Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3050 K.2025/3020

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3050 📋 K. 2025/3020 📅 16.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/3050 E.  ,  2025/3020 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/387 E., 2024/71 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; 1157 (yeni 171 ada 62) parsel sayılı taşınmazdaki paylarına ilişkin ifraz çalışmasının ve diğer işlemlerin takibi için davalı ...'a vekaletname verdiğini, vekilin vekalet görevini kötüye kullanarak haberi olmaksızın taşınmazdaki payını davalı ...'a satış suretiyle temlik ettiğini, davalıların arasındaki devrin muvazaalı olduğunu, satış bedelinin de ödenmediğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... davaya süresinde cevap vermemiş, 04.10.2017 tarihli beyan dilekçesi ile; taşınmazın gerçekte dava dışı babası ...'e ait olduğunu, ancak babasının davacıya güvenmesi ve yeniden satış masrafları yapılmaması amacıyla taşınmazı tapuda devralmadığını, taşınmaza ilişkin ifraz çalışması ve vergi işlemleri için vekaletname gerektiğini söyleyip davacıdan vekaletname aldığını ve taşınmazı daha önceden tanıdığı dava dışı Hüsmen Kaya'nın tanıdığı olan davalı ...'a, daha sonra kendisine devredilmek üzere geçici süreliğine, bedelsiz temlik ettiğini, temlikten babasının ve davacının haberinin olmadığını belirtmiştir.
2. Davalı ...; taşınmazı emlakçılar aracılığıyla yatırım amaçlı satın aldığını, dava dışı ...'e 110.000,00 TL havale yoluyla, 30.000,00 TL elden olmak üzere toplam 140.000,00 TL ödeme yaptığını, Selami'nin bu paranın 130.000,00 TL'sini vekil ...'a teslim ettiğini, kalan 10.000,00 TL'sinin de komisyon ücreti olarak paylaşıldığını, satış bedelini bu şekilde ödediğini, iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.02.2021 tarihli ve 2019/80 Esas, 2021/103 Karar sayılı kararıyla; vekil olan davalı ... tarafından vekalet görevinin kötüye kullanıldığı ancak davalı ... ile diğer davalı ...’ın çıkar ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2022 tarih ve 2021/985 Esas 2022/793 Karar sayılı kararıyla; Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; “Somut olayda, vekil olan davalı ... tarafından vekalet görevinin kötüye kullanıldığı hususunda tereddüt yoktur. Davalı ...'ın ediniminin iyiniyetli olup olmadığı, TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacağı noktasına gelince; dinlenen tanık beyanları arasında açık çelişkiler bulunmakla; tarafların bildirdiği tanıkların yeniden dinlenmesi, beyanları arasında yine çelişki bulunması halinde birbirleri ile yüzleştirilerek çelişkilerin giderilmesi, daha sonra davalı ...'ın iyiniyetli olup olmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz ve çelişkili tanık beyanları ile davalı ...'ın iyiniyetli kabul edilmesi doğru olmamıştır.” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılıp İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde, vekil olan ... ve babasının emlak işiyle uğraştıkları, ...'ın, babasının ...'da yeri/yerleri olması nedeniyle ... ile bağlantısı olduğu, ... da ...'da uzun yıllardır emlak sektöründe çalıştığı dikkate alındığında ... ile ... birbirlerini tanıdıkları, davalı ...'ın ediniminin iyiniyetli olmadığı ve bu haliyle TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ...’ın iyi niyetli olarak emlakçılar aracılığı ile yatırım yaptığını, aracılar... ve diğer davalı ... tarafından dava konusu taşınmazın davalı ...’a satıldığını, davalı banka hesabından 110.000,00 TL ... hesabına havale yaptığını, 30.000,00 TL'nin de elden ...’e teslim edildiğini, ...’in de toplam ücretin 130.000,00 TL tutarını vekil ...’a teslim ettiğini, kalan 10.000,00 TL'nin komisyon ücreti olarak emlakçılar arasında paylaşıldığını, davacının verdiği vekaletnamenin bilincinde olduğunu, davalı ...’ın iyi niyetli olduğunu, davacının vekil ...’dan tazminat talep edebileceğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ...'in 16.08.2016 tarihinde çekişme konusu 1157 (yeni 171 ada 62) parseldeki payının satışına ilişkin yetki içerir vekaletname ile davalı ...'ı vekil tayin ettiği, vekil ...'ın davacının taşınmazdaki payının tamamını 11.10.2016 tarihinde davalı ...'a satış suretiyle temlik ettiği, temlike konu payın dava ve satış tarihlerindeki keşfen saptanan değerinin 237.479,38 TL olduğu anlaşılmaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 10.542,67 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına,
Dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
16.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.