Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/33 K.2025/2379
1. Hukuk Dairesi 2025/33 E. , 2025/2379 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/728 E., 2023/629 K.
Mahkeme kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından duruşma istekli, asıl davada davalılar ... ve ... vekili ve katılma yoluyla asıl ve birleştirilen davada davalı ... mirasçısı ... vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.07.2024 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacı ... mirasçısı ..., asıl ve birleştirilen davada davacılar .... vd. vekili Avukat ... ile temyiz eden asıl davada davalılar ... ve ... vekili Avukat ..., temyiz edilen asıl davada davalı ... ve ... vekili Avukat ..., asıl davada davalı ... vekili Avukat ..., birleştirilen davada davalı ... vekili Avukat ..., asıl ve birleştirilen davada davalı ... mirasçısı ... v.d. vekili Avukat .... ve birleştirilen davada dahili davalı ... vekili Avukat ....geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer davalılar gelmedi, yokluklarında duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacılar; davalı ...'e karşı Kahramankazan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/310 Esas, 388 Karar sayılı dosyası üzerinden açtıkları muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasının kabul edildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalı ...’nin hükmün infazını engellemek amacıyla, asıl davada dava konusu 2730 ada 20, 2755 ada 5, 2754 ada 25, 2757 ada 4 ve 147 ada 2 parsel sayılı taşınmazları satış göstermek suretiyle davalılar ..., ..., ... ve ...,.... Çelik Dövme A.Ş'ye devrettiğini, birleştirilen davada dava konusu 3394 ada 5, 3395 ada 3, 3398 ada 1 ve 3399 ada 2 parsel sayılı taşınmazları ise yine satış göstermek suretiyle davalı ...'e devrettiğini, tüm temliklerin muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini, olmadığı takdirde bedelin davalı ...'den tahsilini istemişler, aşamada birleştirilen davada dava konusu 3395 ada 3 parsel sayılı taşınmaz yönünden davayı takipsiz bıraktıklarını bildirmişler, yargılama sırasında davacılardan ...'ün ölümü üzerine mirasçıları ... ve .... davacılar avukatına vekaletname vermek suretiyle davayı sürdürmüşlerdir.
II. CEVAP
Asıl davada davalılar ... ve ... vekili; dava konusu taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbir kararının 28.02.2013 tarihinde kaldırıldığını, satın alma tarihlerinde taşınmaz üzerinde sınırlayıcı hiçbir takyidat bulunmadığını, davalıların iyi niyetli olduklarını, tapu siciline güvenerek işlem yaptıklarını, belediye rayiç değerine göre belirlenen bedeli davalı ...'nin hesabına yatırdıklarını, kalan bedeli ise elden ödediklerini, satışın gerçek olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuşlardır.
