilik doğuran hak niteliği ile bir ihtarname ya da mahkeme kararına ihtiyaç bulunduğu, oysaki davacı vekilinin de 29/01/2020 tarihli celsede beyanı ile sabit olduğu üzere, bu sözleşmenin iptali ya da feshi için herhangi bir ihtarname veya dava açılmadığı, dolayısıyla dayanak sözleşmenin iptali ya da feshi sağlanmadan dava konusu edilen taşınmazların tescil edilmesinin hukuken mümkün olmadığı, kaldı ki söz konusu sözleşmelerin ticari vasfı mahiyeti ile sıkı şekil şartlarına bağlı olarak iptalinin mümkün olduğu, her ne kadar dava sırasında her 3 taşınmaz iade olmuş ise de, taraflar arasında dosyada mübrez inançlı temlik ve teminat sözleşmesi gereğince devredilen taşınmazların tescil şartlarının oluşmadığı, zira dayanak 09/04/2017 tarihli sözleşmenin iptal ve feshinin istenmediği, yapılan devirlerin tamamen davalıların rıza ve insiyatifi ile yapıldığı, bundan mütevellit mahkeme ve cebri icra baskısı ve tescil şartları oluşmadan yapılan devirlerin dava açılmasına sebebiyet verme noktasında haklılık haksızlık kriterine bağlı olmaksızın, davacı taraf lehine herhangi bir vekalet ücreti doğurmayacağı kanaatine varılarak, İstanbul, Beylikdüzü, ... Mah., ... ada, ... parselde kayıtlı ... blok ... normal kat ... nolu bağımsız bölüm, ... blok ... Normal kat ... nolu bağımsız bölüm ve ... blok ... kat ... nolu bağımsız bölümler davacı adına tapudan ferağ edildiğinden konusuz kalan bu bağımsız bölümlere ilişkin hüküm ittihazına yer olmadığına, İstanbul, Beylikdüzü, ... Mah., ... ada, ... parselde kayıtlı ... blok ... Normal kat ve ... nolu bağımsız bölüme ilişkin tapu iptali ve tescil talebinin reddine" karar verilmiştir. Karara karşı istinaf yoluna başvurulması neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2022 tarihli 2021/1897 E. 2022/36 K. sayılı kararı ile "...inanç sözleşmelerinde söz konusu 09/04/2017 tarihli sözleşmeye atıf yapıldığı, ...işin ifasının temel olarak bu sözleşmeye göre öngörüldüğü, sözleşmede 60 günlük süre ön görülmesine karşın bu sürede teslim edilmemesinin kimden kaynaklandığı ve diğer hususlar araştırılmamıştır. Ancak işbu dava açıldıktan sonra yukarıda belirtildiği gibi Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan ve halen 2020/332 esas sayılı dosyasında derdest olan dava ve birleşen davalıların sonucunun işbu davanın sonucunu etkileyeceği, söz konusu eksik hususların bu dosyada araştırılacağı anlaşıldığından, mahkemece ilgili dosyanın HMK 165.maddesi gereğince bekletici mesele yapılması, sonuçlanıp ve kesinleşmesinin beklenilmesi, kesinleştikten sonra bütün deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğinden, istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına..." karar verilmiştir. 3-Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/48467 Soruşturma sayılı dosyası; ..., ... San. ve Tic. Ltd. Şti., ... San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından, ..., ..., ... ve ... hakkında 15/10/2018 tarihli dilekçe ile nitelikli dolandırıcılık, çıkar amaçlı örgüt kurma ve yönetme suçlarından yapılan şikayet nedeniyle soruşturma başlatıldığı,İşbu soruşturma kapsamında Esenyurt Polis Merkezinde müdafii eşliğinde 17/05/2019 tarihinde ifadesi alınan ...'nin; "...Olay tarihinde ... mimarlık isminde şirketim vardı sonrasında şirket adım ... mimarlık olarak değiştirdim. Olay tarihinde şikayet dilekçesini veren ... şirkete gelerek kendisinin otel inşaatı olduğunu, ruhsatının süresinin dolduğu ve eksiklerini giderip gerekli işlemleri ve iş takiplerinin yapılarak yeni ruhsat almak istediğini belirtti. Bunun üzerine aramızda protokol yaparak işlemlerin yapılması için vekalet verdi. Biz şirket olarak gerekli projeleri ve iş yerinin eksiklerini tamamlayıp belediyeden ruhsatı aldık. Ruhsat almak için yapılan harcamalar karşılığında ...'den ... plaka sayılı aracı aldım. ... şirketinden Beylikdüzü ilçesinde bulunan ... isimli siteden 4 adet daire aldım. Ruhsat harçları için toplamda 13 adet banka çeki aldım. Bu çeklerin toplam fiyatı 4.360.000,00 TL (dört milyon üçyüz atmış)dır. Biz şirket olarak ruhsatı çıkarttıktan sonra ... bize istediğim ruhsatı çıkartmadınız, size verdiğim çekleri, tapuları ve aracımı geri verin dedi. Bende bunun üzerine bana verilen aracı, çekleri ve 3 adet tapuyu ...'e verdim. Geri kalan 1 adet daire tapusunu ruhsat alma aşamasında belediyeye yatırdığım harç, tapu, kadastro için yatırdığım harçlar ve proje çizdirmem karşılığında harcadığım masraflar için vermedim. Bu konu ile ilgili şahısla B.Çekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2018/434 Esas sayılı dosya üzerinden dava açılmıştır. ...'ün avukatı ilk duruşmada yukarda belirttiğim aracı, çekleri ve 3 adet tapuyu geri verdiğimi kabul etmiştir. Ortada herhangi bir dolandırıcılık suçu yoktur. Aramızda sadece hukiki ihtilaf yaşanmıştır..." yönünde beyanda bulunduğu, Soruşturma sonucunda taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme ilişkisine dayanan hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu gerekçesiyle 14/10/2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, itiraz üzerine Bakırköy 5. Sulh Ceza Hakimliği'nin 20/11/2019 tarihli 2019/6695 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine dair kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporları; 1-Mahkemece İnşaat Mühendisi ... ve SMMM ...'dan 10/08/2021 tarihli rapor alınmıştır."Teknik İnceleme ve Değerlendirmeler" Kısmında; Sözleşme konusu taşınmazın İstanbul İli Esenyurt İlçesi ... Mah. ... ada ... parsel sayılı 8.281,54 m2 yüzölçümlü arsa vasfında olduğu, Esenyurt Belediyesi 26/10/2020 tarih ... sayılı yazı eki evraklara göre: 1.Taşınmazın ilk yapı ruhsatının 14/02/2013 tarih ... sayılı dükkan, üç ve daha çok daireli ikamet binası vasıflı 50518,44 m2 alanlı yapı için düzenlendiği, 2.Taşınmazın 26/11/2013 tarih ... sayılı yapı ruhsatının kullanım değişikliği nedeniyle dükkan, otel vasıflı 59654,00 m2 alanlı yapı için düzenlendiği, 3.18/05/2015 tarihli yapı tatil tutanağına göre bodrum katın 214,80 m2 olmak üzere 4 bodrum katın toplam 859,20 m2 büyütülmesi nedeni ile 30 gün mühürlendiği, 4.Taşınmazın 18/06/2015 tarih ... sayılı yapı ruhsatı yenileme nedeni ile ofis, otel vasıflı 59654,00 m2 alanlı yapı için düzenlendiği, 5.07/03/2018 tarihli ... sayılı encümen kararına göre aykırılık giderilmesi nedeni ile yıkım kararının kaldırılmasına karar verildiği, 6.Taşınmazın 08/05/2018 tarih ... sayılı yapı ruhsatının yeniden ofis, otel vasıflı 59654,00 m2 alanlı yapı için düzenlendiği, 7.Taşınmazın 21/02/2019 tarih ... sayılı yapı ruhsatının isim değişikliği nedeni ile ofis, otel vasıflı 59654,00 m2 alanlı yapı için düzenlendiği belirtilmiştir. "Esasa İlişkin Mali İnceleme Tespit ve Değerlendirmeler" Kısmında; -Tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, -Asıl dosya davacısının ticari defterlerinde davalı şirkete ait bir kayda rastlanmadığı, -Birleşen dosya davacısının ticari defterlerinde 195.19 hesap kodu ile verilen iş avansları hesabında takip edilen birleşen dava davalısı ...'ye ilişkin işlemlerde; davalı birleşen davacı şirketin, birleşen dava davalısı ...'den 13 adet çekten kaynaklı olarak 4.234.000,00 TL alacaklı olduğu, 195.20 hesap kodu ile İş Avansları hesabında takip edilen birleşen dava davalısı ... Proje'ye (Eski unvan ... Mimarlık) ilişkin işlemlerde; birleşen dava davalısı ... Proje'ye (eski unvan ... Mimarlık) 20/04/2018 tarihinde 270.000,00 TL'lik çek verildiği ve borcuna işlendiği, 01/06/2018 tarihinde çekin iade alınarak ... Proje alacağına işlendiği, aynı tarihte çekin ödenmesi neticesinde, davalı birleşen davacının, birleşen davalı ... Proje'den 270.000,00 TL alacaklı olduğu, -Asıl dava yönünden; Davacı birleşen davalının ticari defterlerinde davalı birleşen davacı şirkete ait bir kayda rastlanmadığı, Davalı birleşen davacının defterlerine göre davacı birleşen davalıdan 270.000,00 TL alacaklı olduğu, Davalı birleşen davacı vekili tarafından sunulan ... adı ile imza edilen 06/04/2017 tarihli tadilat projesi taslağı ile belediye tarafından gönderilen en son tarihli proje kıyaslandığında; Onaylı Mimari Projesine göre 4 bodrum, 19 normal kattan oluşan toplam 59654,00 m2 alanlı yapı