Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2025/553 K.2025/615

🏛️ Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/553 📋 K. 2025/615 📅 11.04.2025

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ......
KARAR NO : ......
KARAR TARİHİ : 11/04/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 14/11/2024
NUMARASI : ... Esas ... Karar
DAVACILAR : 1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ... S
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Hisse Devrinin İptali ve Tescili
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 11/04/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 11/04/2025
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar ve davalı öz kardeş olduğunu, tarafların ortak murisi olan babaları ....... vefat etmesi üzerine kendileri dışında dava dışı anneleri ve kız kardeşi mirasçı olarak kaldıklarını, tarafların üst murisi olan babaları ....... davamıza konu ....... Makina Sanayi Ticaret Limited Şirketinin (.......) (... Mh. ... Cd. No:63 Karatay adresinde) kurucusu ve hakim ortağı bulunduğunu, muris bu şirkette bulunan 200 hissesinin 80 hissesini 03.02.2016 tarihinde davalı oğlu ...'ya devrettiğini, söz konusu bu devir işlemi noterde satış olarak gösterilmiş ise de gerçekte bir satış olmayıp, aslında diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılmış gizli bir bağışlama olduğunu, dolayısıyla muvazaalı olarak yapılan bu işlem hukuka aykırı olup, uygulamadaki adıyla muris muvazaası yapılmış durumda olduğunu, bu nedenle iptal edilmesi gerektiğini bu nedenlerle ....... Makine Sanayi Ticaret Limited Şirketinin 03.02.2016 tarihindeki murisi .......'dan davalı ...'ya yapılan satışın kısmen iptali ile davacıların miras payları oranında bu şirkette hisse sahibi olmasına ve sicilde bu şekilde tesciline, bunun mümkün olmaması halinde şu hisse bedellerine karşılık şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan olarak alınarak ayrı ayrı eşit olarak davacılara verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın konusunun ....... Mak. San. Tic. Ltd. Şti.'ne ilişkin hisselere yönelik olduğunu, bu sebeple davada Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, alım satımdan bahsedilen hissenin ne kadar olduğu dava dilekçesinde belli olmadığını, hisseye tekabül eden nominal değer dava dilekçesinde gösterilmediğini, 10.000 TL'nin davalılardan alınarak davacılara eşit olarak verilmesi tabirinden neyin kastedildiğinin belirli olmadığını, 03/02/2016 tarihinde herhangi bir şirket hissesi alım satımının olmadığını dolayısıyla dava dilekçesi açık ve net olmadığını, şirket hissedarı olan .......'nın terekesinin henüz tespit edilemediğini, davacılar saklı payını aşan miktarda murise ait mal varlığının bulunduğunu, davanın hukuki yarar bulunmaması sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun kararlarından da anlaşılacağı üzere muris üzerine kayıtlı olan taşınmazların diğer mirasçılardan miras payını gizlemek, kaçırmak amacıyla aslında bağışlama olduğu halde bir diğer mirasçısına tapuda satış göstererek payın topu kayıtlarını iptal etmesi neticesinde muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescili davasının açılabileceği keyfiyeti olduğu, murisin davalıya devretmiş olduğu taşınmaz tapu kaydının olmadığını, murisin ....... Ltd. Şti.'deki var olan 120 adet hissesinini 80 adedini oğlu ...'ya 29/01/2016 tarihinde bağışlama suretiyle devrettiğini, limited şirket hisseleri menkul hükmünde olduğunu, tapulu bir taşınmaz olmadığını, şirket hissesinin satılmadığını, bağışlandığını, saklı paylara tecavüz olmadığını, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Dava konusunun dava dışı şirketin hissedarının vefat etmesi üzerine mirasçılarının dava dışı şirketin hisselerine ilişkin olarak 200 hissenin 80 adedinin davalıya devredilmiş olduğunu ve bu hisse senetlerinin devrinini iptali ile davacı mirasçılar adına tescilini talep ettikleri anlaşılmıştır.
