Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/3986 K.2025/2534
1. Hukuk Dairesi 2023/3986 E. , 2025/2534 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/830 E., 2022/747 K
İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2011/98 E., 2020/195 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili ile birleştirilen davada davalılar ..., ..., ... vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.05.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz edilen asıl ve birleştirilen davalarda davalı ... vd. vekili Av. ... geldi. Davetiye tebliğine rağmen asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili ile diğer davalılar vekili gelmedi. Yokluklarında duruşmaya başlandı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I . DAVA
Asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 765 ada 152 parsel sayılı taşınmazın .... adına tespit ve tescil edildiğini, ...mirasçıları tarafından el senedi ile taşınmazın ... isimli şahsa satıldığını, ...'den de taşınmazın 280 m2'sini 45.900,00 TL bedel karşılığında 26.04.1982 tarihli senet ile davacının satın aldığını, davacının taşınmaz üzerine bina yaptığını, yasal olarak ikamet ettiğini, vergi borçlarını ödediğini ileri sürerek çekişmeli taşınmazın 280 m2'lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, mümkün olmadığı takdirde davacının 1982 yılında ödediği 45.900,00 TL taşınmaz bedelinin dava tarihinde ulaştığı gerçek değerinin işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davalarda davalılar ..., ..., ... cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Birleştirilen davada davalılar ..., ...., ... vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı yönünden davanın reddini, tapu malikinin ... olmadığını, 1980 yılından bu yana kayıt malikine dava açmayan davacının zararın artmasına bizzat kendisinin sebebiyet verdiğini, kötü niyetli olduğunu, murisleri ....’in 1996 yılında vefat ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen davada davalılar ..., ..., .... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davalılar ve murislerinin satım akdinin tarafı olmadığını, satış sözleşmesindeki bedelin ...'den istenebileceğini, tapu iptali ve tescil davası yönünden davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 765 ada 152 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağının 22.03.1988 tarihinde kesinleştiği, davacının 26.04.1982 tarihli harici satım sözleşmesine dayandığı, 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 31/2. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği ve tapuya tescil tarihi olan 22.03.1988 tarihinden dava tarihi olan 28.03.2011 tarihi arasında geçmiş bulunduğu, davacı ile muris .... arasında imzalan 26.04.1982 tarihli sözleşme ile davacının 45.900,00 TL ödeme yaptığı ancak sözleşmeye konu taşınmazın davacı adına tescilinin yapılmaması nedeniyle davacının ödediği bedelin güncel değerinin varislerden tahsili talebinde haklı olduğu, yapılan bilirkişi incelemesi ile sözleşme tarihindeki 45.900,00 TL bedelin denkleştirici adalet ilkeleri gereğince dava tarihi itibariyle ulaşacağı değerin 2.025,33 TL olarak hesaplandığı, bilirkişi tarafından yedi ayrı ekonomik veri kullanılarak ayrı ayrı hesaplama yapılarak ortalamasının alınması suretiyle dava tarihi itibariyle güncel değerin hesaplandığı gerekçesiyle 2011/98 Esas sayılı asıl davada, 2014/381 Esas sayılı birleştirilen davada, 2011/369 Esas sayılı birleştirilen davada davalılar ... mirasçıları ile davalılar ... mirasçıları ..., ... ...’e yönelik açılan tapu iptali ve tescil talebinin 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesi gereğince hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davacının sözleşme bedelinin güncel değerinin tahsili talebinin pasif husumet yokluğundan reddine, davalılar ..., ..., ... hakkında açılan tapu iptali ve tescil talebinin pasif husumet yokluğundan reddine, davacının sözleşme bedelinin tahsili yönündeki talebinin kısmen kabulü ile 2.025,33 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ..., ...'den alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili ve birleştirilen davada davalılar ..., ..., ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çekişmeli taşınmazlara yönelik açılan tapu iptali ve tescil talebi yönünden dava açmaya ilişkin 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, sözleşme bedelinin geri ödenmesi talebi yönünden ise satış sözleşmesi sonucunda çekişmeli taşınmazın davacıya zilyetliğinin devredildiği, Mahkemece sözleşme bedelinin geri ödenmesi istemi yönünden güncel değer belirlenerek kabul kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili ve birleştirilen davada bir kısım davalılar ..., ..., ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazın 280 m²'lik kısmının davacıya 1982 yılında satıldığını, o tarihten bu yana davacı tarafından kullanıldığını, üzerine ev yapıldığını, vergi ve harçlarının düzenli bir şekilde ödendiğini, zilyetlik devam ettiği sürece zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin başlamayacağını, zilyetliği kesen bir ihtilafın bulunmadığını, davacı tarafın TMK'nın 724. maddesi gereği temliken tescil talep ettiğini, Kadastro Kanunu'na dayalı bir talebinin olmadığını, davacının taşınmaz üzerine yaptığı 3 katlı binanın değerinin zemin değerinden çok fazla olduğunu ve davacı bu binayı yaparken kendi taşınmazı olduğunu kabul ederek bina inşa ettiğinden iyi niyetli olduğunu, temliken tescil şartlarının davacı taraf lehine gerçekleştiğini belirterek ve re'sen görülecek nedenlerle tapu iptali ve tescil taleplerine yönelik verilen ret kararının bozulmasını talep etmiştir.
Birleştirilen davada davalılar ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın bedele ilişkin talebinin zamanaşımına uğradığını, taşınmazın dava tarihi itibariyle davacının zilyetliğinde ve tasarrufunda bulunduğunu bu sebeple zilyetlik devam ettiği sürece faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama giderlerinin fazla hesaplandığı, davanın kısmen kabulüne rağmen davalılar lehine nispi vekalet ücretine karar verilmediğini belirterek ve re'sen görülecek nedenlerle kabul kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil bu mümkün olmaz ise sözleşme tarihinde ödenen bedelin güncel değerinin iadesi istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 765 ada 152 parsel sayılı 2.797.00 m2 yüz ölçümlü taşınmaz 1936 tarih 378 nolu vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiş, tutanak itiraz edilmeksizin 22.03.1988 tarihinde kesinleşmiştir. Daha sonra 26.05.2004 tarihinde yapılan 3194 sayılı İmar Kanun'u 18. madde uygulaması neticesinde 3780 ada 6, 7, 9, 10, 11 ve 12 parsel ile 3781 ada 2, 3, 4, 5, 6, ve 7 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, davacının talep ettiği kısmın 3780 ada 11 ve 12 parsellere gittiği ve asıl davanın açıldığı 28.03.2011 tarihi itibarı ile hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmıştır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili ve birleştirilen davada davalılar ..., ..., ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili ve birleştirilen davada davalılar ..., ..., ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 534,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Aşağıda yazılı 415,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen asıl ve birleştirilen davalarda davalılar ... vd. vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.