olduğu, tadilat projesi taslağına göre ise 4 bodrum, 22 normal kattan oluşan toplam 73662.37 m2 alanlı yapı için olduğu, Esenyurt Belediyesinden gönderilen evraklar içerisinde taslak tadilat projesine ve proje doğrultusunda düzenlemiş tadilat ruhsatına rastlanılmadığı, Davacı birleşen davalının sözleşme konusu edinimlerini yerine getirdiğine dair bir belgeye dosya kapsamında rastlanılmadığı, mahkemece aksi kanaate varılması durumunda sözleşme bedeli 6.000.000,00 TL olup, dava dilekçesinde ... Mah. ... ada ... parsel ... Bok ...Kat ... nolu bağımsız bölümün ücret olarak devir alındığı ve davalıya geri devredilmediği belirtilmekle, 09/11/2017 tarihli İnançlı Temlik Sözleşmesine göre bu taşınmazın bedeli 1.300.000,00 TL olarak kabul edildiği için 6.000.000,00 TL - 1.300.000,00 TL = 4.700.000,00 TL olarak kalan bedelin hesaplandığı, Davalı ... İnşaat davacı ... Proje'den 270.000,00 TL alacaklı gözükmekle birlikte, birleşen davada bu alacak talep edildiğinden hesaplamalara dahil edilmediği, -Birleşen dava yönünden; Davacı birleşen davalının ticari defterlerinde davalı birleşen davacı şirkete ait bir kayda rastlanmadığı,Davalı birleşen davacının defterlerine göre davacı birleşen davalıdan 270.000,00 TL alacaklı olduğu, Birleşen dosya davalısı ...'ye 20/04/2018 tarihinde toplam 13 adet 4.234.000,00 TL bedelli çeklerin verildiği, işbu çeklerin 10 adet 3.580.000,00 TL'lik kısmının iade alınarak ... alacağına, aynı tarihlerde ortaklar cari hesabından çeklerin ödeme kayıtlarının da ... borcuna işlendiği, yine 1 adet 30/09/2018 vadeli 400.000,00 TL'lik çekin karşılıksız çekler hesabına işlendiği ve 05/10/2018 tarihinde ortaklar cari hesabından çekin ödeme kaydının yapıldığı, bu işlemler neticesinde birleşen dosya davacısı ... İnşaat'ın birleşen davalı ...'den 4.234.000,00 TL alacaklı olduğu, birleşen dosya davacısının 4.234.000,00 TL'lik çekerlerden 11 adet 3.980.000,00 TL'lik çekleri iade alarak ödendiği için (3.580.000,00 TL'si ... cari hesabında, 400.000,00 TL'si karşılıksız çekler hesabında ödenmiş gözüktüğü) 3.980.000,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesi ile iadesini talep ettiği, kalan 2 adet 254.000,00 TL'lik çeklerin dava konusu edilmediği, Neticede; birleşen dava davacısı ... İnşaat'ın, ... Proje'ye verilen ve ödendiği iddia edilen 270.000,00 TL'lik, ...'ye verilen ve ödendiği iddia edilen 3.980.000,00 TL'lik çeklerin iadesi olmak üzere toplam 4.250.000,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesi ile tahsilini talep ettiği, Birleşen dava konusu çeklerin davalılara verilip verilmediği ve ödenip ödenmediğinin incelenmesinde; Birleşen davacı ... İnşaat'ın 12 adet 4.250.000,00 TL'lik çeklerin bedelini ödediğine ilişkin yazılı bir belge sunmadığı, ... İnşaat ticari defterlerinde bu çeklerin bedelleri ortaklar cari hesabından ödenmiş gözüktüğü, davacı tarafça çeklerin elinde bulundurmasının çeklerin ödendiğine karine teşkil ettiğinin iddia edildiği, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre bir çekin bedelinin tahsil edilmeden iade edilmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunun değerlendirilmekte olduğu, Asıl dava davacısı ... Proje'nin davalı ... İnşaat'a sözleşme kapsamında hizmet verdiğinin ispata muhtaç olduğu, Birleşen davacı ... İnşaat'ın, davalı ...'den çek bedelini tahsil edebileceğine kanaat edilmesi halinde, dava tarihi itibariyle alacağın güncel değerinin hesaplanması neticesinde; Asıl ve birleşen dava konusu sözleşme ... Proje (... Proje adına ...) ile akdedildiği ancak birleşen dava konusu çeklerin 3.890.000,00 TL'lik kısmı ...'ye, 270.000,00 TL'lik kısmı da ... Proje'ye verildiği ancak neticede çeklerin tamamının dava konusu sözleşme ile ilgili verildiği çekişmesiz olup ödendiğinin çekişmeli olduğu, bu bağlamda birleşen davacı ... İnşaat'ın davalı ...'ye çek bedellerini ödediği ve iadesini talep edebileceğine kanaat edilmesi halinde, ... İnşaat tarafından çek bedellerinin ödendiğine dair bir belge de sunulmadığından, çeklerin vade tarihlerinin ödeme tarihleri olarak kabul edilmesi durumunda 3.890.000,00 TL'lik çek bedellerinin denkleştrici adalet ilkesi ile dava tarihindeki değerinin 5.445.030,83 TL hesaplandığı, Yine birleşen davada davacı ... İnşaat'ın davalı ... Proje'ye çek bedelini ödediği ve iadesini talep edebileceğine kanaat edilmesi halinde, ... İnşaat tarafından çek bedelinin ödendiğine dair bir belge de sunulmadığından, çekin vade tarihinin ödeme tarihi olarak kabul edilmesi durumunda 270.000,00 TL'lik çek bedelinin denkleştrici adalet ilkesi ile dava tarihindeki değerinin 415.794,76 TL hesaplandığı hususlarında görüş ve kanaat bildirilmiştir. 