Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1884 K.2025/2367

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1884 📋 K. 2025/2367 📅 05.05.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/1884 E.  ,  2025/2367 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1688 E., 2024/393 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kars 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/278 E., 2023/194 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili, asıl davaya sunmuş olduğu dava dilekçesinde; davacı ile davalı....ve ...'in kardeş olduğunu, 11.04.2014 tarihli vekaletnameyle davacıya babasından intikal eden ve Kars ilinde bulunan taşınmazları davalı ...'e satması hususunda kardeşi davalı ...'ı vekil tayin ettiğini, dava dışı bir kısım mirasçıların 2011 tarihinde taşınmazdaki paylarını davalı ...'e devrettiğini, davacının da 2011 yılında dava dışı kardeşini vekil tayin ettiğini ancak vekile güvenmemesi nedeniyle vekili azlettiğini, bu satışlardaki tek amacının ailenin tek erkek evladı olan ...'e taşınmazların bağışlanması olduğunu, taşınmazların davalı ...'e devredilmesine rağmen davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek 151 ada 304 ve 306 parsel, 152 ada 43 ve 112 parsel, 325 ada 16 parsel, 327 ada 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde alacak talep etmiş; birleştirilen davaya sunmuş olduğu dava dilekçesinde, asıl davanın açılmasından sonra davalı ... tarafından dava konusu taşınmazlardan 151 ada 304 ve 306 parsel, 152 ada 112 parsel ve 325 ada 16 parsel sayılı taşınmazların davalı ...'e, 152 ada 43 parsel sayılı taşınmazın davalı ...'a satış suretiyle devredildiğini, dava konusu 327 ada 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazın tevhiden 327 ada 69 parsel numarası aldığı ve bu taşınmazdaki bağımsız bölümlerin davalı ... adına kayıtlı olduğunu, davalı ... tarafından yapılan satış işlemlerinin muvazaalı olduğunu ileri sürerek davalılar adına tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde alacak talep etmiştir. Davacı vekili, davalı ... ...'nın davacının davasında haklı olduğuna ilişkin dilekçesinden sonra 20.01.2022 tarihli dilekçesiyle vekaletnamesindeki feragat özel yetkisine dayanarak davalı ... ... yönünden davadan feragat etmiştir. Davacı vekili 05.04.2022 tarihli dilekçesiyle de vekaletnamesindeki feragat özel yetkisine dayanarak davalı... yönünden davadan feragat etmiştir. Davalı ... ... ve davalı... yönünden dosya tefrik edilmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların davalıya satış suretiyle devrine karşılık davacının payına isabet eden 30.000,00 TL'nin davacının vekiline ödendiğini, taşınmazların davalıya devrinden 7 yıl sonra davanın açılmasının davacının alacağını aldığını gösterdiğini, dava konusu taşınmazların yıllar önce satışı hususunda emlakçılara bilgi verildiğini ancak davalının terör örgütüne üyeliği nedeniyle mal varlığına ilişkin hesapların dondurulduğunu bu nedenle üçüncü kişilere satış işlemlerinin geciktiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Asıl davada davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; davacının payına isabet eden 30.000,00 TL'nin davacının icra yoluyla takip edilen borçları olması nedeniyle davacıya elden verildiğini, davalı ...'e yapılan satış işlemindeki bedellerin düşük tutulmasının nedeninin davacının üniversite eğitimi sırasında davalı ...'in maddi yardımlarıyla eğitimine devam etmesinden kaynaklanan minnet duygusu olduğunu, davacının davalıya da birçok borcu olduğu halde evin küçüğü olması nedeniyle davalı tarafın hoş gördüğünü, taşınmazların davalı ...'e devrinden 7 yıl sonra davanın açılmasının davacının kötüniyetini gösterdiğini belirterek davanın reddini savunmuş; yargılama sırasında davalı ... ... 18.01.2022 tarihli dilekçesiyle, davacının davasında haklı olduğunu, davalı ...'in kendisine satılan taşınmazlara karşılık davacı ve diğer mirasçılara herhangi bir ödemede bulunmadığına ilişkin beyanda bulunmuştur.
