Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2671 K.2025/2855

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2671 📋 K. 2025/2855 📅 29.05.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/2671 E.  ,  2025/2855 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/954 E., 2024/185 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Of 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/311 E., 2023/108 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ... ve ... ile davalıların ortak kök muris ... ...'ın çocukları olduğunu, davacı ...'un ise davacı ...'nin kızı olduğunu, davacı ...'nin bir kısım taşınmazı kızı olan davacı ... adına yazdırdığını, Trabzon ili, ..... ilçesi, ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında ortak muris ... ...'a ait taşınmazların murisin sağlığında yaptığı taksime uygun olarak tespit edilmediğini, taşınmazların bir kısmının hatalı olarak davalılar adına bir kısmının ise eşit olmayacak şekilde tespit edildiğini, 125 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bodrum ve üç kattan oluşan binanın 2. katının davalılar ve davacı ... adına tespit edilmesi gerekirken yalnızca davalılar adına tespit gördüğünü, aynı binanın birinci katı ve bodrum katının murisin tüm kızları adına tespit edilmesi gerekirken sadece davalılar adına tespit gördüğünü, oysa murisin sağlığında yaptığı taksim sözleşmesine göre binanın 3. katının davacı ... adına, 2. katının davalılar ... ve ... ile davacı ... adına, 1. kat ve bodrum katının ise tüm kızlarına bırakıldığını, yine 125 ada 21 parsel sayılı taşınmazın taksim uyarınca davacı ... adına tespit edilmesi gerekirken tüm mirasçılar adına yazıldığını, davacılardan ...'nın hissesini diğer davacı ...'ye devrettiğini, söz konusu taşınmazın paylaşımdan beri davacı ... tarafından kullanıldığını, dolayısıyla iş bu taşınmazdaki davalılar adına olan hisselerin iptali gerektiğini, 125 ada 23 parsel sayılı taşınmazın kadastro sonucunda davalı ... adına tespit edildiğini, oysa bu parsel içerisinde kalan ve sınırları keşif esnasında gösterilecek olan bir kısım arazinin davacı ... tarafından kullanıldığını, kadastroda yapılan hata nedeniyle bu kısmın sehven 23 parsele eklendiğini, bu alanın ayrı bir parsel numarası verilerek davacı ... adına tescili gerektiğini, kalan alanın paylaşım sözleşmesine göre bakıma muhtaç olan kardeşlerine verildiğini ve onun vefatıyla birlikte de tüm kız kardeşlere kaldığını, dolayısıyla kalan alanın davacılar ... ve ... ile davalılar adına miras payları oranında tescili gerektiğini, 125 ada 19, 20, 21 ve 22 parsel sayılı taşınmazların eşit olarak ölçülerek 19 parselin davalı ..., 20 parselin davalı ..., 21 parselin davacı ... ve 22 parselin ise davacı ... adına yazılması gerektiğini, metrekare olarak araziler arasında eşitsizlik bulunduğunu, paylaşım sözleşmesine göre söz konusu arazilerin eşit şekilde bölünmesi gerektiğini, 133 ada 1, 2 ve 11 parsel sayılı taşınmazların da kadastro sonucunda davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, oysa murisin yaptığı taksime göre söz konusu arazinin bakıma muhtaç olan kardeşleri ... ...'ın bakım süresince bakımı yapan kişi tarafından kullanılması ve ölümünden sonra da tüm mirasçılarına kalmasının kararlaştırıldığını, murisin sağlığında yaptığı taksim uyarınca her üç taşınmazın da davacılar ... ve ... ile davalılar adına miras payları oranında tespit edilmesi gerektiğini, yine 133 ada 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazlar her ne kadar davacılar ve davalılar adına tespit edilmiş ise de söz konusu taşınmazların eşit olarak tespit görmediğini, davacılara verimsiz olan arazilerin verildiğini, taşınmazların eşit olacak şekilde ölçümleri yapılarak aynı malikler adına tapuya tescilleri gerektiğini, davalılar adına kayıtlı taşınmazların toplam alanı ile davacılar adına kayıtlı taşınmazların toplam alanı arasındaki farkın davacılara haksızlık yapıldığını ve paylaşıma uyulmadığını