Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1279 K.2025/2352
1. Hukuk Dairesi 2025/1279 E. , 2025/2352 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/153 E., 2024/207 K.
Bozmaya uyularak verilen Mahkeme kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; Siirt ili, ... ilçesi, ... mevkiinde kain 128 ada 1 parseldeki taşınmazı ilk sahibi ...'den ... Noterliğinin 27.04.2014 tarih ve 286 yevmiye no ile ... 'ya satıldığını, kendisinin de bu yeri 2008 yılında ... 'dan satın aldığını, bu yerlerin eklemeli ziliyetlikler ile uzun süredir kullanıldığını, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların mera vasfı ile davalı adına kaydedildiğini, bu nedenle yapılan tespitin gerçeği yansıtmadığından bahisle söz konusu kadastro tespitinin iptalini, Siirt ili, ... ilçesi, ... mevkiinde kain 128 ada 1 parseldeki (sonradan 233 ada 38 parsel olarak düzeltildi) taşınmazın kendi adına tapuya tespit ve tescilini talep etmiştir
II. CEVAP
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.12.2015 tarihli ve 2009/226 Esas, 2015/487 Karar sayılı kararı ile; taşınmazın kadim mera olmadığı, zilyetlikle kazanım şartlarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabul kısmen reddine, dava konusu edilen kısımların kapsadığı çekişmeli 233 ada 64 ve 65 parsel sayılı taşınmazların ayrı ayrı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile miras payları oranında ... mirasçıları ... ve arkadaşları adına, 233 ada 38 parsel sayılı taşınmazın kamu orta malı olan tapu kaydının kısmen iptali ile taşınmazın fen bilirkişisi tarafından hazırlanan 19.06.2015 tarihli rapor ve eki haritada (A) harfi ile gösterilen 19.247,67 metrekare yüz ölçümündeki bölümünün miras payları oranında ... mirasçıları ... ve arkadaşları adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 16.10.2019 tarih 2016/11803 Esas, 2019/6464 Karar sayılı ilamıyla " ... çekişmeli taşınmazların kadastro tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğrafları ile aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına konulmalı; daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ile bir fen elemanı, bir jeodezi ve fotogrametri uzmanı ve üç ziraat mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların geçmişte ne durumda bulundukları, öncesinde mera olup olmadıkları, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğü, taşınmazların sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmesi" gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozmaya uyan Pervari Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.04.2022 tarih ve 2023/1014 Esas, 2024/3439 Karar sayılı kararıyla; keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarının alınan bilirkişi raporları ile uyum gösterdiği, taşınmazın mera vasfında olmadığı, tüm Mahallenin ortak kullanımında olan bir yer olmadığı gibi sadece davacılar tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığı, ayrıca bu taşınmazın belirtilen kısmının 233 ada 64 ve 65 parsel sayılı taşınmaz ile tarım arazisi olarak kullanılması yönünden bir bütünlük gösterdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; Siirt ili, ilçesi, ... Mahallesi 233 ada 64 ve 65 parsel sayılı taşınmazların Maliye Hazinesi adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adlarına payları oranında tarla vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline, 233 ada 38 parsel sayılı taşınmazın kamu orta malı adına olan tapu kaydının kısmen iptali ile Siirt ili, Pervari ilçesi, ... Mahallesi 233 ada 38 parsel sayılı taşınmazın 22.11.2021 tarihli ... tarafından hazırlanan fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 18.828,33 m2'lik taşınmaz kısmının mirasçı davacılar adlarına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 13.05.2024 tarih ve 2023/1014 Esas, 2024/3439 Karar sayılı kararıyla; yargılama sırasında 12.06.2021 tarihli celsede, 03.06.2014 tarihli celsede ve 08.04.2021 tarihli celsede olmak üzere toplamda üç kez davacıların duruşmaya gelmediği gibi mazerette bildirmediği gerekçesiyle HMK'nın 150/1. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırıldığı,
hâl böyle olunca, davacılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmiş olmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozmaya uyan Pervari Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay ilamında da belirtildiği ve dosya kapsamında yapılan incelemeden de anlaşıldığı üzere 03.06.2014, 12.06.2021 ve 08.04.2021 tarihlerindeki celselere, davacıya duruşma gün ve saatini bildirir tensip zaptı ekli meşruhatlı davetiyenin tebliğ edilmesine rağmen gelmediği ve mazeret dilekçesi de sunmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