3.Birleştirilen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, taşınmazları bedeli mukabilinde davalı ...'den satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
4. Birleştirilen davada davalı ... vekili 13.01.2022 tarihli dilekçesinde; davalı ile satıcı davalı ...'in dava konusu 152 ada 42 parsel sayılı taşınmazın satışı hususunda 04.06.2015 tarihinde sözleşme imzaladıklarını, 120.000,00 TL'ye anlaşıldığını, 20.000,00 TL'sinin nakit, 100.000,00 TL'sinin ise çekle ödendiğini, davalı ...'in İzmir'de yaşaması, tarım arazilerinin satışı ile ilgili yüz ölçümü kısıtlaması ve sonrasında davalı ...'in tutuklanması nedeniyle devir işlemlerinin yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davanın davalısı olup sonradan feragat nedeniyle dosyası tefrik edilen davalı ...'ın 18.01.2022 tarihli dilekçesindeki beyanından dava konusu taşınmazların satış işlemi sonrası davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığının anlaşıldığını, davalı ...'nın da davacıya herhangi bir ödeme yapıldığını ispatlayamadığı, davalı ... tarafından davacının dava dilekçesinin tebliğinden sonra dava konusu taşınmazların davalılar ... ve ...'e devredildiği, tarihsiz sözleşmelerin de her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğu bu nedenlerle davalılar ... ve ...'in 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesinde düzenlenen iyi niyetten yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu davalı ... adına kayıtlı 151 ada 304 ve 306 parsel, 152 ada 112 parsel ve 325 ada 16 parsel sayılı taşınmazların ve davalı ... adına kayıtlı 152 ada 43 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacının miras payı oranında adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ..., davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin UYAP sistemi üzerinden gönderdiği 20.01.2022 tarihli dilekçesi ile davalı ... ...'ya karşı açtığı davadan feragat ettiği, davacının dava dilekçesinde vekalet görevinin kötüye kullanılması sebebine dayanarak tazminat isteminde bulunduğu, vekil ... ile işlem yapan davalı ...'in taşınmaz bedelinden kaynaklanan tazminattan müteselsilen sorumlu oldukları, davacının davalı vekili ... yönünden davadan feragati diğer müteselsil sorumlu davalı ... yönünden de teselsülden feragat niteliğini taşıdığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davada davalı ... yönünden feragat nedeniyle davanın reddi gerektiği; davacı tanıklarından ...'nın davacı ... gibi hisselerini davalı ...'ya para karşılığı devrettiklerini, ...'in bedeli hemen ödemesi gerektiğini ancak Devletin davalı ...'in mal varlığına el koyduğunu, bu nedenle paralarını ödeyemediğini, el koyma kararı kaldırılınca kardeşi davacı ...'ın paranın ödenmesi için bu davayı açtığını ifade ettiği, davacı tanığı ...'in de beyanında, davacı ... ile davalı ...'in kardeşleri olduğu, taşınmazların babalarından miras kaldığını, beş kız, bir erkek kardeş olduklarını, hisselerini davalı erkek kardeşlerine devrettiklerini, kendisinin de kardeşi ... ...'ya vekaletname gönderdiğini, satışa kendisi, ..., ... hep birlikte gittiklerini, davalının paralarını vereceğini söylediğini ancak hiçbirine parasını ödemediğini, daha sonra FETÖ davaları nedeniyle davalı ...'in mallarına el konulduğunu, bu dönemde de bir para ödeyemediğini, el koyma kararı kalktığında davacı kardeşi Bilman'ın defalarca ...'den parasını istediyse de ...'in ödeme yapmadığını, dava açılınca da bir iki gün içerisinde taşınmazları ailecek tanıdıkları ...'ya devrettiği şeklinde beyanda bulunduğu, Mahkemece davacı tarafından devredilen hisse karşılığının davalı ... tarafından ödenmediği, davacının iddialarını ispatladığı sonucuna varıldığı belirtilmiş ise de yalnızca bedelin ödenmemesi vekalet görevinin kötüye kullanıldığı anlamına gelmeyeceği gibi buna ispata da yeterli olmadığını, vekil ...'