İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2025/247 K.2025/504
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
ESAS NO:2025/247
KARAR NO:2025/504
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:16/12/2024
NUMARASI:2024/1042 Esas - 2024/1255 Karar
DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:19/03/2025
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı müvekkili şirket ... Şti. (... Tekstil olarak anılacaktır) ile davalı borçlu .... Şti. (... olarak anılacaktır) arasında ticari ilişki bulunduğunu, işbu ticari ilişkiye binaen müvekkili tarafından davalı .... Şti. adına 14.04.2023 tarihli, 53.900,00 USD tutarlı fatura tanzim edildiğini ve fatura konusu malların teslim edildiğini, davalı .... Şti tarafından işbu faturaya dayalı alacağın 28.724,45 USD tutarlı kısmı ödenmediğinden söz konusu bakiye alacağa binaen .... Sayılı dosya üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından işbu takibe itiraz edildiğinden Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1045 E. sayılı dosya üzerinden itirazın iptali davası ikame edildiğini, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1045 E. 2024/665 K. sayılı kesinleşen dosya ilamı ile takibin 28.002,66 USD bakımından devamına karar verildiğini, akabinde taraflarınca ilgili icra dosyası üzerinden icrai işlemlere başlandığını, yapılan sorguda borçlu adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul tespit edilemediğini, borçlu adına kayıtlı banka hesaplarına 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmiş olduğunu ancak tüm bankalardan olumsuz dönüş geldiğini, itirazın iptali davası ile uzayan süreçte borçlu firma borcu ödememek için tüm ticaretini diğer davalı firmaları üzerine kaydırdığı ve borçlu ... Firmasını pasif firma haline getirdiğinin anlaşıldığını, ilgili icra dosyası üzerinden fiili haciz işlemlerinin yapılması saikiyle 31.07.2024 tarihinde davalı borçlu ...'un mersis adresine gidildiğini, adreste borçlu şirket ile birlikte .... Şti. ve başkaca bir şirketin daha aynı adreste faaliyet gösterdiğinin tespit edildiğini ancak haciz mahallinde borçlu şirket yetkililerine rastlanamadığını, mahalde bulunan ... tarafından ...'un fabrikasının Çatalca'da olduğu beyan edildiğini, mahalde bulunan 2 adet masa ve 6 adet sandalye, 1 adet TV ile 1 adet kitaplıktan oluşan menkuller üzerine haciz işlendiğini ancak haciz tutanağından da görüleceği üzere ilgili mahalde haczedilen menkullerin müvekkilinin alacağını karşılamadığından ve yediemin dahi temin edilemediğinden haciz işleminden vazgeçildiğini, borçlu... aktif olarak hizmet vermediğini, adına kayıtlı araç ve gayrimenkul bulunmadığını, banka hesaplarında ise herhangi bir tutar bulunmadığını, diğer davalı firmaların ticari kişiliği ardına saklanmak suretiyle alacaklı müvekkilinden mal kaçırmak gayesiyle ve ızrar kastıyla hareket ettiğini, davalı borçlu şirketin ilamsız takibe haksız şekilde ve ticaretini diğer davalı şirketleri üzerinden sağlamak, borçlu olan şirketini pasife almak, bunun için zaman kazanmak için ilamsız takibe itiraz ettiğinin de sabit olduğunu, davacı alacaklı müvekkili şirketin vadesi geçmiş, mahkeme kararı ile kesinleşen ve kötü niyetle ödenmeyen, rehinle temin edilmemiş tahsil edemediği bir alacağının söz konusu olduğunu, tüzel kişilik perdesi teorisi uyarınca borçlu tarafından bedeli ödenmiş ve borçlu şirketin mal varlığında olması gereken menkul ve gayrimenkullerin tespit edilerek davalılar üzerindeki kaydın tashihine mahal olmaksızın cebri icra yolu ile taraflarına haciz ve satış yetkisi verilmesine, davanın kabulü ile, davalıların arasındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak ... Sayılı dosya alacağı, masraf, faiz ve ferilerinden tüm davalıların sorumlu tutulmasına ve tüm davalılar yönünden cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "Davacı vekilinin davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, dosyanın karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağına kavuşmasını engelleme saikiyle diğer davalı şirketlerin tüzel kişiliği ardına sığınıldığının aşikar olduğunu, hiçbir surette İİK madde 277'ye ve TBK madde 19'a dayanılmamasına, huzurdaki davanın tasarrufun iptali davası olduğuna ve söz konusu tasarrufların iptaline ilişkin hiçbir beyanda ve talepte bulunulmamasına karşın Yerel Mahkemece davanın niteliğinin hatalı tespit edilerek haksız ve hukuka aykırı görevsizlik kararı