Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/1325 K.2025/1037

🏛️ Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1325 📋 K. 2025/1037 📅 08.07.2025

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/05/2024
NUMARASI : ... Esas - ... Karar
ASIL DAVA DOSYASINDA
İSTİNAF EDEN DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...
BİRLEŞEN Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN
... ESAS - ... KARAR SAYILI DOSYASINDA
İSTİNAF EDEN DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...
ASIL VE BİRLEŞEN DAVA: Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 08/07/2025
YAZIM TARİHİ : 09/07/2025
Asıl ve birleşen dava davacıları tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 07/05/2024 tarihinde tesis edilen asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin karara karşı asıl ve birleşen dava davacılarının istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
ASIL DAVA: Asıl dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkili aleyhine haksız ve mesnetsiz olarak Konya.... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile 110.000,00 TL bedelli kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlattığını, icra takibine konu kambiyo senedinin; 27/08/2019 düzenleme tarihli, 27/08/2020 vade tarihli 300.000,00 TL değerinde kıymetli evrak olmasına rağmen davalı şirket tarafından haksız ve mesnetsiz olarak sadece 110.000,00 TL'nin icra takibine konu edildiğini ve dosyanın kesinleştiğini, müvekkilinin, davalı şirkete herhangi borcu olmadığı gibi üzerine kayıtlı davalı şirket tarafından devredilen herhangi bir taşınmazının da bulunmadığını, takibe konu senedin gayrimenkul alım satımına ilişkin teminat karşılığı davalı şirkete verildiğini ve bedelinin ödendiğini, müvekkilinin kardeşine alınan taşınmaz bedelinin nakden davalı şirkete verildiğini ve tapu senedine yazıldığını, davalı şirket tarafından nakit karşılığı olarak alınan taşınmaz bedeli, tapuda düşük gösterilmiş ise de müvekkili tarafından davalı şirkete senet karşılığı bedelinin nakden ödendiğini, davalının haksız ve kötüniyetli olarak müvekkili aleyhinde icra takibi başlattığını, tapu senedinin, resmi senet olup aksi ispatlanana kadar geçerli olduğunu, ayrıca tarafların taşınmaz değerini aldıklarını tapu senedi ile de kabul ve beyan ettiklerini, davalının bir limited şirket olup defter tutma yükümlülüğünün bulunduğunu, müvekkilinin davalı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığı ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği ile boyutu şirkete ait defter kayıtlarından görülecek olup davalı şirkete ait tüm defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiğini beyan ederek Konya.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden icraya konulan 300.000,00 TL'lik senet açısından müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine,
davalı aleyhine haksız olarak icra takibi başlatması nedeniyle senet miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Asıl dava dosyasına davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takip konusu bononun teminat senedi olmadığını, bononun illetten mücerret şekilde düzenlenmiş kıymetli evrak vasfını haiz olduğunu, bono üzerinde de teminat senedi olduğunu gösterir herhangi bir ibare veya beyan bulunmadığını, aksi yöndeki iddiaların ancak yazılı delil ile ispat edilebileceğini, davacının dava konusu bononun teminat olarak verildiğine ilişkin iddiasını yazılı delil ispatlaması gerektiğini, söz konusu iddianın tanık dahil başkaca bir ispat vasıtası ile ispatlanmasına muvafakatlerinin bulunmadığını, taraflar arasında birden çok ticari ilişki bulunduğunu, dava konusu bononun ticari ilişkilerin neticesinde bakiye borç bedeli olarak müvekkili şirkete verildiğini, söz konusu bono bedelinden, borçluların bakiye borcunun da icra takibine konu edildiğini, bedelin borçlular tarafından ödenmediğini, bono bedelinin ödendiği iddiasına ilişkin ispat külfetinin davacı üzerinde olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA: Birleşen dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkili ile müvekkilinin abisi aleyhine aleyhine haksız ve mesnetsiz olarak Konya.... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile 110.000,00 TL bedelli kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlattığını, icra takibine konu kambiyo senedinin; 27/08/2019 düzenleme tarihli, 27/08/2020 vade tarihli 300.000,00 TL değerinde kıymetli evrak olduğunu, ancak davalı şirket tarafından sadece 110.000,00 TL bedel üzerinden takip başlatılmışsa da müvekkilinin davalı şirkete borcunun bulunmadığını, müvekkilin yurt dışında ikamet etmesinden ötürü aleyhine başlatılan icra takip işlemlerini çok sonradan öğrendiğini, takip konusu senedin gayrimenkul alım- satımına ilişkin teminat karşılığı olarak davalı şirkete verildiğini, bu bedelin davalı şirkete, taşınmazın devrinden sonra elden teslim şeklinde ödendiğini, müvekkilinin Konya ili, Karatay ilçesi, ...... Mah. ... ada ve ... parsel numarada bulunan mesken niteliğindeki taşınmazı davalı şirketten satın aldığını ve bedelini de nakden davalı şirkete verdiğini, bu hususun tapu senedine de yazıldığını, davalı şirket tarafından nakit karşılığı alınan taşınmaz bedelinin tapuda düşük gösterilmiş ise de müvekkilinin ve kardeşinin davalı şirkete borcu bulunmadığını, müvekkilin abisi ... tarafından Konya ili, Karatay ilçesi, ...... Mah. ... ada ve ... parselde bulunan tarlanın, davalı şirkete karşılığında 2 bağımsız bölüm alınmak üzere devredildiğini, taraflar arasındaki sözleşme ekinde yer alan sözleşmeye istinaden ...'a ...... Mahallesi ... ada ve...parselde bulunan '...... Konutları ... Blok....Kat Doğu Kuzey Batı Cephe' olan daire ile ...... Mah. ... Ada, ...Parselde bulunan '...... Sitesi ... Bok No:...' de bulunan daire verileceğini, ancak ...... oturan kişinin evi tahliye etmemesi sebebiyle müvekkiline devrinin gerçekleşmediğini, davalı şirket tarafından daha iyi bir konumda bulunan başka bir yerden ...'a daire verileceği vaadiyle, ...'a devri yapılan taşınmaz için 60.000,00 TL daha ödeme yapmayı teklif ettiğini ve bu evin devri sırasında bedelin de davalı şirkete ödendiğini, şirket yetkililerinin ...'a ve müvekkiline taşınmaz değerini ödeyeceğine dair senet imzalamasının daha iyi olacağını söyleyerek 300.000,00 TL bedelli senedi kötüniyetli olarak imzalattırdığını, müvekkilinin abisinin davalı şirkete güvenmesine istinaden kefil olarak senedi imzaladığını, müvekkiliyle abisinin senetteki yazılı olan borcun olmadığını beyan ettiklerini ve senedi düzeltmelerini istemeleri üzerine davalı şirket yetkililerinin hata olduğunu, muhasebecilerinin hatalı yazdığını ve düzeltileceğini öne sürerek müvekkillerini geçiştirdiklerini, akabinde de müvekkillerinin evin devrinden sonra borçlarını davalı şirkete elden ödediklerini, davalının haksız ve kötüniyetli olarak müvekkili aleyhinde icra takibi başlattığını, tapu senedinin, resmi senet olup aksi ispatlanana kadar geçerli olduğunu, ayrıca tarafların taşınmaz değerini aldıklarını tapu senedi ile de kabul ve beyan ettiklerini, davalının bir limited şirket olup defter tutma yükümlülüğünün bulunduğunu, müvekkilinin davalı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığı ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği ile boyutu şirkete ait defter kayıtlarından görülecek olup davalı şirkete ait tüm defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiğini beyan ederek Konya.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden icraya konulan müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine,
davalı aleyhine haksız olarak icra takibi başlatması nedeniyle senet miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Birleşen dava dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takip konusu bononun teminat senedi olmadığını, bononun illetten mücerret şekilde düzenlenmiş kıymetli evrak vasfını haiz olduğunu, bono üzerinde de teminat senedi olduğunu gösterir herhangi bir ibare veya beyan bulunmadığını, aksi yöndeki iddiaların ancak yazılı delil ile ispat edilebileceğini, davacının dava konusu bononun teminat olarak verildiğine ilişkin iddiasını yazılı delil ispatlaması gerektiğini, söz konusu iddianın tanık dahil başkaca bir ispat vasıtası ile ispatlanmasına muvafakatlerinin bulunmadığını, taraflar arasında birden çok ticari ilişki bulunduğunu, dava konusu bononun ticari ilişkilerin neticesinde bakiye borç bedeli olarak müvekkili şirkete verildiğini, söz konusu bono bedelinden, borçluların bakiye borcunun da icra takibine konu edildiğini, bedelin borçlular tarafından ödenmediğini, bono bedelinin ödendiği iddiasına ilişkin ispat külfetinin davacı üzerinde olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Somut olayda, davacılar davaya konu bononun gayrimenkul satış sözleşmesinin teminatı olarak davalıya verildiğini iddia etmiş, davalı ise davacılar tarafından verilen bononun gayrimenkul satış sözleşmesine istinaden alınmadığını, davalıların başka borç ilişkisi nedeniyle bono verdiğini savunmuştur.
