Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi E.2024/28 K.2025/338
T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .......
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : .......
KARAR NO : .......
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ....... (..........)
ÜYE : ....... (..........)
ÜYE : ....... (..........)
KATİP : ....... (..........)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/11/2023
NUMARASI : .......... Esas - .......... Karar
DAVACI : ..........
VEKİLİ : Av. .......
DAVALI : ..........
VEKİLLERİ : Av. ....... Av. ....... Av. ....... Av. .......
DAVANIN KONUSU : Sebepsiz Zenginleşmeden Kaynaklanan Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 20/02/2025
G. KARAR YAZIM TARİHİ : 25/02/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Davacı şirket ile davalı şirket arasında yapılan 24/02/2016 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile Konya ili Meram İlçesi .......... Mah. .......... Pafta ....... Ada 1 Parselde yapılacak olan dairelerden B2 Blok 2. Kat 06 nolu daire için 616.800,00 TL'ye anlaştıklarını, davacının satım bedelinin 50.000,00 TL tutarını 26.02.2016 tarihinde, 50.000,00 TL tutarını 28.04.2016 tarihinde, 516.800,00 TL tutarını ise 30.06.2016 tarihinde ödediğini ancak davalı şirketin daireyi sözleşme gereği 28/02/2019 tarihinde teslim edemediğini, davacının sözleşmeyi 20/09/2019 tarihinde feshederek ödediği tahsili amaçlı olarak ihtarname gönderdiğini, satım bedelinin ödenmediğini ileri sürerek 616.800,00 TL bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davacının dava konusu taşınmazın devir tarihi gelmeden sözleşmeden döndüğünü, söz konusu dönmenin sözleşmeye uygun olmadığını, dava konusu taleplere ilişkin hak düşürücü ve zamanaşımı itiraz ve def'ini ileri sürdüklerini, TMK'nın 2. maddesi göre tarafların dürüstlük kuralına uygun davranması gerektiğini, davacıya dava konusu taşınmaz yerine ikame bir daire teslim etmeyi teklif etmelerine rağmen bunu kabul etmediğini, davacı ile davalı şirketin sözleşmeden dönme nedeniyle davacıya ödenecek beledin belirlenmesinde uyuşmazlık çıktığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 12.2. maddesine göre satıcının temerrüdü halinde alıcının aylık 500,00 TL kira parası talep edebileceğinden sözleşmeden dönme amaçlı eldeki davanın reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
DAİREMİZİN 28/12/2022 TARİH VE .......... ESAS ve ....... KARAR SAYILI KARARINDA ÖZETLE; "...Dava, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre iadesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 24/02/2016 tarihinde adi yazılı şekilde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi akdedildiği, sözleşme kapsamında davacı alacı tarafından davalı satıcı şirkete 618.000,00 TL ödeme yapıldığı, satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazın davacıya tapu devrinin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri TBK'nın 29, Noterlik Kanunun 60/3 ve 89. maddeleri uyarınca resmi senet şeklinde düzenlenmesi ve noter huzurunda iki tarafça imzalanması suretiyle geçerlilik kazanır. Sözleşmenin şekil şartı kamu düzeni ile ilgili olup noter tarafından düzenleme şeklinde yapılması zorunludur. Resmi şekilde yapılmayan sözleşmeler geçersiz olup, geçersiz sözleşmeler uyarınca, taraflar sözleşme kapsamında birbirlerine verdiklerini her zaman geri isteyebilirler. Sözleşme geçersiz olduğundan sözleşme hükümleri değerlendirilerek tarafların sorumlulukları belirlenemez. Geçersiz sözleşme hükümlerine dayalı talep de bulunulması mümkün değildir.
Taraflar arasında geçersiz de olsa sözleme ilişkisi bulunduğuna göre sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak isteminde zamanaşımı süresi 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi uyarınca 10 yıldır. Mahkemece zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu belirlenerek zamanaşımı savunmasına itibar edilmeyerek işin esasına geçilmesi yerinde olmuştur. Bu itibarla, davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiş ve reddine karar verilmiştir.