ın davalı sıfatıyla bu dosyada tefrik kararından önce verdiği 18.01.2022 tarihli yazılı beyanında davacının verdiği vekaletname gereği davalı ...'e devri yaptığını ancak bedelin ödenmediğini, ancak kendisinin bu satışlardan ötürü davacıya bir borcunun olmadığını beyan ettiği, vekil ...'ın kötü niyetle hareket ederek vekalet görevini kötüye kullandığı yahut davalı ... ile çıkar ve işbirliği içinde bir anlaşmayla hareket ederek vekil edenini zararlandırma kastına yönelik bir ikrarı veya kabulü bulunmadığı gibi tanıklar da vekilin vekil edeni zararlandırıcı kötüniyetli hareketleri yahut vekil ile ... arasındaki bir çıkar ve işbirliği anlaşmasından söz etmedikleri, diğer taraftan dava dilekçesinde vekalet görevinin kötüye kullanılması dışında bir başka hukuki nedene dayanılmadığı gibi davanın tamamen ıslahı ile bir başka hukuki neden de ileri sürülmediği, hal böyle olunca ilk el davalı ...'ya yapılan devirde vekalet görevinin kötüye kullanıldığının ispatlanmadığı, bu sebeplerle davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın reddi gerektiği belirtilerek asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili ile birleştirilen davada ... vekili ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle asıl ve birleştirilen davada davalı ... yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, birleştirilen davada davalı ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; vekil davalı ... yönünden davacının feragat etmesinin nedeninin ...'ın feragat halinde doğruları söyleyeceğini beyan etmesinden kaynaklandığını, davacının ispat külfeti altında bulunması nedeniyle feragat ettiğini, bu nedenle feragate ilişkin iradesinin sakatlandığını, feragatin hata ve ikrah nedeniyle iptali gerektiğini, ayrıca vekil davalı ... yönünden yapılan feragatin davalı ... yönünden değerlendirilmesinin de hatalı olduğunu, davalılar ... ve ... arasında şekli anlamda mı yoksa maddi anlamda mı mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunun Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmediğini, birleştirilen davada dava dilekçesinde yolsuz tescile de dayandıklarını, muvazaa ve kötüniyet iddialarının incelenmediğini, davalılar ... ve ...'in kötü niyetli olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün değilse alacak, birleştirilen dava muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün değilse alacak istemine ilişkindir.
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1922 doğumlu muris ...'ın 2005 yılında ölümü ile geride mirasçıları asıl ve birleştirilen davada davacı ..., asıl ve birleştirilen davada davalı ..., asıl davada davalı olup feragat sonrası dosyası tefrik edilen vekil davalı ..., dava dışı çocukları ..., ... ve ...'ın ve eşi...'in (yargılama sırasında ölmüş) kaldığı; dava dışı mirasçılar ..., ... ve vekil davalı ...'ın 14.10.2011 tarihli ve 8932 yevmiye numaralı resmi senetle muris ...'tan intikal eden taşınmazlardaki paylarını asıl ve birleştirilen davada davalı ...'e satış suretiyle devrettiği; asıl ve birleştirilen davada davacı ...'ın Ordu 6. Noterliğinin 11.04.2014 tarihli ve 3187 numaralı vekaletnamesi ile babası muris ...'tan intikal eden ve edecek Kars ili sınırlarında bulunan taşınmazlardaki payını asıl ve birleştirilen davada davalı ...'ya satması hususunda vekil davalı ... ...'yı vekil tayin ettiği; vekil davalı ... ...'nın davacı ...'a ait payları ve dava dışı diğer mirasçılar ... ve .....'in dava konusu 151 ada 304 ve 306 parsel, 152 ada 43 ve 112 parsel, 325 ada 16 parsel, 327 ada 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını 09.05.2014 tarihli ve 3647 yevmiye numaralı resmi senetle asıl ve birleştirilen davada davalı ...'ya devrettiği anlaşılmıştır.
