Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/845 K.2024/920

🏛️ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/845 📋 K. 2024/920 📅 25.04.2024

T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/845
KARAR NO: 2024/920
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/02/2024
NUMARASI: 2023/995 E. 2024/189 K.
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 25/04/2024
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 19/02/2024 tarih ve 2023/995 E - 2024/189 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerin babası ... 'nin davalı şirketin kurucu ve yetkili ortağı olduğunu, murislerinin öldüğünden beri şirket hisselerinin intikalinin yapılması için şirket genel kurulunun usul ve yasaya uygun şekilde toplanamadığını, müvekkillerinin bugüne dek şirket ve işleyişi hakkında diğer yetkili ortak ... tan hiçbir bilgi alamadığını, şirketin çalışır durumda faal olmadığını, müvekkilleri ile yetkili ortak arasında güven ilişkisinin zedelendiğini, murislerinin ölümünden beri kar payı da almadıklarını, bundan sonra ortaklığın devam etmesinden beklenen ekonomik ve ticari faydanın ortadan kalktığını ve şirketin akıbetinin belirsiz hale geldiğini, yetkili ortak ... un müvekkillerinin şirkete gelmelerine engel olması, şirketin bulunduğu taşınmaza girmelerine engel olması ve sürekli müvekkillerinden işlemleri, aktif-pasif kayıtları ve envarterleri gizlemesi, şirket malvarlığını kendi üzerine geçirmesi, şirket gelirleri ile malvarlığıedinmesi sebepleriyle ortaklığın haklı sebeple sona erdirilmesini talep etmelerinin gerektiğini, şirket üzerinde yetkili olan ortak ... 'un şirkete ileride telafisi güç ve imkansız şekilde zarar verme ihtimaline binaen; şirketin sona erdirilme ve sicilden terkin edilme tarihine kadar şirket üzerindeki tüm envanter, taşınır, taşınmaz kısacası tüm malvarlığı üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, şirkete ait taşınmazların giriş çıkışını engellemek ve kontrol altına alınması amacıyla kapılarının mühürlenmesini, taşınırların ve envanterlerin yediemin deposunda muhafaza edilmesini ve şirkete ait tüm malvarlığı üzerinde ihtiyati tedbir, davalıdır şerhi konulmasını talep ettiklerini belirterek şirketin fesih sürecinde olduğunun Ticaret Sicil Gazetesi'ne bildirilmesini, bu süreçte TTK'nun 636/4. maddesi gereği gerekli tüm önlemlerin re'sen mahkemece alınmasını, davalı şirket ortaklığının TTK uyarınca haklı fesih ile sona erdirilmesi davalarının kabulü ile, şirket üzerindeki tüm envanter, taşınır, taşınmaz kısacası tüm malvarlığı üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, şirkete ait taşınmazların mühürlenmesini, taşınırların ve envarterlerin yediemin deposunda muhafaza edilmesini ve şirkete ait tüm malvarlığı üzerinde ihtiyati tedbir, davalıdır şerhi konulmasını, tüm harç, masraf, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın tüm mirasçılar tarafından ikame edilmesi gerektiğini, davanın usulden reddini talep ettiklerini, şirket ortağının ölümü ile birlikte TTK uyarınca payın mirasçılarına intikal edeceğini, ölen ortağın tüm hak ve borçlarının, payını iktisap eden mirasçılara geçtiğini, ancak burada ölümle intikal edenin yalnızca maddi haklar olduğunu, işbu hakkın tescilinin gerektiğini, davacıların paylarının tescilinin henüz gerçekleşmediğini, zira payların tescili ve intikali için davacılarca herhangi bir başvuruda bulunulmadığını belirterek müvekkili şirket aleyhine ikame edilen işbu davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkeme kararında; "... dava dilekçesi ekindeki 12/08/2022 tarihli mirasçılık belgesinin incelenmesinde davacıların tek başına mirasçı olmadığı anlaşılmaktadır. 4721 sayılı TMK'nun 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve TMK'nun 702/1. maddesinde ise elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, tereke payları ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece, mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut değildir. TMK'nun 640. maddesine göre, mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçılar tereke üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın, diğer mirasçıların muvafakatlarının sağlanması veya TMK'nun 640/3. madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye temsilci tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir. İştirak halindeki terekeye dahil bir hakka dayanarak mirasçılardan birinin veya bir kaçının sadece kendi payına yönelik olarak açtığı dava ise dinlenilemez (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/06/2022 tarihli, 2021/674 Esas ve 2022/4484 Karar sayılı ilamı, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 29/04/2021 tarihli, 2019/846 Esas ve 2021/566 Karar sayılı karar ilamı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 07/02/2024 tarihli, 2024/69 Esas ve 2024/190 Karar sayılı karar ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 20/03/2019 tarihli, 2018/625 Esas ve 2019/419 Karar sayılı karar ilamı ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2021 tarihli, 2021/3087 Esas ve 2021/1980 Karar sayılı karar ilamı emsal içeriktedir).
