Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2367 K.2025/2329
1. Hukuk Dairesi 2024/2367 E. , 2025/2329 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/129 E., 2024/187 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 39. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/121 E., 2022/465 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; davalı ... ve ... isimli şahıs ile aralarında Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi 134 ada 7 parselde bulunan meskenin belirli bir bedel karşılığı kendisine veya göstereceği şahıslara devri ve akabinde 20.03.2019 tarihinde bedelsiz olarak kendisine iadesi konusunda sözleşme imzalandığını, bunun karşılığında kendisine 320.000,00 TL ödeme yapacaklarını, 20.03.2019 tarihinde ise taşınmazı üzerinde hiçbir kısıtlama olmaksızın iade edeceklerini belirttiklerini, sözleşme gereği dava konusu taşınmazın ... ve ...’ye devri maksadı ile eşi ...’a vekalet verdiğini, ..., ... ile ...'nün 06.12.2018 tarihinde Tapu Müdürlüğünde buluştuklarını, ... ve ...'nün ... adında birlikte iş yaptıkları başka bir ortaklarının olduğunu, kendileri adına kredi alınmasında sorun olduğunu bu sebeple tapu devrinin ...’in akrabası olduğu söylenen ...’e yapılacağını ancak sözleşme şartlarının aynen geçerli olacağını, sözleşmenin 2 numaralı maddesinde öngörülen bedelin 80.000,00 TL’sinin dava dışı ... tarafından elden ödendiğini, aradaki 20.000,00 TL’lik farka ilişkin olarak senet düzenlenip verildiğini, davalı ...'in taşınmazı durumdan haberdar olan ve ...’ın yanında çalıştığı söylenen diğer davalı ...’a devrettiğini, ...'ın oldukça değerli olan bu taşınmazı alabilecek ekonomik durumunun olmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; dava konusu taşınmazı davalı ...’den satın aldığını ve iyi niyetli olduğunu, davalılardan ..., ..., ..., ..., ... isimli şahısları tanımadığını, olayların hiçbirisinden de haberdar olmadığını, davalı ...'in dava dışı ...’ın baldızı olduğunu ve dava dışı ...’ın şahsi nedenlerle dava konusu taşınmazı ...’in üzerine almak zorunda kaldığını satış aşamasında öğrendiğini, ...’ı tanıdığını, satış bedelini ödemek için aracını sattığını, eşinin altınlarını bozdurduğunu, geri kalan kısmı da kredi çekip ödeyeceğinden ... ile 54.162,74 TL kredi borcu bulunan taşınmazın alımı konusunda 750.000,00 TL’ye anlaştığını, ...’ın yanında çalışmadığını, yaklaşık 5-6 yıldır ... Belediye Başkanlığı Fen İşleri Müdürlüğünde çalıştığını, ... ile davacı ... arasında geri alım sözleşmesi bulunmadığını, ... ile ... arasında imzalanan sözleşmenin 9. maddesinde "alıcı mülkiyetine geçen tapuyu satıcının izni olmaksızın 3. kişilere satış devir veya kiraya vermeyecektir" hususunun yer aldığını, buna rağmen vekil ...'ın evin ...'e devri hususuna onay verdiğini belirterek davanın reddi savunmuştur.
Davalı ... vekili; davanın ... karşı açılması gerektiğini, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, diğer davalılar ... ve ... ile davacı ...’ı tanımadığını, iddia edilen olayların hiçbirisinden haberdar olmadığını, dava dışı ...’ın baldızı olup ...'ın şahsi problemleri olması nedeni ile taşınmazı davalının üzerine almak zorunda kaldığını, taşınmaz bedelinin davacının eşi ...’a ödendiğini, davacının eşi Mahmut’un satış için muvafakat verdiğini, davalı adına taşınmazı satın alan ...'ın ekonomik durumunun sıkıntıya girmesi ve piyasaya olan borçları nedeni ile taşınmazı diğer davalı ...’a 750.000,00 TL'ye satmak zorunda kaldığını belirterek davanın reddi savunmuştur.
