Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/3292 K.2025/1825
1. Hukuk Dairesi 2023/3292 E. , 2025/1825 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1928 E., 2023/413 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/150 E., 2021/43 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.04.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz edilen davalı vekili Avukat ... geldi. Davetiye tebliğine rağmen temyiz eden davacılar vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; mirasbırakanları ...’ün çalışmak için gittiği Cibuti’de bombalı saldırı sonucunda öldüğünü, mirasbırakanın kardeşi olan davalı ...'in mirasbırakan Cibute’ye gitmeden önce “….yurt dışına çıkıyorsun, ölüm var kalım var, eşin de yabancı, şu evini benim üzerime yap da ileride sıkıntı yaşama...” telkiniyle mirasbırakanı kandırarak dava konusu 2 nolu bağımsız bölümü adına tescilini sağladığını, mirasbırakanın davalının tehdit, korkutması ve hilesi sonucunda işlemi gerçekleştirdiğini, taşınmazın gerçek değeri ile satış değeri arasında fahiş fark bulunduğunu, mirasbırakana herhangi bir bedel de ödenmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mirasbırakan adına tescilini istemişler, davacılar vekili aşamada sunduğu 11.06.2015 tarihli dilekçesi ile davada hile hukuki nedenine dayandıklarını bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı; iddiaların doğru olmadığını, satışın gerçek olduğunu, dava konusu taşınmazı üzerinde konut kredisi sebebiyle konulan ipotek yüküyle birlikte devraldığını, taşınmazın bir kısım bedelini banka yoluyla bir kısmını ise elden mirasbırakana ödediğini, kredi taksitlerini kendisinin ödemeye devam ettiğini, hile ve korkutmanın söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.04.2019 tarihli ve 2017/12 Esas 2019/176 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakanın dava konusu taşınmazı davalı kardeşine devretmesinin muris muvazaası olarak değerlendirilmesi gerektiği, temlikin bedelsiz olduğu, gerçek bir satışın bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 08.06.2020 tarihli ve 2019/1387 E. 2020/534 K. sayılı kararıyla; davanın hile ve korkutma hukuki nedenine dayalı tapu iptal-tescil isteğine ilişkin olduğu, taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden harcın tamamlatılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle hüküm ortadan kaldırılarak dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mirasbırakanın davacı eşinin bilgisi dışında aile konutu olan dava konusu taşınmazını kardeşi olan davalıya devrettiği, mirasbırakanın işsiz kaldığı dönemlerde davalıdan borç aldığı ve davalı ile aralarında uzun süredir borç ilişkisinin olduğu, mirasbırakanın iş için Cibuti'ye gitmeden önce ekonomik yönden müzayaka halinde iken borç ilişkisinin de etkisiyle dava konusu taşınmazını davalıya devrettiği, bedeller arasında aşırı nispetsizlik olduğu, davalının satıcının zor durumundan faydalandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davada hile hukuki nedenine dayanıldığı, işlem ve mirasbırakanın ölüm tarihine göre davanın öğrenmeden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabulü gerektiği, ancak davacı tarafın mirasbırakanın hileye düşürüldüğü, davalının mirasbırakanı kandırarak taşınmazın adına tescilini sağladığı iddiasını TMK'nın 6. ve HMK'nın 190.maddesi kapsamında ispatlayamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince yeterli gerekçe içermeyen karar ile davanın reddine karar verildiğini, bedeller arasındaki fahiş farkın mirasbırakanın satışı iradesiyle yapmadığını gösterdiğini, satış işleminin mirasbırakanın zor durumundan yararlanarak yapıldığını, davalının mirasbırakana yardımcı olma karşılığında yanıltarak taşınmazı üzerine devraldığını, davalı tanıklarının beyanlarından mirasbırakanın satış sırasında zor durumda olduğunun bilindiğini, Cibuti’de çalışmaya başladığından itibaren borçlarını davalı kardeşine ödediğini, davalı tanığı ...’nin beyanına göre mirasbırakanın davalıya "eğer sen kredileri ödemezsen banka evi satacak, en iyisi ben sana satayım” dediğini, dolayısıyla mirasbırakanın kredi borcunu ödeyemeyeceğinden korkutuğu için müzayaka halinde taşınmazını sattığını, satışın gerçek olmadığını, davalının hile ile taşınmazı devraldığını, davalı tarafından mirasbırakana yapılan ödemeler kabul edilse dahi toplamda 82.000,00 TL ödemenin çok düşük olduğunu, mirasbırakanın yabancı uyruklu eşi ve iki çocuğunun Türkiye’de yaşadıkları evini davalı kardeşine devretmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, mirasıbarakan ...'ün 24.05.2014 tarihinde ölümü ile geride eşi ve çocukları olan davacıların mirasçı olarak kaldıkları, mirasbırakanın maliki olduğu 760 ada 4 parseldeki 2 nolu bağımsız bölümü 12.12.2013 tarihinde kardeşi olan davalıya satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 925,50 TL fazla alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.