İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2025/525 K.2025/789
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/525
KARAR NO:2025/789
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/847
KARAR NO:2024/832
DAVA TARİHİ :06/08/2019
KARAR TARİHİ:04/12/2024
DAVA:Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali
KARAR TARİHİ:02/07/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...Konut ve Yapı Kooperatifi tarafından yapılan 21/01/2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların Kooperatifler Kanununun emredici kurallarına aykırı olduğunu, hazirun listesinin ortaklar defterine uygun hazırlanmadığını, genel kurula davetin iadeli taahhütlü davet ile yapılması gerektiğini ancak yapılmadığını, 2017 tarihinde mecburi yapılması gereken olağan genel kurul toplantısının yapılmadığını, 19/06/2016 tarihli genel kurul başka ortaklar tarafından 8. Asliye TicaretMahkemesi'nin 2017/880 Esas sayılı dosyasıyla dava konusu yapıldığı,Genel kurul gündem maddelerinde bilanço, gelir-gider farkı cetvelleri ve faaliyet raporlarının Kooperatifler Kanunu 24. madde gereğince toplantıdan en az 15 gün öncesinden itibaren bir yıl süresince bunların kooperatif merkezinde ortakların incelemesine sunulması şartına uyulmadığını, bilanço ve mali tablolar hakkında açıklama yapılmadığını, 03/05/2015 tarihinden itibaren genel kurul tarihine kadar toplanmış olan yaklaşık üç milyon tutarındaki paranın nereye harcandığının ortaya konulamadığını,Kooperatif taşınmazlarının bulunduğu arsalar için 2010 yılından önce yapı ruhsatı başvuru şartı olan aplikasyon krokisi için herhangi bir başvuru yapılmadığını, 2010 tarihinden önce taşınmazlara ilişkin onaylı bir proje ve yapı ruhsatı düzenlenmediğini, yapıların inşaatına yüklenici firmanın ruhsatsız başladığını ve arsa sahiplerinin de ruhsatsız inşaata izin verdiklerini, filli duruma göre kat mülkiyetinin kurulacağı şeklinde açıklamalarla yüksek bedellerle proje - ruhsat ve tapu masrafı adı altında borçlandırmalarla hem haksız menfaat sağlandığını hem de tazminat ödemesi gereken yüklenici firmanın mahkemeler alet edilerek alacaklı çıkarıldığını, sadece bu sebepten dolayı dahi alınan ibra, seçimlerin ve yapılan borçlandırmaların mutlak olarak yokluğunun tespiti gerektiğini,Kadastro müdürlüğünde yapılan araştırma sonucu 2019 tarihli aplikasyon krokileri üzerinde yapılan incelemede blokların sosyal donatı alanlarına tecavüzlü olduğunun anlaşıldığını, 2010 tarihli aplikasyon krokisi her ne kadar fiili durum işlenmeyerek gizlenmeye çalışılsa da, arsa koordinatları ve yüzölçümünden 2019 tarihli aplikasyon krokisiyle aynı olduğu, tevhit veya ifraza yönelik işlemlerin olmadığının anlaşılacağını, bu anlamda 2010 tarihli başvuru yapılırken bilinçli olarak fiili durumun gizlendiği sırf haksız menfaat sağlamak için yapı ruhsatları düzenlenerek, proje ruhsat ve tapu masrafı adı altında borçlandırmaların yapıldığı ortada olup, dava konusu genel kurul toplantı tutanağının 10. maddesinde hile ve aldatmayla yapılan tapu masrafı adı altında borçlandırmalara yasal faiz uygulanması kararının mutlak olarak yokluğunun kabulü gerektiğini ayrıca blokların sosyal donatı alanlarına tecavüzlü olduğunu öğrenene kadar hukuken anlamsız gelen tevhit ve terk işlemlerine yönelik her genel kurulda oluşturulan gündem 17. maddesinin de yok hükmünde olduğunun kabulü gerektiğini,Kooperatif taşınmazları İstanbul ili, Tuzla İlçesi, ... (... Mah.) ... ada /... parsel, ... ada/... parsel ve ... ada /... parselden oluşan üç bağımsız ada üzerinde kurulmuş olup, ... ada /... parselde 389/2400 payla ve ... ada /... parselde 637/2400 payla İstanbul Büyükşehir Belediyesinin paylı mülkiyet hakkı olduğunu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Emlak Müdürlüğünden hangi tarihten itibaren hissedar olduğu ve anılan kooperatife, irtifak veya kullanma iznine yönelik bir meclis kararı olup olmadığı hususunda bilgi talep edildiğinde herhangi bir meclis kararı olmadığı ve kooperatif inşasına başlandığı günden itibaren ilgili belediyenin hissedar olduğunun anlaşılacağını, İBB'nin hisse payı ödemesini arsa sahiplerinin yapması yönünde karar verildiğini ancak bunun kooperatif yönetimi tarafından gizlendiğini beyan ederek 21/01/2018 tarihli genel kurul kararlarının Kooperatifler Kanununun emredici kurallarına, kanuna, ana sözleşmeye, iyi niyet kurallarına aykırı olması sebebiyle mutlak butlanla sakat olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ana sözleşmenin 12. maddesine göre "kooperatifin ortak sayısının en az 7 kişi olduğu ve ortak sayısı arsa ve konut imkanlarına göre genel kurulca belirlenir" hükmünün getirildiğini, davacının yeni üye kaydedildiği yolundaki iddiasının asılsız olduğunu,184 ortağa Pendik Postanesinden 13/12/2017 tarihinde gönderilen taahhütlü mektuplarla, gündem ve toplantı tarihi tek sayfada yazılarak olağ3an genel kurula çağrı yapıldığını, 21/01/2018 tarihli genel kurula; 50 ortağın asaleten, 34 ortağın vekaleten katıldığını, müvekkili kooperatifin kat karşılığı inşaat sözleşmeleri ile edindiği arsalar üzerine, kooperatife kayıt ettiği üyelerden topladığı aidatlarla; gayrimenkul sahiplerine ve üyelerine daireler yaptığını, davacının delil olarak belirttiği dava dosyaları davaya konu genel kurul kararından önceki işlemlere ait olduğunu, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/880 esas sayılı dosyası ile davacının kötü niyetli olarak dava açtığını, müvekkilinin bu dava nedeniyle uğrayacağı zararların davacıdan talep etme haklarının saklı tuttuklarını, davacı tarafın talepleri arasında bulunan kooperatifin mali kaynaklarına el konularak muhafaza altına alınması talebinin müvekkili kooperatifi büyük zarara uğratacağını, davacının, müvekkili kooperatife yüklü miktarda borçlu olduğunu, borcunu ödememek için işbu davayı açtığını, açıklanan sebeplerle HMK 329 maddesi gereğince 5.000,00 TL disiplin para cezasının tahsilini, üç katı vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile işbu davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI:1-Mahkemenin 08/07/2020 tarihli kararı; ''...dava konusu genel kurul 21/01/2018 tarihinde yapılmış olup, dava ise 06/08/2019 tarihinde açılmıştır. Kanunda öngörülen 1 aylık hak düşürücü süre geçmiştir. İddia edildiği üzere gündemin 9. maddesine göre tapu devirleri alınmadan projenin çizdirilemeyeceği hususu hukuken gerçeği yansıtmayıp, bir yerin mimari projesinin önceden çizdirilmesi tapu alınması şartına bağlı olmadan her zaman yapılabilecek bir husustur. Projede sığınak alanlarının daireye dönüştürülmüş olması iddiası da ilk