2-Aynı bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 19/11/2021 tarihli 1.ek raporda; kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerin aynen geçerli olduğu bildirilmiştir. 3-Bilirkişi heyetine Nitelikli Hesaplama Uzmanı ... ve İnşaat Mühendisi ... eklenerek alınan 16/02/2022 tarihli 2.ek raporda; Taraflar arasında 06/04/2017 tarihli binaya ait kat planları ve 09/04/2017 tarihli İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmeti Sözleşmesi imzalanmadan önceki bir tarih olan 26/11/2013 tarihli Yapı Ruhsatında binanın toplam yüzölçümünün 59.654 m2 olacağı ve yine 18/06/2015 tarihli Yapı Ruhsatında binanın toplam yüzölçümünün 59.654 m2 olacağı, binada 2 adet otel ve 18 adet ofis ve işyeri bulunacağının belirtildiği, Bu ruhsatlara aykırı olarak binanın bodrum katlarında büyüme yapıldığı gerekçesiyle ilgili belediye tarafından 18/05/2015 tarihli Yapı Tatil Tutanağı düzenlenerek 14/10/2015 tarihinde belediye encümenince yıkım kararı verildiği, Sonrasında taraflar arasında 06/04/2017 tarihli binaya ait kat planlarının imzalandığı, imzalanan kat planlarında ruhsata bağlanacağı vaat edilen toplam alanın 77.495 m2 olarak belirtildiği, yine ... tarafından yazıldığı anlaşılan "Tadilat Projesi olarak yüklenici ve işveren olarak mutabık kalınan projedir." yazısı ekinde yer alan proje kapağında Toplam İnşaat Alanının 73.662,37 m2 olarak belirtildiği ancak ilgili belediye tarafından gönderilen 08/05/2018 tarihli Yapı Ruhsatında ve 21/02/2019 tarihli Yapı Ruhsatında binanın toplam yüzölçümünün (77.495 m2 veya 73.662,37 m2 olarak değil) ilk Yapı Ruhsatlarında olduğu gibi 59.654 m2 olacağı, binada yine ilk ruhsatlarda olduğu gibi 2 adet otel ve 18 adet ofis ve işyeri bulunacağının belirtildiği, Yine taraflar arasında düzenlenen 09/04/2017 tarihli İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmeti Sözleşmesinde, sözleşme konusunun "projeye aykırı olarak yapılan yerleri tadilat projesi çizilmesi sureti ile imara uygun hale getirilmesidir. (Bodrum kattaki fazlalıkları ile binanın içindeki ve çatı katındaki fazlalıklarının projelendirilmesi)", işin kapsamının ise "bahsi geçen arazinin daha önceden alınmış onaylı ruhsat ve projelerine uygun yapılmaması ve bu fazlalıkların projeye işlenerek, gerek halinde emsal transferi yapılmak sureti ile, tadilat projesi ve tadilat ruhsatının alınmasıdır." şeklinde ifade edildiği, Mahkeme tarafından ilgili Belediyeden; "Sözleşme tarihi olan 09/04/2017 tarihinden dava tarihi olan 09/06/2020 tarihine kadar geçen süre içinde sözleşme konusu olan ... ada ... parselde kayıtlı taşınmaza ilişkin olarak davacı şirket veya yetkilisi ... tarafından herhangi bir tadilat projesinin sunulup sunulmadığı ve herhangi bir tadilat projesi onaylanıp onaylanmadığı ile ilgili bilgi" talep edilmesi üzerine Belediye tarafından gönderilen 06/10/2020 tarihli cevabi yazıda; "Söz konusu ... ada, ... parsel sayılı yere ait imar arşiv dosyasında yapılan incelemede; 09/04/2017 tarihinden 09/06/2020 tarihine kadar geçen süre zarfında davacı şirket ... Proje veya yetkilisi ... tarafından herhangi bir tadilat projesi müracaatı bulunmadığı, müdürlüğümüzce herhangi bir tadilat projesi ve tadilat ruhsatı onaylanmadığı..." denildiği, Mahkeme tarafından ilgili Belediyeden; "... tarafından 06.06.2017 tarihli, 16.02.2018 tarihli başvuru ve başvurularına ilişkin belgeler" talep edilmesi üzerine Belediye tarafından Mahkemeye gönderilen 05/01/2022 tarihli yazıda, dava dilekçesinde belediyeye yapıldığı belirtilen bu tarihli