Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/2957 K.2025/2016

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/2957 📋 K. 2025/2016 📅 15.04.2025

1. Hukuk Dairesi         2023/2957 E.  ,  2025/2016 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/295 E., 2022/548 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.04.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... , davalı ... vekili Avukat ... ve davacı ... vekili Avukat ... geldi, duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; muris ...’nun yaşlılığı, rahatsızlığı, ilk eşinden çocuklarının kandırması ve korkutması ile iki adet taşınmazını mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak davalılara devrettiğini, hastalığının artması nedeniyle serbest iradesiyle karar verme yetkisini kaybettiğini, davalıların önce ikna edilmesi kolay, yaşlı ve hasta babalarından zilyetliğin devir sözleşmesi ile dükkanı devraldığını, 527 ada 23 parselde bulunan taşınmazdaki payını da vekaletname ile davalılara devrettiğini, yine davalı ...’ın babasından vekaletname aldığını bu vekaletname ile bankadaki parasını çektiğini, murisin taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığı gibi davalıların da alım güçleri bulunmadığını, murisin ölene kadar devrettiği taşınmazda oturduğunu, bedel de ödenmediğini ileri sürerek davalılar adına olan 527 ada 23 parsele ilişkin tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, tapusuz taşınmaza ilişkin 18.5.2011 tarihli zilyetliğin devri sözleşmesinin feshine ve iptaline, olmazsa tenkise karar verilmesini istemiş, 24.10.2017 tarihli duruşmada davacı vekili davanın muvazaaya dayalı olduğunu, ehliyetsizlik iddiası bulunmadığını belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; temlikin murisin iradesi ve isteği doğrultusunda yapıldığını, davacının evlilik birliğinden doğan sorumluluklarını yerine getirmediğini, çekişmeli tapusuz taşınmazla ilgili derdest davanın bulunduğunu, diğer taşınmazın muris tarafından üçüncü kişiye satıldığını ancak aile yadigarı olduğu için taşınmazı bedeli karşılığında geri aldıklarını belirterek davanın reddini savunmuş, davalı ... ise savunma getirmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.07.2018 tarihli ve 2013/355 Esas, 2018/373 Karar sayılı kararıyla; tapusuz taşınmaz hakkında aynı iddialarla açılan davanın derdest olduğu gerekçesiyle bu taşınmaz yönünden açılan davanın usulden reddine, 527 ada 23 parselde bulunan 2 numaralı bağımsız bölüm yönünden ise temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli 2019/1392 Esas, 2019/1856 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairenin 28.09.2021 tarih 2020/788 Esas, 2021/4800 Karar sayılı kararı ile; davanın muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açıldığı, derdest dosya olarak kabul edilen İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/515 Esas sayılı dosyasının muris Ali tarafından davalı ... aleyhine çekişmeli tapusuz taşınmaza yönelik gabin hukuksal nedenine dayalı olarak açıldığı, dayanılan hukuki sebepler ve taraflar yönünden farklılık gösteren dosyasının eldeki dava bakımından HMK'nın 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde belirtilen derdestlik koşulu kapsamında değerlendirilemeyeceği, tapusuz taşınmazlara ilişkin iddia yönünden 01.04.1974 tarih ½ sayılı İBK’nın uygulanma yeri olmadığı, terditli tenkis isteği bulunduğundan bu yönde inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 2 nolu bağımsız bölüm yönünden karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, tapusuz taşınmaz yönünden tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, tenkis isteğinin kabulü ile 1.396.264,20 TL’şer tenkis alacağının davalılardan 10.11.2022 tercih tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın istinaf incelemesine gönderilmesi gerektiğini, tereke hesabında pasif tereke 4.500,00 TL'nin neye göre hesaplandığının belli olmadığını, Suadiye’deki taşınmazın hesaba dahil edilmemesi gerektiğini, raporun hatalı olduğunu, bedelin yüksek belirlendiğini, güncel değerin de hatalı tespit edildiğini, taşınmaza ilişkin belediyeye davalılar tarafından yapılan ödemenin ve murisin ehliyetli olduğuna ilişkin alınan raporun dikkate alınmadığını, boşanma davasını kötü muamele gördüğünden açtığını, taşımazın devrinde bedel ödendiğini, aynı devre ilişkin İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/515 Esas sayılı dosyasında zilyetlik sözleşmesinin feshi ve iptali talepli davanın derdest olduğunu, Suadiye 527 ada 23 parsele ilişkin iddiaların yerinde olmadığını, annelerinden kaldığını, muris ve davacının burada oturduğunu tahliyeye ilişkin ihtar üzerine eldeki davanın açıldığını, 06.08.2015 tarihli rapora itirazın değerlendirilmediğini, yeniden rapor alınması gerektiğini, raporda güncel 6.500.000 TL değer biçildiğini, taşınmazın bu değerde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, davalı ...’ın temyiz itiazlarını tekrarla ...’da ki taşınmaza ilişkin dava dilekçesinde ve zilyetlik devrinin iptaline ilişkin dosyada davalı ... hakkında talep bulunmadığından reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davacı katılma yoluyla temyiz dilekçesinde, tapusuz taşınmazın tapusu oluştuğunu bu nedenle tapu iptali ve tescil kararı verilmesi gerektiğini, tapulandığı için değerinin daha yüksek olacağını, oluşan taşınmaza tedbir şerhi konulmasını, tenkis hesabında aleyhe kısımları kabul etmediğini, talebin davalılara ilişkin olduğunun dava dilekçesinden anlaşıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçeli
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; muris 1930 doğumlu ...’nun 01.11.2012 tarihinde ölümü ile geride eşi davacı ... ile ilk eşi Mürüvvet’ten olan çocukları davalılar Hakan ve Handan’ın mirasçı olarak kaldığı, dava konusu İstanbul ili, Karaköy ilçesi, ... Mahallesi 527 ada 23 parselde bulunan 2 nolu daire nitelikli taşınmazın tamamı Mürüvvet Ulusaloğlu adına kayıtlı iken 12.05.2011 tarihinde mirasçılarına intikalle ¼ payın muris ..., 3/8’er payın davalılar ... ve ... adına tescil edildiği, murisin adına kayıtlı payı aynı gün 37.000,00 TL bedelle davalılara eşit payla devrettiği, murisin İstanbul ili, ... ilçesi ... Mah. ... Cad. No:67 adresinde bulunan tapusuz dükkan nitelikli taşınmazını 18.05.2011 tarihinde 50.000,00 TL bedelle zilyetliği devir sözleşmesi ile davalılara devrettiği, dosya arasına alınan Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinin 30.04.2018 tarihli raporunda murisin 18.05.2011 tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konusu 527 ada 23 parselde bulunan 2 nolu daire nitelikli taşınmaza ilişkin davanın İlk Derece Mahkemesinin 12.07.2018 tarihli ve 2013/355 Esas, 2018/373 Karar sayılı kararı ile kabul edildiği, kararın yalnızca davacı tarafından tapusuz taşınmaza ilişkin olarak istinaf edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın da davacı tarafından temyizi üzerine Dairece dava konusu tapusuz taşınmaza ilişkin olarak inceleme yapılarak kararın bozulduğu, davalılar adına kayıtlı 2 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının davacının miras payı oranında iptali ile adına tescili kararının 28.09.2021 tarihinde kesinleştiğine ilişkin Mahkemece kısmı kesinleşme şerhi verildiği anlaşılmakla, 2 nolu bağımsız bölüme ilişkin iptal-tescil kararının davalılar tarafından istinaf veya temyiz edilmeyerek davacı yararına usuli müktesep hak oluştuğu gözetilerek davalıların bu taşınmaza ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
Öten yandan; davacının tapusuz taşınmazın yargılama sırasında 5831 ada 23 parsel olduğu Belediye Encümen Kararı ile davalılara satış suretiyle pay tescil edildiğinden tapu iptal ve tescile karar verilmesi gerektiğine ilişkin itirazlarının, bozma ilamında da belirtildiği üzere murisin tapusuz taşınmazdaki zilyetlikten ibaret olan hakkını devri elden bağış niteliğinde olup hiçbir şekle tabi olmayıp 01.04.1974 tarih ½ sayılı İBK’nın uygulanma yeri olmadığından, tapu iptali ve tescil isteğinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
Diğer taraftan; Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir.
Somut olaya gelince; yukarıda da değinildiği üzere bozma kararına uymakla Mahkemenin bozma kararında belirtildiği şekilde işlem ve araştırma yapma zorunluluğu bulunmaktadır. Ne var ki; Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi, yapılan araştırma ve inceleme de hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; bozma ilamından sonra taraf tanıklarının yeniden dinlenilmediği, bozmadan önce dinlenen tanık beyanlarında ise tenkis istemi yönünden uyuşmazlığı çözecek nitelikte beyanlarının alınmadığı, bir başka ifadeyle muris tarafından yapılan kazandırmaların 4721 sayılı TMK’nın 564/4. maddesi gereğince saklı pay kurallarını ihlal etme kastı ile yapılıp yapılmadığının sorulmadığı, murisin terekesinin aktif ve pasiflerinin tespit edilmediği (başka taşınmazları olup olmadığı, alacak, borçları vs.), hükme esas alınan 21.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda murisin pasif terekesinin 4.500,00 TL olarak belirtildiği ancak nasıl tespit edildiğinin açıklanmadığı, sabit tenkis oranın tespiti ile birlikte taşınmazın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı sorulmadan bedel tespitine geçildiği, davalılar seçimlik haklarını kullanmadan aynı raporda güncel değerde tespit edilerek ödenmesi gereken miktarın belirlendiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi; TMK’nın 565/4. maddesinde, mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmaların tenkise tabi olduğu düzenlenmiştir.
Tenkis (indirim) davası, mirasbırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümüyle bilinmesiyle mümkündür. Tereke, mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Kanun uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Kanun uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir (TMK m.564). Mirasbırakanın TMK'nın 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya TMK'nın 565. maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan değerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken TMK'nın 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK m.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 tarihli 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak nakdin ödetilmesine karar verilmelidir.
Hâl böyle olunca, temlikin saklı payı zedeleme kastı ile yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi için taraf tanıklarının yeniden beyanlarına başvurulması, saklı payı zedeleme kastının saptanması halinde yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca denetime elverişli tenkis raporu alınması, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yukarıda değinilen yönlere ilişkin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatıranlara iadesine,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden taraf vekilleri için 28.000,00'er TL duruşma vekalet ücretinin karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.