Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/3480 K.2025/9700

🏛️ 2. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3480 📋 K. 2025/9700 📅 17.11.2025

2. Hukuk Dairesi         2025/3480 E.  ,  2025/9700 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/45 E., 2025/495 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma- Velâyet- Ziynet ve Çeyiz Eşyası
İLK DERECE MAHKEMESİ : Iğdır 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/576 E., 2023/368 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek vekili tarafından davanın kabulü, davacı kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi ve miktarı, davacı kadının kabul edilen çeyiz ve ziynet eşyası alacağı ve velayet yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Kanunda aksine bir hüküm olmadıkça tarafların her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (4271 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi). Kural olarak ispat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir . (6100 sayılı Kanun'uun 190 ıncı maddesinin birinci fıkrası) Davacı kadın dava dilekçesinde, şiddete uğradığı için kendisine takılan ziynet eşyalarını evde bırakarak evi terk etmek zorunda kaldığını iddia etmiş, davalı erkek ise davacının bu iddiasını reddederek davacının evi terk ederken ziynet eşyalarını yanına aldığı savunmasında bulunmuştur. Bu hali ile davacı kadın şiddet sebebiyle evi terk ederken zaruret içerisinde olduğunu ve ziynet eşyalarını yanına almadığını ispat yükü altındadır. Ziynet eşyası rahatlıkla saklanılabilen taşınılabilen, götürülebilen türden eşyalar olduğu için evden ayrılmayı tasarlayan kadının götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi, evden ayrılırken üzerinde götürülmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyasının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Dosya kapsamında toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; tanık beyanlarından davacının daha önce evi terk ettikten sonra eve döndüğünde altınların kendisinde olduğunun, yine ...'nin ve tanık ...'nın beyanlarından davacının evi terk ettiğinde davalının şehir dışında olduğunun ve kadının yanında kendi yakınlarının bulunduğunun anlaşıldığı,
davacının evi terk esnasında şahsi eşyalarını ve bebeğinin beşiğini alabilecek kadar zamanın olduğu bu hali ile yakın bir tehlikenin varlığından bahsedilemeyeceği, karine olarak ziynetlerin kendisinde olduğu bu hali ile davacının üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediğinin kabulü gerekir. Hal böyle iken Mahkemece davacının iddiası ispat edilemediğinden ziynet alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne dair hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadının ziynet alacağı davasının kabulü yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının kadının ziynet alacağı davasının kabulü yönünden BOZULMASINA,
3.Davalı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.