Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/8617 K.2025/9369
2. Hukuk Dairesi 2025/8617 E. , 2025/9369 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/905 E., 2019/1698 K.
DAVA TÜRÜ : Nüfus Kayıtlarının Düzeltilmesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/28 E., 2018/221 K.
Taraflar arasındaki nüfus kaydının düzeltilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kesin olarak başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından İlk Derece Mahkemesine verilen 19.03.2019 tarihli karar düzeltme talebini içeren dilekçe ile Bölge Adliye Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli, 2018/1814 Esas, 2018/1738 Karar sayılı kararının düzeltilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince 05.04.2019 ek kararla; ''Davacının 19.03.2019 tarihli talebinin, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nin 2018/1814 Esas, 2018/1738 Karar sayılı ve 27.12.2018 tarihli kararının kesin olduğu, İstinaf başvurusu kesin olarak reddedildiği ve bu karara karşı karar düzeltme yasa yolu bulunmadığından talebinin reddine," karar verilmiştir.
Ek kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 29.11.2019 tarihli, 2019/905 Esas, 2019/1698 Karar sayılı karar ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacının Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı tavzih talebinde bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 12.02.2020 tarihli ek karar ile davacının tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.02.2020 tarihli ek kararının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02.12.2021 tarihli, 2021/5787 Esas, 2021/9108 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir.
Davacı karar düzeltme talep etmiş; Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararların temyizi üzerine Yargıtayca verilen karara karşı karar düzeltme kanun yolu bulunmadığından, davacının 29.12.2021 - 06.01.2022 tarihli dilekçeleri hakkında Dairemizce yapılacak bir işlem olmayıp dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
...’nün 05.08.2022 tarihli yazısı üzerine dosya Dairemize gönderilmiş ve davacı tarafın talep dilekçesi dosyaya eklenmesi üzerine dosya içeriğine göre Dairemizce yapılacak işlem bulunmadığından dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine 15.02.2023 tarihinde karar verilmiştir.
Davacı tarafından tekrar talep dilekçesi verilmesi üzerine bu sefer Dairemizin 09.11.2023 tarihli kararı ile Dairemizce yapılacak işlem bulunmadığından dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.
Davacı tarafından tekrar talep dilekçesi verilmesi üzerine bu sefer Dairemizin 21.02.2024 tarihli kararı ile Dairemizce yapılacak işlem bulunmadığından dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.
Davacı tarafından tekrar talep dilekçesi verilmesi üzerine bu sefer Dairemizin 07.11.2024 tarihli kararı ile Dairemizce yapılacak işlem bulunmadığından dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.
Davacı tarafından tekrar talep dilekçesi verilmesi üzerine bu sefer Dairemizin 13.02.2025 tarihli kararı ile Dairemizce yapılacak işlem bulunmadığından dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.
Davacı tarafın tekrar talep dilekçesi dosyaya sunmuş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Somut olayda taraflar arasındaki nüfus kaydının düzeltilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacının talebini inceleme görevinin "İdari Yargıda" olduğu, bu durumda davacının davasının esasını inceleme görevinin "Adli Yargıda" olmadığı belirtilerek davanın "USULDEN" reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar hem Bölge Adliye Mahkemesi hem de Yargıtay tarafından doğru bulunarak "KESİNLEŞMİŞTİR". Davacı tarafından davanın yetkili ve görevli idari yargı merciinde açılması yerine sürekli olarak karar düzeltme talepli dilekçe verilmesinde hukuki bir yararı da bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta kesinleşen iş bu karara karşı yapılacak bir itiraz yolu "KANUNDA" yoktur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda, istinaf ve temyiz olmak üzere iki olağan kanun yolu öngörülmüştür. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenen karar düzeltme müessesine ise yer verilmemiştir. Buna rağmen birçok dosyanın, “olmayan bu kanun yolu” üzerinden yeniden Yargıtay’a gönderildiği sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Hak arama hürriyeti veyahut mahkemeye erişim hakkı kapsamında Dairemize intikal ettirilen bu tür dosyalar, Dairemiz esasına kaydedilmekle, müteakiben gelen birçok dosyanın, temyiz inceleme sırasını ötelemenin yanı sıra, kararın kesinleşme sürecini de akamete uğratarak lehine karar verilen tarafı da mağdur etmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Dürüst Davranma” kenar başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrası “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.” hükmünü amirdir. Dolayısıyla bölge adliye mahkemelerinin fiilen devreye girmesinden sonra daha önceden istinaf ve temyiz denetiminden geçen bir kararın her ne ad altında olursa olsun yeniden Yargıtay gündemine taşınması kötüniyetli kanun yolu başvurusu addedilip, talebin reddinin yanısıra, para cezası tayinini de gerektirir. Müzakereler esnasında; “karar düzeltme ve buna bağlı kötüniyetli başvuruyla ilgili bir yaptırım düzenlenmediğinden ceza tayininin hukuka aykırı olacağı" tezi de dile getirilmiştir. Ne var ki olağan kanun yollarından olan temyiz ve istinaf taleplerinin kötüniyetli yapılması halinde bile ceza öngören kanun koyucunun, kanunda hiç yer almayan “karar düzeltme” yoluna özel yaptırım getirmemiş olmasının yegane sebebi böyle bir müessesenin kanun metninde yer almamasından kaynaklanmaktadır. Doğal olarak kanun metinleri, bünyesinde düzenleyip tarif ettiği hususlara ilişkin hükümler koyar. Bünyesinde barındırdığı denetim yollarının kötüye kullanılmasını düzenler. Aksi hal, kanun yapma tekniğine de aykırı düşecektir. Dolayısıyla kanunda hiç yer almayan ve dolayısıyla kötüniyetin en bariz şekilde tezahür ettiği bu halin yaptırımdan muaf tutmanın kanunun özü ve ruhuyla bağdaşmayacağı şeklinde tezahür eden çoğunluk görüşüyle, dilekçe reddinin yanısıra cezai müeyyideye bağlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, 6100 sayılı HMK'nın "Kötüniyetle istinaf yoluna başvurma" başlıklı 351. ve "Kötüniyetle temyiz" başlıklı 368. maddelerinin atıfta bulunduğu "Kötüniyetle veya haksız dava açılmasının sonuçları" başlıklı 329. madde metninin özünde, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanıldığı tüm halleri kapsadığı anlaşıldığından kötüniyetle maddi hataya dayalı karar düzeltme yoluna başvuran davacı asılın dilekçesinin reddi ile aleyhine para cezasına hükmedilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Davacının talep dilekçesinin REDDİNE,
2.Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi üzerine Yargıtayca verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi mümkün olmayıp karar düzeltme talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı HMK'nın 368. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 329/2 maddesi hükmü uyarınca maddi hataya dayalı karar düzeltme talep eden davacı asılın takdiren 5.000,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,
Peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Para cezasının İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.