Davacı ... temyiz dilekçesinde özetle; babası ...'un ölümü üzerine davaya mirasçıları olarak devam ettiklerini, ancak bu aşamada hem duruşma günü hem de keşif gününün davacı mirasçılara usulüne uygun tebliğ edilmediğini, Mahkemece verilen açılmamış sayılma kararının bu nedenle hukuka aykırı olduğunu, uzun yıllardır mağdur edildiklerini ve hakları olan arazinin ellerinden alındığını, mağduriyetlerinin giderilmesini talep ettiklerini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinde yer alan bilgi ve belgelere göre; davacının duruşma gününden haberdar olmasına rağmen herhangi bir mazeret bildirmeksizin 12.06.2012 tarihli duruşmaya katılmadığı ve dosyanın birinci kez işlemden kaldırıldığı, davacı tarafından 19.06.2012 tarihinde yenileme dilekçesi sunulduğu ve yargılamaya devam edildiği, yine davacının hazır olduğu 20.02.2014 tarihli 23. celsede duruşmanın 03.06.2014 tarihine bırakıldığı, ancak davacının anılan duruşma tarihinden önce 23.05.2014 tarihinde öldüğü, geride eşi ... ve çocukları ..., ..., ... ve ... mirasçı olarak kaldığı, Mahkemece mirasçılar davadan haberdar edilmeden ve taraf teşkili usulüne uygun olarak sağlanmaksızın davacı asilin duruşma gününden haberdar olduğu halde mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediği belirtilerek 03.06.2014 tarihinde dosyanın ikinci kez işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacının eşi ... tarafından 25.06.2014 tarihinde yenileme dilekçesi sunulduğu ve yargılamaya devam edildiği, aşamada davacı mirasçılarına tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlandığı, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamından sonra 25.02.2021 tarihli 3. celsede davacı mirasçılardan ...'un hazır bulunduğu, duruşmanın 08.04.2021 tarihine bırakıldığı davacı tarafın duruşma gününden haberdar olmasına rağmen herhangi bir mazeret bildirilmeksizin 08.04.2021 tarihli duruşmaya gelmediği gerekçesiyle dosyanın 3. kez işlemden kaldırıldığı anlaşılmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki, bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğünün meydana geleceği 09.05.1960 gün 21/9 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı gereğidir. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlayabileceğimiz bu hal, usul hukukunun vazgeçilmez temellerinden birisi olup kamu düzeni ile ilgilidir. Ne var ki, usuli kazanılmış hak kuralının istisnalarından birisi de yanılgıya dayalı bozma kararına uyulmuş olmasıdır.
Bu kapsamda vurgulanmalıdır ki, maddi hataya dayalı olan bir bozma kararına uyulmuş olunması halinde usuli kazanılmış hakkın oluşması mümkün değildir. Maddi hataya dayalı bozma kararına uyulmuş olması itibariyle kazanılmış hakkın bulunmadığından söz edilebilmesi için ancak Yargıtay Dairesinin vardığı sonuç, her türlü değer yargısının dışında, hiçbir suretle başka biçimde yorumlanamayacak, tartışmasız ve açık bir maddi hata olarak belirlenmelidir.
Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK’nın 55. maddesi gereğince “Taraflardan birinin ölümü halinde mirasçılar, mirası kabul veya reddetmemiş ise, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Ancak, hakim gecikmesinde sakınca bulunan hallerde talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Dava açıldıktan sonra ölen davacının ölümünden sonra yargılamaya devam edilebilmesi için, mirasçıların tamamının davaya katılımının sağlanması, bunun mümkün olmaması halinde; tüm mirasçılardan izin alınması veya terekeye temsilci atanması yoluyla taraf teşkilinin sağlanması gerekir.
Somut olayda; davacı ... 03.06.2014 tarihli duruşma tarihinden önce 23.05.2014 tarihinde öldüğü, Mahkemece 03.06.2014 tarihinde davacının mirasçıları davadan haberdar edilmeden, taraf teşkili usulüne uygun olarak sağlanmaksızın anılan tarihte ölü olan davacı asilin duruşma gününden haberdar olduğu halde mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediği belirtilerek dosyanın işlemden kaldırıldığı, dolayısıyla ikinci kez işlemden kaldırma kararının hatalı olduğu, her ne kadar Dairece HMK'nın 150/6. maddesi uyarınca yargılama sırasında 12.06.2012 tarihli celse, 03.06.2014 tarihli celse ve 08.04.2021 tarihli celse olmak üzere toplamda üç kez davacıların duruşmaya gelmediği gibi mazerette bildirmediği gerekçesiyle HMK'nın 150/1. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırıldığı, davacılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmiş olmasının doğru görülmediği belirtilmiş ise de ikinci kez işlemden kaldırma kararının hatalı olduğu gözetildiğinde Dairenin 13.05.2024 tarihli bozma kararının maddi hataya dayalı olduğu açıktır.
Hâl böyle olunca; işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ...'un temyiz itirazının kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacı ...'a iadesine,
Dosyanın Pervari Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-3. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
30.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.