Asıl davada davalılar .... ve ... vekili; davalıların dava konusu taşınmazı satın aldıkları tarihte satışa engel hiçbir şerh bulunmadığını, taşınmazı iyi niyetle satın aldıklarını, davacılar ile davalı ... arasındaki ilişkiyi bilmelerinin mümkün olmadığını, belediye rayicine göre belirlenen resmi değeri banka yoluyla, kalan miktarı da elden ödediklerini, akdin resmi şekil şartlarına uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Asıl davada davalı ...; akit tarihinde tapuda satışa engel bir durumun bulunmadığını, dava konusu taşınmazı belediye rayiç değeri üzerinden satın aldığını, satışın resmi memur önünde yapıldığını, davalı ...'nin bedeli nakden ve peşinen aldığını, iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Asıl davada davalı .... vekili; dava konusu taşınmazın 800.000,00 TL bedeli karşılığında emlakçı aracılığıyla satın alındığını, satış bedelinin ödendiğinin banka dekontundan anlaşılacağını, dava konusu taşınmazın, bitişiğindeki şirkete ait fabrikanın büyütülmesi amacıyla satın alındığını, iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Asıl ve birleştirilen davada davalı ...; davalılarla hiçbiri arkadaşlığı, akrabalığı ya da tanışıklığının bulunmadığını, tapuda resmi şekilde dava konusu taşınmazları devrettiğini, davacıların tapu iptali-tescil taleplerinin reddinin gerektiğini, daha önce davacılar tarafından açılan muris muvazaası davasında iptali-tescile karar verildiğini, ancak tapuda infaz sırasında fazla harç ödeneceğinden taşınmazların satılıp satış bedelinin davacılarla paylaşılması konusunda anlaştıklarını, taşınmazların bu nedenle satıldığını ancak davacıların kendilerine düşen miktarları az bularak eldeki davayı açtıklarını, taşınmazları satışı sebebiyle banka yoluyla hesabına geçen bedeller üzerinden davacıların payını ödemeye hazır olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen davada davalı ...; iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazlar üzerinde hiçbir tedbir şerhi bulunmadığını, davacılar ile davalı ... arasındaki önceden görülen muris muvazaası davasını bilmesinin mümkün olmadığını, taşınmazlarda davalı ... ile paydaş iken ....’nin hisselerini satın aldığını, taşınmazlarda büyük hissedar olduğunu, imar düzenlemesiyle hissedar yapılan ....'nin paylarını rayiç bedelleri üzerinden satın aldığını, önceden görülen davada davacıların talebi üzerine taşınmazlar üzerindeki tedbir kararının kaldırıldığını, bu durumun davacılar ile davalı ...'nin önceden anlaşıp tedbiri kaldırtıp doğrudan işlem yapıldığını ve davacıların kötü niyetle dava açtığının göstergesi olduğunu, davacılar ve davalı ...'nin kendilerine karşı dolandırıcılık fiilini işlediklerini, iyi niyetle taşınmazı bedelini ödeyip satın aldığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 28.10.2014 tarihli ve 2013/223 Esas, 2014/312 Karar sayılı kararı ile; davaya konu taşınmazlardaki payların mülkiyetinin mahkeme kararı ile davacılara geçtiği ve davalıların iyi niyet savunmasına değer verilemeyeceği gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkeme kararının asıl ve birleştirilen davada davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 15.03.2018 tarihli ve 2015/17619 Esas, 201/7357 Karar sayılı kararı ile; "...dava konusu 3395 ada 3 parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gibi davalı ...’den çekişmeli diğer taşınmazları temlik alan davalıların iyi niyetli olup olmadıklarının, bir başka ifadeyle Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacaklarının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması da isabetsizdir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin 30.03.2021 tarihli ve 2019/78 Esas, 2021/166 Karar sayılı kararıyla; davacılar tarafından takipsiz bırakılan dava konusu 3395 ada 3 parsel sayılı taşınmaz bakımından davanın açılmamış sayılmasına, diğer taşınmazlar yönünden ise davacılar vekilinin tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde davalı ...'den tazminat talep ettiği, tapu iptali ve tescil talebini bir kısım davalılara, tazminat talebini ise davalılardan ...'e yönelttiği, bu haliyle talebin terditli dava olarak nitelendirilemeyeceği, yine davacı vekilinin HMK'nın 125. maddesi uyarınca seçimlik hakkının hatırlatılması üzerine davacı vekilinin davaya tapu malikleri yönünden tapu iptali ve tescil olarak devam ettiğini bildirdiği, bu nedenle davalı ... mirasçıları bakımından davanın pasif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, tapu maliki olan diğer davalıların ise iyi niyetli olmadıklarını gösterir bir delil sunulamadığı, TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl davada davalı ... Tic. A.