başvurularla ilgili olarak; "İlgi yazınıza istinaden müdürlüğümüz uhdesinde kalan konular ile ilgili belediyemiz imar arşiv dosyasında yapılan incelemede ... tarafından 06/06/2017 tarih ve 16/02/2018 tarihli başvurularının bulunmadığı görülmüştür." denildiği, tüm bu açıklamalardan sonuçla davacının, sözleşme konusu edinimlerini yerine getirmediği, Kök rapordaki asıl ve birleşen dava yönünden tespit ve hesaplamaların geçerli olduğu, Yargıtay kararlarına göre çek suretlerini elinde bulundurmanın bedellerin ödediğine karine teşkil ettiği, Buna karşın 04/07/2003 tarihli ve 25158 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 320 seri numaralı VUK Genel Tebliği ile vergi mükelleflerinin bazı işlemlerine ilişkin tahsilat ve ödemelerini 01/08/2003 tarihinden itibaren banka veya özel finans kurumlarınca düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğu getirildiği, Bu konuda son düzenlemenin 24/12/2015 tarih ve 29572 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ... Sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yapıldığını, Tebliğe göre tevsik zorunluluğu kapsamında olanların, kendi aralarında ve tevsik zorunluluğu kapsamında olmayanlarla yapacakları, 7.000,00 TL'yi aşan tutardaki her türlü tahsilat ve ödemelerini aracı finansal kurumlar kanalıyla yapmaları ve bu tahsilat ve ödemeleri söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik etmelerinin zorunlu olduğu, Bu kapsamda; * Hetürlü mal teslimi veya hizmet ifasına ilişkin tahsilat ve ödemelerin, * Avans, depozito, pey akçesi gibi suretlerle yapılacak tahsilat ve ödemelerin, * İşletmelerin kendi ortakları ve/veya diğer gerçek ve tüzel kişilerle yaptığı her türlü tahsilat ve ödemelerin, 7.000,00 TL'yi aşması durumunda, aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması ve bu işlemlerin söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik edilmesinin zorunlu olduğu, ilgili düzenleme nazara alındığında ise dava konusu çek bedelleri belirlenen sınırı aştığından ödendiğinin kabulü için davalı-karşı davacının gerçekleştirdiği ödemelere ilişkin dekont suretlerinin tetkiki gerektiği, birleşen dava davacısı ... İnşaat 12 adet 4.250.000,00 TL'lik çeklerin ödendiğine ilişkin yazılı bir belge sunmadığından, alacağının bulunduğunu söylemenin mümkün olmayacağı hususlarında görüş ve kanaat bildirilmiştir. İstinaf sebeplerinin incelenmesi; Taraflarca getirilme ilkesinin sonucu olarak davacı, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları dava dilekçesinde bildirmelidir. Bu hususa, HMK'nın 194 üncü maddesinde (vakıaları) somutlaştırma yükü denilmektedir. Bir davada ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Bu şekilde somutlaştırma yükü yerine getirileceği gibi davalı da bu vakıalara göre savunmasını yapacaktır. Dayanılan bu vakıalara uygulanacak hukuki sebepler de HMK'nın 119/1-g bendinde dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar arasında sayılmıştır. Ancak hukuki sebepler dava dilekçesinin zorunlu olmayan unsurları arasındadır. Çünkü, Türk hukukunu resen uygulamakla görevli olan hakim (HMK m. 33) için dava dilekçesinde gösterilen hukuki sebepler bağlayıcı değildir. Buna karşılık, hakim, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalarla bağlı olup, davacının bildirmediği vakıaları kendiliğinden inceleyemez ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz (HMK m. 25). Davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalar davanın temelidir. Bu vakıalar davanın sınırını çizmekte ve hakim ancak bu vakıalar hakkında inceleme yapabilmektedir. Davanın hukuki niteliği de bu vakıalara göre belirlenmektedir (Hukuk Genel Kurulunun 11/02/2021 tarihli ve 2017/1-1216 E. 2021/60 K. sayılı kararı). İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda 187/1.maddesinde "İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın "İspat Yükü" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972). Asıl dava; taraflar arasında imzalanan 09/04/2017 tarihli İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi uyarınca, edimlerin yerine getirildiği ancak davalı