İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2021/1021 K.2023/2141
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1021
KARAR NO : 2023/2141
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/02/2021
NUMARASI : 2018/1137 Esas - 2021/171 Karar
DAVA :Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 02/10/2018
BAM KARAR TARİHİ : 28/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 28/12/2023
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/02/2021 tarihli 2018/1137 Esas ve 2021/171 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile davalı ... ile aralarında 30/05/2014 tarihinde 250.000,00-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince davalıya kredi kullandırıldığını, diğer davalı ...'nin davaya konu icra takibine dayanak kredi sözleşmesinde müteselsil kefil konumunda olduğunu, sözleşme neticesinde doğan borcun tahsili için borçlu ... ve kefil ...'ye 29/06/2017 tarihide Gebze 3. Noterliği tarafından 33770 yevmiye nolu ihtarname çekildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine İzmir 12. İcra Dairesinin 2017/10830 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından icra takibine itiraz edildiğini, davalıların itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalıların itirazı sonucunda takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalılar aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davacı vekili 14/02/2019 havale tarihli dilekçesi ile; 02/10/2018 tarihli dava dilekçesinde davacı bankaya Genel Kredi Sözleşmesi gereği borcu olan ... ve kefili ...'nin davalı olarak gösterildiğini, ancak davalı ...'nin dava açılmadan önce vefat ettiğini, bu nedenle davalı tarafın tespitinde maddi hataya düşüldüğünü, bu nedenle davada husumetin 6100 sayılı HMK'nın 124. maddesi gereğince ...'nin mirasçılarına yönlendirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılara usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olup, ancak savunma ve delil sunmadıklarından, münkir kabul edildikleri görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:
Mahkemece;".... davanın kısmen kabulü ile; İzmir 12.İcra Müdürlüğünün 2017/10830 esas sayılı icra dosyası davalı ...'nin İTİRAZININ 47.170,46-TL asıl alacak 3.399,94-TL işlemiş faiz ve 177,94-TL BSMV olmak üzere toplam 50.748,34-TL üzerinden iptali ile takibin devamına, alacağın likit olması ve şartların oluşmuş olması ile kabulüne karar verilen 47.170,46-TL asıl alacak üzerinden %20 oranında hesap edilen 9.434,09-TL icra inkar tazminatının davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin (456,28-TL) istemin reddine, davalılardan ...'nin dava tarihinden önce vefat ettiği anlaşıldığından pasif dava ehliyeti bulunmayan davalı yönünden davanın usulden reddine...." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ... yönünden, eksik hesaplanan faiz, BSMV ve ihtar masrafı yönünden mahkemenin kararının isabetsiz olduğunu, talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalı ... yönünden davanın usulden reddine dair verilen mahkeme kararının hatalı olduğunu, 02/10/2018 tarihli dava dilekçesinde müvekkili bankaya Genel Kredi Sözleşmesi gereği borcu olan ... ve kefili ...'nin davalı olarak gösterildiğini, ancak davalı ...'nin dava açılmadan önce vefat ettiğini, bu nedenle davalı tarafın tesbitinde maddi hataya düşüldüğünü, açmış oldukları davada mahkeme tarafından husumetin HMK m.124 çerçevesinde ... mirasçılarına yönlendirilmesi ve taraf teşkininin sağlanmasının gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılmıştır.
1-Davacı vekilinin davalı ... yönünden yapılan istinaf itirazlarının incelenmesinde;
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar” başlığını taşıyan 341. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.” düzenlemesine yer verilmiş olup, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ''istinaf yoluna başvurulabilen kararlar'' kenar başlığını taşıyan 341. maddesinin 2-3-4. fıkralarında değişiklik yapılarak "binbeşyüz" Türk Lirası ibaresi "üçbin" Türk Lirası olarak değiştirilmiş, yine 6763 sayılı Kanunun 47. maddesinde kanunun yayımı tarihi ile yürürlüğe gireceği aynı Kanunun "Parasal sınırların artırılması" başlıklı ek 1. maddesinde;"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır."hükmü getirilmiştir.
Mahkemece 16/02/2021 tarihinde karar verilmiş olup, hükmün verildiği tarih itibariyle kesinlik sınırı 5.880,00 -TL’dir.