Ş ve birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından vekalet ücretine ilişkin olarak kararın düzeltilmesi talebi üzerine; Mahkemece 07.06.2021 tarihli ek karar ile tavzih taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ile birleştirilen davada davalı ... vekilinin ve 07.06.2021 tarihli ek karara karşı ise davalı ... Şirket vekilinin temyizi üzerine, Daire'nin 07.02.2022 tarihli ve 2021/7334 Esas, 2022/820 Karar sayılı kararıyla; "...somut olaya gelince; davacı tarafın davayı takipsiz bıraktıklarını bildirdikleri dava konusu 3395 ada 3 parsel sayılı taşınmaz birleştirilen davada dava konusu olduğu halde, asıl dava bakımından kurulan hükümde bu parsele yer verilmiş olması doğru değildir. Dava konusu 3394 ada 5 parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile oluşan parsellerden 3394 ada 9 sayılı parselin davalı ... tarafından yargılama sırasında dava dışı üçüncü kişiye devredildiği anlaşılmaktadır. O halde, kendiliğinden (re'sen) gözetilmesi zorunlu olan yasal düzenlemeler Mahkemece uygulanarak davacı tarafa seçimlik hakkının hatırlatılması, sonucuna göre işlem yapılması ve ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru değildir. Davalı ...'nin yargılama sırasında öldüğü, mirasçıları olan çocukları...,...,..., ve ....'in davaya dahil edildiği, öte yandan .... ve .... mirası reddettiklerini bildirdikleri, Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/219 Esas, 2020/1812 Karar sayılı ilamı ile ...'den intikal eden mirasın ... tarafından kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespit ve tesciline karar verildiği, anılan kararın kesinleştiği, Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/110 Esas, 2020/78 Karar sayılı ilamı ile ... mirasının mirasçısı ... tarafından kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespit ve tesciline karar verildiği ancak bu ilamın henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, kesinleşmeyen ilamın kesinleşmesinin beklenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun değerlendirilmemiş olması da hatalı olmuştur. Öte yandan; ölen davalı ... hakkında açılan dava terditli olup tapu iptali ve tescil talepleri kabul edilmediği takdirde davacıların terditli tazminat talebi bulunduğu gözetilmek suretiyle mirası reddetmeyen .... mirasçılarının tazminattan sorumlu olacakları düşünülmeksizin, haklarında pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi yanlış olmuştur. Birleştirilen davada davalı ...'in, diğer davalı ... ile paydaş oldukları dava konusu taşınmazların kendisine, bir kısmının ise davalı ...'ye ....'nin belirttiği kişiye) devredildiğini, bu suretle dava konusu taşınmazları satın aldığını belirtmiş ise de davalının bu savunmasına yönelik yeterli araştırma ve incelemenin yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Mahkemece davalının bu savunmasının değerlendirilerek gerekli araştırmanın yapılması, tapu kayıtlarının getirtilmesi, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece 07.06.2021 tarihli ek karar ile davalıların tavzih istemlerinin reddine karar verilmiş olması doğru ise de her bir davalı ya da davalılara ayrı ayrı devredilen taşınmaz veya taşınmazlar bakımından değerlendirme yapılmak suretiyle yargılama giderleri ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücreti yönünden her bir davalı için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Davacıların, bozma ilamından önce kendilerine verilen ilk kesin sürede tanıklarını bildirmedikleri anlaşılmakla, Mahkemece davacıların tanık dinletme taleplerinin reddine karar verilmiş olması ise doğrudur..