tarafça sözleşme bedelinin ödenmediği iddiasıyla, sözleşme bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Sözleşmenin konu ve kapsamı; imar kirliliğine neden olan ve projeye aykırı olarak yapılan yerlerin tadilat projesi çizilmesi sureti ile imara uygun hale getirilmesi, bodrum kattaki fazlalıklar ile binanın içindeki ve çatı katındaki fazlalıklarının projelendirilmesi, inşaata ilişkin fazla imalatın emsal transferi ile imara uygun hale getirilmesi mümkün ise emsal transferi yapılacak taşınmazın bulunması, tadilat projesi ve tadilat ruhsatının alınmadır. Nitekim bu hususlar aynı zamanda yüklenici olan davacının da sözleşme konusu yükümlülükleridir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında yukarıda yer verildiği üzere 1 kök 2 ek rapor alınmış, tüm raporlarda, Belediyeden gelen cevabi yazılar uyarınca davacının sözleşme konusu edinimlerini yerine getirmediği tespit edilmiştir. Ancak davacı tarafça, belediye kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde temin edildiği ileri sürülen ve son bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde ibraz edilen ayrıca istinaf istemine konu edilen belgeler sunularak, yargılama aşamasında Belediyeye yazılan yazıların ve verilen cevabi yazıların eksik olduğu ileri sürülmüş ve bir takım belgelere dayanılmıştır. Söz konusu belgelerin mahkemece Belediyeye yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda gönderilen belgeler olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda mahkemece ilgili Belediyeye yeniden müzekkere yazılıp, dava konusu taşınmazın ruhsat dosyasının, davacı tarafça sözleşme konusu taşınmaza ilişkin yapılan tüm işlem evraklarının, yenileme dahil tüm ruhsatların, işlem talep dilekçelerinin eksiksiz olarak gönderilmesinin istenmesi, söz konusu eksiklik tamamlandıktan sonra, davacı tarafça yapılan iş ve işlemler var ise bunların 09/04/2017 tarihli İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesinde belirlenen yükümlülükler kapsamında olup olmadığı hususunda ve davacı itirazlarını karşılar şekilde bilirkişi heyetinden ek rapor alınması gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğinden, davacı vekilinin asıl dava yönünden istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir. Birleşen dava ise; davalı tarafça sözleşme konusu edimlerin yerine getirilmediği ve davalı tarafa sözleşme gereği verilen çeklerin bedelsiz kaldığı ancak çek bedellerinin ödenmiş olması sebebiyle davalı tarafın sebepsiz zenginleştiği iddiası ile kısmi çek bedellerinin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca tahsili istemine ilişkin olup dava kısmi dava şeklinde 50.000,00 TL bedel üzerinden açılmıştır. Davacı birleşen davalı, çeklerin birleşen dosya davalısı ...'ye verildiğini, ...'nin sözleşmenin tarafı olmayıp çeklerin sözleşme gereği verildiğine dair herhangi bir protokol ve sözleşmede yapılan bir atıf da bulunmadığı için çeklerin sözleşme gereği verildiği hususunda ispat yükünün birleşen davacı üzerinde olduğunu ileri sürmüştür. Taraflar arasında imzalanan İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi'nin davacı birleşen davalı şirket adına birleşen dosya davalısı ... tarafından imzalandığı, 09/11/2017 tarihli İnançlı Temlik ve Teminat Sözleşmesinin 09/04/2017 tarihli sözleşmeye yapılan atıflarla ... ile dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalandığı, yine 24/04/2018 tarihli İnançlı Temlik ve Teminat Sözleşmesinde ...'nin müşterek borçlu müteselsil kefil olarak yer aldığı, çeklerin keşide tarihlerinin bu sözleşme ve protokol tarihlerinden sonra 15/06/2018 ila 30/12/2018 tarihleri arasında olduğu, taraflar arasında başkaca bir ticari ilişki olduğu hususunun iddia ve ispat edilmediği gibi birleşen dosya davalısı ...'nin Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/48467 Soruşturma sayılı dosyasında Esenyurt Polis Merkezinde müdafii eşliğinde 17/05/2019 tarihinde alınan ifadesinde "...Ruhsat harçları için toplamda 13 adet banka çeki aldım. Bu çeklerin toplam fiyatı 4.360.000,00 TL (dört milyon üçyüz atmış)dır. Biz şirket olarak