Davalı ...; taşınmazın devrine ilişkin sözleşmenin arka sayfasına davacının eşi tarafından muvafakat verildiğini, sözleşmeye dayalı işlemin tarafların karşılıklı rızası ile iptal olduğunu, sözleşmeden bağımsız olarak satış işleminin gerçekleştiğini, satıcı ile yapılan sözlü anlaşmada fiyatın 500.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, ... ile görüştüğünü ve kendisine olan 250.000,00 TL borcu düşmek kaydı ile 750.000,00 TL bedel üzerinden evin satışı için anlaşıldığını, kalan 500.000,00 TL bedel ödenerek satışın gerçekleştiğini, teminat amaçlı alınan senetlerin iade edilmediğini, hukuki işleme de tabi tutulmadığını, sözleşmeyi her ne kadar ... ile yapmış olsa da sözleşmenin iptali, satışın gerçekleştirilmesi ve ödemelerin yapılması ile alakalı tüm işlemleri ...’ın vekaleti bulunan ... ile yürüttüklerini, ...’ın sözleşme sonrası gelişmelerden ...’ı bilgilendirip bilgilendirmemesinin tarafların kendi özel hukuki beşeri ilişkileri ile alakalı olup bağlayıcı bir unsur olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... cevap vermemiş, ön inceleme duruşmasında taşınmazı ... ile arasındaki iş ilişkisi gereği satın aldığını, 300.000,00 TL borcu olduğunu, üstünü ...’e ödediğini, onun da parayı ...'a verdiğini, sonrasında dava dışı ...'a olan borcu nedeniyle taşınmazı ...'a devrettiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ankara 39. Asliye Hukuk Mahkemesi 04.11.2022 tarihli 2021/121 Esas, 2022/465 Karar sayılı kararı ile; davalı ... tapunun devredildiği şahıs olup inanç ilişkisinin tarafı olmadığından yemin deliline başvurulmadığı, dava konusu taşınmazın taraflar arasındaki sözleşme gereği davacıya sözleşme şartları sağlandığında devredileceğinin kararlaştırıldığı, diğer davalıların davalı ...'ı bizzat Tapu Müdürlüğüne çağırarak sözleşme hükümlerinden kurtulma amacıyla taşınmazı bu şahıs üzerine muvazaalı biçimde geçirdikleri, tanık ifadelerinden davalıların taşınmaz alım satım işiyle ilgilenip bu işlemi birden fazla kez yaptıkları, bu durumda inanç sözleşmesi gereği taşınmazı kime devredecekleri veya devretmemelerinin hukuki sonucunu da bilebilecek kişilerden oldukları, davalı ...'in diğer davalıları tanıdığı, davacıyla davalılar arasındaki inanç sözleşmesini bildiği veya halin gerektirdiği özeni gösterirse bilebilecek durumda olduğu, bedelin ödendiğinin de ispatlanamadığı, haliyle iyi niyetli üçüncü şahıs olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ..., ... ve ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 01.02.2024 tarih 2023/129 Esas, 2024/187 Karar sayılı kararı ile; davalıların birbirlerini tanıyan, birlikte iş yapan kişiler oldukları, davacı ile yapılan inanç sözleşmesi doğrultusunda dava konusu taşınmazın davalı ...'e devrinin yapıldığı, davalı ...'in savunması ile de taşınmazı ediniminin gerçek satış olmadığının açık olduğu, davalı ...'in ise kısa süre içerisinde yapılan satışlar doğrultusunda ve düşük bedelle taşınmazı davalı ...'den edindiği, yapılan devre rağmen taşınmazı davacının kullanmaya devam ettiği, davalı ...'in dosya kapsamı ile davalı ...'e taşınmazın devrinin inanç sözleşmesi doğrultusunda yapıldığını bilen ve bilmesi gereken kişi konumunda bulunduğu, dinlenen tanıkların davacının iddiasını doğruladıkları, taşınmazı davacıdan ilk satın alan ...'in taşınmazı aslında kendisinin almadığını, asıl alıcının dava dışı ... olduğunu ikrar ettiği, taşınmazı ...'den satın alan davalı kayıt maliki ...'ın ise taşınmazı aslında dava dışı ...'dan aldığını ve bu şahısla önceden tanışıklıkları bulunduğunu da doğruladığı, bu durumda davalı ...'in iktisabının TMK'nın 1023. maddesi hükmü doğrultusunda korunamayacağı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun oy çokluğuyla esastan reddine karar verilmiş, davalı ...’in temyiz isteği yönünden süresinde eksik harç ikmal edilmediğinden 05.04.2024 tarihli ek karar ile temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, ek karar temyiz edilmemiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamında yer alan belgelerden davacı ... ile ... ve ... arasında “Vadeli Gayrimenkul Satış Sözleşmesi ve Geri Alım Sözleşmesi” yapıldığını, sözleşmenin tarafı olmadığını, taşınmazı ...'den devir aldığını, şahısları tanımadığını, tanık ve taraf beyanlarının da bu durumu doğruladığını, Mahkemece hükmün gerekçesinde "ayrıca davalı ...'in diğer davalıları tanıdığı" şeklinde dayanaksız, dosya kapsamı ile ilgisiz gerekçeye yer verilerek hüküm tesis edildiğini, davacının geri alım sözleşmesini şerh gibi kolay bir işlemle tapu kütüğüne bildirebilecek iken bu işlemden kaçınıp zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, taşınmazı satın aldığı sırada üzerinde herhangi bir şerhin bulunmamasına güvendiğini, dava konusu olaya ilişkin şikayet üzerine yapılan soruşturmada takipsizlik kararı verildiğini, davacının eşinin tapu devrini kendi rızasıyla, hileye maruz kalmadan verdiğinin sabit olduğunu, devri engellemek yönünde tapu siciline de şerh düşmediğinin resmi tapu kayıtları ile ispatlandığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, 134 ada 7 parsel sayılı 330 m2 miktarlı 3 katlı betonarme mesken ve arsası nitelikli taşınmazın tamamı davacı ... adına kayıtlı iken vekil eşi ... tarafından üzerinde ... Bankası lehine 129.000,00 TL bedelli 28.12.2015 tarihli ipotekle birlikte 07.12.2018 tarihinde davalı ...’e 120.000,00 TL bedelle devredildiği, onun da aynı ipotekle birlikte 26.12.2018 tarihinde 119.500,00 TL bedelle davalı ...’a temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 40.986,00 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.