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Daire kararına karşı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ve davalı ... hariç davalı ... mirasçıları tarafından karar düzeltme isteğinde bulunulması üzerine Dairenin 20.09.2022 tarihli ve 2022/5367 Esas, 2022/5926 Karar sayılı kararı ile; "...davalı ... mirasçıları (.... hariç) ile asıl ve birleştirilen davada davacıların sair karar düzeltme itirazları yerinde değildir. Ne var ki; 07.02.2022 tarihli ve 2021/7334 Esas ve 2022/820 Karar sayılı kararda ...’in mirasçısı ... tarafından mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespit ve tesciline karar verildiği, ancak bu kararın henüz kesinleşmediği belirtmiş ise de Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/110 Esas ve 2020/78 Karar sayılı kararının 03.02.2022 tarihinde kesinleştiği karar düzeltme isteği üzerine yapılan inceleme sonucunda anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; Dairenin 07.02.2022 tarihli bozma gerekçelerinden anılan paragrafın çıkarılması gerekmektedir..." gerekçesiyle Dairenin 07.02.2022 tarihli ve 2021/7334 Esas ve 2022/820 Karar sayılı bozma kararından belirtilen paragrafın çıkarılmasına, takip eden paragraf numaralarının buna göre teselsül edilmesi suretiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin bozmaya uyarak verdiği yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl ve birleştirilen davada kayıt maliki olan davalıların kötü niyetli olduklarının ispatlanamadığından tapu iptali-tescil talebinin reddine, asıl ve birleştirilen davada terditli talep olan tazminat isteği yönünden davalı ... mirasçılarının tamamının mirası reddetmesi üzerine .....'nin terekesine tasfiye memuru tayin edildiği, tereke tasfiye olunup borçlar ödendikten sonra geriye kalan varsa birinci derece mirasçılara verileceğinden davalı ... mirasçıları yönünden tazminat isteğinin reddine, birleştirilen davada takipsiz bırakılan dava konusu 3395 ada 3 parsel sayılı taşınmaz bakımından ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece son kayıt maliki davalıların ediniminde iyi niyetli oldukları kabul edilmişse de satış tarihindeki gerçek değerleri ile resmi senetteki bedeller arasında fahiş fark bulunduğunu, davalı ...’in davalı ...’in köylüsü olduğunu, davalılar ... ile ...’nin ise kuzen olduklarını, taşınmazların satışına aracılık yapan emlakçı ....r’in de davalı ...’ın kuzeni olduğunu, emlakçı ...’in davalı ... Şirketine de taşınmazların satışında aracılık ettiğini, davalı ... ve ...’in gelininin köylerinin de aynı olduğunu, taşınmazlar üzerinde tedbirin kaldırılmasından hemen sonra taşınmazların 80 yaşındaki ...’den kısa aralıklarla bu davalılara satılmasının muvazaayı gösterdiğini, resmi senetteki satış bedellerinin bankada dakika aralıklarla yatırıldığını, davalıların tamamının aslında taşınmazlarda davacıların da hak sahibi olduklarını bildiğini, davalılar ile davalı ...’nin aynı-yakın köylerde yaşadıkları ve akrabalık ilişkilerine dair Mahkemeye sundukları şemaya karşı davalıların bir itirazları olmayıp sadece akrabalar arasında satışın mümkün olduğunu beyan ettiklerini, davalı ....’nin dava konusu 2757 ada 4 parselin uzun süredir sınır komşusu olduğunu, ihtiyati tedbirin kaldırıldığı aynı gün taşınmazı devraldığını, basiretli tacir olan davalı ... ‘nin satışla aynı gün kaldırılan tedbiri bilmemesinin mümkün olmadığını, birleştirilen davada ...’in de imar öncesi dava konusu 955 parsel sayılı taşınmazda davalıyla birlikte 2007 yılından beri paydaş olduklarını, taşınmaz hakkında bilgi sahibi olan davalı ...’in de iyi niyetli olamayacağını, insanların birbirini yakından tanıdığı küçük bir ilçe olan Kahramankazan’da yakın-aynı köylü, birbirleriyle bağlantılı olan tüm davalıların taşınmazın durumunu bilen ve bilebilecek durumda olan kişiler olduğunu, tapu iptali-tescil isteklerinin kabulünün gerektiğini, ayrıca terditli tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, davalı ...'nin terekesinden alacaklı gözükebilmeleri için eldeki davada tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
Asıl davada davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddinin doğru olduğunu ancak vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, davalılar ... ve ... vekili olduğu halde, vekalet ücreti hesaplanırken hataen davalı ...'ın da vekili olduğu zannedilerek vekalet ücreti takdir edildiğini belirtip kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir.