2. Vekil davalı ... 'nın 18.01.2022 tarihli dilekçesiyle davacıya yapılan satışlardan dolayı herhangi bir ödeme yapılmadığını ve davasında haklı olduğunu ifade etmesi üzerine davacı vekilinin vekil davalı ... yönünden davadan feragat ettiği anlaşılmıştır. Dava konusu 327 ada 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazlar yönünden de davacı vekili davadan feragat etmiştir.
3. Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun vekalet sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. TBK'da sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir (TBK'nın 504/1). Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk 818 sayılı BK'da daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'da benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
4. Vekil ile sözleşme yapan kişi TMK'nın 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
5. Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötüniyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Kanun maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
6.Yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca somut olay değerlendirildiğinde; vekil davalı ... ... 18.01.2022 tarihli dilekçesinde davacının iddiasını kabul ettiği, satış işlemlerinden dolayı davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını ifade ettiği, davacı tanıkları ve davalı ...'in de kardeşleri olan ... ve ...'in de satış işlemi sonrası ne kendilerine ne de davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığına dair beyanda bulundukları, bu beyanlar karşısında davalı ...'in yapılan satış işlemleri sonrasında davacıya herhangi bir ödeme yapmadığının anlaşıldığı, diğer yandan TBK md. 61 uyarınca birden fazla kişinin birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağının düzenlendiği, eldeki davada davacının talebinin ayni hakka ve bunun mümkün olmaması halinde ise ayni hakka dayanan alacak hakkına ilişkin olduğu, böylece müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerin feragat yönünden uygulama alanı bulunmadığı görülmekle, asıl ve birleştirilen davada davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
7. Birleştirilen davaya konu tapu iptali ve tescil talebi yönünden yapılan değerlendirmede;
TMK'nın “İyi niyetli üçüncü kişilere karşı” başlıklı 1023. maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyete dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan bu maddeye göre, tapu sicilinde ismi geçen kişinin gerçek hak sahibi olduğuna inanan veya kendisinden beklenen tüm özeni göstermesine rağmen gerçek malik olmadığını, tapu sicilinde yolsuzluk bulunduğunu bilmesi imkânsız olan kişinin iktisabı korunur. Aynı Kanun'un “İyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı” başlıklı 1024. maddesi ise; “Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” hükmünü içermektedir. Bu madde ile de iyi niyetli olmayan kimsenin iktisabının korunmayacağına vurgu yapılmıştır. TMK’nın 1023. maddesi iyi niyetle mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımını korurken; aynı ilke, tamamlayıcı madde niteliğinde bulunan 1024. madde ile iyi niyetli olmayan üçüncü şahısların kazanımını hükümsüz saymıştır.
8. Eldeki davada, dava konusu 152 ada 43 parsel sayılı taşınmazın muris ...'tan mirasçılarına intikal ettiği, bir kısım mirasçıların 2011 yılında, davacının da aralarında bulunduğu bir kısım mirasçıların ise 09.05.2014 tarihinde taşınmazdaki miras paylarını asıl ve birleştirilen davada davalı ...'ya devriyle taşınmazın davalı ... adına 09.05.2014 tarihinde tescil edildiği, davacı tarafından 27.09.2021 tarihinde dava açılmasından sonra davalı ...'in dava konusu taşınmazı 06.10.2021 tarihinde birleştirilen davada davalı ...'a satış suretiyle devrettiği anlaşılmıştır. Davalı ... tarafından taşınmazın 30.12.2015 tarihli sözleşmeye istinaden 120.000,00 TL bedelle satın alındığı, satış işlemine ilişkin aynı tarihli 100.000,00 TL'lik çek verildiği, kalanın ise elden verildiği ancak tescil işleminin davalı ... hakkında yürütülen FETÖ soruşturmalarından dolayı mal varlığı devirlerinde