Her ne kadar mahkememizce davalının ticari defterlerinin incelemesinde, takibe konu bononun davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ise de; Davaya konu kambiyo senedi illetten mücerret borç ikrarını içerdiğinden ticari defterlere kayıt edilmemesinin senede bağlı alacağın talep edilmesine engel olmayacağı kanaatine varılmıştır.
Davalının davacı ile aralarında bono dışında başka bir hukuki ilişki bulunduğunu savunması, takibe konu bono üzerinde teminat senedi olduğu ve gayrimenkul satışı için verildiğine ilişkin bir kaydın olmaması karşısında, takibe konu bono nedeniyle borçlu olunmadığının ispat külfetinin davacılar üzerinde olduğu ve davacıların borçlu olunmadığı iddiasını yazılı ve kesin delillerle ispatlaması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davacılar, bonoya bağlı borcun ödendiğini ve bononun teminat senedi olarak verildiğini yazılı delillerle ispatlayamadığından kendilerine yemin delili hatırlatılmış, davacıların yemin teklifinde bulunmadığı görülmüştür.
Davacılar borçlu olmadığını yemin delili ile de ispatlayamadığından asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl dava dosyasında davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından Konya ili, Karatay ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkiinde ... ada, ... parsel numarasında yer alan taşınmazın davalı şirkete müvekkiline iki daire verilmesi karşılığında devredildiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre davalı şirket tarafından müvekkiline Konya ili, Karatay ilçesi, ...... Mah. ... ada,... Parselde bulunan '...... Konutları ... Blok....Kat Doğu Kuzey Batı Cephe' olan daire ile ...... Mah. ... Ada, ... Parselde bulunan '...... Sitesi ... Bok No:...' de bulunan dairelerin müvekkiline devredileceği anlaşılmasına rağmen davalı şirketin müvekkiline vadedilen herhangi bir daireyi vermediğini, müvekkili adına kayıtlı bulunan tarla bedeli için 400.000,00 TL'nin davalı tarafından hesaplandığını ve mezkur dairelerin alımının kararlaştırıldığını, ancak müvekkiline davalı şirket tarafından hiçbir dairenin devredilmediğini, hatta ...... Sitesi ... Bok No:...' de bulunan taşınmazdan konum olarak olarak daha iyi bir yer verileceğinin davalı tarafından beyan edildiğini ve ...... Sitesi 5.katta bulunan dairenin değerinin daha yüksek olduğu bu nedenle müvekkilinin 60.000,00 TL daha vermesi gerektiğine dair talepte bulunulduğunu, müvekkillerinin daha iyi bir konumda bulunan bir daire alacağı umuduyla 60.000,00 TL daha ödeme yapmayı kabul etmiş ise de şirket yetkililerinin senet imzalamasının daha iyi olacağını söyleyerek 300.000,00 TL bedelli senedi kötüniyetli olarak müvekkiline imzalattıklarını, müvekkilinin senedi imzalaması akabinde bu bedelde borcu olmadığını beyan etmiş ise de davalı şirket yetkililerinin hata olduğunu ve düzeltileceğini öne sürerek müvekkilini geçiştirdiklerini, akabinde de davalı şirket tarafından müvekkili hakkında Konya....İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe konu 27/08/2019 düzenleme tarihli, 27/08/2020 vade tarihli 300.000,00 TL'lik senede istinaden 110.000,00 TL tutarında icra takibi konusu yapıldığını, müvekkilin, davalı şirkete herhangi borcu olmadığı gibi üzerine kayıtlı davalı şirket tarafından devredilen herhangi bir taşınmazın da bulunmadığını bu hususun 22/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiğini, bilirkişi tarafından da senet borcunun ödendiği dile getirilmişse de mahkemece bu hususun göz önüne alınmadığını, takibe konu senet gayrimenkul alım- satımına ilişkin teminat karşılığı davalı şirkete verilmiş olup işbu bedelin davalı şirkete ödendiğini, taşınmazın değerinin tapu dairesinde düşük gösterildiğini, dairenin bedeli tapuda 190.000,00 TL olarak gösterilmesi karşısında davalı şirket tarafından 300.000,00 TL senet borcundan düşmek suretiyle icra takibi başlatıldığını, ayrıca davalının bir limited şirket olup defter tutma yükümlülüğünün bulunduğunu, davalı şirketin söz konusu senedi ticari defterine kaydetmemekle birlikte daire karşılığında ödeme yapıldığını belirterek ticari defterlerinde şeffaf davranmadığını, taraflar arasında ev alım satımından başkaca işlem bulunmadığını, mahkemece ticari defterlerde yer almayan 300.000,00 TL senedin 190.000,00 TL'sinin nasıl ödendiği, neden ödendiğinin araştırılmadığını, ayrıca ... tarafından