İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2025/915 K.2025/1305
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/915
KARAR NO : 2025/1305
KARAR TARİHİ : 08/07/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/04/2025
NUMARASI : 2025/358 Esas
DAVA : İtirazın İptali
TALEP : İhtiyati Haciz
BAM KARAR TARİHİ : 08/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/07/2025
İhtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: İhtiyati haciz talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu/davalının Kemalpaşa İcra Müdürlüğü’nün 2024/1414 E. sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına ve alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi, alacağın meblağının yüksekliği de dikkate alınarak hakkaniyet gereği %10 teminat karşılığında, davacının 5.117,61-EURO alacağının tahsilini teminen karşı tarafların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının ihtiyaten haczine karar verilmesi talebi ile 5.117,61-EURO harca esas değer talepli açıklamalarında davacı tarafından davalı/borçlu aleyhine Kemalpaşa İcra Müdürlüğü 2024/1414 E. sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, işbu icra takibine davalı/borçlu tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmediğini, Kemalpaşa Arabuluculuk Bürosu 2024/114790 Arabuluculuk Numaralı dosyası ile yapılan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde 06.09.2024 tarihinde anlaşmama ile sonuçlandığından iş bu davayı açma gereği doğduğunu, iş bu nedenlerle, borçlu/davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve davalının kötü niyeti nedeniyle likit alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini sonuç olarak alacağın meblağının yüksekliği de dikkate alınarak hakkaniyet gereği %10 teminat karşılığında, müvekkilin, 5.117,61-EURO alacağının tahsilini teminen karşı tarafların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının ihtiyaten haczine, borçlu / davalının kemalpaşa icra dairesi 2024/1414 e. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline ve takibin devamına, borçlu / davalının itirazının haksız ve kötü niyetli, takip konusu alacağın ise yargılamaya muhtaç olmayan likit bir alacak olduğu göz önüne alınarak, asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1.maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir". Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 257/2. Maddesinde ise "Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa". hükmü bulunmaktadır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 258/1.maddesi "...Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur..."
Anılan hükümlere göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK.'nın 257/2.maddesi hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz karan verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması gerekir.
Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özelde ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'nunda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.
Somut olayda; İstem, davacı tarafça davalının borca yetecek miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyati haciz konulmasına ilişkindir. Davacının alacağının varlığı yargılamayı gerektirmektedir, dolayısıyla alacağın varlığı ve alacağın muacceliyeti konusundaki iddiasını yaklaşık ispat kuralı gereği ispatlayamadığından talebin reddine karar vererek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. '' gerekçesi ile;
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
ihtiyati haciz için aranan ''yaklaşık ispat'' durumunun olayda açık şekilde yer aldığını, tüm deliller toplanmadığından bahisle ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verilse de ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunun ilgili faturalar, müvekkil tarafından gönderilen ihtarname, müvekkil ile davalı şirket arasında gerçekleştirilen mail yazışmaları gibi delillerin dava dilekçelerinde delil olarak gösterildiğini, davalının ödeme emrine yönelik itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun, mesnetsiz ve kötü niyetli olup, esas itibarıyla icra takibinin sürüncemede bırakılmasını hedeflediğini belirterek, yerel mahkeme ara kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: itirazın iptali, talep; ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; yaklaşık ispatın sağlanmamış olmasına, davacının davaya konu fatura konusu danışmanlık hizmetini davalı tarafa verip vermediğinin taraf delilleri toplandıktan sonra tespit edilebilecek olmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/358 Esas sayılı dosyasında ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin olarak verilen 17/04/2025 tarihli ARA KARAR, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcı alındığından ve yeterli olduğundan, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati haciz talep eden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden bu aşama için ihtiyati hacze itiraz eden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 08/07/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.