Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/7998 K.2025/5688

🏛️ 2. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/7998 📋 K. 2025/5688 📅 02.06.2025

2. Hukuk Dairesi         2024/7998 E.  ,  2025/5688 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2190 E., 2024/1016 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sürmene Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2021/235 E., 2023/284 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri ile tedbir nafakası davasındaki vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
1.Davacı-davalı kadın vekilinin, tedbir nafakası davasındaki vekâlet ücreti yönünden temyiz dilekçesinin incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre kabul edilen ve temyize konu edilen toplam ziynet alacağı miktarı Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle davacı- davalı kadın vekilinin tedbir nafakası davasındaki vekâlet ücretine yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı-davalı kadın vekilinin reddedilen yön dışında diğer yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma ve tedbir nafakası davasının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince davacı-davalı kadının evlenmeden önce eşine ve ailesine bipolar bozukluk hastası olduğunu söylemediği, doktorun çocuk sahibi olmaması gerektiğini kadına söylemesine rağmen kadının bunu bile bile çocuk sahibi olduğu, davacı-davalı kadına yönelik başka kusurların ispat edilemediği, davalı-davacı erkeğin ve annesinin kadına 'hastasın, sen delisin, senden doğacak çocuk da delidir, bu çocuk sakat doğacak' dedikleri, davalı-davacı kocanın, davacı-davalı kadını ittirdiği, kayınvalidesinin de davacı-davalı kadını ittirdiği ve vurduğu, böylece evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle karşı davanın ve birleşen boşanma davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Kararın davacı-davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri ile tedbir nafakası davasındaki vekâlet ücreti yönünden istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "tarafların ilk davanın açılma tarihi olan 30.09.2016 tarihinden itibaren ayrı yaşadıkları, kadının bu dava yönüyle ileri sürdüğü hususlara yeni bir şey eklemediği, yani boşanmayı gerektirecek yeni bir kusurun isnat ve ispat edilemediği, erkeğe izafe edilen kusurların, ilk davada tartışılıp reddedildiği, buna rağmen davacı kadının evine dönmediği ve ailesinin yanında yaşamaya devam ettiği ve kusurlu olduğu, haliyle kadın tarafından boşanma öncesi açılan tedbir nafakasına hükmedilmesine ilişkin davanın reddi ile tedbir nafakasına bu dava tarihi itibariyle hükmedilmemiş olmasında isabetsizlik olmadığı, esasında kadın tarafından açılan davanın reddinin gerektiği, kadına izafe edilen evlilikten önce hastalığını gizleme olgusunun ancak evliliğin butlanı davasında ileri sürülebileceği, yani evlilikten önce olan hususların boşanma davasına konu edilemeyeceği, bunun yanında evlenen kadının, çocuk sahibi olmak istemesinin de tabii olduğu, haliyle kadına bu hususların kusur olarak yüklenmesinin yerinde olmadığı ancak bu hususun da sonuca müessir olmadığı" gerekçesi ile davacı-davalı kadının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri ile tedbir nafakası davasındaki vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yeniden kusur belirlemesi yapılarak gerekçe kısmında "kadına izafe edilen evlilikten önce hastalığını gizleme olgusunun ancak evliliğin butlanı davasında ileri sürülebileceği, yani evlilikten önce olan hususların boşanma davasına konu edilemeyeceği, bunun yanında evlenen kadının, çocuk sahibi olmak istemesinin de tabii olduğu, haliyle kadına bu hususların kusur olarak yüklenmesinin yerinde olmadığı" demek suretiyle kadından kusurlarını çıkarmış olmasına rağmen kadının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olmakla gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır. Hal böyle olunca yaratılan bu çelişki tek başına bozma sebebi oluşturduğundan kararın münhasıran bu sebeple bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı-davalı kadın vekilinin tedbir nafakası davasındaki vekâlet ücretine yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2.Davacı-davalı kadın vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.