inşaata başlanırken inşaat ruhsatı alınırken ve nihayetinde yapının yapı kullanım belgesi (iskan) alınırken ilgili belediye tarafından zaten incelenecek bir husus olup eğer böyle bir durum var ise ruhsatın alınması mümkün olmayacağından projenin içeriği ile ilgili bir açıklamanın ve bilginin olmadığı gündem maddesinin butlanla malul olduğunu kabul etmek mümkün görülmemiştir.Davacının genel kurul kararının butlanla malul olduğu yönündeki iddiaları ise hukuken yerinde olmayan, sırf dava açma sebebi oluşturmak için ortaya konulmuş iddialar olduğu kanaatine varılmıştır.Davacının ileri sürdüğü diğer iptal sebepleri ise genel kurul kararının iptal sebebi olarak kabul edilmiş olup bu sebeplerin 1 aylık hak düşürücü süreye tabi olduğu, genel kurul kararının iptali davasının 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunun 53. maddesi gereğince 1 aylık dava açma süresinin geçmiş olması sebebiyle hak düşürücü süre yönünden ve mutlak butlan ve yokluk iddiasına yönelik iptali davasının ise esas yönünden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Her ne kadar davalı vekili, davacının dava açmakta kötüniyetli olması sebebiyle disiplin para cezasına ve üç katı kadar vekalet ücretiyle cezalandırılmasını talep etmiş ise de davacının, dava açmakta kötüniyetli olduğunun davalı vekilinin iddiasının başka delillerle ispatlanamamış olması, anayasa gereğince kişinin hak arama özgürlüğü ve dava açma özgürlüğü bulunması sebebiyle, davacı aleyhine disiplin para cezası ve vekalet ücretinin üç katına kadar ceza hükmedilmesi hukuken mümkün görülmemiştir..." gerekçesiyle;"1-A) Davacının açmış olduğu işbu kooperatif genel kurulu kararının genel iptal sebepleri yönünden iptali davasının 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 53. maddesi gereğince 1 aylık dava açma süresi geçmiş olması sebebiyle hak düşürücü süre yönünden REDDİNE,B) Davacının açmış olduğu işbu kooperatif genel kurulu kararının mutlak butlan ve yokluk iddiasına yönelik iptali davasının esas yönünden REDDİNE," karar verilmiştir.2-Dairemizin 08/11/2023 tarihli kararı; "...Şeklen yapılan inceleme neticesinde genel kurul toplantısında tüm kararların toplantı ve karar nisabına uygun olarak alındığı tespit edilmiş ise de; davacı tarafından ileri sürülen itirazlardan biri de hazirun listesinin pay defterine uygunluğu yönünden incelenmediği, gerçekte kooperatif ortağı olmayan ve hatta gerçekte var olmayan şahısların ve isimlerin hazirun listesinde yer aldığı yönündedir. Ancak bu hususta bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece kooperatif kayıtları ile hazirun listesi incelenerek, iptali talep edilen genel kurul toplantısına ait hazirun listesinde kayıtlı olan ve adlarına çağrı mektubu gönderilen kişilerin kooperatif üyesi olup olmadığı hususu tespit edilmeli, toplantıya katılan kişilerin üye olmadıklarının tespit edilmesi halinde alınan kararların yok hükmünde olup olmadığı incelenerek değerlendirilmelidir.Şayet hazirun listesinde kayıtlı olan ve adlarına çağrı mektubu gönderilen kişiler kooperatif üyesi ise bu durumda yapılacak inceleme ise kararların mutlak butlanla batıl olup olmadığı hususuyla sınırlı olacaktır. Bu halde ise kararların içeriği itibariyle değerlendirme yapılması gerekmektedir.Davacı vekili 10, 11 ve 17 no.lu kararların ek ödeme ihdası niteliğinde olup nitelikli çoğunlukla karar alınması gerektiğini ileri sürmüştür.....Ancak 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 42. maddesinde genel kurulun devir ve terk edemeyeceği yetkileri; "1.Anasözleşmeyi değiştirmek, 2.Yönetim Kurulu ve Denetçiler Kurulu üyeleriyle gerektiğinde tasfiye kurulunu seçmek, 3.İşletme hesabiyle bilanço ve gerektiğinde gelir gider farkının bölüşülmesi hakkında karar almak, 4.Yönetim ve denetçiler kurullarını ibra etmek, 5.Kanun veya anasözleşme ile Genel Kurula tanınmış olan konular hakkında karar vermek, 6.Gayrimenkul alımında ve satımında takip edilecek usul ile alınacak gayrimenkulün niteliğini, yerine ve azami fiyatını, satılacak gayrimenkulün asgari fiyatını belirlemek, 7.İmalat ve inşaat işlerinin yaptırılma yöntemini belirlemek, 8.Yapı kooperatiflerinde; kooperatifin ortak sayısı ile yapılacak konut veya işyeri sayısını tesbit etmek" olarak sayılmıştır. Kooperatif anasözleşmesinin 23.maddesinde de kooperatifin bu yetkilerini devir ve terk edemeyeceği hükmüne yer verilmiş, 44.maddesinde yönetim kurulunun genel kurulda karar almak şartıyla kooperatifin taşınır ve taşınmaz mallarını satmak, rehin koymak veya mülkiyetlerini aktarmak hususların görevli ve yetkili olduğu ifade edilmiştir. Kooperatif genel kurulunda, taşınmaz satın alınması ile ipotek ve teminat tesisine yönelik 11 ve 17 no.lu kararların 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 42. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece uzman bir bilirkişiye kooperatif ortak kayıtları ve hazirun cetveli üzerinde inceleme yaptırılarak davacının itirazlarının değerlendirilmesi ve yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiğinden..." davacının istinaf talebi kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 3-Mahkemenin 04/12/2024 tarihli kararı; "...Mahkememiz önceki kararı istinaf dairesince birkaç hususta uygun bulunmayarak kaldırıldığı görülmekle bozma hususlarında yeniden tespit ve değerlendirmeler yapılmıştır. Davacının hazirun listesinin pay defterine uygun olup olmadığının incelenmediği ve gerçekte kooperatif ortağı olmayan kişilerin hazirun listesinde yer aldığı yolundaki istinaf nedeni kabul edilerek bu hususta inceleme yapılması talep edilmiştir.Mahkememizce bozma sonrası alınan bilirkişi raporu tefsiratlı olup davacının tüm istinaf nedenleri de detaylı incelenmiştir. Buna göre taahhütlü mektupla 184 ortağa ... şubesinden gönderildiği,Çevre ve Şehircilik Bakanlığı temsilcilerinin gözetiminde kooperatif merkez adresinde kayıtlı 184 üyeden 50 ortağın asaleten, 34 ortağın ise vekaleten toplam 84 üyenin katılımı ile toplanıldığı, vekalet edenlerin kanun (Koop Kan 49 md) ve ana sözleşmeye (24 md) göre temsil edilen ortakların 1. Derece yakını veya kooperatif ortağı olduğu görülmüştür. Bununla birlikte 24.06.2012 tarihinde kooperatif defterine üye kaydedildiği halde 12 yıl boyunca genel kurul toplantılarına ve dava konusu 18.01.2018 tarihli genel kurula çağrılmayan 29 kişinin...inde adlarının yer almadığı, bunlardan genel giderlere katılım payı talep edilmediği (ana sözleşme 21. md), icra takip ve aidat tahsili ile ortaklıktan ihraç amaçlı işlem de yapılmadığı, ticari defterlerde adlarına cari hesap açılmadığından zımnen kooperatif