Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/854 K.2025/2218

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/854 📋 K. 2025/2218 📅 24.04.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/854 E.  ,  2025/2218 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1357 E., 2023/1306 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sürmene Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/7 E., 2019/87 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 607 ada 23 parsel ile 211 ada 7 parsel sayılı taşınmazların, davacıların kök murisi ...’dan geldiğini, terekesinin taksim edilmediğini ve davacıların taşınmazlara zilyet olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında davacılar adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların kadastro tutanaklarında belirtildiği üzere ...’ın 1957 yılında çekişmeli taşınmazları ... ...’a sattığını, ...’ın da oğlu ...’a taşınmazları sattığını dolayısı ile taşınmazların kök muristen gelmediğini, kaldı ki 1970 yılında mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu herkesin kendi yerini kullandığını, davalının zilyet olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI, BOZMA VE BOZMA SONRASI YARGILAMA
Sürmene Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.03.2019 tarihli 2017/7 Esas ve 2019/87 Karar sayılı kararıyla; kök muris ...’a ait taşınmazların mirasçıları arasında geçerli bir taksim sonucu paylaşıldığı olgusunun ispatlanamadığı, ayrıca taksime dahil edilerek taksim sonucu davacılara bırakıldığı iddia edilen dava dışı bir kısım taşınmazın hali hazırda kök muris adına tapuda kayıtlı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 24.01.2020 tarihli 2020/150 Esas, 2020/103 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların tespitlerinin 10.01.2007 tarihinde kesinleştiği HMK'nın 92. maddesine göre davanın açılabileceği son tarihin askı ilanının son günü olan 09.01.2017 tarihi olduğu ve bu tarihten itibaren 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 10.01.2017 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılarak davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilinin temyiz talebinde bulunması üzerine, Dairenin 11.05.2022 tarih ve 2021/4550 Esas, 2022/3822 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının 11.12.2006 tarihinde askı ilanına çıkarıldığı, 30 günlük askı ilan süresinin 10.01.2007 tarihinde dolmuş olmasına rağmen yanlış olarak tutanakların 09.01.2007 tarihinde askıdan indirildiği, askı ilanının 30 gün yerine 29 gün süreyle bir gün eksik olarak yapılmasının, usul ve şekle ilişkin bir eksiklik olduğu ve bu şekilde yapılmasının ilanın yok hükmünde sayılmasını değil, sadece tutanağın kesinleşme tarihinin bir gün sonraya ertelenmesini gerektirdiği bu nedenle kadastro tespitlerinin 10.01.2007 tarihinde mesai saati bitiminde kesinleştiği, dolayısıyla davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içinde 10.01.2017 tarihinde açıldığı, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine ilişkin kararının doğru olmadığı açıklanarak davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı gözetilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu kararın esasına girilerek yapılacak inceleme sonucu bir karar verilmesi gereğine değinilerek karar bozulmuştur.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararıyla; çekişmeli taşınmazların tarafların ortak murisi ... oğlu ...' dan kaldığı, kadastro sırasında kök murise ait Kasım 1933 tarih ve 49 sıra nolu tapu kaydının taşınmaza uygulandığı, tarafların çekişmeli taşınmazların tapu kaydı kapsamında kalmadığı yönünde bir iddia ve savunmalarının bulunmadığı, her ne kadar davalı, taşınmazı kök murisin ... ...'a sattığını iddia etmiş ve bu olmasa bile kök murisin terekesinin taksim edildiği iddiasında bulunmuşsa da davalının satış ve usulünce taksim iddiasının alınan beyanlara göre ispatlanamadığı gerekçesi ile davacıların miras payı talebiyle açtıkları davanın arza yönelik kısmın kabulüne, davacıların taşınmazların tamamına yönelik dava açtıkları muhdesatları istisna bırakmadıklarına göre davanın muhdesatları da kapsadığının kabulünün gerektiği ancak yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişiler ..., ... , ... , ... , tanıklar ... ve ... beyanlarından 607 ada 23 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhdesat niteliğindeki kargir ev ve çay bitkilerinin 611 ada 7 parsel üzerindeki muhdesat niteliğindeki fındık bitkilerinin davalının kendi murisi ... tarafından meydana getirildiği, kök muris ...'