gösterdiğini ileri sürerek dava konusu 125 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki bodrum ve üç kattan oluşan binanın 1. kat ve bodrum katının davalılar adına yapılan tespitinin davacılar ... ve ...'nın miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline, aynı binanın 2. katına ilişkin davalılar adına yapılan tespitin iptali ile davacı ... ve davalılar adına 1/3'er paylı şekilde tapuya tesciline, 125 ada 21 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline, 125 ada 23 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının sınırları keşif esnasında gösterilecek olan kısmının tapu kaydının iptali ile ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına tapuya tesciline, kalan kısmın tapu kaydının davacılar ... ve ...'nın miras payı oranında iptali ile adlarına tapuya tesciline, 133 ada 1, 2 ve 11 parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına olan tapu kayıtlarının davacılar ... ve ...'nın miras payları oranında iptali ile davacı ...'nin payının davacı ... adına ve ...'nın miras payının ise adına tapuya tesciline, 133 ada 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 ile 125 ada 19, 20, 21 ve 22 parsel sayılı taşınmazların aynı malikler adına ancak yüz ölçümleri eşit olacak şekilde tapuya tescillerine karar verilmesini talep etmiştir.
Yargılama sırasında davacı ... 10.11.2020 tarihinde ölmüş, mirasçıları davayı sürdürmüştür.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davaya itiraz ettiklerini, Of Kadastro Mahkemesinin 2019/41 Esas, 2020/2 Karar sayılı kararıyla dava konusu 125 ada 18 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinin düzenlendiğini, bu taşınmaz ve üzerindeki bina bidayette muris ... ...'a ait iken yapmış olduğu taksim uyarınca her bir mirasçıya isabet eden dairelerin kendi isteği üzerine hissedarlara dağıtıldığını, bu konuda taraflar arasında dava görüldüğünü ve tescil kararı verildiğini, kesinleşen mahkeme kararı bulunan hususlarda yeniden dava açılamayacağını, taşınmaz üzerindeki binanın ahır katı, zemin kat ve üzerinde iki kattan oluştuğunu, zemin katın eşit şekilde dört kardeşe, 1. katın kullanım hakkı murisin eşi ... 'a ait olmak kaydıyla mülkiyetinin davalılar ... ve ...'ye, 2. katının ise davacı ...'e isabet ettiğini, davanın bu yönüyle haksız olduğunu, dava konusu 125 ada 21 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının davacı ...'ye, mezarlık kısmının ise tüm mirasçılara ait olduğunu, bu yönüyle davanın doğru olduğunu, mezarlığın üst kısmının davacı ...'ye verilmesi gerektiğini, yine 125 ada 23 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının da davacı ...'ye ait olduğunu, ancak bu parselde davalı ...'nin de yerinin bulunduğunu, bu parselin mirasçılar arasında fiilen taksim edildiğini belirterek dava konusu 125 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki eve yönelik davanın reddine, 125 ada 21 parsel sayılı taşınmazın mezarlık haricindeki kısmının tapu kaydının iptali ile davacı taraf adına tapuya tesciline, 125 ada 23 parsel sayılı taşınmaza ilişkin beyanda bulunma hakları saklı kalmak kaydıyla ve davalı ...'nin de burada hakkı bulunduğu gözetilerek davacının yerinin ifrazen ayrı parsel numarasıyla adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu olan taşınmazlardan 125 ada 23 parsel ve 125 ada 21 parsel sayılı taşınmazlar yönünden yapılan yargılama ve değerlendirmede; dava konusu taşınmazların tarafların ortak murisi ... ...'dan intikal ettiği, keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından işbu dava konusu taşınmazların muris tarafından taksim edildiğinin belirtildiği, davalıların cevap dilekçesinde 125 ada 21 parselin bir kısmının davacı ...'ye ait olduğunun, mezarlık kısmının ise tüm mirasçılara ait olduğunun, 125 ada 23 parselin bir kısmının davacı ...'ye ait olduğunun ikrar edildiği, 24.06.2022 tarihinde mahallinde icra edilen keşifte de davalılar ... ve ...'nin alınan beyanında 125 ada 23 parsel sayılı