İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2018/955 K.2019/1311

🏛️ İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2018/955 📋 K. 2019/1311 📅 26.12.2019

T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/955 Esas
KARAR NO : 2019/1311
DAVA : TESPİT
DAVA TARİHİ : 15/08/2018
KARAR TARİHİ : 26/12/2019
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkememize verdiği 15/08/2018 tarihli dava dilekçesinde ; Davalı şirketin 28/12/2019 tarihinde ... adresinde kurucular olarak güvenli kişilerden olan ... ve ...'nın yer aldığı, 29/04/2016 tarihli Ticaret Sicil ilanına göre de ... Adresine merkez nakli gerçekleştirilen ve buna göre kurulmuş bir şirket olduğunu, davacı ve ailesinin TC Vatandaşı olup, Fransa'da yaşadığını, ... İlinde de adreslerinin bulunduğunu, müteveffa babalarının Çeşme'de oturduğunu, ... İli ... da davalının gösterildiği adreste kendi diğer işlerini de yürütmekte iken vefat ettiğini, davacı ve müteveffa babasının uzun yıllar Fransa'da kazandığı paralarla Türkiye'de de işler yaptığını, Fransa'daki işleri yürütürken vergisel olarak daha avantajlı olması ve yasal prosedürlere göre şirketler üzerinden daha kolay mülk edinme mümkün olduğu için ayrıca sürekli ülke içerisinde olamayacakları için tanıdıkları akrabaları üzerine şirket açmaya karar verdiğini, şirketin kurulmasını müteakip davacı ve müteveffanın verdiği talimat ile ...'in hisselerinin 45.000,00-TL 'sini ...'ya verdiği ve müdürlük görevini öncelikle ...'nın üstlenmesini istediğini, devamında bir yıl sonra ise ...'in eşi olan ...'i şirkete dahil ettiklerini, bu devirde de gerçek bir alım satım ve devir bulunmadığı, davacı ile müteveffanın talepleri doğrultusunda gerçekleştirildiğini, ...'nın bütün hisselerinin ...'e devredildiğini ve ... tarafından ilerleyen zamanda talep üzerine müteveffaya hem özel hem genel vekaletname çıkartıldığını, müteveffanın ülkeye geldiği zamanlarda Fransa'daki işlerde de davacının ilgilenmesinin o günün şartları gereği yapılan bir nevi sözlü anlaşmanın gereği olduğunu, şirketin bütün kontrolü, şirketin edindiği mülkler, şirketin vergi borçları ve yasal çerçevede yüklenilen bütün sorumlulukların davacı ile müteveffa ...'e ait olduğunu, hem genel hem özel vekaletnamelerin de baba oğul ilişkisi içinde müteveffa adına olduğunu, şirketin Fransa'da kayıtlı 2 adet gayrimenkulü bulunduğunu, taşınmazlardan birinin müteveffa tarafından şirketin üzerine devredildiği ve halihazırda söz konusu gayrimenkulde davacının abisinin yaşadığını, diğer taşınmazda davacının yaşadığını, bu taşınmazların devir işlemlerini yürüten ve şirket adına işlemler yapan ...'ın şirketin gerçek sahibinin davacı ve müteveffa olduğuna ilişkin tanıklık yapabileceğini, şirketin yarısının davacıya diğer yarısının davacı dahil ailesinin hak sahibi olduğu terekeye ait olduğunu, davacı ve bütün mirasçılarının haklarının korunması açısından şirkete kayyım atanması gerektiğini belirtmiş , şirket idaresine geçmek üzere şirkete kayyım atanmasına, davanın kabulü ile davalı şirketin davacı ve müteveffa ...'e eşit oranda ait bir şirket olduğunun tespitine, müteveffanın yasal mirasçısı olan davacı adına şirket hissesi ve miras payı da eklenerek şirket sahibi olduğunun tesciline ve ilanına karar verilmesinin talep etmiştir.