bilirkişi raporunda da görüldüğü üzere 256.000,00 TL'nin davalılara ödendiğini, her ne kadar mahkemece davaya konu kambiyo senedinin illetten mücerret borç ikrarını içerdiğinden ticari defterlere kayıt edilmemesinin senede bağlı alacağın talep edilmesine engel olmayacağı belirtilmişse de tüzel kişi tacir olan ticaret şirketlerinin; tüm işlerinin ticari olduğunu, ticari defter tutma ve bulundurma zorunluluklarının bulunduğunu, borç ve alacak ilişkilerini açıkça görülebilir şekilde ortaya koymak zorunda olduğunu, davalı şirketin bu yükümlülüğü ihlal ettiğini, taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir ise, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden tarafın iddiasının ispat edilmiş sayılacağını, ibrazdan kaçınma halinde davacının iddiasını ispat etmiş sayılacağını, ibrazı durumunda sonucun ne olacağı konusunda düzenleme yapılmamış olmakla birlikte Yargıtay uygulamalarında defterlerin ibrazı halinde davacı taraf münhasır davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına dayandığından uyuşmazlığın davalının ticari defter ve kayıtlarına göre çözümlenmesi gerektiğinin kabul edildiğini, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki tespit edilemediğinden borcun varlığı ve bononun düzenleniş sebebinin kanıtlanamadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Birleşen dava dosyasında davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından Konya ili, Karatay ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkiinde ... ada,... parsel numarasında yer alan taşınmazın davalı şirkete müvekkiline iki daire verilmesi karşılığında devredildiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre davalı şirket tarafından müvekkiline Konya ili, Karatay ilçesi, ...... Mah. ... ada, ... Parselde bulunan '...... Konutları ... Blok....Kat Doğu Kuzey Batı Cephe' olan daire ile ...... Mah. ... Ada, ... Parselde bulunan '...... Sitesi ... Bok No:...' de bulunan dairelerin ...'a devredileceği anlaşılmasına rağmen davalı şirketin ...'a vadedilen herhangi bir daireyi vermediğini, ... adına kayıtlı bulunan tarla bedeli için 400.000,00 TL'nin davalı tarafından hesaplandığını ve mezkur dairelerin alımının kararlaştırıldığını, ancak ...'a davalı şirket tarafından hiçbir dairenin devredilmediğini, hatta ...... Sitesi ... Bok No:...' de bulunan taşınmazdan konum olarak olarak daha iyi bir yer verileceğinin davalı tarafından beyan edildiğini ve ...... Sitesi 5.katta bulunan dairenin değerinin daha yüksek olduğu bu nedenle müvekkilinin 60.000,00 TL daha vermesi gerektiğine dair talepte bulunulduğunu, müvekkillerinin daha iyi bir konumda bulunan bir daire alacağı umuduyla 60.000,00 TL daha ödeme yapmayı kabul etmiş ise de şirket yetkililerinin senet imzalamasının daha iyi olacağını söyleyerek 300.000,00 TL bedelli senedi kötüniyetli olarak müvekkiline imzalattıklarını, müvekkilinin senedi imzalaması akabinde bu bedelde borcu olmadığını beyan etmiş ise de davalı şirket yetkililerinin hata olduğunu ve düzeltileceğini öne sürerek müvekkilini geçiştirdiklerini, akabinde de davalı şirket tarafından müvekkili hakkında Konya....İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe konu 27/08/2019 düzenleme tarihli, 27/08/2020 vade tarihli 300.000,00 TL'lik senede istinaden 110.000,00 TL tutarında icra takibi konusu yapıldığını, müvekkilin, davalı şirkete herhangi borcu olmadığı gibi üzerine kayıtlı davalı şirket tarafından devredilen herhangi bir taşınmazın da bulunmadığını bu hususun 22/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiğini, bilirkişi tarafından da senet borcunun ödendiği dile getirilmişse de mahkemece bu hususun göz önüne alınmadığını, takibe konu senet gayrimenkul alım- satımına ilişkin teminat karşılığı davalı şirkete verilmiş olup işbu bedelin davalı şirkete ödendiğini, taşınmazın değerinin tapu dairesinde düşük gösterildiğini, dairenin bedeli tapuda 190.000,00 TL olarak gösterilmesi karşısında davalı şirket tarafından 300.000,00 TL senet borcundan düşmek suretiyle icra takibi başlatıldığını, ayrıca davalının bir limited şirket olup defter tutma yükümlülüğünün bulunduğunu, davalı şirketin söz konusu senedi ticari defterine kaydetmemekle birlikte daire karşılığında ödeme yapıldığını belirterek ticari defterlerinde şeffaf davranmadığını, taraflar arasında ev alım satımından başkaca işlem