İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2016/1187 K.2018/561
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2016/1187
KARAR NO : 2018/561
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/10/2016
KARAR TARİHİ : 08/05/2018
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davalının, ... mirasçıları olması nedeniyle müvekkili ve diğer mirasçılar hakkında keşidecisi ... olarak gözüken 15/08/2010 keşide tarihli, 15/03/2012 ödeme tarihli, 25.000,00-TL bedelli bonoya dayalı olarak İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında 15/10/2012 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin murisi ...'nun 2012 yılı Ocak ayında 54 yaşında iken okuma yazma bilmeden vefat ettiğini, okuma ve yazma bilmeyen murisin davalı lehine kambiyo senedi düzenlemesinin imkansız olduğunu belirterek, takibe konu edilen 15/08/2010 keşide tarihli, 15/03/2012 ödeme tarihli, 25.000,00-TL bononun kurucu unsurları içermediğinden dolayı yoklukla malul olduğunun tespitine ve bu senet sebebiyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, İzmir... Müdürlüğü'nün ... sayılı takibinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacının murisi ile kardeşlerinin birlikte sahibi oldukları taşınmazın müvekkiline satışı konusunda anlaşmaya varıldığını, satım bedelinin ödenmesine karşın tapuda resmi satışın gerçekleşmediğini, bunun üzerine murisin müvekkilinden almış olduğu paraya karşılık dava konusu bonoyu verdiğini belirterek, öncelikle derdestlik itirazlarının kabulüne ve davanın reddine, aksi takdirde haksız ve kötü niyetli olan davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE ;
Dava; bonoya dayalı menfi tespit davasıdır.
Davacı vekili; davaya konu senet tarihi itibariyle 54 yaşında olan, okuma yazma bilmeyen muris ...’nun okuma yazma bilmediği için alacaklı lehine kambiyo senedini düzenlemesinin imkansız olduğunu, bononun kurucu unsurunu taşımadığından yoklukla malul olduğunu, var olan imzanın kişinin kişiliğini, kimliğini gösterir mahiyette olmadığını, bu bakımdan okuma yazma bilmeyen müvekkilinin senet üzerindeki işaretinin kendisini bağlamadığını, karalama şeklindeki işaretin kişi aleyhine hükümle sonuç doğurmayacağını ve ...’in okuma yazma bilmediğini herkesin bildiğini ileri sürmüştür.
Davada, takibe konu senet altındaki imzanın murise ait olmadığı ileri sürülmemiş ancak okuma yazma bilmediği için bu belgenin davacıyı bağlamadığı gerekçesine dayanılmıştır.
Köy Muhtarlığı yazısında; noterde yapılan satış vaadi sözleşmesinde keşidecinin “okuma yazma bilmediği” gerekçesiyle parmak izi kullandığının bildirildiği görülmüş ise de; noterlik belgelerinin senet tarihinden sonraki tarihli olduğu, senet içeriğinin protokol ile uyumlu olduğu, keza 03/08/2011 tarihli zilyetlik devir sözleşmesinde de keşidecinin ıslak imzasının bulunduğu ve bu imzalara karşı çıkılmadığı, Kemalpaşa ... Noterliği’nin 21/02/2012 tarihli düzenleme şeklindeki vekaletnamesinde de ...’nun imza atmış olduğu ve okur yazar olduğunun belirlendiği görülmüştür.
Mahkememizce; “kambiyo senetleri için okur yazar olmanın yasada kurucu unsur olarak gösterilmediği, olayda hile, hata ve gabin olgularına da dayanılmadığı, belge altındaki ıslak imzaya da karşı çıkılmadığı, dava nedenine göre davacının dava konusu senetten sorumlu olmayacağı noktasında kanaat oluşmadığı” gerekçesiyle “Davacının davasının REDDİNE” ilişkin 09/07/2015 tarihli,... Esas ve ... Karar sayılı karar verilmiştir.
Verilen bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 18/04/2016 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile; “davacının, murisinin keşidecisi olduğu bonodan dolayı menfi tespit isteminde bulunduğu, murisin davacı dışında mirasçıları bulunmakta olup, ölüm tarihi itibariyle terekesinin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, iştirak halinde mülkiyette davanın mirasçıların tümü tarafından açılması gerektiği, bu durumda, mahkemece davacı dışındaki diğer
mirasçıların da davaya muvafakatlerinin sağlanması ya da terekeye temsilci tayin ettirilerek, temsilci vasıtasıyla yargılama yapılması hususunda davacılara süre verilerek dava şartının tamamlanması gerekirken bu yönün gözetilmemesinin isabetsiz olduğu” gerekçesiyle bozulmuştur.
Daire, "diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmesine yer olmadığına" karar vermiştir.
Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili, uyulan bozma kararı doğrultusunda terekeye temsilci tayin ettirerek kararını ve temsilci tarafından düzenlenmiş vekaletnameyi dosyaya sunmuştur.
İzmir ...Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 19/09/2017 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı incelendiğinde; muris ...’nun terekesine temsilci olarak ...’nun atandığı görülmüştür.
İncelenen tüm dosya içeriğine göre; davacı vekili her ne kadar okuma ve yazma bilmeyen murisin davalı lehine kambiyo senedi düzenlemesinin imkansız olduğunu ileri sürmüş ise de; takibe konu 15/08/2010 keşide tarihli, 15/03/2012 ödeme tarihli, 25.000,00-TL bedelli bonoda keşideci imzasının bulunduğu, bu imzaya yinelik herhangi bir itirazın bulunmadığı, dosyaya getirtilen muris ...'ya ait noterlik belgelerinin senet tarihinden sonraki tarihli olduğu, senet içeriğinin protokol ile uyumlu olduğu, 03/08/2011 tarihli zilyetlik devir sözleşmesinde de ıslak imzasının bulunduğu, davacı tarafın bu imzalara da karşı çıkmadığı, Kemalpaşa ...Noterliği’nin 21/02/2012 tarihli düzenleme şeklindeki vekaletnamesinde de “...’nun imza attığı ve okur yazar olduğu” hususlarının belirlendiği, bu durumda muris ...'nun kendi özgür iradesi ile imzaladığı senetten dolayı mirasçılarının sorumluluğunun söz konusu olacağı anlaşıldığından, davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
Davanın REDDİNE,
Alınması gereken 35,90-TL maktu karar harcı, peşin alınan 426,95-TL nispi harçtan indirildikten sonra kalan 391,05-TL harcın isteği halinde davacı tarafa iadesine,
Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 3.000,00- TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak, davalıya verilmesine,
Davacı tarafın yatırdığı gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde isteği halinde iadesine,
Davalının yatırdığı gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde isteği halinde iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/05/2018
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır