Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/47 K.2025/7771

🏛️ 2. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/47 📋 K. 2025/7771 📅 24.09.2025

2. Hukuk Dairesi         2025/47 E.  ,  2025/7771 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1199 E., 2024/1433 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Polatlı 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/260 E., 2023/632 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı -davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, kadının davasının kabulü, velâyet, aleyhine hükmedilen yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminatlar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı-davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğundan bahisle her iki davanın da kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiş, kararın davacı-davalı erkek vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar yukarıda sınırlandırıldığı şekilde davacı -davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta Mahkemece her ne kadar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden erkek hakkında kadın tarafından ileri sürülen “ters ilişki” iddiasının, tanık beyanları ve diğer delillerle ispatlanamadığı anlaşılmış olup, bu husus davacı -davalı erkeğe kusur olarak yüklenemez. Öte yandan kadının evin temizliği ve müşterek çocuğun bakımıyla ilgili sorumluluklarını yeterince yerine getirmediği, bu suretle birlik görevlerini ihmal ettiği sabit görülmüştür. Bu durumda davacı -davalı erkeğin; kendilerine ait ortak evleri olmasına rağmen, evliliklerinin büyük çoğunluğunda erkeğin annesinin sağlık problemleri nedeniyle, erkeğin ailesinin evinde kaldıkları, ancak bu durumun çok uzun süreli bir hal alarak kalıcı bir duruma dönüştüğü, erkeğin ortak evin ihtiyaçlarını karşılamadığı, müşterek evin ihtiyaçlarının erkeğin babası tarafından karşılandığı; kadının ise erkeğe ve erkeğin babasına karşı ''sen bana karışamazsın, sen kaç paralık adamsın'' gibi sözler söyleyerek saygısızlık yaptığı, telefon üzerinden başka erkeklerle sohbet ederek güven sarsıcı davranışta bulunduğu, evin temizliği ve müşterek çocuğun bakımıyla ilgili sorumluluklarını yeterince yerine getirmediği, bu suretle birlik görevlerini ihmal ettiği sabittir. Buna göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı kadının ağır, davacı-karşı davalı erkeğin ise az kusurlu olduğu gözetilmeden, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek erkeğin kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının, erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayla maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin yasal koşulları kadın yararına gerçekleşmemiştir. O halde Mahkemece kadının yasal koşulları oluşmayan maddi ve manevi tazminat talebinin reddi gerekirken hatalı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde isteğin kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4.4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesine göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda yoksulluk nafakası isteyen kadının, erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayla yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin yasal koşulları kadın yararına gerçekleşmemiştir. O halde Mahkemece kadının yasal koşulları oluşmayan yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekirken hatalı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde isteğin kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası yönünden erkek yararına BOZULMASINA,
3.Davacı-davalı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.