taşınmazda ölçümü yapılan yerin davacı ...'ye ait olduğunun, 125 ada 21 parsel sayılı taşınmazda mezarlığın aile mezarlığı olduğu mezarlık dışındaki yerin davacı ...'ye ait olduğunun beyan ve ikrar edildiğinin görüldüğü, tüm bunlar bütün halinde değerlendirildiğinde davalıların kabulünde ve ikrarında da olduğu üzere 125 ada 23 parsel sayılı taşınmazın 17.08.2022 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen alanın davacı ...'e ait olduğu kanaatine varıldığı, dava konusu olan 125 ada 21 parsel sayılı taşınmazın keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve taraf tanıkları beyanlarına göre 17.08.2022 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen yerin aile mezarlığı olduğu ve davalıların ikrarında da olduğu üzere mezarlık haricindeki alanın davacı ...'e ait olduğu kanaatine varıldığı, dava konusu olan taşınmazlardan 125 ada 18 parsel sayılı taşınmazda kain muhdesat yönünden yapılan yargılama ve değerlendirmede; Of Kadastro Mahkemesinin 2019/41 Esas 2020/2 Karar sayılı dosyasında davacıların ..., ..., davalıların ..., ..., ..., ... olduğu, dava konusunun eldeki davaya konu olan muhdesatta yer alan bodrum, zemin kat, birinci kat ve ikinci katın beyanlar hanesindeki şerhin iptaline yönelik olduğu, Of Kadastro Mahkemesinin 2019/41 Esas 2020/2 Karar sayılı kararında eldeki davaya konu olan 125 ada 18 parsel sayılı taşınmazda kain evin bodrum katının davacılar ve davalılar olan ..., ..., ..., ... adlarına tapunun beyanlar hanesine şerh düşürülmesine, 1. katın ..., ... adına tapunun beyanlar hanesine şerh düşürülmesine karar verildiği, kararın 01.07.2020 tarihinde kesinleştiği, Of Kadastro Mahkemesinin 2019/41 Esas 2020/2 Karar sayılı kararının eldeki dava bakımından taraflar açısından bağlayıcı olup kesin hüküm oluşturduğu, Of Kadastro Mahkemesinin 2019/41 Esas 2020/2 Karar sayılı dosyasında yer alan Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/2227 Esas 2018/8017 Karar sayılı bozma ilamında "...çekişmeli 125 ada 18 parselin zemini ve ... adına verilen muhdesat şerhi davaya konu değildir..."şeklinde belirtilmiş olmakla taraflar açısından bağlayıcı ve kesin hüküm oluşturan Of Kadastro Mahkemesinin 2019/41 Esas 2020/2 Karar sayılı kararında belirtilen bodrum ve birinci kata yönelik şerhin iptaline dair davacıların taleplerinin reddine karar verildiği, Of Kadastro Mahkemesinin 2019/41 Esas 2020/2 Karar sayılı dosyasında dava konusu olmayan 125 ada 18 parselde kain muhdesatın zemin katı yönünden yapılan incelemede 24.06.2022 tarihli keşifte davalıların beyanında zemin katın dört kız kardeşe ait olduğunu ikrar ettiklerinin görüldüğü, dava konusu olan taşınmazlardan 125 ada 19, 20, 22 ve 133 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar yönünden yapılan yargılama ve değerlendirmede davacıların, murisin sağlığında taksim yaptığı ve tespitin taksime göre yapılmadığı ve eşit olmadığı iddiasında bulundukları, menkul mal niteliğinde olan dava konusu taşınmazlar yönünden mülkiyetinin nakli için zilyetliğin tesliminin yeterli olduğu ve murisin dilediği gibi sağlığında bağışlayabileceği bilinmekte olup ayrıca murisin mirasçıları arasında adil olma, tüm mirasçılarının paylarını gözetme gibi yükümlülüğünün de bulunmadığı, bu kapsamda somut olayda, dava konusu olan taşınmazların muris ... ...'dan intikalen geldiği ve murisin sağlığında taksimin yapıldığı anlaşılmış olup bu hususta ihtilafın kalmadığı, 24.06.2022 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve taraf tanık beyanlarında murisin sağlığında yapmış olduğu taksime göre tespitlerin yapıldığı ve murisin sağlığında yapmış olduğu taksime göre taşınmazların kullanıldığının anlaşıldığı, dinlenilen mahalli bilirkişi ve taraf tanık beyanlarından bu taşınmazlar yönünden murisin zilyetliğinin fer'i zilyetlik olduğu, bu parselleri bağışladığı kanaatine varıldığı, murisin zilyetliğinin devredilmesi şartıyla istediği şekilde bağışlayabileceği, diğer bir anlatımla tapusuz