Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/1980 K.2025/9284

🏛️ 2. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1980 📋 K. 2025/9284 📅 03.11.2025

2. Hukuk Dairesi         2025/1980 E.  ,  2025/9284 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/650 E., 2025/84 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 3. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/618 E., 2024/354 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, kadının boşanma davasının kabulü, velâyet, iştirak ve yoksulluk nafakası ile bağımsız velâyete yönelik karşı davası hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Davalı- karşı davacı erkeğin, kadının boşanma davasının kabulüne yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde;
Feragat yetkisi bulunan davalı-karşı davacı erkek vekili, 20.02.2025 tarihli dilekçe ile boşanma kararına yönelik temyiz talebinden feragat ettiğini açıkça, kayıtsız ve şartsız olarak bildirmiştir. Bu durumda, davalı-karşı davacı erkek vekilinin kadının boşanma kararına yönelik temyiz başvurusunun feragat sebebiyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı- karşı davacı erkek vekilinin velâyet talebi ile açılan karşı davaya yönelik temyiz dilekçesinin incelenmesinde;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 382 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (13) üncü alt bendinde boşanma davasından bağımsız açılan velâyete ilişkin davalar çekişmesiz yargı işlerinden sayılmıştır. Aynı Kanunun 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar kesin nitelikte olup, bu kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamaz. Bu nedenle davalı- karşı davacı erkek vekilinin bağımsız karşı velâyet davası yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı- karşı davacı erkek vekilinin reddedilen yönler dışındaki temyiz itirazları yönünden temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı- karşı davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragraflar kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Velâyet düzenlemesi yapılırken göz önünde tutulması gereken temel ilke “çocuğun üstün yararı"dır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. Çocuğun üstün yararını belirlerken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Anne ve babanın yararları, boşanmadaki kusurları, ahlâki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 2 nci ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 üncü ve 6 ncı maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerinin alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine de karar verilmesi mümkündür. Somut olayda; davacı-karşı davalı kadının velâyeti anneye verilen ortak çocuk ...'nın babanın yanında kalması hususunda anlaştıklarına ve çocuğun babanın yanında kaldığına dair 09.09.2024 tarihli Sosyal Araştırma Raporu'nda beyanda bulunduğu, yine davacı-karşı davalı kadın vekilinin ortak çocuk ...'nın velâyetinin babaya verilmesi hususunda anlaştıklarına ve iştirak nafakasının kaldırılmasına ilişkin 20.02.2025 tarihli beyan dilekçesi sunduğu, davalı-karşı davacı erkek vekilininin de istinaf ve temyiz dilekçelerinde ortak çocuk ...'nın babanın yanında kaldığına ilişkin beyanda bulunduğu ve yine davalı-karşı davacı erkek vekilinin ortak çocuk ...'nın velâyetinin babaya verilmesi hususunda anlaştıklarına ve iştirak nafakasının kaldırılmasına ilişkin 20.02.2025 tarihli beyan dilekçesi sunduğu anlaşılmıştır. Velayet kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında hakim tarafından ortaya çıkan koşulların değerlendirilmesi ve res'en dikkate alınması gerekir. Çocuğun menfaati gerektirdiğinde velayet sahibi değiştirilebilecektir. Bu durumda yapılacak iş; velâyeti kendisine verilen anne yanında yaşamadığı belirtilen yaşı itibarıyla idrak çağında bulunan ortak çocuk ...'nın ve ebeveynlerin velayet konusunda görüşünü almak ve gerek görülmesi halinde yeniden inceleme ve rapor istenip tarafların barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarına göre ortak çocuk ...'nın sağlıklı gelişimi için ebeveynlerinden hangisi yanında kalmasının çocuğun menfaatine olacağının tespit etmek, idrak çağındaki çocuğun beyanı, kadın vekilinin ve erkek vekilinin yukarıda bahsedilen beyan dilekçeleri ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Açıklanan nedenlerle tüm bu hususlar değerlendirilerek ortak çocuk ... yönünden velâyet hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 175 inci maddesi gereğince yoksulluk nafakası talebinin kabul edilebilmesi için nafaka alacaklısının daha ağır kusurlu olmaması şartı ile birlikte boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünün de belirlenmesi gerekir. İlk Derece Mahkemesince sosyal ve ekonomik durumları ile paranın alım gücü dikkate alınarak kadının lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de yoksulluk nafakası yönünden erkeğin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davalı- karşı davacı erkek vekili istinaf ve temyiz dilekçelerinde kadının dosyaya gelen sosyal ekonomik durum araştırmasında kadının işçi vasfında çalıştığının bildirildiğini beyan etmiştir. Dosya içerisindeki 07.02.2024 tarihli sosyal ekonomik durum araştırmasında da kadının işçi olup 19 günlük çalışması olduğu bildirilerek tutanağa Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet dökümünün eklendiği anlaşılmakla; Mahkemece yeniden usulünce tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının SGK kayıtları da dikkate alınarak etraflıca araştırılarak, kadının sürekli ve düzenli bir işte çalışıp çalışmadığının, çalıştığının tespit edilmesi halinde, çalışması karşılığında elde ettiği gelirin düzenli ve sürekli olup olmadığının, kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunup bulunmadığının, tarafların gelir durumlarının birbirlerine yakın veya denk olup olmadığının araştırılarak sonuca göre kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, bu konuda eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı- karşı davacı erkek vekilinin, boşanma kararına yönelik temyiz dilekçesinin feragat sebebiyle REDDİNE,
2.Davalı- karşı davacı erkek vekilinin, velâyete ilişkin karşı davası hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararına yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE,
3.Davalı- karşı davacı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl davadaki velâyet düzenlemesi ile kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,
b.İlk Derece Mahkemesi kararının asıl davadaki velâyet düzenlemesi ile kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden davalı-karşı davacı erkek yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre ortak çocuk ...'ya ilişkin iştirak nafakasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
c.Davalı-karşı davacı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.