bulunmadığını, mahkemece ticari defterlerde yer almayan 300.000,00 TL senedin 190.000,00 TL'sinin nasıl ödendiği, neden ödendiğinin araştırılmadığını, ayrıca müvekkili ... tarafından bilirkişi raporunda da görüldüğü üzere 256.000,00 TL'nin davalılara ödendiğini, her ne kadar mahkemece davaya konu kambiyo senedinin illetten mücerret borç ikrarını içerdiğinden ticari defterlere kayıt edilmemesinin senede bağlı alacağın talep edilmesine engel olmayacağı belirtilmişse de tüzel kişi tacir olan ticaret şirketlerinin; tüm işlerinin ticari olduğunu, ticari defter tutma ve bulundurma zorunluluklarının bulunduğunu, borç ve alacak ilişkilerini açıkça görülebilir şekilde ortaya koymak zorunda olduğunu, davalı şirketin bu yükümlülüğü ihlal ettiğini, taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir ise, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden tarafın iddiasının ispat edilmiş sayılacağını, ibrazdan kaçınma halinde davacının iddiasını ispat etmiş sayılacağını, ibrazı durumunda sonucun ne olacağı konusunda düzenleme yapılmamış olmakla birlikte Yargıtay uygulamalarında defterlerin ibrazı halinde davacı taraf münhasır davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına dayandığından uyuşmazlığın davalının ticari defter ve kayıtlarına göre çözümlenmesi gerektiğinin kabul edildiğini, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki tespit edilemediğinden borcun varlığı ve bononun düzenleniş sebebinin kanıtlanamadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava ve birleşen dava menfi tespit talebine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Somut olayda davalı tarafından asıl ve birleşen dava davacıları aleyhine Konya....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 27/08/2019 tanzim, 27/08/2020 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak 110.000,00 TL asıl alacak, 13.860,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 123.860,00 TL alacak üzerinden kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlatıldığı, bononun keşidecisini asıl dava davacısı ..., aval verenin birleşen dava davacısı ... olduğu, bono lehtarının da davalı şirket olduğu anlaşılmıştır.
Davacılar, dava konusu bononun taşınmaz alım satımına teminat olarak verildiğini ve daha sonradan da ödendiği iddia ederek menfi tespit talep etmekte, davalı ise dava konusu bononun borç karşılığı alındığını, bonodan kalan bakiye borcun ödenmediğini savunarak davaların reddini talep etmektedir.
Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir.Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. Borçlu, bononun başka bir amaçla verildiği yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlamalıdır. Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir. Kambiyo senetlerinin ticari defterlere kaydedilmesi zorunluluğu da bulunmamaktadır. Dava konusu somut olayda davacılar, dava konusu bononun taşınmaz alım satımına teminat olarak verildiğini ve daha sonradan da ödendiği ileri sürmektedirler. Buna göre ispat yükü davacılarda olup davacıların, dava konusu bononun taşınmaz alım satımına teminat olarak verildiği ve daha sonradan da ödendiği yönündeki iddialarını yazılı delillerle ispatlamaları gerekir. Davacılar bu yönde iddialarını ispatlayacak yazılı delil sunamamış, mahkemece hatırlatılmasına rağmen davalı tarafa yemin teklifinde de bulunmamışlardır.
Bu sebeple ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacılar tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından asıl ve birleşen dava davacılarının istinaf başvuru taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl ve birleşen dava davacılarının istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL karar ve ilam harcının asıl dava davacısından tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL karar ve ilam harcının birleşen dava davacısından tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5-İstinafa başvuran asıl ve birleşen dava davacıları tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
7-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda birleşen dava yönünden HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin, asıl dava yönünden HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; verilen kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 08/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
...