Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/9072 K.2025/7722

🏛️ 2. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/9072 📋 K. 2025/7722 📅 23.09.2025

2. Hukuk Dairesi         2024/9072 E.  ,  2025/7722 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/34 E., 2024/189 K.
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 2. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/379 E., 2024/200 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm asli müdahil vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden asli müdahil ... vekili Avukat ... ile karşı taraf davacı ... vekili Avukat ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık Duruşmaya başlandı. Davalı ... vekilinin mazeret dilekçesi gönderdiği görüldü. Usul ve yasaya uygun bulunmayan davalı vekili Avukat ...'in mazeretinin reddine karar verildi. Açık yargılamaya devam olundu. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asli müdahil vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Asli müdahilin diğer temyiz itirazlarının incelemesinde;
Öncelikle, TMK'nin 236/1. maddesi uyarınca, mal rejiminin tasfiyesine yönelik davalar eş veya mirasçıları tarafından diğer eş veya mirasçılarına karşı açılabileceği düzenlenmiştir. Ancak TMK'nin 241. maddesi eş veya mirasçıları dışında istisnai olarak üçüncü kişilere karşı dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Diğer yandan, kural olarak mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (TMK md. 235/1). Ancak edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken "eklenecek değerler" de göz önünde bulundurulur. TMK'nin 229. maddesine göre; eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilir.
Bu tür uyuşmazlıklarda; öncelikle, davalı eş tarafından TMK'nin 229. maddesinde sayılan amaç ve doğrultuda kazandırma veya devrin yapılıp yapılmadığı araştırılıp belirlenmelidir. Mahkemece, karşılıksız kazandırma veya devrin yapıldığının anlaşılması durumunda, söz konusu mal mevcut kabul edilerek yapılan hesaplamada davacı-davalı tarafın katılma alacak hakkının olup olmadığı, varsa miktarı saptanarak davalı-davacı eşten tahsili yönünde hüküm kurulmalıdır.
Karşılıksız kazandırma veya devrin yapıldığının tespit edilmesi halinde, işlemin (tasarrufun) iptaline karar verilemez ve üçüncü kişi davalı olarak gösterilse dahi bu aşamada davacı lehine hüküm altına alınan katılma alacağından sorumlu tutulmaz. Sadece, üçüncü kişi hakkında TMK'nin 229. maddesindeki amaç ve doğrultuda lehine kazandırma veya devrin yapıldığının tespit edilmesi ve tasfiye sırasında borçlu eşin mal varlığı ya da terekesinin borcu ödemeye yetmediğinin anlaşılması durumunda, sonradan üçüncü kişi aleyhine TMK'nin 241. maddesine göre eksik kalan miktarla sınırlı olarak alacak davası açılabilecektir. Başka bir anlatımla, borçlu eşin mal varlığı veya terekesi tasfiye borcunu ödemeye yetiyorsa, hiçbir zaman lehine kazandırma yapılan üçüncü kişi davacıya ödenecek katılma alacağından sorumlu tutulmayacaktır.
Son olarak, kural olarak mal rejimi sona erdiğinde eşlerin ya da mirasçılarının tasfiye davası sonucunda katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı hakları doğar. Eşlerden birine ait mal varlığında, diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebi söz konusu olamaz. Mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp şahsi alacak hakkıdır (TMK md. 227/1, 231, 236/1, YİBGK'nun 07.10.1953 tarih ve 1953/8 Es., 1953/7 K. sayılı kararı).
Somut olayda, eşler 30.12.1989 tarihinde evlenmiş, 20.09.2016 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 24.06.2019 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Kanun md.10, TMK md. 202/1). Tasfiye konusu taşınmaz davalı erkek adına 01.12.2010 tarihinde satın alınmış olup boşanma dava tarihinden sonra 03.07.2018 tarihinde asli müdahile satış yoluyla devredilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca; Mahkemece, TMK'nin 236/1. maddesi uyarınca mal rejiminin tasfiyesine yönelik davaların eş veya mirasçıları tarafından diğer eş veya mirasçılarına karşı açılabileceği ve somut olayda tasfiye konusu taşınmaz boşanma dava tarihinde mevcut olduğundan TMK'nin 229. maddesi uyarınca eklenecek değer ve buna bağlı olarak TMK'nin 241. maddesi hükümlerinin uygulanmasının da mümkün olmadığı göz ardı edilerek davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki, sonuç olarak Mahkemece asli müdahalin davası yönünden kararı hatalı ise de, mal rejiminin tasfiyesine yönelik davalar eş veya mirasçıları tarafından diğer eş veya mirasçılarına karşı açılabileceğinden asli müdahilin hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken ve bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, HMK'nin 370/4. maddesi hükmü gereğidir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Asli müdahil vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Asli müdahil vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Duruşma için takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin ..'den alınarak asli müdahil ..'e verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.