Mahkememizce 14/11/2023 tarihli ara kararı ile davacılara açtıkları eldeki davaya Sarız Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 12/08/2022 tarihli ve 2022/123 Esas - 2022/117 Karar sayılı mirasçılık belgesinde isimleri yazılı muris ... nin dava dışı diğer mirasçılarının muvakatlarının sağlanması veya TMK'nun 640/3. madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye temsilci tayin ettirilmesi için ilgili mahkemesinde dava açmaları için kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmadığı takdirde HMK'nun 114/1-(d) ve 115/2. maddesi uyarınca davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verileceği davacılar vekiline usulünce ihtar edilmiştir. Davacılar vekili tarafından verilen kesin süreye rağmen ara kararının gereğini yerine getirmemiştir. Bu durumda mahkememizce, TMK'nun 644. maddesi uyarınca dava konusu şirketteki murise ait pay mülkiyetinin müşterek mülkiyete dönüştürülmediği de gözetilmiş ve az yukarıda anılan hususlar nazara alınarak davacıların aktif dava ehliyeti konusunda bir değerlendirme yapması gerektirmiştir. Tüm dosya kapsamına göre HMK'nun 114/1-(d) ve 115/2. maddeleri uyarınca aktif husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. HMK'nun 114/1-(d) ve 115/2. maddeleri uyarınca aktif husumet yokluğundan davanın usulden reddine, ..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacılar vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İş bu davanın, müvekkillerince davalı şirketin haklı sebeple fesih edilmesinden ibaret olduğunu, haklı sebep olarak murisin ölümünden sonra şirket hisselerinin genel kurul toplantısı sonucu alınacak karar ile hisse intikalinin müvekkillerine yapılmaması, şirketin ortağı ve yetkili temsilcisi olan ... un müvekkillerine murisin ölümünden beri kar payı dağıtmaması, müvekkillerine şirket hakkında bilgi vermemesi, aynı zamanda şirket ortağı olan murise ait olan şirketin bulunduğu taşınmazın içine girilmesine engel olması, murisin ölümünden beri usule ve yasaya uygun olarak genel kurulun toplanamamasının bulunduğunu, dava dilekçelerinde davaya ilişkin tüm iddia ettikleri hususlar belgeleri ile ortaya konduğunu, mahkemece davalı yetkili ortağının malvarlığının dosyaya getirilmediğini, mahkemesince Haklı sebeple feshe dair tespit ve değerlendirme yapılmadığını, bu hususta inceleme ve araştırma yapılmadan eksik ve hukuka aykırı inceleme ile hüküm kurulduğunu, İlk derece mahkemesinin eksik ve hukuka aykırı inceleme ile hüküm kurmuş olması yüzünden; davanın usulden reddine dair verilmiş gerekçeli kararının usul ve yasaya açıkça aykırı olup hukuka aykırı olduğunu, kararın müvekkilleri lehine olacak şekilde kaldırılması gerektiğini, gerekçeli karara dayanak olabilecek ve emsal teşkil eden hiçbir yargı kararının olmadığını, usulden redde dair hüküm verilmiş ise de; limited şirket ortaklığında müvekkillerinin babasının ölümünden sonra müvekkillerine payların devrinin yetkili ortak ... tarafından yapılmadığını, bu hususun başlıca limited şirketin feshi için haklı sebep teşkil ettiğini ısrarla belirtmelerine rağmen; ilk derece mahkemesince müvekkillerinin limited şirketin feshi talebinin diğer mirasçıların olur(muvafakat) vermesi şartına bağlanmasının, murisin şirket hisselerine tereke temsilcisi atanması gibi hukukumuzda kabul edilmeyen ve dayanaksız şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, dosyaya getirilen evraklarda ve belgelerde tespit edileceği üzere; SGK kayıtlarında uzun süredir davalı şirketin sigortalı işçi çalıştırmadığının görüldüğü bu nedenle gayri faal durumda olduğu, şirketin faaliyetlerine devam etmesi için gerekli envarterlerinin bulundurmaması ve şirketin malvarlığının bulunmadığının görüldüğü bu nedenle borca batık olduğu, davalı şirketin ikinci cevap dilekçesinde; petrol dağıtım şirketi ile yapılacak yenileme sözleşmesinde yetkili ortak ... 