verildiğini, Yüksek Mahkeme kararları ile de açıkça hüküm altına alındığı üzere tüzel kişilik perdesinin aralanması davasının Türk Ticaret Kanununda düzenlenen şirketler hukukunu ilgilendirmekte ve bu doğrultuda inceleme yapılması gerektiğini, incelemeye konu davada aralarındaki organik bağ nedeniyle tüzel kişilik perdesinin aralanması talep edilen tüm davalıların Ticari Şirket ve tacir olduğun aynı zamanda müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket arasındaki işin ticari iş olduğu hususunda da tereddüt bulunmadığını, incelemeye konu davanın tasarrufun iptali davası ile hiçbir surette ilgisi bulunmamakla birlikte, davalılar arasındaki organik bağın tespiti ile davalılar arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanması ve bu doğrultuda söz konusu borçtan tüm davalıların sorumlu tutulması talep edildiğinden huzurdaki davanın tüzel kişilik perdesinin aralanmasına ilişkin bir dava olduğunun açık olduğunu, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına ilişkin davaları Türk Ticaret Kanunu uyarınca mutlak ticari nitelikte dava olduğundan davaya bakmaya görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda:HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup 115/1. maddesine göre de mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalar ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanun'da öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.HMK’nın 2.maddesinin 1.fıkrasına göre malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Yine aynı maddenin 2.fıkrasına göre HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Muvazaaya dayanan davalar ile tasarrufun iptali davaları için gerek HMK, gerek TBK, gerekse İİK'da görevli mahkemeye ilişkin özel bir düzenlemeye yer verilmediğinden genel hükümlere göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekecektir. Yargıtay HGK'nun 10.02.2016 gün, 2014/17-2389 Esas ve 2016/129 Karar sayılı kararında "...tasarrufun iptali davasında ya da somut olayda olduğu gibi TBK’nın 19. maddesi gereğince ve İİK’nın kıyasen uygulanması istemli olarak açılan davalarda alacaklı ile borçlu taraflar arasındaki ticari nitelikteki alım satım ya da banka alacağını oluşturan ticari ya da genel kredi sözleşmeleri görevin belirlenmesinde dikkate alınamayacaktır. Ne tasarrufun iptali davası, ne de TBK m. 19 gereğince İİK’nin 283. maddesinin kıyasen uygulanması istemli muvazaa davası TTK’nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ya da nispi ticari dava niteliğine haiz olduğundan 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanında kalmaktadır." şeklinde karar verilerek görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu belirlenmiştir. Yine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/5116 E.- 2019/11048 K. sayılı kararında tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkeleri doğrultusunda TBK'nın 19.maddesi hükümlerine dayalı tasarrufun iptali davalarında da Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olacağı yönünde karar verilmiştir. (Aynı yönde 17. Hukuk Dairesinin 2016/2431 E. ve 2016/5353 K. Sayılı kararı) Davanın ispat edilmesi halinde ise mahkemece, tüzel kişilik perdesi kaldırılarak davacının takip konusu alacağının tahsiline yönelik olarak, bu miktarla sınırlı olmak üzere, davalı işletmenin malvarlığı üzerinde davacı lehine haciz ve satış yetkisi verilecektir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/16737 E. ve 2022/14628 K. sayılı kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/18521 E. ve 2017/8836 K. sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta da davalı borçlu .... Şti.'nin diğer davalı firmaların ticari kişiliği ardına saklanmak suretiyle mal kaçırmak gayesiyle ve ızrar kastıyla hareket ettiği iddiası ile ve alacağın tahsili amacıyla tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkeleri doğrultusunda TBK'nın 19.maddesinde düzenlenen muvazaa (ve nam-ı müstear) hukuksal nedenine dayanılmıştır. TBK'nın 19.maddesine dayalı davalar şahsi nitelikte ve borçlunun tasarruflarına yönelik tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğuna göre, açılan dava TTK'nın 4/1. maddesi kapsamında mutlak ticari dava değildir. Dava, HGK kararı ve emsal Yargıtay içtihatlarında açıklandığı üzere asliye hukuk mahkemelerinin görevine girdiğinden İlk Derece Mahkemesince görevsizlik karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.19/03/2025