Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/1105 K.2025/8070

🏛️ 2. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1105 📋 K. 2025/8070 📅 30.09.2025

2. Hukuk Dairesi         2025/1105 E.  ,  2025/8070 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/287 E., 2024/2210 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 2. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/322 E., 2023/290 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- karşı davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl boşanma davasının reddi, reddedilen yoksulluk nafakası ve erkek lehine kabul edilen manevî tazminat yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dava, taraflarca karşılıklı olarak açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davasıdır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları belirtilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş, hüküm davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, erkeğe yüklenen kusurların, kadının 12.10.2021 tarihinde sunduğu karşı davaya cevap dilekçesinde ileri sürülen vakıalara ilişkin olduğu, erkeğin karşı dava dilekçesinin kadına 17.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği, kadının, karşı davaya cevap dilekçesini 12.10.2021 tarihinde süresinden sonra sunduğu bu nedenle, bu dilekçede ileri sürülen vakıaların erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, kadının dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların ise erkeğe kusur olarak yüklenmediği ve kadının kusura yönelik istinaf talebinin bulunmadığı, erkeğe yüklenen kusurlu davranışların süresinde sunulmayan karşı davaya cevap dilekçesindeki vakıalara ilişkin olması nedeni ile gerekçeden çıkarılmasının gerektiği, bu durumda boşanmaya neden olan olaylarda kadının tam kusurlu olduğu, gerçekleşen kusur durumuna göre asıl davanın kabulüne ilişkin kararın doğru olmadığı gerekçesi ile davalı- karşı davacı erkeğin kusur tespiti ve asıl davanın kabulüne yönelik istinaf talebinin kabulü ile bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm tesisine karar verilmiş, hüküm; davacı- karşı davalı kadın vekili tarafından; kusur belirlemesi, asıl boşanma davasının reddi, reddedilen yoksulluk nafakası ve erkek lehine kabul edilen manevi tazminat yönünden temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinin davalıya tebliğinde, davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceğinin ihtarının gerektiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 122. maddesinde düzenlendikten sonra aynı süreye “Cevap dilekçesini verme süresi” başlıklı 127. maddesinde tekrar yer verilerek “cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır…” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Bu aşamada vurgulamak gerekir ki; 6100 sayılı Kanun'un 122. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere cevap süresi, Kanun tarafından düzenlenmiş kesin bir süre hâline getirilmiştir.
Bu hakkını kullanmayan, yani süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılacaktır (6100 sayılı Kanun md.128).
6100 sayılı Kanun'un “Cevap dilekçesinin içeriği” başlığını taşıyan 129. maddenin 1. fıkrasının (e) bendinde savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin cevap dilekçesinde bulunması gerektiği belirtilmiştir.
Tarafların ikinci dilekçelerini verme usulleri de ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup davacının, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesini; davalının da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesini verebileceği belirlenmiştir (6100 sayılı Kanun md.136).
6100 sayılı Kanun'un “Cevap dilekçesini verme süresi” başlığını taşıyan 127. maddesinde, cevap dilekçesini verme süresinin, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta olduğu, ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebileceği, ek cevap süresi talebi hakkında verilen kararın taraflara derhâl bildirileceği belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışında somut olay incelendiğinde; erkeğin karşı dava dilekçesinin davacı- karşı davalı kadın vekiline 17.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği, cevap süresinin son gününün 01.10.2021 olduğu, kadın vekilince 01.10.2021 tarihinde yasal süresi içinde karşı dava dilekçesine karşı ek cevap süresi verilmesi için Mahkemeden talepte bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince 04.10.2021 tarihli ara kararla kadın vekilinin talebinin kabulü ile kadının karşı dava dilekçesine cevap verme süresinin (ilk itirazlar hariç olmak üzere) yasal cevap verme süresi bitiminden itibaren iki hafta süreyle uzatılmasına karar verildiği, ara kararın tebliğ edildiği, bu durumda cevap süresinin son gününün 15.10.2021 günü olduğu, davacı- karşı davalı kadın vekilinin karşı davaya cevap dilekçesini yasal süresi içinde 12.10.2021 tarihinde sunduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, erkeğin karşı dava dilekçesinin kadına 17.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği, kadının, karşı davaya cevap dilekçesini 12.10.2021 tarihinde yasal süresinden sonra sunduğu, erkeğe yüklenen kusurların kadının 12.10.2021 tarihinde sunduğu karşı davaya cevap dilekçesinde ileri sürülen vakıalara ilişkin olduğu, bu dilekçede ileri sürülen vakıaların erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği ve bu nedenle erkeğe yüklenen kusurlu davranışların gerekçeden çıkarılmasının gerektiği belirtilerek, kadının tam kusurlu, erkeğin kusursuz olduğu kabul edilmişse de, davacı- karşı davalı kadın vekili tarafından karşı davaya cevap dilekçesinin Mahkemece 04.10.2021 tarihli ara karar ile verilen ek cevap süresi içinde sunulduğu ve yasal süresinde olduğu, kadının iddia ettiği vakıalara süresi içinde bu dilekçesi ile usulüne uygun olarak dayandığı anlaşılmıştır. Hal böyle iken Bölge Adliye Mahkemesince kadın vekili tarafından sunulan 12.10.2021 tarihli karşı davaya cevap dilekçesi süresinde kabul edilerek ve sunulan karşı davaya cevap dilekçesi içeriği de dikkate alınarak, istinaf itirazlarının incelenerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken açıklanan bu hususlara riayet edilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebi ve bozma kapsamına göre tüm talepler hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiğinden tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.