Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2024/724 K.2025/1760

🏛️ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/724 📋 K. 2025/1760 📅 23.10.2025

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/724 - 2025/1760
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/724
KARAR NO : 2025/1760
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/01/2024
NUMARASI : 2022/1071 Esas - 2024/27 Karar
DAVACILAR : 1- ... - [TCKN: ...] ...
: 2- ... - [TCKN: ...] - ...
VEKİLİ : Av. ...- ...
DAVALI : ... - [VKN: ...] - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Menfi Tespit ve İstirdat
DAVA TARİHİ : 28/12/2022
KARAR TARİHİ : 23/10/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 05/11/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müteveffa ... tarafından, QNB Finansbank A.Ş.'nin Sakarya Şubesinden 10.04.2015 tarihinde ... referans numarasıyla 300.000,00-TL tutarında kredi kullandığını, kredi ile birlikte müteveffaya hayat sigortası yapılması talebinde bulunulduğunu, talep üzerine müşteri riskine yönelik olarak kredi veren davalı bankaca Cigna Finans Emeklilik ve Hayat A.Ş. üzerinden 150.000,00-TL teminatlı 16.04.2015 başlangıç ve 16.04.2017 bitiş tarihli ... referans numaralı hayat sigortası poliçesi düzenlendiğini, taraflar arasında kredi ile bağlantılı olarak düzenlenen hayat poliçesinin kredi süresince devam edeceğinin kararlaştırıldığını, bu sebeple kredi sözleşmesinde yer alan ödeme planının devamında "1 yıldan uzun vadeli kredilerde, devam eden yıllarda da sigorta ücreti ayrıca tahsil edilecektir." ibaresi konulduğunu, ancak kredi devam ederken 26.07.2020 tarihinde kredi borçlusu ... vefat ettiğinde mirasçı ... tarafından bakiye borcunu ödenmeye devam ettiğini, fakat sigorta şirketince poliçenin yenilenmemesi gerekçe gösterilerek mirasçıya ödeme yapılmayacağı açıklandığını, davalı bankaya poliçenin neden yenilenmediği hakkında müracaat edildiğini, müracat neticesinde bankadan "poliçe bitiş tarihinde şube tarafından firmaya yapılan ziyaretlerde sigorta istenmemesi nedeniyle yeni poliçe düzenlenmediği bilgisi edinilmiştir" şeklinde yanıt alındığını, her ne kadar müteveffanın poliçeyi yenilemek istememesi nedeniyle yeni poliçe yapılmadığı belirtilmişse de bu ifadenin gerçeği yansıtmadığını, poliçenin yapılmasının müteveffa tarafından talep edildiği gibi Genel Kredi Sözleşmesinin 21.maddesinde; "tarafların, poliçe süresinin sona ermesi halinde yenileme yapılacağını kararlaştırdıkları, müşterinin yenileme yükümlülüğünü ihlali halinde, prim ve masrafları müşteriye ait olmak üzere bankanın sigorta poliçesi imzalayabileceği" şeklinde düzenlendiğini, yine kredi sözleşmesinin ödeme planının devamında "1 yıldan uzun vadeli kredilerde, devam eden yıllarda da sigorta ücreti ayrıca tahsil edilecektir." ibaresinin yer aldığını, bankanın sigorta poliçesini yenileme sorumluluğunu üstlendiği fakat bu sorumluluğu yerine getirmediğini, davacının mezkur sorumluluk gereği vefat tarihinde bulunan bakiye borçtan poliçe limitiyle sorumlu olduğunu ve hayat sigortası poliçesinin yenilenmemesi nedeniyle, vefat tarihinde müteveffanın davalı bankaya olan borcunun hesaplanmasını, sigorta poliçesi yenilenmiş olsa idi sigorta şirketi tarafından ödenecek tutarının poliçe limitini aşmayacak şekilde belirlenmesini, belirlenen tutar üzerinden poliçe teminat miktarını aşmayacak şekilde davacıların davalı bankaya borcunun olmadığının tespitini, davacıların bu süreçte bankaya fazla ödeme yaptığının tespiti halinde belirlenen tutarın istirdatına karar verilmesini ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı bankaya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların, müteveffa ...’ın yasal mirasçıları olduğunu ve davalı Banka müşterisi müteveffa ...’