Hükmün verildiği tarih itibariyle miktar veya değeri 5.880,00 Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar kesindir. Eldeki maddi tazminat davasının değeri 51.204,62- TL, kabul edilen dava değeri 50.748,34-TL, reddedilen dava değerinin 456,28 TL olduğu anlaşıldığından, anılan miktar kesinlik sınırının altında kaldığından, davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının kesin olan bir karara ilişkin olması sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin davalı ... yönünden yapılan istinaf itirazlarının incelenmesinde;
Bir davada taraf ehliyeti medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olmakla mümkündür (6100 sayılı Kanun md. 50). Medeni haklardan yararlanma yani hak ehliyeti tam ve sağ doğum koşuluyla ana rahmine düşme anında başlayıp kişinin ölümüne kadar devam eder (4721 sayılı Kanun md. 28). Medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyeti ölümle sona erdiğinden, ölmüş kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle, 6100 sayılı Kanun’da taraflardan birinin ölümü hâlinde mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar davanın erteleneceği, bununla beraber hâkimin, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebileceği öngörülmüştür (6100 sayılı Kanun md. 55). Ne var ki Kanun’da ölü kişiye karşı dava açılması hâlinde nasıl hareket edileceği konusunda bir hüküm bulunmamaktadır.
Kural olarak ölü kişi adına ve ölü kişiye karşı dava açılması olanağı bulunmamaktadır. Aynı şekilde kural olarak ölü kişi aleyhine dava açılması durumunda davanın mirasçılara yöneltilmesi de mümkün değildir.
Zira yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere ölü kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Esasen dava açarken davacıdan davalının bu ehliyet durumunu araştırması beklenir. Ne var ki davacının, davalının ölü olduğunu bilmemesi kimi zaman maddi bir hatadan kaynaklanabilir.
Nitekim 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinde; "(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.(2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.(3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.(4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder." düzenlemesi yer almaktadır.
Maddenin gerekçesinde de vurgulandığı üzere taraf değişikliğini mutlak olarak davalının rızasına bağlamak, yargılama ilişkisini katı bir forma bağlayacaktır ki, bu da yargılamaya hakim olan ilkelerden usul ekonomisi ilkesi (6100 sayılı Kanun md. 30) ile bağdaşmaz.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-d maddesine göre taraf ehliyeti dava şartı olarak düzenlenmiş olup davacıdan, davalının ehliyet durumunu araştırmak suretiyle dava açması beklenir ise de; tarafta iradi değişikliği düzenleyen 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinde maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edileceği belirtilmiştir (Yargıtay HGK nun 2022/10-1242 Esas, 2023/1042 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır).
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davanın 02/10/2018 tarihinde açıldığı, itiraza konu takibin 10/08/2017 tarihinde davalı borçlular ... ve ... aleyhinde başlatıldığı, davalı borçlular vekilinin borca süresinde itiraz ettikleri ve takibin bu itiraz üzerine durduğu, davalı ...'nin eldeki dava açılmadan önce 24/04/2018 tarihinde vefat ettiği, itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı dava türlerinden olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile yapılan açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde; davacı ...Ş tarafından dava tarihinden önce ölen kişiye (...'ye ) karşı dava açılmasının 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesinde açıklanan dürüstlük kuralına aykırılık oluşturmayacağı, ölü kişiye karşı dava açılması durumunun kabul edilebilir bir yanılgıya dayalı olduğu ve usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek ... mirasçılarına karşı davaya devam edilerek, usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak (kararı ...'nin istinaf etmediği) sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
İlk derece mahkemesince, davalı ... yönünden davanın usulden reddine dair hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının iki numaralı bentte belirtilen yönden kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-4. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine, kararın kaldırılma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun davalı ... yönünden miktar itibariyle kesinlik sınırının altında kaldığından USULDEN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının davalı ... yönünden ESASTAN KABULÜNE; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/02/2021 tarihli 2018/1137 Esas ve 2021/171 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde anılan tarafa iadesine,
5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre istinaf edenin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
8-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a/4 maddesi gereğince kesin olmak üzere 28/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.