kısıtlama olması nedeniyle sonradan yapılmak zorunda kaldığı savunulmuşsa da, dava konusu taşınmazın davanın açılmasından sonra devredildiği, 30.12.2015 tarihli 100.000,00 TL'lik çekin kime ve hangi sebeple verildiğinin anlaşılamadığı, dava konusu taşınmazın davalı ...'den davalı ...'a satışı hususunda tanık...adına düzenlenen vekaletname tarihinin 22.01.2016 olduğu, bu vekaletnamenin 1 ay süreli olduğu, vekaletname süresi içerisinde satış işlemi yapılabilecekken yapılmadığı, diğer yandan en erken tarihle FETÖ soruşturmalarına ilişkin sürecin 20.07.2016 olduğu, bu sürece kadar da tapuda satış işleminin başlamadığı, dava konusu taşınmazda davalı ...'in borçlu olduğu 13 adet icra şerhi bulunduğu, taşınmazın icralı olmasına rağmen davalı tarafça satın alındığı, resmi senette bedelin 60.000,00 TL, keşfen belirlenen değerinin ise 465.700,90 TL, sözleşmenin yapıldığı tarihteki değeri belirlenmemişse de 2014 tarihinde dahi taşınmazın 332.643,50 TL olduğu, buna rağmen davalı ...'ın taşınmazı 120.000,00 TL'ye satın aldığını ifade etmesi karşısında taşınmazın değerinin çok altında bedelle de satılmış olduğu, dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği 05.10.2021 tarihinden 1 gün sonra satış işleminin yapıldığı, böylece ilk el malik ... ile davalı ...'ın el ve iş birliği içinde olduğu, ikinci el durumundaki kayıt maliki davalı ...'ın tapu siciline güvenen iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunmadığı anlaşılmakla, birleştirilen davada davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir.
9. Birleştirilen davada tapu iptali ve tescil talebine konu 151 ada 304 ve 306 parsel, 152 ada 112 parsel ve 325 ada 16 parsel sayılı taşınmazlar yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu taşınmazların mirasçılar arasındaki satış işlemi sonrası davalı ... adına 09.05.2014 tarihinde tescil edildiği, davacı tarafından 27.09.2021 tarihinde dava açılmasından sonra davalı ...'in dava konusu taşınmazları 06.10.2021 tarihinde birleştirilen davada davalı ...'e satış suretiyle devrettiği anlaşılmıştır. Davalı ... dava konusu taşınmazları 11.08.2015 tarihli satış sözleşmesiyle 537.000,00 TL bedelle satın aldığını, 420.000,00 TL bedelin davalı ...'in banka hesabına yatırıldığını, kalan 137.000,00 TL bedelin ise tapudaki devir işlemlerinden sonra yapılacağını savunmuşsa da davalının ve davacının kardeşi davacı tanığı ...'in dava konusu taşınmazların davanın açılmasından sonra ailece tanıdıkları ...'ya para karşılığı devredilmediğini düşündüğünü ifade ettiği, dava konusu taşınmazlarda davalı ...'in borçlu olduğu 50'den fazla icra şerhi bulunduğu, resmi senetteki değerle (504.000,00 TL) gerçek değer arasında 10 kat fark bulunduğu, sözleşmenin yapıldığı tarihteki değer belirlenmemişse de 2014 tarihinde dahi taşınmazın 2.584.729,55 TL, davalı ... tarafından satın aldığını belirttiği bedelin 537.000,00 TL olması karşısında bedeller arasında fahiş fark, taşınmazlar üzerinde bulunan haciz şerhleri ve 11.08.2015 tarihli satış sözleşmesi ile davalı ...'in mal varlığına ilişkin tasarrufların durdurulmasına ilişkin tedbirler arasındaki süre ve dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği 05.10.2021 tarihinden 1 gün sonra satış işleminin yapıldığı dikkate alındığında, ilk el malik ... ile davalı ...'in el ve iş birliği içinde olduğu, ikinci el durumundaki kayıt maliki davalı ...'nın tapu siciline güvenen iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunmadığı anlaşılmakla, birleştirilen davada davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir.
10. Diğer taraftan; davacının kabul edilen asli talebi tapu iptali ve tescil yönünden son kayıt malikleri üzerinden hüküm kurmakla birlikte, davalı ... tapu kayıt maliki değil ise de haksız eylemi diğer davalı kayıt malikleri ... ve ... ile birlikte el ve işbirliği içerisinde gerçekleştiren kişi olduğundan anılan davalılarla birlikte yargılama gideri ve harç gibi hükmün fer'ilerinden müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği göz ardı edilmemelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.