ın davalı bankadan kredi kullandığını, kredi kapsamında müteveffaya hayat sigortası yapıldığını, müteveffa lehine ... nolu, 16.04.2015 başlangıç ve 16.04.2017 bitiş tarihli Bes'te Hayat Var Uzun Süreli Hayat Sigortası Poliçesi’nin düzenlendiği, ilgili poliçenin vade süresi boyunca aktif kaldığı ve 16.04.2017 tarihinde sonlandığı tespit edildiğini, dava konusu poliçenin dava dilekçesinde iddia edilenin aksine, davalı banka nezdinde kullanılan herhangi bir krediye bağlı olarak düzenlenmemiş olup, davalı bankanın işbu poliçede dain-i mürtehin konumunda da bulunduğunu, buna göre 2 yıl süre ile davalı banka nezdinde kullanılan herhangi bir krediyle bağlantılı olmadan düzenlenen dava konusu poliçe, müteveffanın vefat tarihinde yürürlükte bulunmamakla birlikte, davalı banka tarafından düzenlenmeyen, imzalanmayan, daini mürtehin konumunda dahi bulunmayan ve sadece acentelik görevinin yerine getirildiği sigorta sözleşmesi dolayısıyla davacının talebinin davalı bankaya karşı ileri sürülmesi hukuken mümkün olmadığını, davalı bankanın sadece ve sadece müteveffa ile dava dışı sigorta şirketi arasında imzalanan sözleşmeye aracılık etmiş durumda olup, sözleşmenin tarafı da olmadığını, bu kapsamda sadece sigortalı ve sigortacıyı bir araya getiren, aralarındaki sözleşmenin düzenlenmesine aracı olmuş davalı bankaya husumet yöneltilmesinin mümkün olmayacağının her türlü izahtan vareste olduğunu, Sigorta Hukukundan doğan tazminat davalarının 2 yıllık zaman aşmına tabi olup bu haliyle huzurdaki davanın öncelikle süre yönünden incelenmesi gerektiğini, davanın süresinde açılıp açılmadığının tespitini, davanın süresinde açılmaması halinde kanunun âmir hükmü gereği hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddini talep ettiğini, Mahkemece görülen davaya yetki itirazının bulunduğunu ve davalı banka hakkında açılan davada yetkili mahkemenin İstanbul Nöbetçi Ticaret Mahkemesi olduğunu, davanın dava dışı Cigna Sağlık Hayat ve Emeklilik A.Ş.'ye ihbar edilmesini talep ettiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu poliçe davalı banka nezdinde kullanılan herhangi bir krediye bağlı olarak düzenlenmemiş olup, davalı bankaca yapılan hayat sigortasında dain-i mürtehin sıfatına da sahip olmadığını, davalı banka tarafından yalnızca acentelik görevi yerine getirildiğinden, işbu görev yerine getirilirken mevzuat kapsamındaki yükümlülüklerine uygun şekilde davranıldığını, ayrıca kredi sözleşmesi ile hayat sigortası sözleşmesinin tarafları ile her bir sözleşmede taraflara yüklenen yükümlülükler ve hakların birbirinden bağımsız ve farklı olduğunu ve mirasçıların kredi borcundan sorumlu olduğunu, müteveffanın vefat tarihinde mevcut hayat sigortası olduğu değerlendirildiğinde dahi, sigorta tazminatına hak kazandığı ispat edilmesi gerektiğini, bu nedenle davacıların tüm iddia ve taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyan ile davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Açılan davanın REDDİNE ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan raporda sigorta sözleşmelerinde bilgilendirmeye ilişkin yönetmeliğe dayanılarak davalı bankanın bilgilendirme sorumluluğunun bulunduğunun belirtildiğini, yargılamanın konusu bankanın bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğine ilişkin olduğundan ve alınan bilirkişi raporu ile davalı bankanın bu sorumluluğu yerine getirmediği anlaşıldığından bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, yargılama sırasında olaya uygulanacak hukuk normu yönünden yargılama sırasında iki farklı değerlendirme ortaya konulduğunu, poliçenin kredi ile bağlantılı olması halinde; bilirkişi raporu esas alınarak kredinin bağlantılı olmadığı sonucuna varılması hatalı olup poliçenin kredi ile bağlantılı olması halinde ise Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği gereği kredi veren kuruluşun bilgilendirme sorumluluğu bulunduğunu, davalı bankanın "bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi" yenileme döneminde bilgilendirme sorumluluğu bulunup, bu sorumluluğu yerine getirmediği görüldüğünden davanın kabulüne karar verilmesini, yine, davalı bankanın, poliçe kredi ile bağlantılı olmasa dahi Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik gereği acente sıfatıyla bilgilendirme sorumluluğu bulunduğunu, Mahkeme hükme esas aldığı raporu dahi görmezden gelerek davalının sorumluluğunu yok sayarak davanın reddine karar verdiğini, emsal kararlar, hesaplama, hesaplama şekli, sunulan dekontların dikkate alınmaması, davacıların kredinin faiz, vergi gibi giderlerinden sorumlu olmadığı gözetildiğinde yapılan ödemelerin taksit ödemesi olarak kabul edilmesi de hatalı bulunduğunu beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf talebi yerinde bulunmadığını, Yerel Mahkemenin kararı usul ve yasaya uygun bulunduğunu beyan ederek, davacı yanın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 16/01/2024 Tarih - 2022/1071 Esas - 2024/27 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davacıların yenilenmeyen poliçe teminat miktarınca borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit ile fazladan yapılan ödemenin istirdadı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacı vekili dava dilekçesinde; müteveffa ... tarafından, QNB Finansbank A.