Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1552 K.2025/2029
1. Hukuk Dairesi 2025/1552 E. , 2025/2029 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1406 E., 2024/1623 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Refahiye Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2012/86 E., 2021/1 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 721 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Yasa’nın 41. maddesi uygulanarak yüz ölçümünün artırıldığını, dava konusu taşınmazın murislerine ait tapu kaydının kapsamında bulunduğunu ve taşınmazın uzun yıllardan beri murisleri ve kendilerinin zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek çekişmeli taşınmazın 41. madde uyarınca artırılan bölümünün tapu kaydının iptali ile davacılar adlarına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili; yapılan düzeltme işleminin yasaya uygun olduğunu, dava açılması için belirlenen hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının hukuki kıymetini yitirdiğini, taşınmazın davalı zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
2. Yargılama aşamasında davaya dahil edilen Erzincan ..., davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmaza yönelik olarak 3402 sayılı Yasa’nın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemi ile dava konusu 721 parsel sayılı taşınmazın mülkiyet durumunun değiştirildiği gerekçesiyle Erzincan Kadastro Müdürlüğünün 26.02.2010 tarih ve 240 sayılı düzeltme işleminin iptaline, teknik bilirkişi raporunda (A), (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen 973,00 metrekare yüz ölçümündeki bölümün davacı ... mirasçıları adına, 721 parsel sayılı taşınmazın ise mevcut malikleri adına 2.100,01 metrekare yüz ölçümü ile tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın gerek 12.10.2012 havale tarihli dava, gerekse 17.01.2018 tarihli beyan dilekçesinde çekişmeli 721 parsel sayılı taşınmazda yapılan düzeltme işlemi sonucunda ortaya çıkan miktar fazlası kısım yönünden tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak açıkça kadastro tespitinden önceki sebebe dayalı olarak mülkiyet istemiyle dava açtığı, çekişmeli taşınmazın tapu sicilinin oluştuğu 1987 yılından davanın açıldığı 2012 yılına kadar 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın hukuki nitelendirmesinde yanılgıya düşerek kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek kararın kaldırılması ve yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacıların kadimden beri çekişmeli taşınmazın maliki oldukları, dava konusu taşınmazın kamulaştırma işlemine tabi tutulduğu, kamulaştırma bedelinin ise İdare tarafından davacılar murisine ödendiğini, bu hususun dahi taşınmazın gerçek hak sahibini ispat ettiğini, davacıların mülkiyet hakkının aşamalarda toplanan deliller ile ispat edildiğini, kamulaştırmadan önce çekişmeli taşınmazın güneyinde kalan miktar fazlası taşınmaz bölümü ile bir bütün halinde kullanıldığını, bu hususun kamulaştırma haritaları ile de sabit olduğunu, 3402 sayılı Yasa’nın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin davacılara tebliğ edilmediğini bu nedenle dava açma süresinin işlemeyeceğini, öte yandan 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinde belirlenen hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanma olanağının bulunmadığını, orijinal ölçüm değerlerine aykırı düşecek şekilde çap ve sicil oluşturulması durumunda hak düşürücü sürenin uygulama olanağının olmadığı, davacıların kadim zilyetlik ve mülkiyetinde bulunan bir taşınmazın usulsüz idari işlemle davalı adına tescil edildiğini, söz konusu işlemlerden haberdar olmayan davacılar yönünden hak düşürücü sürenin işletilemeyeceğini, çekişmeli taşınmazın mülkiyetinin düzeltilmesine yönelik işlemin mülkiyetin nakli sonucunu doğurduğu, bu nedenle eldeki davanın süreye tabi olmadan dinlenilmesi gerektiğin belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Dahili davalı ... vekili; aşamalarda kendisini vekil ile temsil ettiren İdare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
1987 yılında kesinleşen kadastro sonucunda Erzincan ili, Refahiye ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 721 parsel sayılı 2.100,00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ve müşterekleri adına tespit ve tescil edilmiş, 12.03.1999 tarihinde intikal ve satış nedeniyle davalı ... adına temlik edilmiş, 2010 yılında re'sen yapılan düzeltme işlemi ile yüz ölçümü 3.073,02 metrekare olarak tescil edilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacıların çekişmeli 721 parsel sayılı taşınmazda yapılan düzeltme işlemi sonucunda ortaya çıkan miktar fazlası kısım yönünden tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak açıkça kadastro tespitinden önceki sebebe dayalı olarak mülkiyet istemiyle dava açtığının, öte yandan davanın tarafı olmadığı halde yargılama sırasında Mahkeme tarafından davaya dahil ettirilen davalı İdare lehine vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinin anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ile dahili davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekili ile dahili davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından temyiz eden davacılardan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, temyiz eden dahili davalı ... harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.