ortaklıklarının gerçekleşmediğinin anlaşıldığı, 2023 yılı Yönetim kurulu Faaliyet Raporu 31, Maddesinde Temmuz 2024 tarihinden itibaren genel gider ödemelerine katılmaya başlamaları yönünde bir mutabakat sağlandığı gözönünde tutulduğunda söz konusu kişiler “YENİ ÜYE” sayılabileceklerinden, ayrıca arsa sahibinden daire alan bu üyeler inşaat maliyetlerine katılmayacağından genel kurula çağrılmamış olmalarının ortaklar arasında hak ve vecibelerde eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmayacağı gözetilerek dava konusu 21.01.2018 Tarihli Genel Kurul Toplantısına çağrılmamalarının butlanı gerektirecek ağırlıkta bir kanuna aykırılık sayılamayacağı, neticede dava konusu genel kurul ... Listesi'nde kayıtlı olan ve adlarına ... aracılığıyla çağrı mektubu gönderilen tüm kişilerin kooperatif üyesi olduğu, davacının bu husustaki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı görülmüştür. İstinaf dairesince hazirun listesinde kayıtlı olan ve adlarına çağrı mektubu gönderilen kişiler kooperatif üyesi ise bu durumda yapılacak incelemenin alınan kararların mutlak butlan ile batıl olup olmadığı ile sınırlı olacağını belirtmiştir. Alınan kararlarda mutlak butlan ile batıl sayılmasını gerektirecek bir durum tespit edilememiştir. Yine bozma ilamında genel kurulda taşınmaz satın alınması ve ipotek ve teminat tesisine yönelik 11 ve 17. Nolu kararların Kooperatifler kanununun 42. Maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtmiştir. 11 Nolu kararla Büyükşehir Belediyesinden arsa alınması kabul edilmiş, arsanın alınacağının kesinleşmesi halinde sonraki genel kurulda birim m2 fiyatlarının görüşülmesine karar verilmiştir. KoopK.m.42/6'da “Gayrimenkul alımında ve satımında takip edilecek usul ile alınacak gayrimenkulün niteliğini, yerine ve azami fiyatını, satılacak gayrimenkulün asgari fiyatını belirlemek” genel kurulun devredilmez görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Dolayısıyla genel kurulda arsa alımı için yönetim kuruluna yetki verilmesinde ve muhtemelen Büyükşehir Belediyesi'nden ihale ile alınacak olan arsa için azami m2 fiyatlarının bir sonraki genel kurulda belirlenecek olmasında kanuna aykırılık yoktur. 17 nolu kararda, Kooperatif adına resmi kurum ve idarelere taahhüt, teminat, ipotek alınıp verilmesi, ipoteğin kaldırılması, arsanın tevhit, terk ve ifraz işlemlerinin yapılması, kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisi, abonelik işlemleri, tapu ve iskan işlemleri yapılması yönünde yönetim kuruluna yetki verilmiştir. Bu kararda sayılan yetkilerin çoğu zaten yapı kooperatiflerinin amaçları doğrultusunda yönetim kurulu tarafında yapılabilecek işlemlerdir Sayılanlardan ipotek vermek, kaldırmak ve arsa için terk işlemi yapmak gibi önemli işlemlerin genel kurulun yetkisinde olabileceği değerlendirilse dahi, bu işlemler için genel kurulun yönetim kuruluna oybirliğiyle yetki verilmesine dair karar almasında kanuna aykırı bir hususun bulunmadığı anlaşılmıştır. Bozma sonrası alınan bilirkişi heyeti raporu bozma ilamını karşılar şekilde düzenlenmiş denetime uygun bulunmuştur. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmiş istinaf dairesi kaldırma kararında belirtilen nedenler dışındaki hususlarda mahkememizin önceki kararı, bozma ilamı doğrultusunda da yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler sonucu davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Toplantıya çağrılması gereken kişilerin toplantıya çağrılmamasına karşın toplantıya çağrılmaması gereken kişilerin toplantıya çağrıldığını, öncelikle toplantıya çağrılması gereken 29 kişi ile ilgili ilk derece mahkemesinin gerekçesine karşın 24/06/2012 tarihli genel kurul toplantısında 29 kişinin ortak edilmesinin kabul edildiğini, Yönetimin 29 kişiye çağrı yapmamasının sonucunda genel giderlere (avukat, mali müşavir, sekreter, v.b.) katılım payı talep edilemediğini, bu bedeller paylaşılması gerekirken sözde yönetimin 29 kişiyi keyfiyetten toplantıya çağrılmaması ile 29 kişinin emlak vergilerini de yıllardır diğer ortakların ödemek durumunda kaldıklarını,Toplantıya katılmaması gereken kişilerin kapıcı daireleri satılarak ortak yapılan kişiler olduğunu ve 19.06.2016 tarihli genel kurulda alınan kapıcı dairelerinin satış kararının mutlak butlan batıl olduğunun tespitine yönelik yine başka ortaklar tarafından açılan davanın 8 ATM 2017/880 E. Numaralı dosyasında kabul edildiğini, Dava konusu genel kurul, 2016 ve 2017 tarihli hesap yıllarına ilişkin olup Kooperatif merkezinde bilirkişi incelemesinde Mali kayıt asıllarının 7 ATM'nin 2017/847 E. numaralı dosyasında olduğu açıklanarak mali kayıt incelemesi yapılmadığını, 7 ATM 2017/847 E. sayılı dosyasına alınan 2017/87922 Esas sayılı Savcılık soruşturma dosyasındaki bilirkişi raporunda döküm defterinin çift tutulduğu, birinin boş diğerinin tek sayfa olduğu farklı zamanlarda çift tasdik ettirildiği, 2015 hesap yılına ait 2 milyon civarındaki zararın "zarar miktarının tespit edilemediği" seklinde açıklama ile yevmiye ve defter-i kebir defterlerinin de gösterilmediği, banka kayıtlarının dosyaya sunulmadığı, Vergi dairesinde yapılan araştırmada ...Şti'nin kooperatife kestiği faturalara rastlanmadığının görüldüğü, 2016 tarihli hesap yılına ait tapu masrafları adı altında toplanan gelirin ve satılan kapıcı dairelerinden sağlanan gelirin ne olduğu belli olmadığı, ayrıca mecburi yapılması gereken ve TCK göre suç olan 2017 tarihindeki genel kurulun yapılmadğını, Ana sözleşmenin 36. Maddesine göre; bilançonun tasdiki ve ibra başlıklı bölümde bilançonun tasdikine dair olan genel kurul kararının, yönetim kurulu ile denetim kurulunun ibrasını kapsadığı, ancak bilançoda bazı hususlar gösterilmemiş veya yanlış olarak düzenlenmiş ise bilançonun tasdiki ile bu organların ibra edilmiş olmadıkları, mahkemece eksik inceleme neticesinde karar verildiği,Kaçak kooperatif yapılarının telafisi mümkün olmayacak şekilde mevzuata aykırı olması ve bu durumunun gizlenerek yani tapu alınması mümkün olmadığı halde mümkünmüş gibi tapu masrafı adı altında ek ödeme ve faiz kararının alınmasına itirazlarının olduğunu, 2010 tarihli genel kurulunda alınan proje kararı ile tapunun şartı olan mimari projelerin usulsüzlüğü ile ilgili başka ortakların mimarlar odasına yaptığı şikayetin sonucunun dosyada sabit olduğunu, mimar bilirkişi ile yaptırılacak bir incelemeyle kaçak taşınmazların fiili durumunun mevzuata aykırı olduğu ve mevzuata uygun hale getiremeyeceği tespiti yapılması gerekirken ortaklardan tapu parası masrafı toplanmasına ve ödemeyenlerden veya geç ödeyenlerden gecikme faizi alınmasına