ın ilgisinin bulunmadığı gerekçesi ile muhdesatlar yönünden davanın reddinin gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, Trabzon ili, Sürmene ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu 607 ada 23 parsel ile 611 ada 7 parselde davalı ... adına kayıtlı taşınmazların her biri, kök muris ...’a ait Sürmene Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/534 Esas ve 2016/514 Karar sayılı 17.10.2016 tarihli veraset ilamına göre 4800 pay kabul edilerek her bir taşınmazda davacıların hissesi toplamı olan 2160/4800 hisse oranında iptali ile payları oranında davacılar adına tesciline, kalan payın davalı üzerinde bırakılmasına, 607 ada 23 parsel üzerindeki kargir ev ve çay bitkilerinin, 611 ada 7 parsel üzerindeki fındık bitkilerinin davacı ...'a ait olduğunun Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi gereğince beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, satış ve taksim iddiasının dosya kapsamından ispatlandığını, dava konusu taşınmazların tapu kaydı esas alınarak tespit edildiğini, taşınmazların edinme sebebinin miras sebebiyle intikal değil satış olduğunu, ...’ın oğlu ... ...’ın taşınmazlarının mirasçıları arasında taksim edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Trabzon ili, Sürmene ilçesi, ... Mahallesinde 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 607 ada 23 parsel sayılı 2.169.90 m2 yüz ölçümlü taşınmaz ile 611 ada 7 parsel sayılı 533,22 m2 yüz ölçümlü taşınmaz tapu kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ... adına tespit ve tescil edilmişlerdir.
Davacılar dava konusu taşınmazların müşterek murislerinden intikal ettiği iddiasında bulunmuştur. Mahkemece dava konusu taşınmazların tarafların müşterek murisinden intikal ettiği, satış ve taksim iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de çekişmeli taşınmazların hangi nedenle ne zamandan beri kim tarafından kullanıldıkları ve taksime konu edilip edilmedikleri kesin olarak belirlenmemiş, TMK’nın 28. maddesi uyarınca kişiliğin ölümle son bulacağı gözetilmeksizin ölü ... ve ...’ın mirasçıları davaya usulünce dahil edilmeden adlarına tescil kararı verilmiştir. Bu şekilde eksik değerlendirme ve inceleme ile karar verilemez.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 55. maddesinde ''Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.'' hükmü düzenlenmiş olup dava sırasında taraflardan birinin ölümü halinde taraf teşkilinin sağlanması kamu düzenine ilişkin olup davanın her aşamasında hakim tarafından re’sen nazara alınması gereken bir olgudur ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re'sen gözetilmesi gereklidir.
Somut olayda; davacılardan ...’in 18.08.2022 tarihinde, ...’nun ise 07.02.2023 tarihinde öldüğü ve geriye ... mirasçısı olarak ..., ... ve ...’un, ... mirasçısı olarak ... ve ...’ın kaldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki; mahkemece HMK'nın 55. maddesi gözetilmemiş ve bu mirasçılara dava dilekçesi ekli duruşma günü tebliğ edilmeden ve adı geçen mirasçılar davaya usulünce dahil edilmeden sonuca gidilmiştir.
Hâl böyle olunca; yargılama sırasında ölen davacıların mirasçılarına dava dilekçesi ekli olarak duruşma gününü bildirir tebligat çıkartılıp davada taraf teşkili usulünce sağlandıktan sonra Mahkemece mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve fen bilirkişi huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kim tarafından ne zamandan beri ne sıfatla ve ne şekilde kullanıldığı, çekişmeli taşınmazların taksim veya satışa konu olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalıdır.
Fen bilirkişisine keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir krokili rapor düzenlettirilmeli, davacılardan ... ve ...’in yargılama sırasında ölmesi nedeniyle adlarına tescil hükmü kurulamayacağı da gözetilerek toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilip eksik araştırma ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.