Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2022/962 K.2023/6152

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/962 📋 K. 2023/6152 📅 02.11.2023

1. Hukuk Dairesi         2022/962 E.  ,  2023/6152 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1131 E., 2021/1249 K.
DAVA TARİHİ : 25.06.2019
HÜKÜM/KARAR : Ret/Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/213 E., 2021/112 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... İli,...İlçesi, ...Mahallesi çalışma alanında bulunan 531 ada 17 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalı ... adına tespit edildiğini, ancak taşınmazın tespit tarihiden geriye doğru yaklaşık 80 yıllık süre boyunca, öncelikle davacının dedesi Hasan Karaduman, sonra babası...Karaduman ve en sonunda da davacıların zilyetliğinde olduğunu ve devamlı olarak ekildiğini, diğer mahalle sakinlerinin de taşınmazı davacının rızası dahilinde kullanarak hayvanlarını otlattıklarını ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın dayanaksız olduğunu, kadastro tespitine itiraz edilmediğini, davalı kurumun taşınmaz üzerinde uzun yıllardır zilyetliğini sürdürdüğünü belirterek davanın reddini istemiştir.
Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını, taşınmazın mera nitelinde olup özel mülkiyete konu olamayacağını, ... İli’nin büyükşehir olması nedeniyle hangi alanların il hangi alanların ilçe belediyelerine ait olduğunun meclis kararı ile belirlendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre davanın ispatlanamadığı, davacı tarafın yargılama sırasında 2 tanığını dinletmekten vazgeçtiği, mevcut delillere göre davaya konu taşınmazın davacıların mirasbırakanları ve davacılar tarafından ekilip biçildiği ve kesintisiz şekilde zilyetlikleri altında bulundurulduğu hususunun doğrulanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tanıklarının taşınmazın davacılar ve mirasbırakanları tarafından patates ekilmek suretiyle kullanıldığını beyan ettiklerini, davanın kanıtlandığını, etrafının çit ile çevrildiğinin sabit olduğunu, mahalli bilirkişilerin taşınmazı kendi menfaatleri doğrultusunda kullandıklarını ancak komşu parsellere ilişkin dahi bilgilerinin olmadığını, mahalli bilirkişilerin mirasbırakan Bahri’yi tanımamalarının mümkün olmadığını, taraflı beyanda bulunduklarını, mahalli bilirkişilerin aynı köyden seçilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece yapılan keşifte mahalli bilirkişilerin davacıların taşınmazları kullandıklarını görmediklerini beyan etmeleri ve tanıkların beyanlarından taşınmazın 50 yıl gibi uzun bir süredir davacılar tarafından kullanılmadığının anlaşılması, öncesinde ise mirasbırakanları tarafından kullanılıp kullanılmadığı hususunun ise net olarak bilinmemesi karşısında çekişmeli taşınmazın davacıların mirasbırakanları veya kendilerinin zilyetliğinde olduğunun, davacılar açısından edinme koşullarının oluştuğunun ispatlanamamasına göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki hususları tekrarlamış, 05.09.2023 tarihli ek beyan dilekçesi ile Mahkemece verilen karardan sonra davaya konu taşınmazın davacıların mirasbırakanları adına kayıtlı tapular kapsamında kaldığının anlaşıldığını, dilekçede yer verilen 7 farklı tapu kaydının celbi ile taşınmaza uygulanması gerektiğini, davacılarının mirasbırakanlarının davaya konu yerde birden fazla taşınmazı bulunup kimilerini bizzat kimilerini üçüncü kişiler vasıtasıyla kullandıklarını, kadastro tespiti sırasında yurtdışında bulunduklarını, yapılan keşfin zilyetlik hükümlerine dayalı olduğunu, tapu kayıtları uygulanmadığından mağduriyetlerinin oluştuğunu, eksik incelemeyle karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastrodan önceki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü ve 17 nci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının d bendi, 115 inci maddesi, 190 ıncı maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dosyanın incelenmesinden; davaya konu 532 ada 17 parsel sayılı taşınmazın çayır vasfı ile ...Belediyesi adına 12.12.2008 tarihinde tespit edildiği, kadastro tespitinin 26/06/2009 tarihinde kesinleştiği, 26.06.2014 tarihinde tahsisen devir ile davalı ... adına tescil edildiği, davanın ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olduğu anlaşılmıştır.
3. Bilindiği üzere; TMK’nın 599 uncu maddesi hükmü uyarınca miras, mirasbırakanın ölümüyle ve terekenin açılmasıyla mirasçılarına geçer ve mirasçılar terekedeki mallar (menkul-gayrimenkul) üzerinde bu tarih itibarı ile hak sahibi olurlar. Mezkur Kanun’un 640 ıncı maddesi hükmü gereğince birden çok mirasçının bulunması halinde, mirasın intikaliyle paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Böylece, mirasçılar terekeye elbirliği mülkiyeti ile sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere terekeye ait haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. TMK'nin 701 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmüne göre elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Bir başka ifadeyle tereke üzerindeki hak sahipliği ortaklardan tek başına hiçbirine ait olmayıp hak sahibi olan ortaklıktır. Bu yasal düzenlemelere göre miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, terekedeki paylar ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece mirasçıların terekeye giren mallar (menkul-gayrimenkul) üzerinde somut ve bağımsız payları mevcut değildir.
4. Mirasbırakanın mülkiyet hakkına dayanılan ve terekeye karşı yapılan haksız fiil niteliğindeki davalar dışında terekeye karşı üçüncü kişi konumundaki kişiler aleyhine açılacak ve malvarlığının terekeye döndürülmesi istemini içerek davalarda terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca mirasçılardan birisinin terekeye iade şeklinde dava açması halinde de tüm mirasçıların muvafakatlarının sağlanması, aksi takdirde terekenin atanacak temsilci marifetiyle davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerekeceği tartışmasızdır.
5. Somut olayda, davacıların mirasbırakan dedeleri...ve babaları...Karaduman’dan gelen zilyetliğe dayandıkları, dava dilekçesinde taşınmazın adı geçen mirasbırakanlardan sonra davacılar tarafından kullanıldığı belirtilmekle birlikte taşınmazın davacılara ne şekilde intikal ettiğine dair bir açıklamanın bulunmadığı, herhangi bir akdi ilişki yahut taksimden söz edilmediği, davacıların dava dışı kardeşlerinin bulunduğu, yapılan keşifte taşınmazın yalnızca davacılara intikal etmesini gerektirecek bir hukuki nedenin dinlenen yerel bilirkişi beyanlarıyla kanıtlanamadığı, davacılar vekilinin mahallinde yapılan keşif sırasında terekeye döndürme taleplerinin bulunmadığını, yalnızca davacıların miras payı oranında tapu iptali ile tescil talep ettiklerine dair beyanda bulunduğu, terekeye iade isteminin bulunmadığı davada aktif husumetin sonradan tamamlanabilecek dava şartlarından da olmadığı anlaşıldığına göre yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davanın öncelikle davacıların aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle reddi gerekmekte ise de verilen karar netice itibariyle doğru olduğundan ve bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi bu şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi Kararının gerekçesi açıklandığı şekilde düzeltilmek suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.11.2023 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.