Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/7587 K.2025/9307

🏛️ 2. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/7587 📋 K. 2025/9307 📅 03.11.2025

2. Hukuk Dairesi         2024/7587 E.  ,  2025/9307 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/429 E., 2024/758 K.
DAVA TÜRÜ : Evlenmenin Yokluğunun Tespiti
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy 2. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/621 E., 2023/693 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından hükmün tamamı yönünden temyiz edilmiş olup davacı ... vekili tarafından temyize cevap dilekçesi ile duruşma talep edilmiş olmakla kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyize cevap dilekçesi ile duruşma talep eden davacı ... vekili Avukat ... ile karşı taraf temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı ... vekili, müvekkilinin resmi nikah sırasında evlendirme memuru huzurunda bulunmadığını, imza atmadığını ve evlenme iradesini açıklamadığını ileri sürerek evlenmenin kurucu unsurlarının bulunmaması sebebiyle evlenmenin yokluğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi “... evlenme sırasında evlendirme memuru huzurunda bulunmadığı ve evlenmeye uygun bir irade açıklamasının olmadığı, evlenme defterini onun yerine bir başka şahsın imzaladığı” gerekçesiyle davanın kabulüne ve evlenmenin yokluğunun tespitine karar vermiştir. Davalı kadın vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Karar davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmüne yer verilmiştir. Bir hakkın tanınmasındaki amaca aykırı kullanılması ve bu kullanımda kullanan bakımından hiçbir meşru menfaat olmaması veya menfaatin çok küçük olması durumunda hakkın kötüye kullanılması söz konusu olur. Objektif iyiniyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kuralını düzenleyen 2 nci madde, bir kimsenin başkasını zarara ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanmasını Kanun'un korumayacağını belirtmiştir. Hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının amacı, hâkime özel ve istisnai hâllerde adalete uygun düşecek şekilde hüküm verme olanağını sağlamaktadır. Anılan Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki kuralla kanunun ve hakkın mutlaklığı ilkesine istisna getirilmiştir.
Somut olaya gelince; tarafların 21.05.2003 tarihinde evlendikleri, düğün töreni yaptıkları, 20 04... doğumlu iki ortak çocuk sahibi oldukları, ... SGK kayıtlarından evlilik birliği içinde sürekli ve düzenli çalışma kaydının bulunduğu, resmi kurumlara evli ve çocuklu olduğunun yansıdığı ve buna bağlı olarak tüm sosyal ve ekonomik haklardan yararlandığı, kadın tarafından 09.10.2019 tarihinde açılan boşanma davasına kadar evlilik akdi kapsamında tarafların 16 yıl boyunca fiilen birlikte yaşadıkları, kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açtığı boşanma davasından hemen sonra davacı ... 08.11.2019 tarihinde eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davacı ..., Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmi nüfus kayıtlarında evli olarak kayıtlı bulunduğunun başından beri bilgisi dahilinde olduğu ve davalı kadın tarafından açılan boşanma davasına kadar evliliğin yokluğu yönünde bir iddia ileri sürmediği, on altı yıl boyunca evliliği fiilen sürdürdüğü, evlilikten iki ortak çocuğun doğduğu ve evliliğin tüm sorumlulukları ile haklarından faydalandığı bu süreçten sonra, eşinin boşanma davası açması üzerine resmi nikaha ilişkin bilgisinin olmadığı yönündeki beyanına itibar edilmesi hukuken mümkün olmayıp açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Hakkın tanınmasındaki amaç, bireylere meşru menfaatler sağlamak olup; bu hakkın, bir kimseyi zor duruma sokmak veya kanundan doğan yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla kullanılması, dürüstlük kuralına tamamen aykırıdır. Açıklanan sebeplerle ve yasal düzenleme gereğince hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunması mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
28.000,00 TL vekâlet ücretinin davacı ...'dan alınarak kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren davalı ...'a verilmesine,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.