Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1653 K.2025/2362

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1653 📋 K. 2025/2362 📅 05.05.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/1653 E.  ,  2025/2362 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1780 E., 2022/775 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2000/314 E., 2021/154 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; dava konusu ... ada (eski 233) 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazların ... adına kayıtlı iken 1974 yılında evli ve çocuksuz olarak ölümü ile mirasçısı olarak eşi ... ile kardeşi ...'un kaldığını, murisin eşinin 1977 yılında ölümü ile taşınmazlarda intikalen gelen 1/4 payının kardeşi ... ...'a intikal ettiğini, kendisinin de ... ...‘ın mirasçısı olduğunu, bu nedenle taşınmazdaki ... ...’a ait payın kendisi ve ...’in eşi ...’e intikal etmesi gerekirken hatalı olarak tamamının eşi ... ...'a intikal ettiğini, ...’in de payını Beyoğlu .... Noterliğinin 03.03.1998 tarih 137... yevmiye sayılı satış vaadi sözleşmesi ile ...'a satmayı vaad ettiğini, ayrıca ... ve ...'e de taşınmazın ...’a devri için vekaletname verdiğini, ... tarafından anılan sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil davası açıldığını ve İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/192 Esas, 1991/341 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiği ve 1/4 payın anılan karar gereğince ... adına tescil edildiği, ...’ın da taşınmazdaki payını ... ve ...’in sahibi oldukları davalı ... Emlak Yapı Turizm ve Ticaret A.Ş.’ye satış suretiyle devrettiğini, kendisinin de taşınmazda miras nedeniyle hakkı olduğunu ileri sürerek davalı ... Emlak Yapı Turizm ve Ticaret A.Ş. adına kayıtlı 1/4 payın yarısının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ölümü ile mirasçısı ... davaya devam etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Emlak Yapı Turizm ve Ticaret A.Ş.; davacının Hazine adına kayıtlı 3/4 pay üzerinde bir hak iddiasında bulunmadığını, bu nedenle Hazinenin davalı olarak gösterilmesinin hatalı olduğunu, davacının dava konusu ettiği 1/4 pay için mirasçı olduğunu gösterir veraset ilamı ibraz edemediğini, bu nedenle davacının aktif dava ehliyetinin olmadığını, davanın miras sebebiyle istihkak davası olduğunu ve mirasçılar arasında görülmesi gerektiğini, ayrıca murisi olduğunu iddia ettiği ...’in 1980 yılında öldüğü, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, taşınmazı tapu kaydına güvenerek iyi niyetle satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı Hazine vekili; iddiaların haksız ve yersiz olduğunu, davacının Hazine adına kayıtlı 3/4 pay yönünden bir talebi bulunmadığını, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın 3/4 payının davalı Hazine adına kayıtlı olduğu, davacının ... Emlak A.Ş. adına kayıtlı 1/4 pay için miras hakkına dayanak eldeki davayı açtığı, dava konusu pay yönünden davalı Hazinenin taraf sıfatı bulunmadığı, davanın miras sebebiyle istihkak davası olup MK’nın 579. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacının miras sebebiyle üstün bir hakka sahip olmadığı, İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/143 Esas sayılı dosyası kapsamında davacının mirasçı sıfatının bulunmadığı, yine İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/1395 Esas sayılı dosyasının red ile sonuçlandığı, keza İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/1395 Esas sayılı dosyası kabul ile sonuçlanmış olsaydı dahi mirasçı olmayan bir kişiye karşı bu davanın açılabilmesi için bu kişinin tereke malını hiçbir sebep göstermeksizin elinde bulundurması gerektiği, yani geçerli bir hukuki sebebe dayanarak tereke malını iktisap etmiş bulunan üçüncü kişiye karşı miras sebebiyle istihkak davası açılamayacağı, tereke malını tek mirasçı sıfatıyla elinde bulunduran ... ...'ın taşınmazdaki payını 3. kişi ...’a satmayı vaat ettiği ve ... ın da hükmen tescil davası sonucu taşınmaz hisselerinin adına tescilini sağladığı, sonradan ...'ın da bu taşınmazdaki payını davalı ... Emlak A.Ş.’ye devrettiği, eski MK. md.931 (TMK. md.1023) uyarınca ... ve davalı ... Emlak A.