Eldeki davada geçersiz sözleşme uyarınca ödenen bedelin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsili talep edildiğine göre; bu talebin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ve denkleştirici adalet ilkesinin esas alınması suretiyle tahsiline ilişkin olduğu kabul edilmelidir. (Emsal Yargıtay 3. HD'nin 24/12/2019 tarih, 2019/5630 esas 2019/10470 karar sayılı ilamı) Bu bakımdan mahkemece uzman hesap bilirkişinden rapor alınarak ödenen bedelin ödeme tarihlerinden davacı tarafından gönderilen 20/09/2019 tarihli ihtarname tarihine kadar denkleştirici adalet ilkesine göre ulaşacağı bedel belirlenmeli ve mahkemece belirlenen bedelin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalıdır. (Emsal Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/13611 E. 8597 K. Sayılı ilamı)..." gerekçesiyle 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/12/2022 tarih ve .......... Esas - .......... Karar sayılı kararının kaldırılmasına, karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "...Dava, "adi yazılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereğince ödenen bedele ilişkin alacak" davasıdır.
Yargıtay 3. HD’nin 01.12.2015 gün ve 2015/11260 E. 2015/19233 K. sayılı emsal içtihadına göre, "Davada, geçersiz (harici) sözleşme gereğince ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme koşullarına göre tahsili talep edilmektedir. Geçersiz sözleşmelerde 07.06.1939 tarih ve 1936/31 E.- 1939/47 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince ve TBK'nun 146. (BK'nun 125.) maddesine göre zamanaşımı süresi 10 yıldır."
Yargıtay 3. HD’nin 07/06/2017 gün ve 2016/524 E. 2017/9222 K. sayılı emsal içtihadına göre de, "Taraflar arasındaki 05/07/2012 tarihli satış vaadi sözleşmesi haricen düzenlenmiştir. TMK 706, TBK 237 (BK 213.md.), TK 26 ve Noterlik Kanununun 60 ve 89. maddeleri gereğince gayrimenkul mülkiyetinin nakline ilişkin sözleşmeler resmi şekilde yapılmadıkça geçersiz olup, hukuken alıcıya her hangi bir hak bahşetmez. Bu nedenle, taraflar arasında düzenlenen harici satış sözleşmesi mülkiyetin nakli bakımından geçersiz olup, taraflar aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilirler... Geçersiz sözleşmeye göre bir bedel ödenmiş ise, 10.07.1940 tarih ve 1939/2 E.,1940/77 K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, taraflar satışın kanıtlanması durumunda verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca isteyebilirler."
Somut olayda ; taraflar arasındaki 24/02/2016 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin noterden yapılmayıp haricen düzenlenmesi nedeniyle yukarıda yazılı emsal içtihatlarda da belirtildiği gibi, geçersiz olduğu belirlenmiştir.
Her ne kadar her iki tarafın edimlerini yerine getirmesinden sonra sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması teşkil edecek ise de, davalı tarafın edimini yerine getirmediği sabit olup, sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması teşkil etmeyecektir. Taraflar, sözleşmenin geçersizliği ileri sürmemiş ise de bu hususun re'sen de değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılarak sözleşmenin geçersiz olduğu kabul edilmiştir.
Davalı taraf her ne kadar dava dilekçesindeki ve talep arttırım dilekçesindeki bedeller yönünden zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazı ile hukuki yarar yokluğu itirazında bulunmuş ise de ; yukarıda yazılı emsal içtihatta da belirtildiği üzere geçersiz sözleşmelerden dolayı da zamanaşımı süresi 10 yıl olup, dava (ve BAM 5. HD'nin gerekçelerine göre Mahkememizce davanın re'sen belirsiz alacak davası olarak vasıflandırılması nedeniyle talep arttırım dilekçesi yönünden de yine dava) tarihi itibariyle bu sürenin geçmemesi nedeniyle zamanaşımı itirazı reddedilmiştir. 6098 s. TBK'nın 82. maddesi gereğince zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğunun kabul edilmesi halinde de taşınmazın teslimi için öngörülen 28/02/2019 tarihinden itibaren de dava tarihine kadar 2 yıl geçmediği için zamanaşımı süresinin yine dolmadığı sonucuna varılmıştır. Bu davaya uygulanacak hak düşürücü süre olmadığı gibi davacının alacağın tahsili için dava açmakta hukuki yararı da olduğu belirlendiğinden davalı tarafın zamanaşımı, hak düşürücü süre ve hukuki yarar yokluğu yönündeki itirazları reddedilmiştir.
Yine yukarıda yazılı emsal içtihatlarda belirtildiği üzere, geçersiz sözleşmeye göre bir bedel ödenmiş ise, 10.07.1940 tarih ve 1939/2 E.,1940/77 K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, taraflar satışın kanıtlanması durumunda verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca isteyebilirler.
