Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/10060 K.2025/4671
2. Hukuk Dairesi 2024/10060 E. , 2025/4671 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1951 E., 2024/1833 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Boğazlıyan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/202 E., 2024/203 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından 12.11.2024 tarihli ek karar ve asıl kararın tümü yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Davacı kadının 12.11.2024 tarihli ek karar yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Taraflar arasındaki ziynet eşyalarının iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince bir kısım ziynet eşyasının aynen iadesine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı kadının istinaf başvurunun esastan reddine, davalı erkeğin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin 12.11.2024 tarihli ek kararı ile kararın miktar yönünden kesin nitelikte olduğu gerekçesi ile temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir. Ek karar davacı kadın vekili tarafından yukarıda gösterildiği gibi temyiz edilmiştir. Temyiz istemi, temyiz konusu miktar veya değerin kesinlik sınırının altında olduğu gerekçesiyle davacı kadın vekilinin temyiz dilekçesinin reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 12.11.2024 tarihli ek kararına ve asıl karara ilişkindir. Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, kadının aynen iade talebinin bulunduğu ve Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihindeki altın kuru ile hesaplanan ve temyize konu edilen toplam miktar dikkate alındığında, kararın Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihindeki kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemeyeceğinden kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek kararın 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesine aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda temyiz dilekçesinin kesinlik sebebiyle reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 12/11/2024 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekmiştir.
2. Davacı kadının ziynet alacağına yönelik asıl karar yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın düğünde takılan altınların kendisine verilmediğini iddia etmiş, davalı erkek cevap dilekçesinde kadının ortak konuttan ayrılırken bahsi geçen altınlardan gerekli gereksiz harcadıklarının haricinde kalan altın veya ziynetleri yanında götürdüğünü erkeğin ya da ailesinin zilyetliğinde herhangi bir altın veya ziynet bulunmadığını ileri sürmüştür.
Dinlenilen davacı tanıklarının kadının evden kovularak gittiği, bir hafta sonra yakınları ile birlikte eşyalarını ve altınlarını almaya geldiğini, eşyaların olduğu yerde altınların bulunmadığını beyan ettiği, erkek tanığı olarak dinlenilen erkeğin yengesinin kadının evden ayrılırken altınların yanına almadığını, ancak her zaman yanında taşıdığı için giderken yanında götürdüğünü düşündüğüne dair beyanı birlikte değerlendirildiğinde kadının kovularak evden ayrıldığında ziynetlerinin üzerinde olmadığının kabulü gerekirken hatalı değerlendirme ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesinin 12.11.2024 tarihli temyiz başvurusunun reddine dair ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2) numaralı paragrafta belirtilen sebeple BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.