Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1570 K.2025/2754

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1570 📋 K. 2025/2754 📅 29.05.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/1570 E.  ,  2025/2754 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2561 E., 2025/258 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ereğli(Konya) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/368 E., 2024/371 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Konya ili ... ilçesi ... köyünde bulunan ve 163 cilt 5 sayfa 106 sırada kayıtlı 204.937 m2 taşınmazın 3/32 payının davacı adına kayıtlı olduğunu, taşınmazın yakınından geçen doğal suyun taşması sonucu davacının taşınmazı uzun yıllar kullanamadığını, suyun çekilmesi üzerine kullanılabilir hale gelmiş olmasına rağmen taşınmazın tapu senedini bulamaması ve Tapu Müdürlüğünden tapu kaydını tespit edememesi nedeniyle haklarını talep edemediğini, tapu senedini bulduktan sonra yaptığı araştırmada taşınmazın herhangi bir işlem görmeyip eski parsel numarası ile kayıtlı olduğunu öğrendiğini, müracaatı üzerine Tapu Müdürlüğü tarafından yeni tapu sicil numarası tespit edilememiş olduğundan davacının fiilen yaptırdığı tespit sonucunda taşınmazın 161 ada 1 ve 2 parsel numarası alarak Hazine adına kaydedildiğini tespit ettiğini, bu taşınmazların eski haritalarının tapulu taşınmaz haritası ile uyumlu olduğunu, taşınmazların geldisi olan Konya ili ... ilçesi .... köyü 335 ve 337 parsel sayılı taşınmazların senetsizden Hazine adına tespit edildiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca ikinci kadastronun hükümsüz olduğunu, Hazine adına oluşan tapu kaydının yok hükmünde olduğunu, Yargıtay kararlarına göre mükerrer tapu iptali nedenine dayalı davalarda hak düşürücü sürenin uygulanmayacağını ileri sürerek 161 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıtlı 3/32 hisseli tapu kaydının yeni parsel numarası ile tespit ve tescilini talep etmiştir. Davacının yargılama sırasında ölmesi üzerine mirasçıları davaya devam etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davacının iddiasına konu taşınmazın .... köyünde, davaya konu taşınmazların ise .... köyünde bulunduğunu, davacının adına kayıtlı olduğunu iddia ettiği taşınmazın 335 ve 337 parseller olmadığını, mükerrer tapunun bulunmadığını, 335 ve 337 parsel sayılı taşınmazların 27.12.1993 tarihinde Hazine adına hükmen tescil edilerek kesinleştiğini, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, tespitin doğru olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davaya konu taşınmazların kadastro tutanaklarının 23.11.1964 tarihinde tespit edildiği, davanın 09.07.2020 tarihinde hak düşürücü süreden sonra açıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmazların Hazine adına tespit edildiği, Komisyon kararına yapılan itirazın reddi üzerine Kadastro Mahkemesinde açılan davada verilen tespit gibi tescil hükmünün 27.12.1993 tarihinde kesinleştiği, davanın açıldığı 09.07.2020 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davacı tarafının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesindeki hususları tekrarlamış, dava konusu tapulu taşınmazın kadastro tespiti sonucu oluşmuş tapu kaydına göre davacı tarafından satın alındığını, davacının tapusuna güvenerek tapulu taşınmazın ayrı bir mülkiyete konu olmayacağı düşüncesi ile itiraz etmediğini, kanunen de böyle bir yükümlülüğü ve zamanaşımı bulunmadığını, davacının tapu kaydında halen malik olarak göründüğünü, tapulu taşınmaz olan dava konusu alanı içine alan çok büyük bir alanın yeniden kadastro tespitine konu olarak ikinci kez mükerrer tapulandığını, kanunen geçersiz olan kadastro tutanağının esas alındığını, mükerrer kadastro nedeniyle hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını, mülkiyet hakkının Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alındığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu 335 parsel sayılı 319.450 m2 ve 337 parsel sayılı 3.378.100 m2 taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki hali arazilerden olup tutanakta ismi belirtilen 98 kişi tarafından 1950 yılında açılarak tarla haline getirildiği belirtilerek 06.10.1964 tarihinde tarla vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, her iki taşınmaza askı ilan süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine Komisyonun 10.09.1970 tarihli kararı ile itirazların reddine karar verildiği, dava dışı şahıslarca açılan tespite itiraz davası üzerine Konya Ereğli Kadastro Mahkemesinin 1979/2 Esas, 1993/81 Karar sayılı ve 17.11.1993 tarihli davanın reddine dair verilen kararın temyiz edilmeksizin 27.12.1993 tarihinde kesinleştiği, 27.09.2013 tarihinde yapılan yenileme çalışmaları sonucunda taşınmazların 161 ada 1 ve 2 parsel numaraları ile 02.10.2013 tarihinde Hazine adına tescil edildiği, eldeki davanın tapu kaydına dayalı olarak 09.07.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
.29.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.