Ş.’nin iyi niyetli malikler olup, iktisaplarının korunması gerektiği gerekçesiyle davalı Hazine yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, davalı ... Emlak A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın, mirasçılık sıfatına dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, davacı tarafça yargılama sırasında sunulan mirasçılık belgesine göre mirasçı olması sıfatıyla dava açmakta ehliyeti bulunduğu, dava dilekçesindeki açıklamalara ve davacı tarafın ... mirasçısı da olmadığına göre davalı Hazineye husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından Yerel Mahkemece davalı Hazine yönünden davanın bu sebeple usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı; diğer yandan, davalının bayiinin taşınmazlardaki hisseyi hükmen tescil ile adına tescil ettirdiği, davacının da mirasçı olduğunun eldeki dava sırasında görülen davalarla belirlendiği, davalının veya bayiinin taşınmazı satın alırken taşınmazın ihtilaflı olduğuna dair bir bilgi veya duyumunun bulunmadığı, Yerel Mahkemece davalı tarafın iyi niyetli olduğu nazara alınarak karar verildiği, delillerin takdirinde de bir isabetsizlik bulunmadığı, vasiyetnamenin iptali davasının başarıya ulaşmasının ise eldeki davada sonuca etkili olmayıp belki davacı tarafça açılacak başka bir davanın konusunu teşkil edebileceği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece bekletici mesele yapılan İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/143 Esas sayılı davasının sonuçlandığı, bu karar ile ... ...'ın muris ... ...'ın tek mirasçısı olduğu yolundaki savunmalarının geçersiz kaldığını, davacının da diğerleri yanında mirasçı olup kararın derecattan geçerek kesinleştiğini, tapu kaydının iptali talep edilen taşınmazında davacının da doğal malik olduğunu, davalının bayisi ...'ın aynı zamanda davalının vekili olup bu sıfatla hareket ettiğini, dava konusu taşınmazı iktisap ettikten sonra hemen davalı şirkete temlik ettiğini, bu işlemi yaparken esasen diğer varislerin de olduğunu bildiğini, bu durumu gerek satış vaadi sözleşmesinde gerekse tescil davasında belirttiklerini ve diğer hissedarların olurunu almadıkları için dava açtıklarını vurguladıklarını, davacı mirasçı olduğu halde kendisinin hiç bir onayı hatta haberi dahi olmadan yapılan işlemin batıl olduğunu, davacının, miras bırakanının ölümüyle TMK 599. (Eski 539) maddesi gereğince taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın haksız bir şekilde davalının eline geçtiğini, bu nedenle yapılan işlemin yok hükmünde olduğunu, satış vaadinde bulunan ... ...'ın taşınmazın temliki için ... ve ....'i vekil tayin ettiğini, bu kişilerin davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri, babaları ...’in ise davalı şirketin yönetim kurulu başkanı, alıcı olan ...'ın da ....'in damadı olduğunu, ...'ın doğrudan doğruya davalı şirket adına hareket etmiş olup damatlık ilişkisi sona erince de emaneti asıl sahibine verdiğini, tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalının savunmalarında arz ettiği üzere "iyi niyetli" olmadığının açık olduğunu, dayanak veraset ilamı hükümsüz olmakla tescilin de yolsuz olduğunu, dolayısıyla iyi niyetten, zaman aşımından bahsedilmesinin de olanaksız olduğunu, diğer yandan ... ...'ın 19.12.1977 tarihinde İstanbul 3. Noterliğinde düzenlenen vasiyetname ile terekenin tamamını başkaca mirasçısı olmadığından ... ...'a bıraktığını, düzenleme şeklindeki bu vasiyetnamenin nüfus kayıtlarına yanlış işlendiğinden işlevsiz kaldığını, vasiyet alacaklısı ... ...'ın Beyoğlu ... Noterliğince düzenlenen 137... yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile lehine vasiyet yapılan 19.12.1977 tarihli vasiyetnamesinden resmen feragat ettiğini, İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/143 Esas sayılı kesinleşmiş ilamıyla davacıların ... ...'ın mirasçısı olduğunu ispatladıklarını ve ... ...'