ruhsatı çıkarttıktan sonra ... bize istediğim ruhsatı çıkartmadınız, size verdiğim çekleri, tapuları ve aracımı geri verin dedi. Bende bunun üzerine bana verilen aracı, çekleri ve 3 adet tapuyu ...'e verdim." şeklinde beyanı ile çeklerin taraflar arasındaki sözleşme gereği alındığını beyan etmiştir. HMK'nın 188. maddesinde "(1) Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez." hükmü düzenlenmiştir. Öğretideki tanımlamalara göre ikrar (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir. Yargıtay uygulamasında da, ikrara bu anlam yüklenmektedir. İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi, karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar. Öğretide ve uygulamada ikrar, yapıldığı yere, kapsamına ve içeriğine göre türlere ayrılmaktadır. Yapıldığı yere göre mahkeme dışı veya mahkeme içi ikrardan söz edilir. Mahkeme dışı ikrar takdiri, mahkeme içi ikrar ise kesin delil niteliğindedir. Mahkeme dışı ikrarda davacı iddiasını tanık dahil her türlü delille ispatlayabilir. Kapsam yönünden, çekişmeli olan maddi vakıanın tamamını kapsıyor ise tam ikrar, belli bir kesimini kapsıyor ise kısmi ikrar söz konusudur. İçeriği itibariyle ikrar basit (adi), vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 07/02/2017 tarihli 2016/447 E. 2017/479 K. sayılı kararında; "...Davalı yüklenici şirket temsilcisi olduğu dosya kapsamından anlaşılan ...'ın adlî bir olay nedeniyle yürütülen soruşturma sırasında Orhanlı Polis Merkezi'nde verdiği 12.02.2014 tarihli ifadesinde “...2013 yılı Mayıs ayları sonuna doğru ... isimli şahsa yaptıkları inşaatın asansör işlerini verdik. Bu şahısla anlaşmamız daire karşılığı idi yani bedel olarak daire verilecektik. Asansör işinin tahmini %60’ını bitirdiler...” demiştir. Bu beyan ikrar niteliğinde midir? Değil midir? Bu konunun tartışılması gerekmektedir. Mahkemece bu beyan ikrar niteliğinde sayılmamış ve akdî ilişkinin kurulduğu ispat edilemediği kabul edilerek dava reddedilmiştir. İkrar, taraflardan birisinin, kendi aleyhine olarak ileri sürülen bir olayın doğru olduğunu mahkemeye beyan etmesi olarak tanımlanmakta olup, ikrar yazılı olabileceği gibi sözlü dahi olabilmektedir. İkrar, mülga 1086 sayılı HMK'nın deliller bölümünde 236. maddede düzenlenmiş iken, 6100 sayılı HMK'nın “ispat ve deliller" bölümünde 188. maddesinde düzenlenmiştir. HMK'nın 188/1 maddesinde “tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez” hükmü bulunmakta olup, bu hükme göre bir beyan ikrar sayıldığı takdirde o konuda artık yeni veya başka bir delile ihtiyaç kalmadan o olay ispat edilmiş kabul edilmek zorundadır. Bir davada bir tarafın iddia ettiği husus, karşı tarafça ikrar edilirse artık o husus çekişmeli olmaktan çıkar ve bu konuda ispat aranmaz. Bu halde artık delile veya ispata ihtiyaç kalmaz. İkrar mahkeme içinde olabileceği gibi mahkeme dışı ikrar da mümkündür. İkrarın mahkeme dışında olması halinde bu makamın resmi bir makam olması gerekli ve zorunludur. Tüm bu anlatımlar ışığında somut olaya gelince; davalı şirket temsilcisinin resmî bir makam olan Polis Merkezindeki beyanı ikrar niteliğinde olup, artık akdî ilişki kurulup kurulmadığı hususu çekişmeli olmaktan çıkmıştır. Bir başka deyişle davalının ikrarı mahkeme dışı ikrar olup, akdî ilişkinin kurulduğu kabul edilip esasının incelenmesi gerekir. Dairemizin yerleşmiş içtihatları da bu yöndedir (15.H.D.'nin 13.10.2014 tarih, 2014/3691 Esas, 2014/5677 Karar, 15.H.D.'nin 16.06.2014 tarih, 2013/6457 Esas, 2014/4120 Karar, 15.H.D.'nin 02.03.2010 tarih, 2009/3691 Esas, 2010/1159 Karar)." Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 08/03/2013 tarihli 2013/910 E. 2013/3453 K. sayılı kararı; "....Davalı ... Cumhuriyet Savcılığında alınan 21.01.2009 tarihli ifadesinde " … tarihe kadar yapmış olduğu ödemeleri hesapladım 19.000 YTL anapara oluyordu. Farkı ödemeye yanaşmadı. Ben yasal faizi ile birlikte anaparasını iade etmeyi teklif ettim Onu da kabul etmedi…" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı ...’