Asıl ve birleştirilen davada davalı ... mirasçısı ... katılma yoluyla temyiz dilekçesinde, mirasbırakan annesi ...’in mirasını reddettiğini ve bu kararın kesinleştiğini, dolayısıyla artık mirasçı olmadığından hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiği halde yazılı şekilde reddinin doğru olmadığını belirterek kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleştirilen dava; yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; Kahramankazan Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.12.2012 tarih ve 2012/310 Esas, 2012/388 Karar sayılı ilamı ile dava konusu taşınmazların davalı ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına miras payları oranında tesciline karar verildiği, İİK’nın 28. maddesi uyarınca hüküm özetinin ilgili Tapu Sicil Müdürlüğüne bildirilmediği, kararın 10.01.2013 tarihinde kesinleştiği, Mahkemece 28.02.2013 tarihinde dava konusu taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi üzerine Tapu Müdürlüğü tarafından 04.03.2013 tarihinde tapu kaydındaki ihtiyati tedbir şerhinin kaldırıldığı, davalı ...’nin asıl davada dava konusu 2757 ada 4 parseli 04.03.2013 tarihinde davalı ...’ye, 10.04.2013 tarihli aynı akitle 147 ada 2 (eski 583) parseli davalı ...’a, 2730 ada 20 parseli eşit payla davalılar... ve...’a, 2754 ada 25 parseli davalı ...’a, 2755 ada 5 parseli davalı ...’ye satış yoluyla devrettiği, birleştirilen davada ise 22.04.2013 tarihli aynı akitle dava konusu 3395 ada 3, 3399 ada 2, 3394 ada 5 ve 3398 ada 1 parselleri davalı ...’e satış yoluyla devrettiği, davalı ...’in 3395 ada 3 parseli 26.04.2013 tarihinde dahili davalı ...'na, ....’ün de 19.03.2014 tarihinde dahili davalı ...'a temlik ettiği, davacılar vekilinin 3395 ada 3 parsel yönünden davayı takipsiz bıraktıklarını bildirdiği, yine dava konusu 3394 ada 5 parselin de ifrazen 3394 ada 9 ve 10 parsellere ayrıldığı, 10 parselin hala davalı ... adına kayıtlı olduğu, 9 parselin ise davalı ... tarafından 26.09.2014 tarihinde dava dışı 3. kişiye devredildiği, davacılar vekilinin 18.07.2023 tarihli dilekçesiyle halihazırda ... adına kayıtlı olan 3394 ada 10 parsel sayılı taşınmazı dava konusu yaptıklarını, 3. kişiye devredilen 9 parselin dava konusu olmadığını bildirdiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesinde; “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” 1022/1. maddesinde; “Aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır.”, 1024/2. maddesinde; “Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.”, 1025/1-2 maddesinde "Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden aynî hakkı zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir. İyi niyetli üçüncü kişilerin bu tescile dayanarak kazandıkları aynî haklar ve her türlü tazminat istemi saklıdır." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Diğer yandan; hukukumuzda diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alışverişte bulunmaları, satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlama düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988. ve 989. maddelerinin ve tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.
Tapulu taşınmazların intikallerinde huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden, iktisapta bulunan kişinin iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten, bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse, diğer yanda ise kendisi için maddi hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır. Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta şeklen iyi niyetli gözükeni değil gerçekten iyi niyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Nitekim bu görüşten hareketle, "kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (re'sen) nazara alınacağı'' ilkeleri 08.11.1991 tarih 1990/4 Esas, 1991/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşler de aynı doğrultuda gelişmiştir.
Öte yandan; vakıa ve karinelerden, halin icaplarından kendisinden beklenen özeni sarfetmemiş olması itibariyle kanunen iyi niyet iddiasında bulunamayacağı belirlenmiş olan kimsenin TMK’nın 1023. maddesinden yararlanamayacağında bir tereddüt bulunmamaktadır.
