Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/7862 K.2025/5686

🏛️ 2. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/7862 📋 K. 2025/5686 📅 02.06.2025

2. Hukuk Dairesi         2024/7862 E.  ,  2025/5686 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/388 E., 2024/484 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 19. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/395 E., 2022/758 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın reddi, kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat, tedbir ve yoksulluk nafakası, reddedilen maddi ve manevi tazminat talapleri, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri yönlerinden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-davalı erkeğin aşağıdaki paragraflar kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflarca 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına uyarınca açılan karşılıklı boşanma davasında İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması neticesinde, erkeğin tamamen kusurlu olduğu gerekçesi ile davalı-davacı kadının birleşen boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine, davacı-davalı erkeğin asıl davasının reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı-davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın reddi, kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat, tedbir ve yoksulluk nafakası, reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri yönlerinden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı-davalı erkeğin istinaf başvurusunn esastan reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı-davalı erkek tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle temyiz yoluna başvurulmuştur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Eldeki davadan önce davalı-davacı kadın tarafından 4721 sayılı Kanun'nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına uyarınca erkeğe karşı 24.11.2020 tarihinde Ankara 19. Aile Mahkemesinin 2020/1272 Esasında kayıtlı boşanma davasının açıldığı, davacı-davalı erkeğin de karşı boşanma davası açtığı, kadının ve erkeğin bu davalardan 26.01.2021 tarihinde feragat ettikleri, bu nedenle asıl ve karşı davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmeksizin 01.03.2021 tarihinde kesinleştiği, feragat beyanı ile kadının eşini affettiği veya en azından hoşgörü ile karşıladığının kabulü gerektiği, o tarihten sonra taraflar arasında yeni bir vakıa olduğunun ispatlanmadığı, kadının tanığı ...'in boşanma davaları geri çekildikten sonra tarafların birleşip bir hafta kadar birlikte yaşadıklarını, ancak aralarında her ne yaşandıysa tekrar boşanma davası açıldığını, o bir haftalık süreçte tarafların ne yaşadığını ise bilmediğini beyan ettiği, dinlenen diğer tanıkların ise sözlerinin bir kısmının geçmişse yönelik, soyut, sebep ve saiki açıklanmayan ve feragat beyanı öncesinde yaşanan vakıalara yönelik olduğu, bir kısımın ise feragat beyanından sonraya ait olup olmadığı belli olmayan yer ve zaman içermeyen genel, soyut beyanlar olduğu anlaşılmakla; 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı olarak açılan davada davacı-davalı erkeğin ve davalı-davacı kadının kusurları ispat olunamamıştır. Durum böyleyken davalı-davacı kadının davasının reddine karar verilmesi gerekirken; yetersiz gerekçeyle boşanma kararı verilmesi doğru değilse de; kadının davasında verilen boşanma hükmü erkek tarafından istinaf edilmeyerek kesinleştiğinden bu husus bozma nedeni yapılmamış; yanlışlığa değinilmekle yetinilmiş olup Mahkemece hatalı değerlendirme ile erkeğin tamamen kusurlu olduğuna karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere, tarafların herhangi bir kusurlu davranışının ispat edilmediği anlaşılmıştır. Kusursuz ya da az kusurlu eş kusurlu olan diğer eşten tazminat isteyebileceğine ve davacı-davalı erkeğin kusurlu bir davranışı ispatlanamamış olduğuna göre davalı-davacı kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca maddî ve manevî tazminata hükmedilme koşulları gerçekleşmemiştir. Hal böyle iken davalı-davacı kadının maddî ve manevî tazminat talebinin reddi gerekir iken hatalı kusur belirlemesi yapılması ve bu hatalı kusur belirlemesine göre kadın yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
4.Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. 4721 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre, yoksulluk nafakasının toptan ve durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Yoksulluk nafakasının toptan ya da irat biçiminde ödenebilmesine karar verilebilmesi için, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile ödeme gücü ve isteklerinin göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Toplanan delillerden kadının herhangi bir geliri ve mal varlığının bulunmadığı ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği ispatlanmış ise de, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, evlilikte geçen süre, ortak çocuklarının olmaması ve yaşları da dikkate alındığında kadın lehine, 4721 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin birinci fıkrası dikkate alınarak, "hakimin takdir yetkisi" çerçevesinde yoksulluk nafakası yönünden bir defaya mahsus olmak üzere "toptan ödeme" yönünde karar verilip verilemeyeceği hususu değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat ve yoksulluk nafakası yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat ve yoksulluk nafakası yönünden erkek yararına BOZULMASINA,
3.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davacı-davalı erkeğin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatıranlara geri verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.