Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/8488 K.2025/4766

🏛️ 2. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/8488 📋 K. 2025/4766 📅 08.05.2025

2. Hukuk Dairesi         2024/8488 E.  ,  2025/4766 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1905 E., 2024/1250 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 5. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/58 E., 2023/422 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı karşı davacı kadın vekili tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat miktarları ve yoksulluk nafakasının reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflar arasında karşılıklı açılan boşanma davalarında İlk Derece Mahkemesince boşanmaya sebep olan olaylarda davacı karşı davalı erkeğin ağır, davalı karşı davacı kadının az kusurlu olduğu gerekçesi ile her iki davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, davacı karşı davalı erkeğin manevi tazminat talebinin reddine, davalı karşı davacı kadın yararına nafaka ve tazminatlara hükmedilmiştir. Kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı karşı davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, kadın yararına takdir edilen tazminatların arttırılmasına, tarafların diğer istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş, karar davalı karşı davacı kadın vekili tarafından yukarıda gösterilen sebeplerle temyiz edilmiştir.
Dosyanın yapılan incelemesinde; İlk Derece Mahkemesince davalı karşı davacı kadına mesleği konusunda erkeği yanılttığı kusuru yüklenerek davacı karşı davalı erkeğin boşanma davasının kabulüne karar verilmişse de; davacı karşı davalı erkeğin karşı davaya cevap dilekçesinde resmi nikahlarının kıyıldığı günün akşamında kadının mimar olmadığını, hala öğrenci olduğunu öğrendiğini, kadının yalvarması ve son bir şans istemesi üzerine durumu kabullendiğini ve yuvası bozulmasın diye son bir şans verdiğini beyan ettiği, bundan sonra evliliğin devam ettiği, bu şekilde davalı karşı davacı kadının bu kusurunu affetmiş en azından hoşgörü ile karşılamış olduğu; affedilen veya hoşgörülen olayların taraflara kusur olarak yüklenemeyeceğinden bu eylemin kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, kadının başkaca bir kusurunun da ispat edilmediği anlaşılmaktadır. Buna göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı karşı davacı kadın kusursuz, davacı karşı davalı erkek ise tam kusurludur. Bu durumda davacı karşı davalı erkeğin boşanma davasının kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Ne var ki kadının boşanma davasında verilen boşanma hükmü taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olup erkeğin boşanma davasının konusu kalmamıştır. Hal böyle olunca erkeğin boşanma davası hakkında konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek ve haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekâlet ücreti konusunda karar vermek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
3.Bölge Adliye Mahkemesince davalı karşı davacı kadının çalıştığı, düzenli ve yeterli gelirinin bulunduğu, boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği gerekçesi ile davalı karşı davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmişse de; davalı karşı davacı kadının SGK hizmet dökümünde sürekli işe giriş ve çıkışlarının olduğu, en son 22.03.2024 tarihinde çıkışının tespit edildiği, vekilinin de kadının çalışmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında Bölge Adliye Mahkemesince davalı karşı davacı kadının ekonomik ve sosyal durumu yeniden araştırılarak, kadının çalışıp çalışmadığı, sürekli ve düzenli gelirinin bulunup bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceği belirlenerek gerçekleşecek sonucuna göre yoksulluk nafakası talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken; bu konuda eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2) ve (3) numaralı paragraflarda belirtildiği üzere davacı karşı davalı erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi ve yoksulluk nafakası yönünden davalı karşı davacı kadın yararına BOZULMASINA,
2.Davalı karşı davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.