Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2025/1582 K.2025/4376
2. Hukuk Dairesi 2025/1582 E. , 2025/4376 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1841 E., 2024/1905 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın bozma sonrasında yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, tazminat ve nafaka miktarları ile ıslah taleplerinin reddi yönünden; davalı erkek tarafından ise kusur belirlemesi ve tazminat miktarları yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmadığı gibi bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin de yeniden incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Islah kurumu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 176’ncı ve devamı maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Islah, davacı veya davalının, iddianın ve savunmanın değiştirilmesi yasağı kapsamındaki usul işlemlerini, karşı tarafın iznine ve hâkimin onayına bağlı olmaksızın belli kurallar çerçevesinde bir defaya mahsus olmak üzere düzeltmesini sağlayan bir usul hukuku kurumudur. Islahın zamanı ve şekli, 6100 sayılı Kanun'un 177 inci maddesinde düzenlenmiştir. İlgili maddenin birinci bendinde "Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir." hükmü yer almakta olup, Yargıtay'ın 04.02.1948 tarihli ve 1944/10 Esas, 1948/3 Karar sayılı, yine 06.05.2016 tarihli ve 2015/1 Esas, 2016/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları gereği uygulama bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı ve bozma sonrası ıslah taleplerinin reddi gerektiği şeklinde gerçekleşmiştir. Bununla birlikte 6100 sayılı Kanun'un 177 inci maddesinde yer alan ıslahın zamanı hususunda 22.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 18 inci maddesi ile açıklayıcı bir düzenleme getirilmiştir. Buna göre; birinci fıkradan sonra gelmek üzere ikinci fıkra olarak "Yargıtayın bozma kararından veya Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya İlk Derece Mahkemesine gönderildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz." hükmü getirilmiştir. Böylelikle kanunda öngörülen şartları sağladığı takdirde Yargıtay bozma kararı ve Bölge Adliye Mahkemesi gönderme kararından sonrada ıslah yapılabilmesi mümkün kılınmıştır.
3.Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasındaki boşanma davasında Bölge Adliye Mahkemesince davalı erkeğin tam kusurlu olduğu kabul edilerek davacı kadın lehine ferilere hükmedilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahmesince yeniden kusur belirlemesi yapılarak erkeğin ağır, kadın az kusurlu olduğu belirtilerek kusurun gerekçesinin düzeltilmesine,kadın yararına hükmedilen tazminatlar ile çocuk yararına hükmedilen tedbir ve iştirak nafakasının az olduğu gerekçesi ile artırılmasına, kadının yoksulluk nafaka talebi olmadığından karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Hükmün taraf vekillerince temyizi üzerine Dairemizce; erkeğin ağır kusurlu olduğu, kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
4.Bozma sonrası duruşmada davacı vekili, 16.12.2024 havale tarihli dilekçesini tekrar ederek, kadın lehine maddî ve manevi tazminat taleplerini arttırmak ve nafaka miktarlarını yükseltmek amacıyla kısmi ıslah talebinde bulunmuş olup Bölge Adliye Mahkemesince tahkikat yapılmadığı, bozma sonrasında ıslah yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle maddî tazminata yönelik ıslah talebi dikkate alınmamış ve yazılı şekilde karar verilmiştir. Oysa 6100 sayılı Kanun'un 176 ve devamı maddelerine göre, bozma sonrası yapılan yargılamada bozma ilamına uyulması ve duruşma yapılması suretiyle de tahkikat işlemi yapıldığına göre taraflarca ıslah talebinde bulunulması mümkündür. Hal böyle iken Bölge Adliye Mahkemesince, her ne kadar manevî tazminat ıslah ile artırılamayacak nitelikte ise de maddî tazminat talebi ıslah ile artırılabileceğinden usulüne uygun şekilde yapılan ıslah talebinin dikkate alınarak maddî tazminat talebinin takdir edilmesi gerektiği halde, yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2) numaralı paragrafta belirtildiği üzere kadın yararına hükmedilen maddî tazminat yönünden BOZULMASINA,
2.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.