ın Cumhuriyet Savcılığında alınan bu ifadesi ikrar niteliğindedir. Bilindiği gibi ikrar 6100 sayılı HMK’nın 188. maddesinde düzenlenmiş olup, bu madde hükmüne göre ikrarda bulunan taraf aleyhine delil teşkil edeceği, maddi hatadan olduğu anlaşılmadıkça ikrardan dönülemeyeceği ve kesin delil niteliğinde olduğu açıktır." Somut olay yönünden de, davalı ...'nin yukarıda yer verilen beyanı ile dosya kapsamında yer alan 09/04/2017 tarihli İmar Yapı Ruhsatı Danışmanlığı Hizmet Sözleşmesi, 09/11/2017 tarihli İnançlı Temlik ve Teminat Sözleşmesi, 24/04/2018 tarihli İnançlı Temlik ve Teminat Sözleşmesi içeriği ve taraflar arasındaki ihtilafa ilişkin sair dosya içerikleri dikkate alındığında, ...'nin Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/48467 Soruşturma sayılı dosyasında Esenyurt Polis Merkezinde müdafii eşliğinde 17/05/2019 tarihinde alınan ifadesi ikrar niteliğinde olup senetlerin sözleşme nedeniyle verildiği kanaatine ulaşılmıştır. Söz konusu çeklerin bedelsiz kaldığı ileri sürülmekle birlikte bu hususun asıl dava dosyasında yapılacak inceleme neticesinde, davacı karşı davalı tarafça edimlerin yerine getirilip getirilmediği hususunun tartışılarak değerlendirilmesi ve davalı karşı davacının çek bedellerine yönelik isteminin ise davacı karşı davalının bedelleri tahsil edilmeden çeklerin iade edildiği yönündeki beyanları ve delilleri çerçevesinde incelenerek değerlendirilmesi, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden birleşen dava yönünde de istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı birleşen davalılar vekili, birleşen dava yönünden ayrıca müvekkili ... hakkında davanın reddedilmiş olmasına rağmen vekalet ücretine hükmedildiği hususunda kararı istinaf etmiştir. Mahkemece "...ye karşı açılan davanın ise sözleşmenin tarafları ve çekler dikkate alındığında husumetlerinin bulunmadığı" gerekçesiyle reddedilmiştir. Mahkemenin karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT'nin 7/2.maddesinde "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." düzenlemesi mevcuttur. Birleşen dosya davalısı ... hakkında açılan dava husumet nedeniyle reddedildiğine göre davalı ...'nin işbu davada kendisini vekille temsil ettirmiş olması karşısında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu yönde bir hüküm tesis edilmemesi hatalıdır. Diğer bir husus ise Mahkemece verilen kararı HMK'nın 297.maddesine aykırı olmasıdır. 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine göre; "(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: ...b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri..." Asıl dosya davacı ... Danışmanlık Hizmetleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, davalısı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olmasına rağmen ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında başlık kısmında; asıl dosyada davalı olarak ..., ... ve ...'e yer verilmiş olup bu husus Dairemizin karar başlığında düzeltilmiştir. Yine asıl ve birleşen dosya davacı ve davalı tarafları ile talep konusu farklı olup, her iki dosya yönünden ayrı ayrı dava ve cevap dilekçelerinin özetlenmesi gerekirken, sadece asıl davaya ilişkin dava ve cevap dilekçelerine kararda yer verilerek, birleşen davada dava ve cevap dilekçelerinin özetlenmemiş olması da HMK'nın 297.maddesine aykırıdır. Açıklanan nedenlerle, asıl dosya davacısı ... Hiz. San. Ve Tic. Ltd. Şti., birleşen dosya davalıları ... Danış. Hiz. San. Ve Tic. Ltd. Şti., ... ve ... vekilinin, asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1- Asıl dosya davacısı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti., birleşen dosya davalıları ... San. Ve Tic. Ltd. Şti., ... ve ... vekilinin, asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜ ile Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/332 E. 2022/370 K. sayılı 06/04/2022 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Asıl ve birleşen davalar yönünden taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının ayrı ayrı Hazineye irat kaydına, istinaf karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 4-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/12/2024