Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1737 K.2025/2262
1. Hukuk Dairesi 2024/1737 E. , 2025/2262 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2202 E., 2024/151 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolvadin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/59 E., 2023/292 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; davacı ... ile davalı ...'nin davacı ...'ın çocukları olduğunu, davalı ...'nin tapuya götürmek yerine uğraşmamasını ve ayrıca kendisine maaş bağlanacağını söyleyerek noterden annesi ... adına tüm taşınmazlarının satışı için vekaletname düzenlettirdiğini, 85 yaşında olup okuma-yazma bilmeyen davacı ...'nin bu durumdan haberinin olmadığını, taşınmazlarını satma iradesinin bulunmadığını, davalı ...'nin davacıya ait 10 parça taşınmazı davacının haberi olmaksızın vekil sıfatıyla diğer davalılar ..., ... ve ...'a muvazaalı şekilde devrettiğini, satış bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek 6964, 1883, 3043, 8248, 4724, 4509, 4510, 4508, 5507 ve 5801 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına tesciline, mümkün olmazsa tazminata karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili; davacı ...'nin kayıt maliki olmadığı ve annesi ...'nin hayatta olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ...'nin tüm bakım, tedavi, yiyecek gibi zorunlu ihtiyaçlarının davalı tarafından karşılandığını, ...'nin tek gelir kaynağı engelli çocuğu adına aldığı engelli maaşı iken onun ölümü sebebiyle hiçbir gelirinin kalmadığını, bu nedenlerle ve yaşının ilerleyip ekonomik gelir-gider takibini yapamaması nedeniyle davalı ...'ye tarlaların satılması hususunda vekaletname verdiğini, vekaletname düzenlenmeden önce davacının akıl sağlığının yerinde olduğuna dair doktor raporu alındığını belirtip davanın reddini savunmuştur. Davalı ...'nin yargılama sırasında ölümü üzerine dava dışı mirasçısı ... davaya dahil edilmiştir.
2.Diğer davalılar; taşınmazları bedellerini ödeyerek satın aldıklarını, iyi niyetli olduklarını belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ...’ın davasının aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine; davacı ...’ın vekaletname ve satış tarihinde hukuki fiil ehliyetini haiz olduğunun Adli Tıp Kurumu raporu ile saptandığı, vekaletnamenin hile ile alındığı iddiasının kanıtlanamadığı, davacı ...'nin taşınmazlarını satma amacıyla vekaletname verdiği, kayıt maliki olan diğer davalıların vekil ile iş birliği içerisinde hareket ettiklerine dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, taşınmazları iyiniyetli şekilde temlik aldıkları, satış bedellerini ödedikleri gerekçesiyle tapu iptali ve tescil isteminin reddine, vekil olan davalı ... tarafından taşınmazların satış bedellerinin vekil olunan davacı ...'ye ödendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle terditli tazminat isteminin davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; davacının hukuki fiil ehliyetini haiz olduğu, temlikin iradi olduğu, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunun çelişkiler içerdiğini, tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, davacı ... yönünden davanın reddinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davacılar aleyhine takdir edilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tazminat isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ...'ın ... 1. Noterliğinin 17.12.2019 tarihli vekaletnamesi ile kızı olan davalı ...'yi vekil tayin ettiği, vekaletnamede davacının T.C. dahilindeki taşınmazlarına ilişkin satış yetkisinin bulunduğu, vekil ... tarafından dava konusu taşınmazlardan 3 parçasının davalı ...'a, 5 parçasının davalı ...'a, 2 parçasının ise davalı ...'e satış suretiyle temlik edildiği, Adli Tıp Kurumu raporu ile davacının vekaletname ve satış tarihinde hukuki fiil ehliyetini haiz olduğunun saptandığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-d maddesinde düzenlenen taraf koşulu dava şartı olup mahkemelerce re’sen gözetilmelidir (HMK m. 115/1). Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olduğundan yöntemince taraf teşkili sağlanmadan davada esastan hüküm kurulamaz.
Davanın açıldığı sırada mevcut olmasına rağmen yargılama sırasında taraflardan birinin ölümüyle taraf ehliyetinin sona ermesi durumunda HMK’nın 55. maddesi uygulama alanı bulur. HMK’nın 55. maddesinde “Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.” hükmünü haiz olup anılan maddenin uygulanabilmesi için dava konusunun ölen tarafın mirasçılarına miras yoluyla intikali mümkün malvarlığına ilişkin olması gerekir. Diğer bir ifadeyle, dava sırasında taraflardan birisi ölürse, istek şahsa bağlı bir hak değilse dava mirasçılar tarafından yürütülür.
Miras yoluyla intikali mümkün hakların konusunu oluşturduğu bir davada taraflardan birinin ölümü hâlinde HMK’nın 55. maddesi gereğince Mahkemece, mirasçılarının tamamı tespit edilerek davadan haberdar edilmeleri gerekir. Tek bir mirasçısının bulunması hâlinde bu mirasçı, birden fazla mirasçısının bulunması hâlinde de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 640. maddesi uyarınca terekeye elbirliğiyle malik olmaları sonucu aralarında HMK’nın 59. maddesi gereği mecburi dava arkadaşlığı bulunan mirasçıların tamamı davadan haberdar edilerek davaya devam etme iradesinde olup olmadıkları belirlenmelidir. Bu doğrultuda yapılacak tebligatlar sonrasında mirasçıların terekeyi kabul veya ret etmemiş olmaları hâlinde TMK’nın 606. maddesinde belirlenen üç aylık mirasın reddine dair süre beklenerek mirasçıların tamamının davaya katılımı ile taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilir. Ayrıca gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Mahkemece, davayı takip için kayyım tayin edebilecektir. Ancak her hâlükârda taraflardan birinin ölümünden sonra yargılamaya devam edilebilmesi için Mahkemece mirasçıların tamamının davaya katılımının sağlanması veya terekeye temsilci atanması yoluyla taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilip hüküm kurulması gerekir.
Somut olayda; davalı ...'nin yargılama sırasında 26.05.2020 tarihinde öldüğü, geride mirasçıları olarak eşi dahili davalı ... ile annesi davacı ...'nin ve kardeşi davacı ...'nin kaldığı anlaşılmaktadır. Mirasçılardan ... ve ... bakımından davada davacı ve davalı sıfatının birleştiği görülmekle, davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez.
Hâl böyle olunca; öncelikle yargılama sırasında ölen davalı ...'nin terekesine temsilci atanması suretiyle taraf teşkilinin sağlanması, daha sonra işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan davacılar vekilinin değinilen yön itibarıyla yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.