6098 s. TBK'nın 117/2. maddesi gereğince de, davalı tarafın kötüniyeti ispat edilemediğinden sebepsiz zenginleşme yönünden temerrüt için ihtar gerektiği sonucuna varılmış, davacı tarafından davalıya Konya.... Noterliği'nin 20/09/2019 gün ve .......... yevmiye nolu ihtarnamesi gönderilerek, bedel iadesi için 1 günlük süre tanındığı, ihtarnamenin davalıya 24/09/2019 tarihinde tebliğ edildiği ve 26/09/2019 tarihinde temerrüdün gerçekleştiği belirlenmiştir.
Konya BAM 5. HD tarafından "eldeki davada geçersiz sözleşme uyarınca ödenen bedelin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsili talep edildiğine göre; bu talebin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ve denkleştirici adalet ilkesinin esas alınması suretiyle tahsiline ilişkin olduğu kabul edilmelidir. (Emsal Yargıtay 3. HD'nin 24/12/2019 tarih, 2019/5630 esas 2019/10470 karar sayılı ilamı) Bu bakımdan mahkemece uzman hesap bilirkişinden rapor alınarak ödenen bedelin ödeme tarihlerinden davacı tarafından gönderilen 20/09/2019 tarihli ihtarname tarihine kadar denkleştirici adalet ilkesine göre ulaşacağı bedel belirlenmeli ve mahkemece belirlenen bedelin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalıdır. (Emsal Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/13611 E. 8597 K. Sayılı ilamı)" gerekçesiyle Mahkememizin önceki kararı kaldırılmıştır.
Konya BAM 5. HD'nin kararı gereğince bilirkişiden rapor alınmış, ihtarname tarihi itibariyle davacının denkleştirici adalet prensibine göre alacağının 1.153.906,66 TL. olduğu belirlenmiş ve davacı tarafından da bu bedele uygun olarak talep arttırım dilekçesi sunulmuştur.
Davalı tarafın BAM tarafından kaldırılan önceki kararımız gereğince Konya.... İcra Müdürlüğünün .......... E. sayılı dosyasına kısmi ödeme yaptığı belirlenmiş, Yargıtay 11. HD’nin 15/10/2014 gün ve 2014/8788 E. 2014/15602 K. emsal içtihadında da belirtildiği üzere bu ödemenin icra baskısı altında yapılması nedeniyle davayı (ödenen miktar itibarıyla) konusuz bırakmadığı ve yapılan bu ödemenin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ve infazda değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödediği bedeli temerrüt tarihinden itibaren işleyecek talep gibi avans faiziyle beraber davalıdan isteyebileceği sonucuna varılarak, davasının talep arttırım doğrultusunda kabulüne karar vermek gerekmiş ancak, feri nitelikteki faiz yönünden talep gibi ihtarname tarihinden itibaren değil, ihtarnameyle sağlanan temerrüt tarihinden itibaren faiz istenebileceği sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle Davacının davasının KABULÜ ile 1.153.906,66 TL. alacağın, temerrüt tarihi olan 26/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (ve davalının Konya.... İcra Müdürlüğü'nün .......... E. sayılı takip dosyasına yaptığı ödemeler yönünden tahsilde tekerrür olmamak ve bu ödemeler infazda değerlendirilmek kaydıyla) davalıdan alınarak davacı verilmesine, davacının fer'i nitelikteki fazlaya ilişkin faiz taleplerinin reddine, karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde denkleştirici adalet ilkesine göre paranın tahsilini talep etmediğini, mahkemenin taleple bağlı kalarak talep konusu alacak hakkında değerlendirme yapması gerektiğini, davacının faiz talebinin de reddine karar verildiğini belirterek istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava; sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve özellikle dairemizin kaldırma kararına uygun olarak yargılama yapılmış olmasına göre, mevcut delillerin takdirinin ve yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verilen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/11/2023 tarihli ve .......... Esas - .......... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davalıdan alınması gereken 78.823,36 TL istinaf karar harcından peşin alınan 19.435,99 TL'nin mahsubu ile bakiye 59.387,37 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin Dairemiz kararı temyiz edilirse Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşirse İlk Derece Mahkemesince düzenlenmesine)
Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince re'sen davacıya iadesine,
Kararının Dairemizce taraflara tebliğ edilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/02/2025
.......
Başkan
..........
¸e-imzalıdır.
.......
Üye
..........
¸e-imzalıdır.
.......
Üye
..........
¸e-imzalıdır.
..........
Katip
..........
¸e-imzalıdır.
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