Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1602 K.2025/1779
1. Hukuk Dairesi 2025/1602 E. , 2025/1779 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2009/29 E., 2019/6 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı ve temlik alan vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; 267 ada 124 parsel sayılı taşınmazdaki payını borcu nedeniyle teminat olmak üzere davalıya bedelsiz olarak devrettiğini ve borcun ödenmesi halinde taşınmazın geri verileceğine dair yazılı belge düzenlendiğini, temlikin muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuş; aşamada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 125. maddesinin uygulanması sonucu isteğini bedele dönüştürmüş; ... 12. Noterliğinin 09.12.2011 tarihli, ... yevmiye numaralı temliknamesi ile eldeki davadaki alacağını ...'e temlik etmiştir.
II. CEVAP
Davalı; taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece; iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Karara karşı davacı vekili tarafından süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 28.04.2008 tarihli ve 2008/117 Esas, 2008/5187 Karar sayılı kararıyla; taraflar arasında düzenlenen 06.08.2002 tarihli sözleşmenin 05.02.1947 tarihli, 20/6 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının aradığı yazılı belge niteliğinde bulunduğu, Borçlar Kanunu'nun 81. maddesi hükmü gözetilerek davacının, varsa davalıya olan borcu belirlenerek aynı borçtan kaynaklanan icra takip dosyası ve alacak dava dosyası da gözetilmek suretiyle mükerrer ödemeye sebebiyet verilmeksizin belirlenecek borcun davacı tarafından davalıya ödenmek üzere mahkeme veznesine yatırılması konusunda davacıya önel verilmesi, yatırıldığı taktirde davacının davasının kabul edilmesi, aksi takdirde davanın reddine karar verilmesi gerektiğine değinilerek karar bozulmuştur.
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından alınan borç taşınmazların değerinden mahsup edildiğinde davacıya ödenmesi gereken bakiyenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ve temlik alan vekili temyiz dilekçesi ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yapıldığını, davalının taşınmazların değerinden daha az miktarda para vermiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hakkaniyete, usul ve yasaya aykırı karar verildiğini belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı bedel isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 267 ada 124 parsel sayılı 27.752 m2, arsa nitelikli taşınmazın 501/27752 payı davacı ... Yapı İnşaat ve İnşaat Malzemeleri Mühendislik Taahhüt ve Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı iken temsilcisi dava dışı ... ... tarafından 15.11.2000 tarihinde 19.000.000.000 ETL bedelle, dava dışı 436 ada 48 parsel sayılı taşınmazda bulunan 27, 56, 61 ve 81 nolu bağımsız bölümlerin dava dışı ... ... adına kayıtlı iken 13.12.2001 tarihinde 15.575.000.000 ETL bedelle davalı ...’e devredildiği, davacı Şirket, davalı ... ve dava dışı ... arasında imzalanan 06.08.2002 tarihli protokole göre davacının davalıya 255.000,00 USD borçlu olduğu, borcunu 30.10.2002 tarihine kadar ödemeyi taahhüt ettiği, belirtilen tarihe kadar borcun ödenmesi halinde dava konusu taşınmazların davacıya iade edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Dava dışı ... ... tarafından eldeki davalı ... aleyhine 06.08.2002 tarihli protokolle devir edilen taşınmazların tamamı bakımından inançlı işlem hukuki nedenine dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açıldığı, Mahkemenin 15.04.2008 tarihli ve 2006/167 Esas, 2008/98 Karar sayılı kararıyla eldeki davaya da konu edilen 267 ada 124 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine, diğer taşınmazlara ilişkin davanın tefriki ve ... ilçesinde kayıtlı bulunmadıklarından yetkisizliğine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz isteğinde bulunulması üzerine Dairemizin 21.10.2021 tarihli ve 2021/8279 Esas, 2021/5925 Karar sayılı kararıyla, 267 ada 124 parsel sayılı taşınmaz bakımından davacı ...'ın tapu iptali ve tescil davası yönünden taraf sıfatının bulunmadığı anlaşıldığına göre bu taşınmaza yönelik davanın reddedilmesinin açıklanan gerekçe ile sonucu itibarıyla doğru olduğu, diğer taşınmazlar bakımından taraflar arasında inançlı işlem bulunmakla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 97. maddesi hükmü gözetilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerektiğine değinilerek kararın bozulduğu, Dairemizin geri çevirme kararı neticesinde Mahkemece, anılan bozma kararının henüz taraflara tebliğ edilmediğinin bildirildiği görülmektedir.
Öte yandan; davalı ... tarafından davacı Şirket ve dava dışı ... ... aleyhine 17.01.2005 tarihinde, 06.08.2002 tarihli protokole göre verilen 30.10.2002 vade tarihli, 255.000,00 USD bedelli bonoya dayalı olarak alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, eksikliğin giderilmesi için getirtilen Kadıköy 1. İcra Müdürlüğünün 2005/370 (yeni 2008/3724) Esas sayılı icra takip dosyasında en son alacaklı ... vekili tarafından 22.12.2023 tarihli dilekçe ile takibin kesinleştirilmesinin istendiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK’nın ‘’Davaların Birleştirilmesi’’ başlıklı 166. maddesinin ilgili fıkralarında; aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaların, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebileceği, davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantı var sayılacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı davalıya karşı açılan eldeki davanın konusunu oluşturan taleple Mahkemenin 2006/167 Esas sayılı davasındaki talebin aynı protokole dayalı olduğu, davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın bulunduğu, verilecek hükmün diğerini etkileyeceği tartışmasız olmakla anılan dava ile eldeki davanın birleştirilmesi, mükerrer ödemeye sebebiyet vermemek için aynı borçtan kaynaklanan icra takibinin sonucunun beklenmesi, daha sonra bozma kararlarımızda da belirtildiği üzere davalarda ileri sürülen inançlı işlem iddiasının gerçekleşmiş olduğu kabul edilerek 6098 sayılı TBK’nın 97. maddesi hükmü de gözetilip yanlar arasındaki alacak ve borç miktarının denetime elverişli bilirkişi raporuyla saptanması, mükerrer ödemeye sebebiyet verilmeksizin belirlenecek borcun davacı tarafından davalıya ödenmek üzere depo edilmesi konusunda davacıya önel verilmesi, bu husus yerine getirildiğinde sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ve temlik alan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
07.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.