ın yegane mirasçı olduğuna dair ilamın iptalinin de kesinleştiğini, vasiyetnamenin esasen nüfusa yanlış işlendiğinden ve ... ... açıkça vasiyetnamedeki haklardan feragat etmiş olduğundan vasiyetnamenin yokluğunun tespiti için İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/1395 Esas sayılı dosyasıyla dava açılmış olup istinaf aşamasında olduğunu, anılan davanın sonucunun eldeki davayı doğrudan etkilediğinden sonucunun beklenmesi gerektiğini, davalı Hazinenin de tapu maliki olup davanın bu davalıya yöneltilmesinde bir yanlışlık bulunmadığını, diğer davalı yönünden gerekçe kısmında zaman aşımından da bahsedilmekte olup bu davalı yönünden davanın ne sebeple reddedilmiş olduğunun kararda açık olmadığını, zamanaşımının da söz konusu olmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, ketmi verese (yolsuz tescil) hukuki nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu .... ada 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazların kök mirasbırakan ... adına kayıtlı olduğu, ...’un 1974 yılında öldüğü, mirasının 3/4 payının kardeşi ... Hamparsun’a, 1/4 payının ise eşi ....’a kaldığı, ...’un 08.04.1977 tarihinde dul ve çocuksuz ölümü ile ...’dan kendisine intikal eden 1/4 miras payının kardeşi ... ...’a intikal ettiği, ...’in ise 05.04.1980 tarihinde evli ve çocuksuz olarak öldüğü, İstanbul 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1980/1032 Esas, 1980/1047 Karar sayılı veraset ilamında ... ...’ın tek mirasçısının eşi ... ... olarak gözüktüğü, ...’in ise 03.12.1977 tarihinde bekar ve çocuksuz olarak öldüğü, İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1979/415 Esas, 1981/76 Karar sayılı veraset ilamında ...’in mirasçıları olarak ... ve ...’ın yer aldığı, Maliye Hazinesi tarafından, bu kişilerin ...’in mirasçıları olmadıkları, ....’in mirasçı bırakmadan öldüğü, bu nedenle Hazine’nin son mirasçı olduğu ileri sürülerek İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1991/1784 Esas sayılı dosyası ile verasetin iptali davası açıldığı ve Mahkemenin 16.03.1992 tarih 1992/376 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1979/415 Esas, 1981/76 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptali ile ....’in mirasının son mirasçı sıfatıyla Hazineye intikal ettiğine karar verildiği, kararın 18.02.1992 tarihinde kesinleştiği, ... ...’ın kendisine intikal eden1/4 payını Beyoğlu..... Noterliğinin 03.03.1989 tarih ve 13713 yevmiye nolu gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile dava dışı ...’a temlik ettiği, bu sözleşmede ...’in gerekirse taşınmazların devir işlemlerinin yapılması için ... ve ...’i de vekil tayin ettiği, ... tarafından ... aleyhine İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde ferağa icbar davası açıldığı ve Mahkemenin 08.05.1991 tarihli 1990/192 Esas, 1991/241 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile dava konusu taşınmazlardaki ...’e ait 1/4 payın ... adına tesciline karar verildiği, 18.02.1994 tarih 714 yevmiye nolu intikal ve hükmen tescil işlemi ile dava konusu ... ada 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazların 3/4’er paylarının davalı Maliye Hazinesi, 1/4’er paylarının ise ... adına tescil edildiği, ...’ın da her iki taşınmazdaki adına tescil edilen 1/4‘er payları 24.09.1998 tarih ve 4312 yevmiye nolu işlemle davalı ... Emlak Yapı Turizm ve Ticaret A.Ş.’ye satış suretiyle devrettiği, ...’in ...’ın tek mirasçısı olarak yer aldığı İstanbul 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1980/1032 Esas, 1980/1047 Karar sayılı mirasçılık belgesinin, İstanbul 12.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/143 Esas, 2017/949 Karar sayılı kararı ile iptal edilerek davacı ...’in (Silva’nın 16.12.2003 tarihinde ölümü ile tek mirasçısı kızı davacı ...’nun da) ... mirasçıları arasında yer aldığı hasımlı veraset ilâmının düzenlendiği, tarafların temyizi olmaksızın kararın 02.04.2018 tarihinde kesinleştiği, ....’ın İstanbul .... Noterliğinin 19.12.1997 tarih ve 18139 yevmiye nolu vasiyetnamesi ile tüm mirasını eşi ....’a bıraktığı, İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/1395 Esas sayılı dosyası ile davacı ... .... tarafından davalı ... aleyhine vasiyetnamenin iptali davası açıldığı, davanın bozma sonrası 2022/231 Esas numarasını aldığı ve yargılamanın halen devam ettiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, eldeki davada davacının taleplerinin dava konusu taşınmazlarda davalı ... Emlak Yapı ve Ticaret A.