taşınmazlarda muvazaa ileri sürülemeyeceğinden murisin sağlığında yapmış olduğu bağışlamanın geçerli olduğu ve ayrıca murisin mirasçıları arasında adil olma, tüm mirasçılarının paylarını gözetme gibi yükümlülüğü de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 123 ada 23 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının 17.08.2022 havale tarihli fen bilirkişisi raporu ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen 350,03 m2'lik kısmının ifrazen iptali ile iptal edilen 350,03 m2'lik kısmın bulunduğu adanın son parsel numarası verilerek davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine, 125 ada 21 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile 17.08.2022 havale tarihli fen bilirkişisi raporu ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 233,45 m2'lik kısmının ifrazen iptali ile iptal edilen 233,45 m2'lik kısmın bulunduğu adanın son parsel numarası verilerek ''mezarlık" vasfı ile davacı ..., ..., davalı ..., davalı ... adına eşit hisseler oranında tapuya kayıt ve tesciline, 125 ada 21 sayılı parselden (A) harfi ile gösterilen kısım çıkarıldıktan sonra kalan yüz ölçümün aynı ada ve parsel numarası ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine, 125 ada 18 parsel sayılı taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesine 17.08.2022 havale tarihli fen raporu ve krokisinde konumu gösterilen 3 kat ve kısmi bodrumdan oluşan binanın 29.08.2022 havale tarihli inşaat ve ziraat bilirkişi raporunda zemin kat olarak belirtilen bölümün davacı ..., ..., davalı ..., davalı ... adına eşit hisseler oranında tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh edilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 125 ada 19, 20, 22 ve 133 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9,10 ve 11 parsel sayılı sayılı taşınmazlara karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kabul kararı verilen parsellerle ilgili davayı süresi içerisinde sundukları cevap dilekçesiyle birlikte kabul ettiklerini ve davanın açılmasına kendi hal ve davranışlarıyla sebep olmadıklarını beyan ederek müvekkillerinin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamaları gerektiğini ileri sürmüş ise de vekilin kabul yetkisinin bulunmaması, 125 ada 23 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki kabul beyanının şarta bağlı olması ve 125 ada 21 parsel sayılı taşınmaz hakkında ise daha önce Kadastro Mahkemesine dava açarak taşınmazın tüm mirasçılar adına tesciline neden olunması hususları birlikte dikkate alındığında, davalıların yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmalarında herhangi bir isabetsizlik görülmediği, buna karşılık davacılardan sadece ... ve ...'nun taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiğinden sadece bu davacılar lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalılardan alınarak tüm davacılara verilmesine şeklinde hüküm tesis edilmesinin de isabetsiz olduğu, davacılar vekilinin dava dilekçesinde dava konusu 133 ada 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 125 ada 19, 20, 21 ve 22 parsel sayılı taşınmazların aynı tespit malikleri adına ancak yüz ölçümleri eşit olacak şekilde tapuya tescil edilmelerini talep ettiği, kadastro öncesi tapusuz olan taşınmazlara ilişkin olarak murisin sağlığında yaptığı paylaştırma işleminin hukuki niteliği itibariyle bağışlama hükmünde olup geçerliliği herhangi bir şekil kuralına bağlı olmadığı gibi, murisin paylaştırma işlemi sırasında eşit ve adil davranma yükümlülüğünün de bulunmadığı, ayrıca muris babanın paylaştırdığı taşınmazların zilyetliğini çocuklarına kısa elden teslim yoluyla devrettiğinin kabulü gerekeceğinden taşınmazların ölene kadar muris tarafından kullanılmaya devam edilmiş olmasının da sonucu değiştirmeyeceği, hal böyle olunca, muris tarafından sağlığında çocukları arasında paylaştırılan ve zilyetlikleri devredilen bu taşınmazların yüz ölçümlerinin eşit olmamasının murisin yaptığı paylaştırma