dair 10 no.lu kararın ek ödeme mahiyetinde olduğunu, bu nedenle 10 maddede tapu masrafı ve 17. maddede tevhit terk, ipotek almak vermek gibi işlemlere ilişkin kararın oradan kaldırılması gerektiğini, dava konusu genel kurulun üzerinden 7 yıl geçmiş olmasına rağmen kat mülkiyetine hatta kat irtifakına dahi geçilemediğini, bu durumun da haklılıklarını ispat ettiğini,Kooperatif kanununun 42. maddesinde kooperatiflerde genel kurulun devredilemez yetkilerinin düzenlendiğini, bu madde kapsamında alımında ve satımında takip edilecek usul ile alınacak gayrimenkulün niteliğini, yerini ve azami fiyatını belirlemek genel kurulun yetkisinde olduğunu, aynı şekilde ana sözleşmenin 58. maddesinde de arsa alımı için uygulanacak usulün genel kurulca belirleneceğinin düzenlendiğini, bu hususların yerine getirilmediğini, ayrıca İBB hisse payı satın alma kararı ek ödeme yükümü getirmekte olup ana sözleşmede ve kanunda öngörülen çoğunluğun sağlanmadığını, kooperatif kanunun 34. Maddesinde ek ödeme yükümlerinin ancak ana sözleşmenin tadili ile mümkün olduğunun beliritldiğini, ana sözleşmenin 21. maddesinde ise ortakların taahhüt ettikleri ortaklık payı dışında "kooperatif amaçlarını karşılamak üzere genel kurulca karşılaştırılacak miktardaki arsa, altyapı ve benzeri diğer taksitleri..." gibi bir ödeme yapılacak olması durumunda bu nisabın 2/3 çoğunluk olduğunu, toplantıda bu çoğunluğun sağlanmadığını, bağımsız 3 ada üzerinde kurulan kooperatifin 2 adasında İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait farklı oranlarda hisse payı olduğunu, davalı kooperatifte ortakların ortaklık payı ve kendilerine düşen gayrimenkullerin metrekarelerinin belirlemediğin, buna rağmen genel kurulda alınan butlanla malul karar ile ortakların yönetim kurulu tarafından nasıl belirlendiği belli olmayan bir şekilde borçlandırıldığını, iş bu genel kuruldan beri süre gelen 7 yıldan fazla bir süredir İBB'ye ait gayrimenkullerin de alınmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, davalı kooperatifin 21/01/2018 tarihli genel kurulunda alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.Mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) hali işlemin, başta Kooperatif Kanunu, Ticaret Kanunu ile ilgili kanunların emredici hükümlerine aykırı olmasıdır. Genel kurul kararlarının yokluğu, bunda hukuki yararı bulunan herkes tarafından ve bir süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilir. Yok hükmünde olan genel kurul kararları şeklen meydana gelmemiş olması nedeniyle başlangıçtan itibaren hiçbir hüküm doğurmayacağından, bununla ilgili olarak açılan davalar bir tespit davası niteliğinde olacaktır. Bir genel kurul kararı şekil ve usul açısından geçerli olmakla birlikte, konusu bakımından TBK m. 27.maddesi uyarınca emredici hukuk kurallarına yahut ahlak ve adaba aykırı veya imkansız ise sonucu yine yokluktur. Kanunun; şekil, usul ve konusu bakımından amir hükümlerine karşı gelinmesi, kamu düzeni ve kamu yararının ihlali anlamına geleceğinden böyle bir kararın geçersiz olması, iptal davasının açılmasına bağlı olmayacaktır. Bu tür kararların tespiti herhangi bir süreye bağlı olmaksızın hukuki yararı olan herkes tarafından muhalefet şerhi aranmaksızın ileri sürülebilir. İptal edilebilirlik ise kanuna, esas mukaveleye ve afaki objektif iyi niyet kurallarına aykırılıktır. İptal edilebilir kararlar yönünden ise davanın 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması, red oyu kullanılması ve iptali talep edilen her bir madde bakımından muhalefet şerhinin sunulması gerekmektedir."Genel kurul kararlarının oluşması için yasanın öngördüğü koşulların hiçbirisi yoksa veya karar içeriği ve esasa ilişkin ögeleri yönünden kamu düzeni, yasanın koruyucu kurallarına veya ahlak ve adaba aykırı yada konusu imkansız ise mutlak butlanla batıldır ve yok hükmündedir. Bu tür kararlar baştan beri hükümsüzdür. Sonradan geçerli duruma getirilemez. Her ilgili süreye bağlı olmadan geçersizliğin tespiti isteyebilir... Batıl genel kurul kararları baştan itibaren hüküm doğurmazlar ve daha sonra sağlığa kavuşturulamazlar; mahkemece re'sen dikkate alınırlar; bir davada itiraz olarak ileri sürülebilecekleri gibi süreye bağlı olmaksızın bir tespit davasının konusunu da oluşturabilirler. Diğer yandan söz konusu kararlar işlem güvenliği yönünden bir önemli sakıncayı içerirler. Kooperatifin bir kararının, kararın alınmasından yıllar sonra bile butlanının ileri sürülebilmesi tehlikesi ve tehdidi, kooperatifin yönetiminde, pay sahiplerinde ve alacaklılarda büyük tedirginliğe neden olabilir. Yıllar sonra mahkemece butlanın tespiti, o kararın kurduğu birçok ilişkiyi çoğu kez geriye etkili olarak ortadan kaldırır. Bu sakıncası sebebiyle mahkemelerin, geçersizlik kararlarını sıkı değerlendirmeler sonucu vermeleri gerekir... Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan genel kurul kararları kesin olarak hükümsüzdür. Genel kurul kararlarının bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez, ancak kesin olarak hükümsüz kararlar olmaksızın diğer kararların alınmayacağı açıkça anlaşılırsa, kararların tamamı kesin olarak hükümsüz olur (TB m.27 kıyasen). Mutlak butlanla batıl olan genel kurul kararları kooperatif ortakları ve üçüncü kişiler açısından hiçbir hak ve borç doğurmaz. Genel kurulun bu tür kararlarının iptali, her zaman istenebilir, bir aylık hak düşürücü süreye tabi değildir. Ortakların mutlak butlanla sakat kararların iptalini isteyebilmesi için genel kurul toplantısında hazır bulunması, itirazını tutanağa yazdırması da gerekmez... Kooperatifler Kanunu'nun; toplantı nisabı sağlanmadan alınan kararları (KK m.45, 21, 22); temsile ilişkin hükümlere uyulmaksızın alınan kararları (KK m.49) ve karar nisabına uyulmaksızın alınmış kararlar (KK m.22, 51, 52, 84) emredici kanun hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden mutlak butlanla batıl kararlardır." (Kooperatifler Hukuku, Mahmut Coşkun, sayfa 741, 742, 743, 744).1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 98. maddesinin yollamasıyla, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 447. maddesinde "Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır." hükümleri yer almaktadır.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/2561 E. 2016/1050 K. sayılı 24/02/2016 tarihli ilamı; "...1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45/2. maddesi, "Genel kurul sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılır. Toplantı nisabı sözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantısında ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır." hükmünü; aynı Kanun'un 51/1. maddesi ise "Kanun veya anasözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça, genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıda bir fazlasına itibar olunur" hükmünü; anasözleşmenin 33. maddesinin 1. fıkrası, "Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuları görüşebilmesi için, kooperatife kayıtlı ortaklardan genel kurula katılma hakkına sahip olanların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması gerekir. İlk toplantıda nisap temin edilmediği takdirde ikinci toplantıda nisap aranmaz." hükmünü; 2. fıkrada ise "Genel kurulda kararları, ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının oyu ile alınır." hükmünü içermektedir. Aynı Yasa'nın “Ek ödeme Yüklemi” başlıklı 31. maddesinde "Anasözleşme, ortakları ek ödemelerle yükümlendirebilir. Ancak, ek ödemelerin yalnız bilânço açıklarını kapatmada kullanılması şarttır. Ek ödeme yüklemi sınırsız olabileceği gibi, belirli miktarlarda veya iş hacmi ile veya paylarla orantılı olarak sınırlandırılabileceği" öngörülmüştür. Aynı şekilde, söz konusu Yasa’nın 52/1. maddesinde, ek ödeme ihdası hakkında alınacak kararlar için bütün ortakların 3/4’ünün rızasının gerektiği düzenlenmiştir. Anılan hükümler emredici nitelikte olup, bu hükümlere aykırılık teşkil eden genel kurul kararları, BK'nın 19 ve 20. maddeleri hükümlerine göre mutlak butlanla batıldır. Yok hükmünde olan kararlar, baştan beri hüküm ifade etmezler ve bunların yok hükmünde olduğunun tespiti için açılacak davalarda genel kurulda muhalefette bulunmuş olma şartı aranmayacağı gibi, bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmış olmaları da dinlenmeleri yönünden zorunlu değildir. Sonradan icazetle dahi geçerli hale gelmezler. Yokluk halinde, hukuki işlem bir veya daha fazla unsurunun yokluğu nedeniyle şeklen dahi olsa mevcudiyet (varlık) kazanamamaktadır. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir hukuki sonuç bağlanabilmesi mümkün değildir. İptali kabil kararlar ise, daha çok ortakların menfaatlerini koruyan düzenlemelere aykırılık teşkil eden, emredici kurallar dışında, yorumlayıcı ve şekle ilişkin kuralların ihlal edildiği kararlardır. İptali gereken kararlar, baştan itibaren geçersiz olmadıklarından, iptal edilinceye kadar geçerli bir kararın hüküm ve sonuçlarını doğururlar. Bu nitelikteki kararların yokluğunun tespiti davası açabilmek için kararlara muhalif olmak gerekmediği gibi, açılacak dava da herhangi bir süreye tabi değildir..." şeklinde mutlak butlanla batıl ve iptale tabi kararlar açıklanmıştır.Davalı kooperatifin 21/01/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısına ilişkin kayıtlar incelendiğinde; davalı kooperatifteki kayıtlı ortak sayısının 184 olduğu, çağrı kağıdının ortakların tamamına ... Şubesinden taahhütlü mektup olarak gönderildiği, ortaklar listesinde kayıtlı 184 ortaktan 50 ortağın asaleten, 34 ortağın vekaleten olmak üzere toplam 84 ortağın genel kurul toplantısında hazır bulunduğu ve toplantı nisabının sağlandığı, Bakanlık temsilcisinin katılımı ile toplantıya başlandığı anlaşılmıştır.Genel kurulda alınan kararlar incelendiğinde;1. Gündem maddesinin açılış, başkanlık divanının teşkili, saygı duruşuna dar olduğunu, 2.Gündem maddesiyle divan heyetine oybirliği ile genel kurul tutanaklarını imzalama yetkisi oy birliği ile verildiği, 3. Gündem maddesiyle ilgili karar alınmadığı, 4. Gündem maddesiyle ilgili karar alınmadığı, 5. Gündem maddesinin yönetim ve denetim kurulları raporları ile 2016 ve 2017 yıllarına ait bilanço ve gelir gider farkı hesaplarının müzakeresi ve bilançonun onayına ilişkin olduğu, yapılan sayımda 76 kişi olduğunun tespit edildiği, bilançonun 5 ret oyuna karşı 63 oy kabul oyu ile kabul edildiği, yönetim kurulu faaliyet raporunun oy birliği ile kabul edildiği, denetim kurulu raporunun 1 ret oyuna karşılık 75 kabul oyu ile kabul edildiği, 6. Gündem maddesinin yönetim ve denetim kurullarının ibrasına ilişkin olup yönetim kurulunun oy birliği ile denetim kurulunun 1 ret oyuna karşılık 75 kabul oyu ile ibra edildiği, 7. Gündem maddesiyle ilgili karar alınmadığı, 8. Gündem maddesiyle site yönetimine verilen borç paranın mahkeme yoluyla eski yönetimden ve muhatap olarak geri alınması için mahkeme açılmasına 10 ret oyuna karşı 66 kabul oyuyla kabul edildiği, 9. Gündem maddesiyle arsa sahiplerinin emlak vergilerinin kooperatif tarafından ödenmesine, kooperatifin parası olduktan sonra emlak vergisini ödeyen üyelere paralarının kooperatif müsait olduktan sonra ödenmesi oy birliği ile karar verildiği, 12. Gündem maddesinin kooperatif avukatının mevcut davalarla ilgili genel kurula bilgi vermesi ve bütçenin görüşülmesine ilişkin olduğu kooperatif avukatı ... tarafından genel kurula bilgi verildiği ancak kararda bütçenin görüşüldüğüne dair bir bilginin yer almadığı, 13. Gündem maddesiyle kentsel dönüşüm konusunda firmalarla görüşülüp teklif alınması için yönetim kuruluna oy birliği ile yetki verildiği, 14. Gündem maddesinin kooperatifin tasfiye halinin görüşülmesine ilişkin olduğu, tasfiyeden dönülebilmesi için TTK 548. maddesine göre gerekli çoğunluk sağlanmadığından bu maddenin görüşülmediği, 15. Gündem maddesiyle 2 yıl görev yapmak üzere yönetim ve denetim kurulu üyelerinin oy birliği ile seçildikleri, yönetim kurulunun aynı zamanda Tasfiye kurulu olarak seçilmesine oy birliği ile karar verildiği, 16. Gündem maddesiyle yönetime ödenen huzur hakkının 01/02/2018 tarihinden yönetim kurulu asil üyelere aylık net 100.00 Tl ve denetim kurulu asil üyelerine aylık net 100.00TL ödenmesine oy birliği ile karar verildiği anlaşılmıştır. Genel kurulda alınan 10, 11 ve 17 no.lu kararlar ise aşağıda değerlendirilecektir. Toplantı tutanağı ve hazirun cetveliincelendiğinde; kooperatifte 561 no.lu ortak olan davacı ...'nın toplantıda eşi ... tarafından vekaleten temsil edildiği ancak genel kurulda alınan kararların hiçbirine muhalefet etmediği gibi kararın büyük bir kısmının ise oybirliği ile alındığı tespit edilmiştir. Davalı kooperatifin Ana Sözleşmesinin ''görüşme ve karar nisabı" başlıklı 33. maddesinde; "Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuları görüşebilmesi için kooperatifte kayıtlı ortakların en az 1/4 ünün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması şarttır. İlk ve müteakip toplantıda aynı nisap aranır. Genel kurulda kararlar, ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının oyu ile alınır", 87.maddesinin 9.bendinde; "Gayrimenkul satışının görüşüleceği toplantılar hariç olmak üzere, tasfiye süresince yapılacak genel kurul toplantılarında, toplantı nisabı aranmaz."1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45/3.maddesinde; "Toplantı nisabı anasözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantılarında ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır.", 51/1.maddesinde; "Kanun veya anasözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça Genel Kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar olunur.", Kooperatifler Kanunu'nun 81/4.maddesinde; "Anasözleşme ile özel bir nisap belirlenmemiş ise, tasfiye halinde kooperatiflerin genel kurul toplantılarında nisap aranmaz. Kararlar oy çokluğu ile verilir." hükümleri yer almaktadır.Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2015/4093 E. 2016/1678 K. sayılı ilamı yukarıda yer verilen hükümlerin emredici nitelikte olup, bu hükümlere aykırılık teşkil eden genel kurul kararlarının, yok hükmünde yani baştan beri hüküm ifade etmeyeceği açıklanmıştır.Genel Kurulda alınan kararların geçerli olabilmesi için toplantı ve karar sayısına uyularak karar alınması, her karar için olumlu/olumsuz oyların sayılarının tutanağa yazılması gerekmektedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/1814 E. 2022/122 K. sayılı 19/01/2022 tarihli kararında; "Somut olayda genel kurulda ilk sayımdan sonra yeni bir sayım yapılmamıştır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince eldeki davada 29.06.2014 tarihli genel kurul toplantısında yazılı kararlarda toplantı nisabının sağlanıp sağlanmadığının denetlenemediği ve böylece genel kurulda alınan 3, 4, 5, 6 (sadece "Aidatlarını zamanında ödemeyen üyelere aylık % 3 gecikme zammı uygulanması oy çokluğu ile kabul edildi" kısmı yönünden olmak üzere), 8, 9 (sadece denetim kurulu seçimine ilişkin son paragraf yönünden olmak üzere), 12 ve 15 nolu kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiştir.Genel kurul toplandıktan sonra önceden görüşülen gündem maddelerindeki toplantı nisabının diğer gündem maddelerinde korunduğu kabul edilmelidir. Toplantı devam ederken genel kurul toplantısından ayrılan üyeler olduğu, toplantı nisabının düştüğü, yeniden yoklama ve sayım yapılması gerektiği iddia edilerek, yeniden sayım yapılarak nisabın kaybedildiği tespit edilmedikçe, toplantı boyunca başlangıçtaki nisabın korunduğu kabul edilmelidir. Aksini iddia eden davacının bunu ispatlaması gerekir ise de, davacı tarafça bu durum ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yukarıda yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir..." şeklinde karar verilmiştir.Somut dosyada; 184 ortaktan 50 ortağın asaleten, 34 ortağın vekaleten olmak üzere toplam 84 ortağın genel kurul toplantısında hazır bulunduğu, 5.gündem maddesinin görüşüldüğü sırada yapılan sayımda 76 ortağın hazır olduğunun tespit edildiği, toplantı nisabının sağlandığı anlaşılmaktadır. Emsal kararda da ifade edildiği gibi 5.maddenin görüşülmesi sırasında yapılan sayımda belirlenen toplantı nisabının sonraki maddelerin görüşülmesi sırasında da korunduğunun kabulü gerekmektedir. Ayrıca 5.maddeden sonraki maddelerin görüşülmesinde oyçokluğu ile alınan kararlar ayrı ayrı kabul ret oylarıyla tutanağa yazılmıştır. Oybirliği ile alınan kararlarda toplam oy sayısına yer verilmemiş ise de, bu durumda son sayımda bulunan nisabın korunduğu yani 76 ortağın oyu ile karar alındığı kabul edilmelidir.Davacı tarafça gerçekte kooperatif ortağı olmayan ve hatta gerçekte var olmayan şahısların ve isimlerin hazirun listesinde yer aldığı, gerçekte kooperatif üyesi olan kişilere çağrı mektubu gönderilmediği ileri sürülmekle birlikte, kaldırma kararının ardından alınan bilirkişi raporunda;"Davalı Kooperatif merkezindeki yerinde incelememizde ...Cetveli'nde (Ek:5) kayıtlı 184 üye olduğu ancak Üye Kayıt Defteri'nde bazı üyelerin bu listeye dahil edilmediği ve genel kurula çağrı yapılmadığı anlaşılmış, 2023 yılı Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu (EK:7) incelendiğinde seçilmiş yeni yönetim kurulu, ... isimli arsa sahibinin ...aracılığıyla tapusunu kooperatife devrettiğinden 24.06.2012 tarihli genel kurul toplantısında ...'den daire alan 29 üyenin kooperatife üye olmalarının oy birliğiyle kabul edildiği, 29/07/2013 tarihinde Yönetim Kurulu Karar Defteri'ne (EK:9-a) yazıldığı, daha sonra kooperatifin 22/08/2023 tarih ve 2023/14 tarihli yönetim kurulu kararıyla ve 2023 yönetim kurulu faaliyet raporuyla 29 üyeden 2024 tarihinden itibaren tüm ödemelerde mutabık kalındığı anlaşılmıştır. Buna göre 28.06.2024 tarihli yerinde incelememizde, Üye Kayıt Defteri'nde 29 kişiden bazı kişilerin dava konusu genel kurula çağrı PTT Listesi ve Hazirun Listesi'nde adının yer almadığı anlaşılmıştır. 2023 Yılı Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu'nun 31. Maddesinde 24.06.2012 tarihinde üye yapılan 29 kişinin,Temmuz 2024 tarihinden itibaren tüm ödemelerde mutabık kalındığı ifade edilmiştir... genel kurula çağrılmayan 29 kişinin 24.06.2012 tarihinde üye yapıldığı, 12 yıl boyunca genel kurul toplantılarına çağrılmadığı, ...Listelerinde adlarının yer almadığı, ana sözleşmeye göre (21. Md) genel giderlere katılım payı talep edilmediği, ticari defterlerde adlarına cari hesap açılmadığından zımnen üyeliğin gerçekleşmediği anlaşıldığı, dolayısıyla 22/08/2023 tarih ve 2023/14 sayılı yönetim kurulu kararı (EK:9-b) ile 2023 yılı Yönetim kurulu Faaliyet Raporu 31. Maddesinde Temmuz 2024 tarihinden itibaren genel gider ödemelerine katılmaya başlamaları yönünde bir mutabakatının sağlandığı gözönünde tutulduğunda söz konusu kişiler “YENİ ÜYE” sayılabileceklerinden, dava konusu 21.01.2018 Tarihli Genel Kurul Toplantısına çağrılmamalarının butlan sayılamayacağının nihai kanaatimizin hukuki takdiri tamamen sayın mahkemeye aittir.Dava konusu 21.01.2018 tarihli genel kurula üye olmayanların çağrı yapıldığı ve ...Listesi'nde adının yer aldığı beyanı incelendiğinde, bu iddiayı doğrulayacak bir tespite ulaşılamamış, örneğin hem ... çağrı Listesinde hemde ... Cetveli'nde kayıtlı aşağıdaki kişilerin kooperatif Üye Kayıt Defteri'ne de kayıtlı olduğu teyid edilmiştir. Neticede, ... Listesi'nde kayıtlı olan ve adlarına çağrı mektubu gönderilen tüm kişilerin kooperatif üyesi olduğu anlaşılmıştır..." tespitlerine yer verilmiştir.Davacı tarafın, ortak olmayan kişilerin genel kurula çağrıldığı yönündeki iddiasını ispatlamadığı ve bilirkişi heyeti tarafından yerinde yapılan incelemede genel kurula çağrılan kişilerin ortak oldukları tespit edildiği gibi 29 kişi yönünden ise her ne kadar bu kişilerin 2012 tarihinde üye yapıldığına dair kayıt mevcut ise de bu tarihten sonra geçen süre boyunca hiçbir genel kurula çağrılmadıkları ve katılmadıkları ayrıca kooperatife bu yönde başvurmadıkları, aidat ödemesi de yapmadıkları anlaşılmakla, söz konusu tarihteki üyeliklerinden zımnen vazgeçtikleri değerlendirmesi Yargıtay uygulamasına göre de yerindedir. Nitekim bu kişilerle ilgili 22/08/2023 tarih ve 2023/14 tarihli yönetim kurulu kararıyla ve 2023 yönetim kurulu faaliyet raporuyla 2024 tarihinden itibaren tüm ödemelerde mutabık kalındığı yönünde karar alınmıştır. Ayrıca kooperatifin tasfiye halinde olduğu da nazara alındığında, 29 kişiye çağrı yapılmamasının ise nisabı ve karar sonucunu değiştirmeyeceği tespit edilmiştir. Açıklanan nedenlerle davacının hazirun listesine yönelik itirazları yerinde görülmemiştir. Davacı tarafça 10, 11 ve 17 no.lu kararların ek ödeme ihdası niteliğinde olup nitelikli çoğunlukla karar alınması gerektiğini ileri sürülmüştür. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 31.maddesinde "Anasözleşme, ortakları ek ödemelerle yükümlendirebilir. Ancak, ek ödemelerin yalnız bilanço açıklarını kapatmada kullanılması şarttır. Ek ödeme yükleme sınırsız olabileceği gibi belirli miktarlarla veya iş hacmi ile veya paylarla orantılı olarak sınırlandırılabilir.", 52.maddesinde "Ortakların şahsi sorumluluklarının ağırlaştırılması veya ek ödeme yükümleri ihdası hakkında alınacak kararlar için bütün ortakların 3/4'ünün rızası gereklidir." düzenlemeleri yer almaktadır.Genel kurul toplantısında alınan kararlar incelendiğinde;10. Gündem maddesi; "Kooperatif ortaklarından alınan tapu paraları hakkında bilgi verilmesi ve vadesi geçen alacakların durumunun görüşülerek gerekli kararların alınması" olup, genel kurul toplantısında "Vadesi geçen alacakların tapu paralarını ödeyenlerden (ödemeyenlerden yazılması gerekirken sehven ödeyenler şeklinde tutanağa geçtiği düşünülmektedir) gecikme yasal faiz alınmasına oy birliği ile karar verildi." şeklinde karar alınmış,11. Gündem maddesi; "Büyükşehir belediyesine ait arsanın durumunun görüşülerek gerekli kararların alınması" olup genel kurul toplantısında "Büyükşehir Belediyesine ait arsanın alınmasına oy birliği ile karar verildi. Arsanın alınması kesinleşmesi durumunda bir sonraki genel kurulda birim m²'sinin görüşülmesine oy birliği ile karar verildi." şeklinde karar alınmış, 17. Gündem maddesi; "Kooperatif adına resmi kurum ve idarelere taahhüt verilmesi, teminat ve ipotek alınıp verilmesi, ipoteğin kaldırılması, arsanın tevhit, terk ve ifraz işlemlerinin yapılması, kat irtifakı ve kat mülkiyetinin temini, ..., ..., ...abone işlemlerinin yapılması, iskan ve tapu işlemlerinin tamamlanması hususlarında yönetim kuruluna yetki verilmesi" olup genel kurul toplantısında "Kooperatif adına resmi kurum ve idarelere taahhüt verilmesi, teminat ve ipotek alınıp verilmesi, ipoteğin kaldırılması, arsanın tevhit, terk ve ifraz işlemlerinin yapılması, kat irtifakı ve kat mülkiyetinin temini, ...,..., ... abone işlemlerinin yapılması, iskan ve tapu işlemlerinin tamamlanması hususlarında yönetim kuruluna oy birliği ile yetki verildi." şeklinde karar alınmıştır.
Alınan bu kararlar bilanço açığını kapatmaya yönelik olmadığından, ek ödeme yükleme mahiyetinde değildir ve nitelikli çoğunluk ile karar alınmasına gerek bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 18/01/1993 tarih, 5638/118, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 27/02/1996 tarih, 8241/1198). Ancak 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 42. maddesinde genel kurulun devir ve terk edemeyeceği yetkileri; "1.Anasözleşmeyi değiştirmek, 2.Yönetim Kurulu ve Denetçiler Kurulu üyeleriyle gerektiğinde tasfiye kurulunu seçmek, 3.İşletme hesabiyle bilanço ve gerektiğinde gelir gider farkının bölüşülmesi hakkında karar almak, 4.Yönetim ve denetçiler kurullarını ibra etmek, 5.Kanun veya anasözleşme ile Genel Kurula tanınmış olan konular hakkında karar vermek, 6.Gayrimenkul alımında ve satımında takip edilecek usul ile alınacak gayrimenkulün niteliğini, yerine ve azami fiyatını, satılacak gayrimenkulün asgari fiyatını belirlemek, 7.İmalat ve inşaat işlerinin yaptırılma yöntemini belirlemek, 8 Yapı kooperatiflerinde; kooperatifin ortak sayısı ile yapılacak konut veya işyeri sayısını tesbit etmek" olarak sayılmıştır. Kooperatif anasözleşmesinin 23.maddesinde de kooperatifin bu yetkilerini devir ve terk edemeyeceği hükmüne yer verilmiş, 44.maddesinde yönetim kurulunun genel kurulda karar almak şartıyla kooperatifin taşınır ve taşınmaz mallarını satmak, rehin koymak veya mülkiyetlerini aktarmak hususların görevli ve yetkili olduğu ifade edilmiştir.11. Gündem maddesinde Büyükşehir Belediyesine ait arsanın alınmasına oy birliği ile karar verilmiş ise de arsanın alınmasının kesinleşmesi durumunda bir sonraki genel kurulda birim m²'sinin görüşülmesine oy birliği ile karar verildiğinden, genel kurulun devredilemez nitelikte yetkilerinin yönetim kuruluna verilmediği ve 1163 sayılı Kanun'un 42.maddesine aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yapılan açıklamalar çerçevesinde alınan tüm kararların toplantı ve karar nisabına uygun olarak alındığı, davacının yukarıda yer verilen kararların hiçbirine muhalefet etmediği gibi kararın büyük bir kısmının ise oybirliği ile alındığı, kararların ek ödeme ihdası niteliğinde olmadığı, alınan kararların butlan ve yokluğa tabi (17. Gündem maddesindeki "...teminat ve ipotek alınıp verilmesi, ipoteğin kaldırılması... kısmı hariç zira bu kısım aşağıda değerlendirilecektir) kararlar olmadığı tespit edilmekle, davacı tarafından 1 aylık hak düşürücü sürede iptal davası açılmadığı için bu kararlar yönünden talebin hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 17/10/2024 tarihli 2024/1720 E. 2024/3527 K. sayılı kararı; "...1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 45/3. maddesi, toplantı nisabının ana sözleşmede gösterileceği, ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantılarında ortakların en az 1/4'nün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları, 81/4. maddesi ana sözleşme ile özel bir nisap belirlenmemiş ise, tasfiye halinde kooperatiflerin genel kurul toplantılarında nisap aranmayacağı, kararların oy çokluğu ile verileceği düzenlenmiştir.Davalı kooperatifin Ana Sözleşmenin 33. maddesinde toplantı nisabının kayıtlı ortakların en az 1/4'ü olarak kabul edildiği, sözleşmenin 87. maddesinde ise "Tasfiye kurulunun görevleri, tasfiyenin yürütülmesi" başlığı altında 9. bentte gayrımenkul satışının görüşüleceği toplantılar hariç olmak üzere tasfiye süresince yapılacak genel kurul toplantılarında toplantı nisabının aranmayacağının düzenlendiği görülmüştür. Somut olayda iptali istenen 19.06.2016 tarihli genel kurulun 18. maddesinde; kooperatif adına resmi kurum ve idarelere taahhüt verilmesi, teminat ve ipotek alınıp verilmesi, ipoteğin kaldırılması, arsanın tevhit terk ve ifraz işlemlerinin yapılması, kat irtifakı ve kat mülkiyetinin temini, ...,..., abone işlemlerinin yapılması, iskan ve tapu işlemlerinin tamamlanması, hususlarında yönetim kuruluna oy birliği ile yetki verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece 18. maddenin iptali yönünden de davanın reddine karar verilmiş ise de bu maddenin "...ipotek alınıp verilmesi, ipoteğin kaldırılması..." kısmı kooperatife ait taşınmazların aynıyla ilgili olduğundan ana sözleşmenin 87. maddesinin 9. bendi kapsamında ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 42. maddesinde genel kurulun devir ve terk edemeyeceği yetkileri arasında olduğu dikkate alındığında gerekli çoğunluğun sağlanmamış olması nedeni ile mutlak butlanla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekmekte olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir..." Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 13/11/2024 tarihli 2024/2803 E. 2024/4035 K. sayılı kararı; "...Davalı kooperatif genel kurulunun 11 no.lu kararı ile "... Kooperatifi genel kurulu tarafından onaylanmak ve gerek satın alınacak, gerekse satılacak taşınmazlarla ilgili olarak Kooperatif genel kurulu tarafından belirlenecek üst sınırlar dahilinde olmak üzere; Şişli ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta ... ada ... parsel ve ... pafta ... ada ... parsel, ... ada ... parsel sayılı (Eski tapu kayıtları ... pafta, ... ada, ... parsel) ve ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak "...İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ...A.Ş. ve konu ile ilgili 3. şahıslar lehinde bilcümle ipotekler tesis ve fek edilmesi, 3. şahıslara ait taşınmazlar veya taşınmaz payları üzerinde ... Kooperatifi lehine dilediği sıra ve derecelerde dilediği bedellerle, dilediği koşullarla bilcümle ipotekler tesis edilmesi, tesis edilmiş ve edilecek ipotekleri fek edilmesi, sözleşmelerin iptali, mevcut inşaat projeleri ile ileride yapılacak inşaat projelerinin kooperatif yararlarına uygun olarak değiştirilmesi, yapılacak inşaat işlerinde, ihale, yap işlet devret, kat karşılığı, logs inşaat, kar paylaşım esasına göre inşaat vb. yöntemlerinden herhangi birini tercih, uygulama ve ihaleleri sonuçlandırma konularında ve bu hususlarla ilgili bilcümle işlemlerin yapılmasına, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ... A.Ş. ve konu ile ilgili 3. şahıslar lehinde bilcümle ipotekler tesis ve fek edilmesi 3. şahıslara ait taşınmazlar veya taşınmaz payları üzerinde ... Kooperatifi lehine dilediği sıra ve derecelerde dilediği bedellerle, dilediği koşullarla bilcümle ipotekler tesis edilmesi, tesis edilmiş ve edilecek ipotekleri fek edilmesi, sözleşmelerin iptali, mevcut İnşaat projeleri ile ileride yapılacak inşaat projelerinin kooperatif yararlarına uygun olarak değiştirilmesi) yapılacak inşaat işlerinde ihale, yap işlet devret, kat karşılığı inşaat, kâr paylaşım esasına göre inşaat vb yöntemlerinden herhangi birim tercih, uygulama ve ihaleleri sonuçlandırma konularında ve bu hususlarla ilgili bilcümle işlemlerin yapılması, bağımsız bölüm tesisi (Ferdileştirme) konularında,Tapu Müdürlüğü ve sair kurumlar nezdinde, gerekli tüm muameleleri yapmak ... Kooperatifi ve üyelerini ...urulu toplantılarına katılmak, Oy kullanmak. Yöneticilik görevi yapmak ve benzeri tüm hususlarda Yönetim Kuruluna 6 red oyuna karşılık diğer ortakların 980 kabul oyu ile oyçokluğu ile görev ve yetki verilmesine dair alınan karar içerik itibariyle kooperatife ait gayrimenkuller üzerinde ipotek tesisiyle ilgili olduğu yazılı yetkilerin yönetim kuruluna verilebilmesi için KK m. 42/6 gereğince ipoteğin türü, azami kaç Türk Lirası limitle konulacağı belirlendikten sonra yetki verilmesi gerektiği, keza inşaat ve imalat yöntemi belirlenmek suretiyle imalat ve inşaatın yaptırılması hususunda yetki verilmesi gerekirken, bu hususta yönetim kuruluna geniş takdir ve tercih yetkisi verilmesi KK'nın 42/7. maddesine aykırı olduğu, dolayısıyla 11 no.lu maddenin iptaline karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..."17. Gündem maddesi yönünden değerlendirme yapıldığında ise kararda "teminat ve ipotek alınıp verilmesi, ipoteğin kaldırılması" yönünde yönetim kuruluna yetki verilmiş ise de, ipoteğin türü, azami kaç Türk Lirası limitle konulacağı, teminatın ne olduğu, ayni mi nakdi mi teminat verileceği, hangi hususlarda teminat verileceği, süresi belirlenmeden yönetim kuruluna geniş takdir ve tercih yetkisi verilmesinin Kooperatifler Kanunu'nun 42. maddesine aykırı olduğu kanaatine varıldığından anılan gerekçelerle bu kısmın mutlak butlanla malul olduğunun tespitine dair karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/12/2024 tarihli 2023/847 E. 2024/832 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA VE YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK; a-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalı kooperatifin 21/01/2018 tarihli genel kurul toplantısında 17 nolu gündem maddesi ile alınan kararda "...teminat ve ipotek alınıp verilmesi, ipoteğin kaldırılması..." kısmının MUTLAK BUTLANLA BATIL OLDUĞUNUN TESPİTİNE, b-Davacının diğer gündem maddeleri yönünden talebinin hak düşürücü süre nedeniyle HMK 114/2 ve 115. maddelerine göre USULDEN REDDİNE,c-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 44,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 571,00 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, ç-Davacı tarafından tebligat ve bilirkişi ücreti olarak yapılan 7.910,10 TL yargılama giderinden davanın kabul-red oranına göre hesaplanan 608,46 TL ile 44,40 TL başvurma harcı ve 44,40 TL peşin harç toplamı olan 697,26 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,d-Davalı tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinden davanın kabul-red oranına göre hesaplanan 46,15 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, e-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, f-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 2-İstinaf yargılama giderleri yönünden;a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının ve istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, b-Davacı tarafından sarfedilen 2.638,50 TL (istinaf harcı ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, ç-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02/07/2025