Ş.'nin Sakarya Şubesinden 10.04.2015 tarihinde ... referans numarasıyla 300.000,00-TL tutarında kredi kullandığını, kredi ile birlikte müteveffaya hayat sigortası yapılması talebinde bulunulduğunu, talep üzerine müşteri riskine yönelik olarak kredi veren davalı bankaca Cigna Finans Emeklilik ve Hayat A.Ş. üzerinden 150.000,00-TL teminatlı 16.04.2015 başlangıç ve 16.04.2017 bitiş tarihli ... referans numaralı hayat sigortası poliçesi düzenlendiğini, taraflar arasında kredi ile bağlantılı olarak düzenlenen hayat poliçesinin kredi süresince devam edeceğinin kararlaştırıldığını, bu sebeple kredi sözleşmesinde yer alan ödeme planının devamında "1 yıldan uzun vadeli kredilerde, devam eden yıllarda da sigorta ücreti ayrıca tahsil edilecektir." ibaresi konulduğunu, ancak kredi devam ederken 26.07.2020 tarihinde kredi borçlusu ... vefat ettiğinde mirasçı ... tarafından bakiye borcunu ödenmeye devam ettiğini, fakat sigorta şirketince poliçenin yenilenmemesi gerekçe gösterilerek mirasçıya ödeme yapılmayacağı açıklandığını, davalı bankaya poliçenin neden yenilenmediği hakkında müracaat edildiğini, müracat neticesinde bankadan "poliçe bitiş tarihinde şube tarafından firmaya yapılan ziyaretlerde sigorta istenmemesi nedeniyle yeni poliçe düzenlenmediği bilgisi edinilmiştir" şeklinde yanıt alındığını, Genel Kredi Sözleşmesinin 21.maddesinde; "tarafların, poliçe süresinin sona ermesi halinde yenileme yapılacağını kararlaştırdıkları, müşterinin yenileme yükümlülüğünü ihlali halinde, prim ve masrafları müşteriye ait olmak üzere bankanın sigorta poliçesi imzalayabileceği" şeklinde düzenlendiğini, yine kredi sözleşmesinin ödeme planının devamında "1 yıldan uzun vadeli kredilerde, devam eden yıllarda da sigorta ücreti ayrıca tahsil edilecektir." ibaresinin yer aldığını, bankanın sigorta poliçesini yenileme sorumluluğunu üstlendiğini fakat bu sorumluluğu yerine getirmediğini, belirlenen tutar üzerinden poliçe teminat miktarını aşmayacak şekilde davacıların davalı bankaya borcunun olmadığının tespitini, davacıların bu süreçte bankaya fazla ödeme yaptığının tespiti halinde belirlenin tutarın istirdatına karar verilmesini talep ettiği, davalı vekili cevap dilekçesinde davacıların, müteveffa ...’ın yasal mirasçıları olduğunu ve davalı Banka müşterisi müteveffa ...’ın davalı banka’dan kullandığını, kredi kapsamında müteveffaya hayat sigortası yapıldığını, müteveffa lehine ... nolu, 16.04.2015 başlangıç ve 16.04.2017 bitiş tarihli Bes'te Hayat Var Uzun Süreli Hayat Sigortası Poliçesi’nin düzenlendiği, ilgili poliçenin vade süresi boyunca aktif kaldığı ve 16.04.2017 tarihinde sonlandığı tespit edildiğini, dava konusu poliçenin dava dilekçesinde iddia edilenin aksine, davalı banka nezdinde kullanılan herhangi bir krediye bağlı olarak düzenlenmemiş olup, davalı bankanın işbu poliçede dain-i mürtehin konumunda da bulunmadığını belirterek davanın reddini talep ettiği, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık hayat sigortası poliçesinin yenilenmeyeceğinin banka tarafından borçluya usulüne uygun şekilde bildirilip bildirilmediği, bildirmesinin gerekip gerekmediği, sigortanın yenilenmemesinde tarafların kusurunun bulunup bulunmadığı, davacıların bu durumda murislerinin borcundan sorumlu olup olmadıkları, sorumlu iseler miktarının ne kadar olacağı hususundadır.
QNB Finansbank A.Ş. ile müteveffa ... arasında 10.04.2015 tarihli 800.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi yapıldığı, Genel Kredi Sözleşmesi'ne davacı ... 10.04.2015 tarihinde attığı kefalet imzası ile 800.000,00 TL’sine kadar müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduğu, ayrıca bu sözleşme kapsamında davalı banka tarafından Müteveffa ...’a 10.04.2015 tarihinde 300.000,00 TL tutarlı 120 ay vadeli ticari taksitli kredi kullandırıldığı görülmektedir.