işleminin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı gibi, taşınmazların mülkiyetinin murisin sağlığında çocuklarına geçmesiyle oluşan mülkiyet hakkının sonradan ortadan kaldırılmasını da gerektirmeyeceği, dolayısıyla davacı tarafın söz konusu taşınmazlara ilişkin davasının reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, davacılar vekilinin dava dilekçesinde murisin sağlığında yaptığı taksim sözleşmesine göre dava konusu 133 ada 1, 2 ve 11 parsel sayılı taşınmazların tarafların bakıma muhtaç kardeşleri ...'ye bakan ve onun ihtiyaçlarıyla ilgilenen kardeş tarafından kullanılacağının ancak ölümünden sonra mülkiyetinin tüm mirasçılarına ait olacağının kararlaştırıldığını, buna rağmen kadastro sırasında bu taşınmazların davalılar adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürdüğü, murisin sağlığında yaptığı taksim sözleşmesinde, yolun altındaki ve üstündeki tüm taşınmazların taksim edildiği, çocukları arasında beş parçaya bölündüğü, zemin üzerindeki hudutlar dahilinde birinci parçanın ...'ye, ikinci parçanın ...'ye, üçüncü parçanın ...'ye, dördüncü parçanın ...'ya, beşinci parçanın ise ..., ..., ... ve ...'ya yani dört kız çocuğuna bırakıldığı, bu durumun hem yolun altındaki hem de yolun üstündeki tüm taşınmazlar için geçerli olduğu, murisin bakıma muhtaç durumdaki çocuğu ...'ye diğer çocukları tarafından bakılacağı, bu bakım karşılığında da esasen ...'ye bırakılan ancak işleme kabiliyeti olmadığı için kız çocuklarına kalan ve sözleşmede beşinci parça olarak ifade edilen taşınmazın gelirinin ...'ye bakacak kişiye ait olacağı ve taşınmazın onun tarafından kullanılacağının belirtildiği, görüleceği üzere, taksim sözleşmesinde bakıma muhtaç durumdaki ...'ye bırakılan taşınmazların esasen dört kız çocuğuna ait olacağı ve sadece geliri ile kullanım hakkının sağlığında ...'ye bakan kişiye ait olacağının kararlaştırıldığı, ne var ki, mahallinde yapılan keşifte dinlenen davacı ve davalı tanıklarının, murisin yaptığı paylaşıma göre bakıma muhtaç kardeşleri ...'ye hangi çocuğu bakarsa ...'ye ait taşınmazların mülkiyetinin de ona ait olacağının kararlaştırıldığını ve ...'ye de davalılar ... ve ...'nin baktığını beyan ettikleri, diğer yandan, aynı taraflar arasında aynı ve benzer iddialarla görülen ve kısmen Yargıtay tarafından onanarak kısmen de taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşen Of Kadastro Mahkemesinin 2019/41 Esas, 2020/2 Karar sayılı dosyasında, bakıma muhtaç durumdaki ...'ye hangi kardeş tarafından bakılırsa murisin kendisine verdiği taşınmazların da ona ait olacağının kararlaştırıldığı, ...'ye de o dosyanın davacıları ve eldeki dosyanın davalıları olan ... ve ...'nin baktığının kabul edildiği ve bu doğrultuda hüküm kurulduğu, eldeki dosyanın davacıları olan ... ve ..., Kadastro Mahkemesi dosyasının keşfinde davalı sıfatıyla alınan imzalı beyanlarında ...'ye bırakılan taşınmazların ona bakan kişiye ait olacağının kararlaştırıldığını, ...'ye kardeşleri ... ve ...'nin baktığını ve imkanları elvermediği için kendilerinin ...'ye bakamadıklarını açıkça belirttikleri, dolayısıyla her ne kadar muris ve taraflar arasında imzalanan yazılı taksim sözleşmesinde ...'ye bırakılan taşınmazların dört kız çocuğuna ait olacağı kararlaştırılmış ise de sözleşmenin bu kısmının taraflarca farklı uygulandığı ve ...'ye kim bakarsa ona bırakılan taşınmazların mülkiyetinin de bakan kişiye ait olacağının haricen kararlaştırıldığının anlaşıldığı, yine keşifte alınan beyanlar ve tüm dosya kapsamından 133 ada 1, 2 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar ile 125 ada 23 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tescil kararı verilen bölümü dışında kalan kısmının ...'ye ayrılan ve dolayısıyla da sağlığında ona bakan davalılara ait olması gereken taşınmazlar olduğunun anlaşıldığı, hal böyle olunca, davacı tarafça ...'nin bakımı için ayrıldığı belirlenen dava konusu 133 ada 1, 2 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar ile 125 ada 23 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tescil kararı verilen kısmı dışında kalan bölümü hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde bu açıdan herhangi bir isabetsizlik görülmediği, kaldı ki, dava konusu 133 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden Kadastro Mahkemesi kararının aynı zamanda kesin hüküm teşkil ettiği, davacılar vekilinin dava dilekçesinde dava konusu 125 ada 21 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile tamamının davacı ... adına tescilini talep etmiş olup Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan deliller sonucunda fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfiyle gösterilen kısmının ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle mezarlık vasfıyla davacı ve davalılar adına paylı olarak, geriye kalan kısmının ise davacı ... adına tapuya tesciline karar verildiği, tarafların bu kararın esasına yönelik herhangi bir istinaf başvuruları bulunmadığı, davacılar vekili her ne kadar istinaf başvuru dilekçesinde eldeki davayı sadece ...'nin kullandığı kısma yönelik olarak açtıklarını, fazlaya ilişin bir taleplerinin bulunmadığını, dolayısıyla fazlaya ilişkin kısım yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de dava dilekçesindeki talep açıkça 125 ada 21 parselin tamamına yönelik olduğundan davacılar vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmediği, aynı taraflar arasında aynı iddialarla açılan ve kısmen Yargıtay tarafından onanarak kısmen de taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşen dosyada, Of Kadastro Mahkemesinin 13.11.2015 tarih ve 2011/243 Esas, 2015/174 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 133 ada 1 ve 125 ada 21 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanın kabulü ile 133 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1/2'şer paylı şekilde ... ve ... adına, 125 ada 21 parsel sayılı taşınmazın ise 1/4'er paylı şekilde davanın tarafı olan dört kız kardeş adına tapuya tesciline karar verildiği; verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.12.2018 tarih ve 2016/2227 Esas, 2018/8017 Karar sayılı kararıyla bu taşınmazlar yönünden onandığı, 125 ada 18 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak bozulduğu; bozma sonrası yapılan yargılama sonunda verilen 10.01.2020 tarih ve 2019/41 Esas, 2020/2 Karar sayılı kararla da 125 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın bodrum katının ..., ..., ... ve ..., birinci katının ... ve ..., ikinci katının ...'e ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verildiği, verilen kararın taraflarca temyiz edilmeksizin 01.07.2020 tarihinde kesinleştiği eldeki dosyada ise 125 ada 21, 133 ada 1 ve 125 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın zemin katı ile ... ve ... adına kayıtlı olan birinci katının dava konusu edildiği, ne var ki, kesinleşen Kadastro Mahkemesi kararı, bu dosyanın konusunu oluşturan 133 ada 1, 125 ada 21 ve 125 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın ... ve ... adına kayıtlı olan birinci katı yönünden kesin hüküm teşkil ettiği, zemin kat Kadastro Mahkemesi dosyasında dava konusu olmadığından kesin hüküm oluşturmadığı, hal böyle olunca, dava konusu 133 ada 1, 125 ada 21 ve 125 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın ... ve ... adına kayıtlı olan birinci kat hakkındaki davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken 133 ada 1 parsel ile 125 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın birinci katı yönünden davanın esastan reddine karar verilmesi, 125 ada 21 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise kısmen kabul kısmen ret kararı verilmesinin isabetsiz olduğu, ne var ki, 125 ada 21 parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tescil kararı verilen kısmına yönelik tarafların herhangi bir istinaf başvurusu bulunmadığından bu kısmın istinaf incelemesinin dışında bırakıldığı ancak mezarlık olan kısım yönünden davacı tarafın istinaf başvurusu olduğundan bu kısım hakkındaki davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu, yine, dava konusu "125 ada 23" parsel sayılı taşınmazın ada parsel numarasının yazım hatası sonucunda hüküm fıkrasına "123 ada 23" olarak yazılmasının da hatalı olduğu, ne var ki, yukarıda belirtilen tüm bu hataların düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere HMK'nın 353/1-b.(2) maddesi gereğince esas hakkında yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, 125 ada 21 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 17.08.2022 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (a) harfi ile gösterilen 233,45 m2'lik kısmına yönelik açılan davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine, aynı taşınmazın krokide (a) harfi ile gösterilen kısım düşüldükten sonra geriye kalan bölümünün tapu kaydının iptali ile aynı ada içerisinde yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 125 ada 23 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 17.08.2022 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 350,03 m2'lik kısmının tapu kaydının iptali ile aynı ada içerisinde yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine, 125 ada 18 parsel sayılı taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesine "iş bu parsel üzerindeki binanın zemin katının eşit olarak davacı ..., davacı ..., davalı ... ve davalı ...'a ait olduğuna" dair şerh verilmesine, davacı tarafın aynı binanın birinci katına ilişkin davasının kesin hüküm nedeniyle usulden reddine, 133 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine, 125 ada 19, 20 ve 22, 133 ada 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Of Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılamanın mevcut dava açısından kesin hüküm oluşturmadığını, her iki davanın konusu ve taleplerinin farklı olduğunu, taksim sözleşmesinde dava konusu 133 ada 1, 2 ve 11 parsel sayılı taşınmazların tarafların bakıma muhtaç durumdaki kardeşleri ...'ye bakan ve onun ihtiyaçlarıyla ilgilenen kardeş tarafından kullanılacağı, ölümünden sonra ise mülkiyetinin esasen dört kız çocuğa ait olacağının kararlaştırıldığını ancak İstinaf Mahkemesince Of Kadastro Mahkemesinin 2019/41 Esas, 2020/2 Karar sayılı dosyasındaki beyanlardan taşınmazların mülkiyetinin bakıma muhtaç kardeşe bakan kişiye ait olacağının çıkarıldığını, murisin sağlığında bakıma muhtaç kardeşleri ile murisin ilgilendiğini, davalılardan ...'nin muris ile yaşadığı dönemde ... ile ilgilenmişse de taşınmazların gelirlerini de aldığını, kök murisin hastalanması ile ...'nin bakımıyla tüm kardeşlerinin ilgilendiğini, davacıların Of Kadastro Mahkemesindeki beyanlarının murisin sağlığındaki duruma ilişkin olup murisin ölümünden sonra bu durumun değiştiğini, İstinaf Mahkemesince her ne kadar dava konusu taşınmazların taksim sonrasında mirasçılar tarafından kullanıldığı hususunda kanaat edilmiş ise de davacılardan ...'nın kendisine bırakılan yerleri hiçbir zaman kullanmadığı hususunun değerlendirilmediğini, bunun da yapılan taksime rıza gösterilmediğinin bir göstergesi olduğunu, murisin sağlığında yaptığı taksimin mantığının ölümünden sonra mirasçıları arasında uyuşmazlık çıkmaması yönünde olduğunu, murisin sağlığında bu yerleri kullandığını, murisin sağlığında davacıların kadastro tespitlerine yasal olarak itiraz etme haklarının olmadığını, bu nedenle de murisin vefatından sonra itirazların yapıldığını, kadastro tespiti sırasında da muris hayatta olup tespitleri de kendi isteğine göre yaptırdığını, ardından Kadastro Mahkemesinde dava açılmış olması ve murisin rızasına göre yapılan kadastro tespitine itiraz edilmiş olmasının bile yapılan işlemlerin murisin rızasına dayalı olmadığı mirasçılardan ... ve ...'nin isteğine göre yapıldığı ve muhdesatın büyük bölümünü de alma amacı ile hareket ettiklerini gösterdiğini, murisin söz konusu taksimle çok açık bir şekilde dava konusu taşınmazların eşit bir şekilde kullanılacağını, engelli çocuğuna bakan kişiye malların bırakılacağını açıkça hüküm altına almış iken ve mahalli bilirkişi... ve tanıklarca da davacı ... tarafından engelli kardeşine bakılmış olduğu beyan edilmesine rağmen mahkemenin aksine hüküm kurmuş olmasının hatalı olduğunu, tarafların üvey annesi olan tanığın beyanında "fakat muris ... ölene kadar dava konusu olan yerleri kendi kullandı ama yerleri taksim edip kızlara kura sonucu vermişti" şeklindeki beyanının taksimden sonra dava konusu taşınmazların kullanımının taraflara teslim edilmediğinin açık göstergesi olduğunu, mülkiyetin kazanılmadığının açık olduğunu, Türk Medeni Kanunu'nda düzenlemiş olduğu şekli ile murisin katılımı ile yapılan murisin de imzasının olduğu belgenin kanuni unsurları taşıdığı ve geçerli olduğunun açık olduğunu, Mahkemenin sözleşmenin aksine mirasçıların beyanını esas almasının hatalı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucunda; Trabzon ili, .... ilçesi, .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 125 ada 20, 125 ada 23, 133 ada 2, 133 ada 5, 133 ada 8, 133 ada 11 parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, hibe ve taksime dayanılarak belgesizden davalı ... kızı ... ... adına; 125 ada 22, 133 ada 3, 133 ada 7 parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, hibe ve taksime dayanılarak belgesizden davacı ... kızı ... adına; 125 ada 21, 133 ada 4, 133 ada 10 parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, taksim ve hibeye dayanılarak belgesizden davacı Hüseyin kızı ... adına; 125 ada 19, 133 ada 6, 133 ada 9 parsel sayılı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, hibe ve taksime dayanılarak belgesizden davalı ... kızı... adına; 133 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve hibeye dayanılarak belgesizden 1/4'er paylı şekilde ... evlatları ..., ..., ... ve ... adına tespit edildiği; 125 ada 18 parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, hibe ve taksime dayanılarak belgesizden 1/4'er paylı şekilde ... evlatları ..., ..., ... ve ... adına tespit edildiği, kadastro tutanağının beyanlar hanesine parsel üzerindeki kargir evin muris ... ... ve davacı ... (...)'a ait olduğuna dair şerh düşüldüğü, askı ilanlarının 22.09.2011-24.10.2011 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde ... ... ve... tarafından 125 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhdesat ile 125 ada 21 ve 133 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda Of Kadastro Mahkemesi'nin 13.11.2015 tarih ve 2011/243 Esas, 2015/174 Karar sayılı kararıyla 125 ada 21 parsel sayılı taşınmazın 1/4'er paylı şekilde ... evlatları ... ve ... adına; 133 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1/2'şer paylı şekilde ... evlatları ... ... ve... adına tesciline karar verildiği, bu parsellerle ilgili hükmün Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 20.12.2018 tarih ve 2016/2227 Esas, 2018/8017 Karar sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, 125 ada 18 parselle ilgili hükmün bozulduğu, bozma sonrasında yapılan yargılama sonunda 125 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın bodrum katının 1/4'er paylı şekilde ... evlatları ... ve ...'a, 1.katının ... evlatları ... ve...'a, 2.katının ... kızı ...'a ait olduğunun, ayrıca 1. katın intifa hakkının murisin eşi olan ...'a ait olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verildiği, kararın taraflarca temyiz edilmeksizin 01.07.2020 tarihinde kesinleştiği, diğer taşınmazların kadastro tespitlerinin ise askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine 25.10.2011 tarihinde kesinleştiği, 125 ada 21 parsel sayılı taşınmazdaki ...'a ait hissenin 29.09.2020 tarihinde ... tarafından satın alındığı, taşınmazların halen adı geçenler adına tapuda kayıtlı olduğu, eldeki davanın ise on yıllık hak düşürücü süre içerisinde 02.10.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.