Ş. adına kayıtlı 1/4‘er paylara ilişkin olup davalı Maliye Hazinesi adına kayıtlı 3/4‘er payların dava konusu olmadığı gözetilerek davalı Maliye Hazinesi yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Bununla birlikte; yukarıda belirtildiği üzere, hasımlı olarak görülüp sonuçlandırılan verasetin iptali davası ile davacının mirasbırakan ....’ın mirasçısı olduğunun sabit olması karşısında dava konusu taşınmazlar bakımından ketmi verese olgusunun kanıtlandığı açıktır. Bu durumda, ketmi verese olgusu sabit olduğuna göre taşınmazlardaki 1/4‘er payları temlik alan son kayıt maliki davalı ... Emlak Yapı ve Ticaret A.Ş.’nin dava konusu taşınmazları iyiniyetle edinmiş olması halinde bu kazanımının korunacağı, aksi halde TMK’nın 1024. maddesi gereğince adına yapılan tescilin yolsuz hale geleceği kuşkusuzdur.
Bilindiği üzere; hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları, satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla 4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989. tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.
Bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke TMK'nın 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3. kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddenin 1. fıkrasına göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3. kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür.
Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden, iktisapta bulunan kişinin iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse, diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır.
Bu nedenle, yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyi niyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Nitekim bu görüşten hareketle, "kötüniyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (re'sen) nazara alınacağı” ilkeleri 08.11.1991 tarih l990/4 esas l99l/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir.
Öte yandan; 14.02.1951 tarihli 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince vakıa ve karinelerden, hâlin icaplarından kendisinden beklenen özeni sarf etmemiş olması itibariyle kanunen iyiniyet iddiasında bulunamayacağı belirmiş olan kimsenin TMK’nın 1023. maddesinden yararlanamayacağında bir tereddüt bulunmamaktadır.
Somut olaya gelince;....’ın, ....’in tek mirasçısı olmadığını, başka mirasçıları olduğunu bildiği, taşınmazların 1/4‘er paylarını intikalen adına tescilini sağlayamadığı, bu nedenle taşınmazların dava dışı ...’a satışı hususunda ... ile Beyoğlu .... Noterliğinin 03.03.1989 tarih ... yevmiye nolu taşınmaz satış vaadi sözleşmesini akdettikleri, bu sözleşmede ...’in gerekirse taşınmazların devrini yapması için ... ve ...’i vekil tayin ettiği, ... tarafından ... aleyhine ferağa icbar davası açılarak taşınmazların ... adına hükmen tescilinin sağlandığı, ... ve ...’in birlikte hareket ettikleri, ...‘in de taşınmazlardaki adına tescil edilen payları 24.09.1998 tarihinde davalı ... Emlak Yapı ve Ticaret A.Ş.’ye satış suretiyle devrettiği, ...’in satış vaadi sözleşmesinde yetkili kıldığı vekiller ...’in davalı ... Emlak Yapı ve Ticaret A.Ş.’nin Genel Müdür yardımcısı, ...’in ise davalı ... Emlak Yapı ve Ticaret A.Ş.’nin yetkili temsilcisi olduğu, ayrıca ...’ın da tanık olarak alınan beyanında davalı ... Emlak Yapı ve Ticaret A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı ...’in eski kayınpederi olduğunu, ...’in ise onun oğlu olduğunu ifade ettiği, tüm bu hususlar yukarıdaki ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde, davalı ... Emlak Yapı ve Ticaret A.Ş.’nin durumu bildiği ya da kendisinden beklenen özeni göstermesi halinde bilebilecek konumda bulunduğu, başka bir ifade ile temlikte iyiniyetli sayılamayacağı ve TMK’nın 1023. maddesinden istifade edemeyeceği ortadadır.
Hâl böyle olunca; dava konusu taşınmazlarda davalı ... Emlak Yapı ve Ticaret A.Ş. adına kayıtlı 1/4‘er paylar yönünden, davacının ketmedilen miras payı olan 16/64 pay oranında tapu iptali ve tescile karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.