Asıl ve birleştirilen davada davacıların, kesinleşen Kahramankazan Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.12.2012 tarihli ve 2012/310 Esas, 2012/388 Karar sayılı ilamı ile TMK'nın 705. maddesi uyarınca taşınmazlardaki paylarını tescilden önce kazandıkları, böylece sicildeki mevcut kaydın asıl mülkiyet durumunu yansıtmadığı kuşkusuzdur. Ne var ki, dava konusu taşınmazları davalı ...'den temlik alan diğer davalıların iyi niyetli olması halinde 4721 sayılı TMK’nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanacağı kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince; toplanan deliller, nüfus kayıtları, davacılar vekili tarafından dosyaya delil olarak sunulan ve davalılar tarafından inkar edilmeyen davalılar arasındaki ilişkinin gösterildiği şema ve tüm dosya kapsamından asıl davada dava konusu 147 ada 2 parsel maliki davalı ...'in dava dışı abisi ...'in Kahramankazan'da emlakçılık yaptığı ve satışlara aracılık ettiğinin anlaşıldığı, davalı ... ve ...'nın davalı ...'nin köylüsü olup aynı zamanda ...'nin gelininin de akrabası oldukları, dava konusu .... ada 25 parsel maliki davalı ... ile davalı ...'in öz kuzen oldukları, davalı ...'ın aynı zamanda emlakçılık yapan ...'in yanında sigortalı olarak çalıştığı, dava konusu 2755 ada 5 parsel maliki davalı ...'ın ise yine emlakçı ...'in arkadaşı olup kendisinin de emlakçılık yaptığı, dava konusu 2730 ada 20 parsel malikleri davalılar... ve ...'ın ise davalı ...'ın arkadaşları ve dükkan komşuları oldukları, taşınmazların anılan davalılara 10.04.2013 tarihli aynı akitle ve çok düşük bedellerle devredildiği, davalıların sadece resmi akitte gösterilen satış bedellerini davalı ...'nin banka hesabına gönderdikleri, başka bir bedel ödediklerini kanıtlayamadıkları gibi, banka hesabına gönderilen bedellerin taşınmazların gerçek değerinden çok düşük olduğu gözetildiğinde, asıl davada davalılar ...,...,...,ve...'in durumu bilen ve bilebilecek kişi konumunda bulundukları, edinimlerinde iyi niyetli kabul edilemeyecekleri açıktır.
Dava konusu ...57 ada 4 parsel maliki ... Çelik Şirketinin ise taşınmazı emlakçı ... aracılığıyla tedbirin kaldırıldığı aynı gün satın aldığı, resmi akitte gösterilen satış bedelini davalı ...'nin hesabına gönderdiği anlaşılmışsa da bu bedelin taşınmazın gerçek değerinden düşük olduğu, aynı zamanda davalı şirketin dava konusu taşınmaza bitişik komşu parselin de sahibi olup üzerinde fabrikasının bulunduğu gözetildiğinde taşınmazın durumunu bilebilecek konumda olduğu, bir kısım satış bedelini ödemiş olmasının taşınmazı iyi niyetle edindiği anlamına gelmeyeceği, Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı sonucuna varılmaktadır.
Birleştirilen davada davalı ...'in ise dava konusu taşınmazların geldisi kök 955 parselde 2007 yılından beri davalı ... ile birlikte paydaş olduğu ve taşınmazın yolsuz tescil ile intikal ettiğini bilen veya bilmesi gereken kişi konumunda bulunduğu, ediniminde iyi niyetli kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, asıl ve birleştirilen davada tapu iptali-tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harçlarının istek hâlinde temyiz edenlere iadesine,
21.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili için; asıl dava yönünden 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen asıl davada davalılardan, birleştirilen dava yönünden 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen birleştirilen davada davalılardan alınmasına,
Dosyanın Kahramankazan 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.