İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2022/68 K.2024/1052

🏛️ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/68 📋 K. 2024/1052 📅 04.07.2024

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/68
KARAR NO : 2024/1052
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/1142
KARAR NO : 2021/689
DAVA TARİHİ : 08.11.2019
KARAR TARİHİ : 23.09.2021
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 04.07.2024
KARARIN YAZ. TARİH : 04.07.2024
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.09.2021 tarih ve 2019/1142 Esas, 2021/689 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 02.12.2021 tarih ve 2021/2257 Esas, 2021/1170 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacılar vekili tarafından verilen 08.11.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkillerin inşaat-tadilat işi yaptıkları, davalı şirketin ise ... Belediyesi Fen İşleri müdürlüğünün ... ilçesinde muhtelif camilerde tadilat-onarım yapılması işi ile ilgili ihale yüklenicisi firma olduğu, müvekkiller ile davalı arasında davalının üstlendiği işi "Onarım Tadilat Sözleşmesi" (EK-1) başlığı altında anlaştıkları ve müvekkillerin bu işi üstlenip tamamladıkları, davalı şirketin tüm ödemelerini ... Belediyesi'nden aldığı, sözleşme gereği 150.000,00 TL ödemesi gerekirken 125.000,00 TL ödendiği, 25.000,00 TL ödenmediği, İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11450 Esas sayılı icra dosyasında takibe başlanıldığı, davalı tarafın sözleşmeye ve yapılan işe itiraz etmediği, sadece ödemenin yapıldığı yönünde itirazda bulunduğu, bu durumda ödemenin yapıldığının ispat yükü davalıya ait olduğu, davalının kötüniyetli olarak borca itiraz ettiği, davalı tarafların haksız ve yersiz olarak yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı tarafa usulüne uygun olarak çıkartılan tebligatlara rağmen davaya cevap vermediği, duruşmalara da katılmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi 23.09.2021 tarih ve 2019/1142 Esas 2021/689 Karar sayılı kararında özetle; toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı ...'ın 2019 yılına ait yevmiye ve envanter defterinin 6102 sayılı TTK'nın 64/3. maddesine göre Noterden açılış onaylarının süresi içerisinde yaptırılmamış olduğu (son onay tarihinin 31.12.2018 olduğu), 2019 yılına ait defter-i kebiri bulunmadığı, 2019 yılına ait yevmiye defterinin Noterden kapanış (Görülmüştür) onayının süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin TTK'na göre usulüne uygun olarak tutulmadığı, davacı tarafın 2019 yılına ait ticari defterlerinin sahibi aleyhine delil olma özelliği taşıdığı,davalı tarafından davacı tarafa sözleşmeden kaynaklı olarak ne tutarda ödeme yapıldığına ve bakiye borcunun' olmadığına dair de tespitte bulunulamadığı, hizmetin verildiği ve alacağın varlığı ile miktarı davacı tarafça usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı tarafça ispat edilemeyen davanın reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacılar vekili tarafından verilen 17.10.2021 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin, yargılama sürecinde delil listelerinde dahi bulunmamasına rağmen tarafların ticari defterlerini celp ettiğini, sınırlı ve eksik inceleme ile davacı defterlerinin TTK. gereği usulüne uygun tutulmaması nedeniyle sahibi lehine delil teşkil etmeyeceği ve mübrez defterler kapsamında hizmetin verildiği ve alacağın varlığı ispat edilemediğini tespit ettiğini, davalı tarafından verilen 03.09.2019 tarihli itiraz dilekçesinde, işin yapılmadığı, alacağın bulunmadığı yönünde bir itiraz bulunmadığını, davalı-borçlunun gerek takip müstenidi sözleşmeyi gerekse sözleşme gereği yapılması kararlaştırılan işin yapıldığını inkar etmediğini, bu hususlara itirazının bulunmadığını, davalının alacağın varlığına bir itirazının bulunmadığını, işin yapıldığının ve alacağın varlığının davalı-borçlunun kabulünde olduğunu, davalı-borçlu borcu ödediğini iddia ettiğini, bu durumda ispat yükünün davalı-borçluya düştüğünü, alacağın varlığını ve miktarını inkar etmeyen davalının, borcu ödediği hususunu ispat etmesi gerektiğinin açık olduğunu, ekte emsal olarak sundukları ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre "borcun ödendiği iddiası" halinde ispat yükünün davalı tarafa geçeceğini, somut olaylarında davalının işin yapılmadığı, alacağın varlığı ve miktarı ile ilgili olarak bir iddiası ve itirazının bulunmadığını, davalının itirazının borcun ödendiği yönünde olduğunu, bu durumda mahkemenin "borcun ödenip ödenmediği" hususunu araştırması, davalı tarafından borcun ödendiği hususu ispat edilemezse davanın kabulüne karar vermesi gerektiğini, dava dilekçelerinde delil olarak sözleşme, bilirkişi incelemesi ve keşif delillerine dayandıklarını, yukarıda izah edildiği üzere esasen işin yapıldığı ve alacağın varlığı ve miktarı yönünde bir itiraz bulunmadığından, bu hususlar davalının kabulünde olduğundan dolayı bu delillerin toplanmasının gereksiz olduğu kanısında olmakla birlikte, eğer mahkeme illa işin yapılıp yapılmadığını ve dolayısıyla alacağın var olup olmadığını ispat etmelerini gerekli görüyorsa bu durumda işin yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise sözleşme kapsamında bedelinin ne olacağı yönünde mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerekeceğini, dava dilekçesinde dayandıkları delillerin gerekçesiz olarak toplanmaması öte yandan dava dilekçelerinde dayanmadıkları ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulmadığı gerekçesi ile davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararı sunulu sebeplerle hukuka aykırı olup kaldırılmasının gerektiğini belirterek yukarıda sunulu sebeplerle ve re'sen nazara alınacak bozma sebepleri karşısında hukuka aykırı mahkeme kararının kaldırılmasına, davalı tarafların haksız ve yersiz olarak yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı ...'ın 10/01/2024 tarihinde öldüğü dosyaya alınan nüfus kaydından anlaşılmaktadır.