Davalı vekili mahkememize verdiği 19/02/2019 tarihli cevap dilekçesinde ; Şirkete yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, tebliğ tarihinin davayı öğrenme tarihi olan 05/02/2019 olarak tespiti ve cevap dilekçesinin kabulünün talep edildiğini, davacı iddialarının gerçek dışı olup, hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, davacı tarafın davacı ve müteveffa babasının şirketin gerçek sahibi olduğuna yönelik iddiası ile ilgili olarak dosyaya hukuki hiçbir delil sunmadığını, şirketin sahipleri ve paydaşlarının resmi senette gösterildiği şekli ile sabit olduğunu, bu iddianın aksinin ancak yine resmi senet ile ispat edilebileceğini, davacının dosyaya adi yazılı senet bile sunmadığını, davacının iddiasının kaynağının muvazanın bir çeşidi olan İnanç Sözleşmesine dayandırıldığını, İnanç Sözleşmesinin karşılığını Borçlar Kanunu genel hükümleri ve 05/02/1947 tarih ve ... Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında bulduğunu, ilgili karara göre İnanç Sözleşmesi yapıldığını iddia edenin iddiasını yazılı sözleşme ile ispatlaması gerektiğini, davacı tarafın kendisinin ve müteveffa babasının şirket kurma amacının şirket üzerinden taşınmaz edinmenin vergisel avantajı ve iktisaptaki kolaylık olduğunu ileri sürdüğünü, halbuki hiçbir hukuk sisteminde kurumsal verginin gelir vergisinden daha avantajlı olmadığını, yine hiçbir hukuk sisteminde kurumsal mal ediniminin şahsi mal ediniminden daha kolay ve avantajlı olmadığını, davacı tarafın şirket merkezinin nakledildiği İzmir'deki adresin müteveffa babasının işlerini yürüttüğü adres olduğunu iddia ettiğini, bu iddianın gerçek dışı olduğunu, şirket merkezinin olduğu adresin sadece şirketin kullandığı bir adres olup, müteveffa ...'in işyeri adresi olmadığını, kira sözleşmesinin bu iddiayı doğrulayacağını, davacı tarafça şirket hissedarı ...'nın şirket hisselerini ...'e satıp devir etmesini de kendilerinin talep ettiğini, bunun nedeni olarak imza işlerinin hızlı yürütülmesi ve müdürlük görevi verilmesinin hızlı şekilde yapılmasını sağlamak olduğunu iddia ettiğini, bu iddianın kendi içerisinde tutarsız olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde ...'in ...'in eşi olduğunu beyan ettiğini ancak ...'in ...'in annesi olduğunu, davacı tarafın çok güvendiği için şirketi teslim ettiklerini iddia ettikleri kişileri bile iyi tanımadığını, şirketin tüm mali yükümlülüklerinin şirket tarafından karşılandığını, davacı tarafın şirkete ait Fransa'daki taşınmazlardan birinin müteveffa babası tarafından şirkete devredildiği iddiasında bulunulduğunu ancak bahsi geçen ... adresindeki taşınmazın müteveffa ... ile ... adına kayıtlı iken şirket tarafından 03/10/2012 tarihinde 280.000,00 EURO ödenerek ... ve ...' den satın alındığını, ödeme evraklarının davacı tarafından sunulduğunu, taşınmazın bedelsiz olarak devir alınmadığını, Fransa'da bulunan ve davacının kiracı olarak kullandığı ... adresindeki diğer taşınmazın da 29/06/2010 tarihinde 355.000,00 EURO bedel karşılığında ... 'dan satın alındığını, buna ilişkin evrakların da davacı tarafından dosyaya sunulduğunu, davacının ve kardeşinin şirkete ait taşınmazlarda kiracı olarak bulunmalarının ve müteveffa babalarına şirketin özellikle Fransa'daki taşınmazlarına ilişkin işleri takip etmesi için vekalet verilmesini delil olarak bildirmesinin hukuki ve mantıklı açıklaması olmadığını, davacı tarafın şirketin yarısının müteveffa babasına ait olduğunu iddia ettiğini, bu durumda diğer mirasçıların da davaya dahil edilmesinin gerektiğini, davacının tanık dinletme talebinin kabul edilmediğini, davacı tarafın Fransa'da kazandığı paralar ile şirket kurup taşınmazlar elde ettiğini iddia ettiğini ancak bu iddianın gerçek olmadığını, davacı tarafça dava dilekçesinde şirket sahibi olunduğunu kanıtlayan olay ve deliller başlığı altında muhtelif iddialarda bulunulduğunu, iddiaların yerinde olmadığını, kayyım atanma talebinin kabulünün mümkün olmadığını belirtmiş , şirkete tedbiren atanan kayyım kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasının 28/03/2019 tarihli duruşmasında davacı vekiline ... mirasçılarının davaya katılımını sağlaması veya muvafakatlarının alınması veya miras şirketine temsilci tayin etmek üzere gerekli işlemeleri yapmak üzere süre verilmiş, davacı vekili mahkememize verdiği 29/03/2019 tarihli dilekçesinde ... mirasçılarına Beşiktaş .... Noterliği aracılığıyla ihtarname gönderildiğini ve katılım yada muvafakat verilmesinin talep edildiğini , muvafakat verilmemesi halinde ise terekeye temsilci tayini için ilgili mahkemeye müracaat edileceğini belirtmiştir.
Davaya katılma talep eden ... mirasçısı ... vekili mahkememize verdiği 26/06/2019 tarihli dilekçesinde ; Talebin bir kısmının ... terekesini de ilgilendirdiği için terekede hak sahibi olan kendisinin de davaya katılması için mahkeme tarafından davacıya süre verildiğini, kendisine ulaşan bir tebligat olmadığını ancak diğer çocuklarına yapılan tebligat ile davanın ihbarından haberdar olduğunu, davaya davacı yanında katılmak istediğini, davalı ...'in şirkette 1/2 oranında ortaklık payı olduğu iddiasının yerinde olmadığını, davacının hiçbir zaman babası ... ile ortak olmadığını, babası ile ortak olarak hiçbir iş yapmadığını, babası ile ortak hiçbir şirketinin olmadığını, davalının babasının yanında bile çalışmadığını, davacının önceleri otellerde ara eleman olarak çalıştığını, sonrasında başka şirketlerde yine eleman olarak çalışmaya devam ettiğini, davacının dava konusu şirketi kurması ve taşınmazlar edinmesinin mümkün olmadığını, davacının şirketin evinde kiracı olarak oturduğunu, diğer oğlu ... de şirketin başka bir taşınmazında kiracı olarak oturduğunu, davalı şirketin her ikisi ile de kira sözleşmesi yaptığını, sözleşmeye göre taşınmazların tüm giderleri ve vergilerinin kiracılar tarafından ödendiğini, ...'in eğer dava konusu davalı şirketin gerçek sahibi ise bu sahipliğin tek başına olduğunu, davacının onun ortağı olmadığını, dosyaya sunulan veya sunulacak belgeler ile şirketin gerçek sahibinin müteveffa eşi ... olduğu tespit edilirse bu şirketteki ... payı üzerinde Medeni Kanun gereği kendisinin edinilmiş mallara katılma rejimi gereği artık değere katılma hakkı bulunduğunu belirtmiş , davacı ...'in davalı şirketin yarı ortağı olduğu talebinin reddine, davalı şirketin gerçek sahibinin müteveffa ... olduğunun tespiti halinde ... hissesinin yarısının edinilmiş mallara katılma rejimi gereği artık değere katılma payı olarak adına tespit ve tesciline, diğer yarı hissenin 1/4 ünün de miras payı olarak adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davaya katılma talep eden ... mirasçıları ... ve ... vekili mahkememize verdiği 24/06/2019 tarihli dilekçesinde ; Davacı ...'in şirketin ortak miras bırakan ... ile birlikte ortak olarak kurdukları ve şirketin gerçek sahibi olarak ...'in yarı hissesine sahip olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, müteveffanın kendi işlerini tek başına yaptığını, herhangi bir ortağı bulunmadığını, kaldı ki ...'in babasına ortak olacak bir sermayesi olmadığı gibi dava konusu şirketin edinmiş olduğu taşınmazları almaya da parası olmadığını, davacının müteveffanın yanında bile çalışmadığını, hep başka şirketlerde veya otellerde Fransa için çok düşük sayılacak ücretlerle çalıştığını, davacı ve ...'in davalı şirketin taşınmazlarında kiracı olarak oturduğunu, bu taşınmazlarda tarafların iyi şartlarda kiracı olarak oturmalarının nedeninin davacı ...'in şirketin ortağı olmasından dolayı olmadığını, bunun nedeninin şirket sahiplerinin talepte bulunanlarının annelerinin akrabası olması ve yine müteveffa ...'in şirketin bazı işlerini takip etmesinden ve şirkete yardımcı olmasından dolayı şirket sahiplerinin gösterdiği iyi niyetten kaynaklandığını, dava konusu şirkette davacının müstakil olarak bir ortaklığı bulunmadığını, ortak miras bırakan ... ile de bir ortaklığının bulunmadığını, miras bırakan ... 'in şirketin sahibi olup olmadığı hususunun ise de mahkemenin takdirinde olduğunu, ...'in şirketin gerçek sahibi olduğu tespit edilirse bu sahipliğin sadece ...'e ait olduğu ve bu hakkın mirasçılar arasında miras payı oranında tescilinin gerektiğini, davacı ...'in ... vefat etmeden önce ...'ten malları kendi üzerine geçirmesini istediğini, ...'e baskı uygulamaya çalıştığını ancak müteveffanın bu talepleri reddettiğini, bu nedenle de davacının hem babasına hem de diğer mirasçılara husumet beslemeye başladığını bu husumet sonucu müteveffa vefat ettikten sonra çeşitli davalar açtığını, eldeki davanın da bu husumete yönelik dava olduğunu belirtmiş , ...'in davalı şirkete yarı oranında ortak olduğu iddiasının reddine, ...'in şirketin gerçek sahibi olduğunu tespiti durumunda evlilik mal rejimi gereği anne ...'in artık değer payının verilmesi, kalanının da miras payları oranında mirasçılar adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Şti'nin sicil dosyası celb edilmiş, şirketin 25/12/2009 tarihinde kurulduğu, kurucu ortaklarının ... ve ... olup , ... hissesinin 47.500 ... hissesinin 2.500 olduğu, 16/02/2010 tarihinde ...'in şirketteki 47.500 hissesinin 45.000 hissesini ...'ya devrettiği, ...'nın da tüm hissesini 18/03/2011 tarihli hisse devir sözleşmesi ile ...'e devrettiği , şirketin mevcut ortaklarının ... ve ... olup şirket müdürünün ... olduğu , şirketin halen ... adresinde faal olduğu belirlenmiştir.
Davalı vekili Mahkememiz dosyasının 26/12/2019 tarihli duruşmasında tanık dinletilmesine muvafakat etmediğini beyan etmiş bu beyanını imzasıyla tasdik etmiştir.
Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafça davacı ile müteveffa babası ...'in davalı şirketin gerçek sahipleri olduğunun tespiti ile davacı ...'in şirket hissesi ve miras payı oranı toplamı belirlenerek diğer mirasçılarla beraber şirketi sahibi olduğunun ilanen tesciline yönelik olarak davalı hakkında mahkememize dava açıldığı, miras bırakan ...'in mirasçılarının davacı ... ve eşi ... ile çocukları ... ve ... olduğu, ... mirasçıları yargılamaya dahil edilerek yargılamanın tüm mirasçıların katılımıyla sürdürüldüğü, dava dilekçesindeki iddia ve nitelendirmeler göz önüne alındığında davacı talebinin inanç sözleşmesine dayalı şirket ortaklığının tespiti talebi olduğu, inançlı işlemlerin inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki birşey veya hakkını inanılana devretmesi ve inanılanında inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemler olduğu, inançlı bir işlem ile inananın sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devrettiği ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına soktuğu, inançlı işlemde inanılanın hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana devretmeyi yüklendiği, inançlı işlemin kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince kazandırmanın iadesi hakkı sağlayan bir sözleşme olduğu bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yolu ile hükmen yerine getirilmesinin istenebileceği, inanç sözleşmesinin kaynağını TBK 19. ( BK 18 ) maddesi ile 05/02/1947 tarihli 20/6 Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararından aldığı, adı geçen karar uyarınca inanç ilişkisinin ancak yazılı delil ile kanıtlanabileceği bu yazılı delilin tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olması gerektiği, inanç ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için yazılı bir sözleşmenin yazılı bir sözleşme bulunmasada yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla birlikte bunun vukuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış, fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inalınanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi ) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin varlığının aranacağı, yazılı delil niteliğinde bir belge varsa HMK 202 maddesi uyarınca inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebileceği, mahkememiz dosyasındaki uyuşmazlıkta ise davacı tarafça inanç ilişkisinin ispatı için yazılı delil sunulmadığı, davacı tarafça sunulan ve bildirilen delillerin de yazılı delil başlangıcı niteliğinde olmadıkları, davacı tarafça tanık deliline dayanıldığı ancak davalı tarafın tanık dinletilmesine muvafakat etmediği bu hususlar göz önüne alındığında davacı tarafça inanç ilişkisinin varlığının ispat edilemediği incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış, ispat edilemeyen davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
Mahkememizce atanan kayyımın görevine son verilmesine,
2-Eksik kalan 8,50 TL harcın davacı tarafça tamamlanmasına,
3-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
Dair;tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar davacı ... vekili Av. ... ile ... Mirasçısı ... vekili Av. ... ile ... mirasçıları ... ve ... vekili ... ve Davalı vekili ...'in yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/12/2019
Başkan ...
E-İMZALI
Üye ...
E-İMZALI
Üye ...
E-İMZALI
Katip ...
E-İMZALI