Yargıtay 11. HD.'nin 2016/3771 Esas 2016/5972 Karar sayılı ilamında; "Dava, muris muvazaasına dayalı hisse devrinin iptali ve mümkün olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup, 5271 sayılı TMK'nın 576. maddesi hükümlerine göre açılacak davalar, TTK'nın 4. maddesi kapsamındaki ticari dava niteliğinde olmadığından, davanın görülüp sonuçlandırılmasının Ticaret Mahkemesinin görevine girmediği açıktır. Bu itibarla, mahkemece Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, öncelikle görev hususu incelenmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." şeklinde belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; TTK.'nın ilgili maddeleri ve Yargıtay 11. HD.'nin 2016/3771 Esas 2016/5972 Karar sayılı ilamı da göz önünde bulundurulduğunda, dava konusunun ticari dava niteliğinin bulunmaması itibariyle Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve;
Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİ ile mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Konya......Asliye Hukuk Mahkemesinin GÖREVLİ olduğuna,
Kararın HMK'nun 21/c maddesi gereğince kanun yoluna başvurmaksızın kesinleşmesi halinde görev konusunda yargı yerinin belirlenmesi maksadıyla dosyanın HMK'nın 22/2.maddesi gereğince Konya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
6100 sayılı HMK.nun 20/1.maddesi gereğince kanun yoluna başvuru halinde bu başvurunun reddi halinde red kararının veya görevli yargı yerinin belirlenmesi halinde bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin başvurması halinde dava dosyasının Konya......Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, bu süre içerisinde taraflardan birinin başvurmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına KARAR VERİLMESİNE" şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacılar vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından TTK'nın ilgili maddeleri göz önünde bulundurulduğunda dava konusunun ticari dava niteliğinin bulunmaması itibariyle Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevsiz olduğu gerekçeleri ile davanın usulden reddine karar verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup kaldırılmasının gerektiğini, mutlak ticari davaların, ticari hayatın gerekliliklerine uygun olarak ticari iş ve işlemlerden kaynaklanan belirli uyuşmazlıkların çözümünde özel bir düzenleme getirmekte ve ticaret hukuku kapsamındaki diğer düzenlemelerle uyumlu bir şekilde uygulandığını, TTK md. 4/1 e göre kanunda aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğunu, Asliye Ticaret Mahkemesinin olmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemelerinin bu davalara bakmakla görevli olacağını, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme tarafından verilen davanın usulden reddine kararının kaldırılarak dava konusunun mutlak ticari dava olduğu göz önünde bulundurularak Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna yönelik ve tüm talepler açısından davanın kabulüne, dava masraf ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Mahkemece verilen görevsizlik kararı, davacı yanca istinaf edilmiştir.
Dava konusunun dava dışı şirketin hissedarının vefat etmesi üzerine mirasçılarının dava dışı şirketin hisselerine ilişkin olarak 200 hissenin 80 adedinin davalıya devredilmiş olduğunu ve bu hisse senetlerinin devrinini iptali ile davacı mirasçılar adına tescilini talep ettikleri anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, mirasbırakanın üzerinde tapuda kayıtlı olan taşınmazların miras bırakan ya da vekili (temsilcisi) tarafından aslında bağış olduğu halde satış biçiminde temlik edilmesi durumunda uygulama olanağı bulur.
İçtihadı birleştirme kararları kapsamları ile sınırlı gerekçeleri ile yol gösterici ve sonuçları ile bağlayıcı kararlar olduğundan tapuda yapılan temlikler dışındaki işlemler yönünden belirtilen içtihadı birleştirme kararı uygulanamaz. Ancak, böyle hâllerde genel muvazaa hükümlerinin uygulanması gerekir. Gerçekten, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 19. maddesi hükmünde genel muvazaa düzenlenmiş olup, “…..tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır” hükmü getirilmiştir. Mirasçı sözleşmenin tarafı olmadığından sözleşmenin muvazaalı olarak yapıldığı iddiası her türlü delille kanıtlanabilir. Özellikle, resmi sicillere bağlı tutulan malların muvazaalı devrinde TBK'nin 19. maddesinin uygulanabileceği ve muvazaa iddiasının araştırılacağı yasal ve yargısal uygulama gereğidir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2009 günlü ve 1999/4-286 esas, 1999/293 karar sayılı kararında da aynı görüş benimsenmiştir.
Hâl böyle olunca, davanın konusunu oluşturan şirket hisselerinin devri yönünden TBK’nin 19. maddesi (mülga BK 18. madde) kapsamında değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda ise talep açıkça dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 18. maddesinden kaynaklanmakta olup, bu tür taleplerde yargılama görevi Ticaret Mahkemelerine ait değildir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk Muhakemeleri Kanuna göre davanın her aşamasında mahkemenin resen görevli olup olmadığına karar verebileceği hükmünü içermektedir. Yine yargılama devam ederken yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu 114 maddede mahkemelerin görevinin dava şartı olduğu ve 115 maddede de dava şartlarının davanın her aşamasında incelenebileceği belirtilmiştir.
Şu durumda, genel hükümlere göre açılan muvaza nedeniyle tapu iptali ve tescil davasına bakma görevi genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesine ait olup, Ticaret Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından buna yönelik istinafın reddi gerekmiştir.
(Bkz. Yargıtay 4. HD 2012/7703 Esas, 2013/12617 Karar; Yargıtay 11. HD.'nin 2016/3771 Esas, 2016/5972 Karar; Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2018/1458 Esas, 2020/6738 Karar sayılı ilamları)
Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
2-Davacılar tarafından alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların davacılar üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
HMK'nın 362/1-c maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.11/04/2025
...
Başkan
...
e-imzalı
...
Üye
...
e-imzalı
...
Üye
...
e-imzalı
...
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.