4721 Sayılı TMK. nun 28. Maddesi gereğince dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. (TMK 28/1) Ayrıca asilin ölümü halinde vekalet ilişkisinin de sona ereceği tartışmasızdır. 6098 Sayılı TBK un 43/1 ve 513/1.maddesi gereğince müvekkilin sağlığında düzenlediği vekaletname ile yetkili kıldığı avukat, müvekkilinin dava açıldıktan sonra ölmesi halinde istisnalar dışında, ölüm ile vekalet ilişkisi son bulacağından ölen kişi adına davaya devam edemez. Kendisine tebligat yapılamaz.
6100 Sayılı HMK'nun 50. maddesi gereğince; medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir. Aynı yasanın 55/1 maddesi gereğince; taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir.
Davacı ..., İlk derece mahkemesinin 23.09.2021 tarihli gerekçeli kararının 17.10.2021 tarihinde davacı vekiline tebliğinden ve kararın 18.10.2021 tarihinde vekilince istinaf edilmesinden sonra öldüğünden, istinaf incelemesi yapılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. Hukukumuzda egemen ilke “şekil serbestisi” olup, kural olarak eser sözleşmesi herhangi bir geçerlilik şartına tabi değildir. Yasada aksi öngörülmedikçe, sözlü veya yazılı yahut resmî biçimde yapılabilir. Bununla birlikte bazı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için yasada belirlenen şekle uygun olarak yapılması zorunludur.
TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddelerine göre kural olarak yapılan işlerin miktarını ve bedelini ispatlamak yükleniciye, yapılan ödemeleri ispat etmek ise iş sahibine aittir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6. maddesi: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
”6100 sayılı HMK’nın “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesi: “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
Somut olayda; Taraflar arasında, 17.09.2018 tarihli onarım tadilat sözleşmesi akdedilmiş olup, hukuki olarak eser sözleşmesi niteliğindeki bu sözleşmede, taraflar arasındaki ilişki yönünden; davacılar yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı tarafça dava ve icra takibine dayanak yapılan sözleşme ibraz edilmiş olup, sözleşmenin her iki yanca imzalandığı ve sözleşmenin bedelinin 150.000,00 TL + KDV olarak kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı, sözleşme gereği edimini tamamladığını, davalı yanın 25.000,00 TL eksik ödeme yaptığını, bu nedenle davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının, ödemenin yapıldığı yönünde itirazda bulunduğunu, bu durumda ödemenin yapıldığını ispat yükünün davalıya ait olduğunu, takibe kötü niyetle itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsilini istemektedir.
Davalı, 03.09.2019 tarihli takibe itiraz dilekçesinde; taraflar arasında hukuki ilişki bulunduğunu, sözleşme yapıldığını, sözleşme gereği yapılan işlere istinaden de bütün ödemelerin yapıldığını belirtmektedir.
Davalı iş sahibi sözleşme ilişkisini ve sözleşmeye konu işlerin davacı tarafından yapıldığını kabul ettiğine göre, yapılan işlerinin bedelinin ödendiğini ispat yükü davalıya aittir.
Davalı, cevap dilekçesi sunmamış, savunmada bulunmamış, mahkemece çıkartılan meşruhatlı tebligata rağmen ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiştir. Dosya kapsamından, davalının, icra takibine konu edilen eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeline dair alacağı ödediğini ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, ödemeye ilişkin ispat yükünün davalıya ait olduğu ve davalının, takip konusu alacağı ödediğini ispatlayamadığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmadığı ve sahibi aleyhine delil olma özelliği taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, 10/01/2024 tarihinde ölen Davacı ... vekiline, müteveffa davacı ... mirasçılarının, murisleri tarafından açılan davayı takip edip etmeyecekleri, edecekler ise mirasçılar adına vekaletname sunulup sunulmayacağı sorularak, mirasçılar adına davaya devam edileceği bildirildiği taktirde ölen Davacı ...'a ait mirasçılık belgesi ve mirasçılarına ait vekaletnamelerin ibrazı sağlanmalı, ölen davacının vekili tarafından bu hususlarda beyanda bulunulmaz ve mirasçılara ait vekaletname sunulmaz ise Müteveffa Davacı ... mirasçılarına usulüne uygun meşruhatlı tebligat yapılmalı, mirasçıların, murisleri tarafından açılan davayı takip etmeleri halinde yukarıda belirtilen açıklama ve yasal düzenlemelere göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesi'nce uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin değerlendirilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacılar istinaf başvurusunun, KABULÜ ile,
2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.09.2021 tarih ve 2019/1142 Esas, 2021/689 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, davacılar tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde yatıran davacılara ilk derece mahkemesince geri verilmesine,
5-Davacılar tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.