Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/975 K.2025/4618
2. Hukuk Dairesi 2024/975 E. , 2025/4618 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1192 E., 2023/1554 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/46 E., 2022/228 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, nafakaların ve tazminatların miktarı ve yoksulluk nafakasına toptan hükmedilmesi yönünden; davalı-davacı erkek vekili tarafından ise kadının davasının kabulü, zinaya dayalı birleşen davanın reddi, kusur belirlemesi, nafakalar, kadın lehine hükmedilen tazminatlar, erkeğin manevî tazminat talebinin reddi yönünden duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davalı-davacı ... vekili Avukat ... ile karşı taraf temyiz eden davacı-davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Anayasanın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” buyurucu hükmünü içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 inci maddesinde de kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 3 üncü bendine göre, mahkeme kararlarında iki tarafın sav ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur. Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında görülen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı asıl ve karşı boşanma davaları yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde erkeğin, kadına nazaran daha fazla kusurlu olduğu belirtilmiş ise de kadının kusuruna ilişkin gerekçe açıkça gösterilmemiş olup gerekçe yetersizdir. İlk Derece Mahkemesinin hangi delillerle sonuca ulaştığını değil, dayanılan delillerde yer alan hangi vakıanın kabul edildiğini Yargıtay denetimine elverişli şekilde gerekçeli olarak açıklaması zorunludur. Bu nedenle, yeterli gerekçeden yoksun ve denetime elverişli olmayacak şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.02.2010 tarihli ve 2010/1-86 Esas, 2010/108 Karar sayılı kararında da "...Yasa'nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddî olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddî olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur..." hususlarına yer verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, birleşen zina hukuki sebebine dayalı davada; "zina iddiasının Zonguldak'ta kalınan bir otele ilişkin olması nedeniyle otel kayıtları getirtilmiş, bunun dışında davacının bir başkası ile ilişkisinin olduğunu dair bir delilin bulunmadığı sadece davalı tanığının davacının telefonla konuşmasını duyduğuna yönelik beyanı da davalının yakın akrabası olması nedeniyle ayrıca aynı otelde kalmalarında sorun olmadığı cümlenin aynı odada kalınacak şeklinde değerlendirilemeyeceği, her ne kadar otelden gelen kayıtta tarafların o tarihte aynı odada kaldıkları belirtilmiş ise de; davacının bu iddiayı kabul etmediği, başka bir delil ve belgenin bulunmadığı zina suçunun oluşması için kesin ve inandırıcı delillere ihtiyaç bulunduğu ve mahkemece de bu yönde kanaat oluşmadığı" gerekçesiyle zina nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmişse de; gerekçenin Dairemiz içtihatlarına uygun olmayan ve çelişkili açıklamalardan ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince, gerekçe içerisinde çelişki yaratılmadan, 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine uygun biçimde, gerekli unsurları içeren bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Duruşma için takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin İlkim'den alınarak ... verilmesine, 28.000,00 TL vekâlet ücretinin de ... alınarak İlkim'e verilmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde yatıranlara geri verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi