İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2024/901 K.2024/2099

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/901 📋 K. 2024/2099 📅 05.12.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2024/901
KARAR NO: 2024/2099
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 17/05/2023
NUMARASI: 2019/774 Esas - 2023/392 Karar
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 05/12/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin murisi ...'un 14/04/2018 tarihinde ... plakalı motosikletin yolcu koltuğunda iken ... plakalı ... marka otomobilin çarpması neticesinde 9 günlük hastane sürecinin ardından 23/04/2018 tarihinde vefat ettiğini, çarpışmaya karışan otomobilin sürücüsünün davalı ..., motosiklet sürücüsünün davalı ..., motosikletin ruhsat sahibinin davalı ..., kazaya karışan otomobilin ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketinin ... Sigorta A.Ş. ve motorsikletin ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketinin ... Sigorta A.Ş. olduğunu belirterek, fazlaya dair talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 500,00 TL hastane, cenaze, defin masraflarının ve 350.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14/04/2018 tarihinden itibaren avans faiz uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini destekten yoksun kalma tazminatı yönünden; baba ... için 365.100,12TL'ye, anne ... için 486.577,22 TL'ye artırarak davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı .. Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından müvekkili şirketçe istenilen belgeler usul ve yasalara uygun şekilde sigorta şirketine iletilmediğinden müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını ve temerrüde de düşmediğini, kardeşe destekliği gerektiren herhangi bir duruma ilişkin belgenin sunulmadığı gözetildiğinde gerçek anlamda desteklik ilişkisi bulunmadığının açık olduğunu, müteveffanın davacı kardeşleri ... ve ...'a ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddi, aksi takdirde davacıların müteveffa ile aralarındaki desteklik ilişkisinin varlığının ispatlanması, müteveffanın gelirinin resmi belgelerle kanıtlanması aksi taktirde asgari ücret olarak alınması gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, müvekkili şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin yerleşim yerinin Çerkezköy olduğunu, kazanınÇerkezköy’de meydana geldiğini ve sigorta sözleşmesinin Çerkezköy şubesinde düzenlendiğini, yetkili mahkemenin Çerkezköy Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu belirterek yetkisizlik kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı .... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dosyanın görevli asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine, davanın işleten ve sürücüye ihbarına, dava şartının yerine getirilmemesi sebebiyle (eksik belge) davanın dava şartı sebebiyle reddine, esas incelemesine geçilmesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açılmış olması nedeniyle öncelikle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili Çerkezköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilmiş davanın müvekkili açısından reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Maddi tazminat yönünden; Davacı ...'un davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... ve ...'e karşı açmış olduğu maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 43.812,01 TL'nin davalı ... Sigorta A.Ş. bakımından 16/08/2018, davalı ... ve ... bakımından ise 24/04/2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek ve tahsilde tekerrür olmamak suretiyle bu davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, Davacı ...'un davalılar ... A.Ş. ve ... ve...'e karşı açmış olduğu maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 58.389,26 TL'nin davalı ... Sigorta A.Ş. bakımından 16/08/2018, davalı ... ve ... bakımından ise 24/04/2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek ve tahsilde tekerrür olmamak suretiyle bu davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, Davacı ...'un davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ...'ya karşı açmış olduğu maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 113.172,47 TL'nin davalı ... Sigorta A.Ş bakımından 05/11/2018, davalı ... bakımından ise 24/04/2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek ve tahsilde tekerrür olmamak suretiyle bu davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, Davacı ...'un davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ...'ya karşı açmış olduğu maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 150.827,20 TL'nin davalı ... Sigorta A.Ş bakımından 05/11/2018, davalı ... bakımından ise 24/04/2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek ve tahsilde tekerrür olmamak suretiyle bu davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, Davacılar ... ve ...'un maddi tazminat davalarının reddine, Manevi tazminat davasının; ...'un manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 15.000,00TL manevi tazminatın 24/04/2018 tarihinden yasal faiz işletilmek suretiyle davalı ...'dan, 25.000,00TL manevi tazminatın ise 24/04/2018 tarihinden yasal faiz işletilmek suretiyle davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine, Davacı ...'un manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 15.000,00TL manevi tazminatın 24/04/2018 tarihinden yasal faiz işletilmek suretiyle davalı ...'dan, 25.000,00 TL manevi tazminatın ise 24/04/2018 tarihinden yasal faiz işletilmek suretiyle davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine, Davacı ...'un manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın 24/04/2018 tarihinden yasal faiz işletilmek suretiyle davalı ...'dan, 10.000,00 TL manevi tazminatın ise 24/04/2018 tarihinden yasal faiz işletilmek suretiyle davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine, Davacı ...'un manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın 24/04/2018 tarihinden yasal faiz işletilmek suretiyle davalı ...'dan, 10.000,00 TL manevi tazminatın ise 24/04/2018 tarihinden yasal faiz işletilmek suretiyle davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun 03/08/2018 tarihinde tebliğ edildiğinin bildirildiğini buna rağmen bilirkişi ek raporlarına gerekli düzeltmenin yapılmadığını, mahkemenin hükmünü kurarken dava açılış tarihi olan 05/11/2018 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilip hüküm kurulduğunu, davalı ...Sigorta'nın temerrüt tarihinin ve faiz başlangıç tarihinin hatalı olup 16/08/2018 olarak düzeltilmesi gerektiğini, makine teknikerlerinin asgari ücretten daha fazla ücret almakta olup, bunun netleşmesi halinde hesaplamanın ciddi oranda değişeceğini, makine teknikerlerinin muhtemel alabileceği ücretin araştırılmasının önemli olduğunu, bu hususun yeterince araştırılmayarak tazminatın düşük hesaplandığını, aynı şekilde yaş hesabı yapılırken davacı ... 46 yıl, 9 ay, 22 günlük olmasına rağmen 47 yaşında kabul edilip, yaklaşık 2,5 aylık süre için tazminat hesabının eksik yapıldığını, müteveffanın kardeşleri olan davacılar ... ve ... hakkında tazminat hesabı yapılmaması ve hüküm tesis edilmemesinin hatalı olduğunu, her iki sürücünün kusurlu davranışları nedeniyle kazada vefat eden muris ...'un kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru veya hatalı davranışı olmadığını, müterafık kusur indirimi yapılmak sureti ile kazanın oluşumunda hiçbir kusuru olmayan müteveffaya %20'lik kusur atfı yapıldığını, mahkeme hükmünü kurarken sigorta şirketinin teminat kapsamı üzerinde kalan ...'nın münferit olarak sorumlu olduğu kısımla ilgili hüküm kurmadığını, müvekkilleri lehine hükmedilen manevi tazminatın fahiş derecede düşük olduğunu, mahkemenin kısmen reddettiği manevi tazminatı neden reddettiğini açıklamadığını, müvekkilleri aleyhine fazladan vekalet ücretlerine hükmedildiğini, reddedilen aynı tutar için tüm davalılara ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini, tüm davalılara ayrı ayrı karşı vekalet ücretine hükmedildiğini ve aynı kalem için mükerrer ücret takdirleri yapıldığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava devam ederken vefat ettiğini, bu durumu karardan sonra öğrendiğini, mahkeme kararının bu yönü ile usulden hatalı olduğunu, davalının vefatı ile geriye mirasçı olarak anne ve babasının kaldığını, onların da mirası hükmen reddetme olasılıklarının bulunduğunu, dosyaya sunulan kusura ilişkin bilirkişi raporlarına kendilerinin beyan ve itirazlarının mahkeme tarafından değerlendirilmeden gerekçesiz ve soyut bir rapor hazırlandığını, kazanın tamamen diğer sürücü davalı ...'nın asli ve tam kusuru sonucunda meydana geldiğini, davacıların murisinin de kusurlu olduğunu, raporda müteveffa ...'un hız sınırlarını aştığı iddia edilse de bu hususun doğru olmadığını, kazanın davalı ...’nın asli ve tam kusuru neticesinde gerçekleştiğini, bu sebeple müteveffaya yüklenebilecek tazminat bulunmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. HMK'nın 298/2.maddesi gereğince, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. HGK'nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.” Yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ilamında mahkeme kararında çelişki bulunması halinde bunun mutlak bozma nedeni olacağı ve bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi giderme koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceği belirtilmiştir. Hüküm ve gerekçenin çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması, Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır. İlk Derece Mahkemesince, gerekçeli kararda "...kısa karar yazılırken 1 nolu kısa kararda ... adına yazılması gereken rakam diğer davalı ..., ... adına yazılması gereken rakam da ... adına yazılması gerekirken yazım hatası yapılmak ve davalı ... ün de kısa kararda adının yer alması gerektiği halde yine yazım hatası nedeniyle yer almamış olduğu fark edildiğinden hüküm gerekçeye uygun bir şekilde düzeltilerek rakamlar düzeltilmiş ve ...'ün ismi eklenerek karar tavzih edilmiştir." şeklinde açıklama yapılmış ve bu suretle kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılarak yukarıda açıklanan Anayasa, usul ve yasa kuralları ile Yargıtay HGK ve Yargıtay içtihadı birleştirme kararına aykırılık oluşturulmuştur. O halde mahkemece yapılması gereken; kısa kararla bağlı olmaksızın, kısa karara uygun olarak gerekçesini yeniden düzenlemek veya gerekçeye uygun nitelikte yeni bir kısa karar oluşturmak ve bu şekilde kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiyi gidermektir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde TMK'nın 27/1. maddesi gereğince ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Somut uyuşmazlıkta, davalı ...'un yargılama sırasında 07/03/2022 tarihinde vefat ettiği halde yargılama yapılarak hakkında hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince davalı ...'un mirasçılarının davaya dahil edilmesi için davacı vekiline mehil verilerek tespit edilecek mirasçılarına dahili dava dilekçesi ve duruşma gününü içerir meşruhatlı davetiye tebliğ edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ölü kişi hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Daire kararının kapsam ve şekline göre; diğer istinaf nedenleri incelenmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacılar vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacılar vekili ile davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/12/2024