'ın imza atma yetkisinin olmadığını ve bu sebeple şirket faaliyetlerinin imkansızlaşarak sekteye uğradığını açıkça ikrar ettiği bu nedenle ana sözleşmedeki amaç ve konunun gerçekleşmesine hukuken imkan bulunmadığı, davalı şirketin savunmasına dayanak olan şirkete ait hiçbir evrak, belgenin iş bu dosyaya sunmadığı ve davalının delil listesi ve şirket ticari defterlerini de mahkemeye bildirmediği göz önüne alındığında ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiğinin görüldüğünü, bu hususların başlı başına şirketin haklı sebeple feshine dair emare veya kesin delil teşkil ettiğini, İlk derece mahkemesince bu hususta hiçbir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesinin hukuka aykırı olup kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurularının talepleri doğrultusunda kabulüne, mahkemece müvekkilleri lehine olacak şekilde Derece mahkemesinin hukuka, usul, yasa, yargı içtihadlarına aykırı Kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkememizde duruşmalı olarak görülmesine ve akabinde yargılama sonucu davanın kabulüne ve lehe karar verilmesine; aksi halde kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak ve lehe hüküm kurulmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Kararın kaldırılması akabinde; Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzda yer alan geçici hukuki koruma olan şirket malvarlığı üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve davalıdır şerhi konulmasına dair talepleri reddedildiğinden; telafisi imkansız ve güç sonuçlar doğacağı, bu doğrultuda hukuki koruma altına alınan haklara ve kamu düzenine aykırı red kararının usul ve yasalara açıkça aykırı olması yüzünden şirkete ait olan taşınır ve taşınmaz mallar, banka hesapları üzerinde "İhtiyati tedbir ve davalıdır" şerhi "konulmasına" , şirketin adresi olarak gösterilen fakat ortak murise ait taşınmaz içinde envanter tespiti yapıldıktan sonra muhafaza altına almak amacıyla kapısının "mühürlenmesine", tüm harç, masraf ve sair tüm yargılama giderlerinin davalının üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece tesis edilen kararın usul ve yasaya uygun olup davacılarca ileri sürülen istinaf taleplerinin yersiz olduğunu, işbu davada şirket ortağının ölümü ile şirketteki hisse üzerinde mirasçıların elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre hak sahibi konumunda olduklarını TMK madde 640 uyarınca mirasçıların tereke üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceğinden işbu davada diğer mirasçıların muvafakatinin zorunlu olduğunu, bu eksikliğin davacı yanca giderilmemesi nedeniyle yerel mahkemece davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olup işbu kararın yerinde olduğunu savunmuştur.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, hukuki niteliği itibari ile; 6102 sayılı TTK'nun 636/3. maddesi uyarınca açılmış limited şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesi istemlerine ilişkindir.Feshi istenen davalı şirket, Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün Sarız ... sicil numarasında bir limited şirkettir. Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün16/11/2023 tarihli cevabi yazısı ekindeki kayıtların incelenmesinde davalı şirket ... ve ... isimli iki ortaklı bir şirket olduğu ve anılan ortakların şirket müdürleri olarak şirketin ticari unvanı veya kaşesi altında müşterek ve münferiden koyacakları imzaları ile şirketi temsil ve ilzama yetkili oldukları, davalı şirket ortaklarından olan ... nin vefatından sonra şirketteki paylarının mirasçılarına intikalinin yaptırılmadığı, elbirliği halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmediği görülmüştür.Davacılar vekili tarafından dava dilekçesi ekinde davacıların murisi ... 'ye ait Sarız Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 12/08/2022 tarihli, 2022/123 Esas ve 2022/117 Karar sayılı mirasçılık belgesi örneği sunulmuştur. İncelenmesinde davacıların murisi ve davalı şirketin ortağı olan ... 'nin 02/08/2022 tarihinde vefatı ile geride mirasçı olarak davacılar ... , ... ve ... ile dava dışı ... , ... ... , ... ve ... 'nun mirasçı olarak kaldığı görülmüştür. Sarız Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 12/08/2022 tarihli, 2022/123 Esas ve 2022/117 Karar sayılı mirasçılık belgesi incelenmesinde; davacıların murisi ve davalı şirketin ortağı olan ... 'nin 02/08/2022 tarihinde vefatı ile geride mirasçı olarak davacılar ... , ... ve ... ile dava dışı ... , ... , ... , ... ve ... 'nun mirasçı olarak kaldığı görülmüştür.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 596, 599 uncu maddelerine göre ortağın ölümü halinde ortaklık payı mirasçılarına iştirak halinde intikal edeceğinden haklı sebebe dayalı fesih istemli bu davayı tüm mirasçıların birlikte açmaları veya anlaşamamaları halinde miras şirketi mümessili aracılığıyla açmaları taraf teşkilinin sağlanması yönünden zorunludur. (Yargıtay 11. H.D 2022/3961 Esas 2024/137 Karar) Mahkemece 14/11/2023 tarihli ara kararının 2. Numaralı bendi incelendiğinde; davacılara Sarız Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 12/08/2022 tarihli ve 2022/123 Esas - 2022/117 Karar sayılı mirasçılık belgesinde isimleri yazılı muris ... nin dava dışı diğer mirasçılarının muvakatlarının sağlanması veya TMK'nun 640/3. madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye temsilci tayin ettirilmesi için ilgili mahkemesinde dava açmaları için 19.02.2023 tarihli ön inceleme duruşmasına kadar kesin süre verildiği, kesin süreye uyulmadığı takdirde HMK'nun 114/1-(d) ve 115/2. maddesi uyarınca davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verileceğinin belirtildiği görülmüştür.Mahkemece ilgili ara kararın davacılar vekiline 20.11.2023 tarihinde tebliğ edildiği ön inceleme duruşmasının 19.02.2024 tarihinde yapıldığı görülmüştür.Davacılara verilen süre usulüne uygun olup davacıların ön inceleme duruşma tarihi olan 19.02.2024 tarihine kadar ara karar uyarınca işlem yapmadıkları anlaşılmaktadır.Dosya kapsamında toplanan delillere ve tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, ilk derece mahkemenin somut olaya yönelik kanıtları takdirinde ve hukuki ilişkiyi nitelendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/3961 Esas 2024/137 Karar sayılı ilamındaki tespitlere göre istinaf edilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere göre davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 19/02/2024 tarih ve 2023/995 E - 2024/189 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3- İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/04/2024