Muris ile davalı arasında yapılan genel kredi sözleşmesinin 21. maddesinde "Taraflar, bu Sözleşme'nin esasları içinde ;tesis edilmesi ve/veya verilmesi gerekli bütün teminatların, rehnedilmiş ve edilmemiş bütün akreditiflerin konusu malların yangına, nakliye rizikosuna ve rehin konusu mal, hak veya alacağın niteliğine. göre diğerher türlü rizikolara karşı Banka'ca da kabul edilecek bir sigorta şirketine yine Banka'ca kabul edilecek şartlarla Müşteri'nin Banka lehine sigorta yaptırmasını, sürelerinin bitmesi halinde sigorta poliçelerinin yenilemesini, kararlaştırmışlardır. Tarafların anlaşması veya Müşteri'nin Sigorta ettirme veya süresi biten sigorta poliçesini yenileme mükellefiyetini ihlal etmesi halinde, prim ve masrafları Müşteri'ye ait olmak üzere, Banka kendi veya muhabiri adına sigorta poliçesi "imzalayabilir. Banka sigortâ bedelini, bu bedele “esas olacak piyasa rayicini de göz önünde bulundurarak tayin edebilir. Banka; sigorta bedelinin sigorta edilebilir değerden aşağı “olmasını kabul'ettiği takdirde Müşteri, sigortacının sigorta bedelini aşmamak şartıyla zararın tamamından sorumlu olmasını sağlamayı ve prim farkının kendisi tarafından ödeneceğini taahhüt ve garanti eder. Sigorta ettirilmiş teminatlar daha önce sigorta ettirilmiş bulunuyorsa, Müşteri bunlara ait poliçeleri dain-i mürtehin sıfatıyla Banka'ya devir ve ciro etmeyi, bununla, ilgili ihbar ve işlemleri gerçekleştirmeyi, sürelerinin bitiminde yenilemeyi taahhüt eder. " düzenlemesi bulunsa da 03/11/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile tespit edildiği üzere bu madde dava konusu hayat sigortasını kapsamadığı, bu maddenin “bütün teminatların, rehnedilmiş ve edilmemiş bütün akreditiflerin konusu malların yangına, nakliye rizikosuna ve rehin konusu mal, hak veya alacağın” sigortalanmasını kapsadığı anlaşılmaktadır.
Sözleşme ve poliçe tanzim tarihinde yürürlükte bulunan 13.03.2015 tarihli 29294 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliğinin 1. maddesi; “Bu Yönetmeliğin amacı, kredi kuruluşları tarafından verilen bireysel kredilerle bağlantılı olan zorunlu veya ihtiyari sigorta ürünlerinin sunumunda birlik ve güvenilirliği sağlamak, ilgililerin hak ve menfaatlerini korumak ve verilecek hizmete ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” şeklinde olup; yine aynı yönetmeliğin 2.maddesi de “Bu Yönetmelik, Türkiye’de faaliyet gösteren her türlü kredi kuruluşunun sağladığı bireysel kredilerle bağlantılı yaptırılan ihtiyari veya zorunlu sigortaları ve bu sigortalar dâhilinde verilecek teminatları kapsar.” şeklindedir. Anılan yönetmeliğin 16.maddesi ile davacının davaya dayanak yaptığı 17.01.2009 tarihli ve 27113 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
Anılan yasal düzenlemelerden de açıkça anlaşılacağı üzere; 13.03.2015 tarihli 29294 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliğinin 1.ve 2.maddesinde açıkça yönetmeliğin “Bireysel kredilerle bağlantılı ” sigortalarla ilgili düzenlemeler içerdiği, davacıların murisi ile davalı arasındaki 10.04.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğu ve ticari kredi olduğu, 13.03.2015 tarihli 29294 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliğinin ticari krediler yönünden uygulanmasının söz konusu olmadığı (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2023/4455 esas 2024/2741 karar sayılı ilamı, dairemizin 2023/771 esas 2024/1351 karar sayılı ilamı) anlaşılmıştır. Ayrıca taraflar arasındaki sözleşmede hayat sigortası yapılacağına dair bir hüküm bulunmadığı gibi, davalıya hayat sigortası poliçesini yenileme veya bildirim yükümlülüğü de yüklenmemiş olup, davacılar murisinin kredi sözleşmesinin vadesinin bitiminden sonra (16/04/2017'de) vefat ettiği anlaşıldığından, murisin hayat sigortasının yenilenmesinde yararı bulunmadığı, istinaf eden davalı bankaya kusur atfedilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/14806 esas 2021/4000 karar sayılı ilamı)
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,80-TL istinaf karar harcının her iki davacı yönünden ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/10/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*